
| 1. | haklı sitemkar. eline bir sopa almasını tavsiye ederim ama istemem (azwepsa, 27.09.2005 15:00) |
| 2. | kankilerin en balı, biricik kankiş. (serpigral, 07.10.2005 11:39) |
| 4. | kayıp yazar. eskilerden bir kanki.
nerdesin ey hüzünlü kalp? dönmez misin? (mylmz, 16.01.2007 15:43) |
| 5. | az yazıyor. üçüncü nesil yazar olmasına rağmen toplam giri sayısı beşinci nesil yazarlardan bile az. o derece yani.
az yazması kötü mü? işte buna cevabım hayır. az yazıyor ama öz yazıyor. bir bakıyorsunuz kaybolmuş, uzun süredir ortalıkta yok ama her kayboluşunun ardından geri dönüşü muhteşem oluyor. (jassmine, 17.04.2008 15:40) |
| 6. | 24 yılıma armağan olsun.gelsin 25.
uyarı : Çok kişisel ( kendi doğum gününü ilan etmek gibi olmasın.ama 25 az buz değil olum.çeyrek asır lan.bak 24 ü umursadım mı? ) İzlediği filmlerden etkilenen biri olarak her doğum günümde kimsenin o gün çaktırmadığı halde akşam eve gelip ışıklar açılınca ''iyi ki doğduuun'' nidalarıyla karşılaşma hayalim var.hiç olmadığı için hayal.belki olsaydı ,ne lan bu elektrikler mi kesildi der ortamı rezil edebilirdim.o kadar uygunsuz ve patavatsızım aynı zamanda. 8 mayısın uğursuz yalnızlığı oldu hep.bir hafta öncesinde başlıyor huzursuzluğu.buna rağmen o gün doğdum mutlu olayım gibi bi çabam da var.iki arada bi derede birden çok kişiliğimle oturup düşünüyorum; her gün binlerce doğan insan var.ne kadar normal.o günde bir çoğunun özel ilgi isteği olsa ve bu gerçekleşmese , aynı mutsuzluğa düşseler doğum günlerinde, her gün hemen hemen yüzlerce mutsuz insan oluyor.mutsuzluklarımızla en azından yalnız değiliz hobaa! o gün farklı olsun ne bileyim bi mucize çıkagelsin diye umutla beklerken kendimi hep gecenin en erken saatinde uyumuş buluyorum.daha balkabağına bile dönüşmeden en azından bir günlük, yakınlarımın arasında prenses muamelesi görme hakkım varken onu da hiçe sayıyorum.telefonumda, şanslıysam eğer birkaç iyi ki doğdun mesajı barınıyor sabah okuyuncaya dek.bi ufak sırıtışla , sesimi duymaktansa mesajı bir görev gibi belleyip mesajını atıp vazifesini yapan memur arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, sonra aynı görevi üstüme alarak. İş yerinde öğle saatlerinde bi pastayla aslında hiç hoşlaşmadığım mecburi iş disipliniyle birlikte olduğum insanlarla yaşasın ne kadar birlik beraberlikteyiz mesajıyla kutlama oluyor.o gün gerçekten sevdiğim insanlarla olmayı isterken hem de ne biçim sahte hayat anasını satiyim diye iç geçirip mumu üfleyip , ne diledin sourlarına yaaağ tekstil piyasası düzelsin maaşlarımız düzenli olsun allah patronu başımızdan eksik etmesin diye yanıtlayıp yine aynı iş yerinin sahte ortamına uygun bikaç palavra sallıyorum. İlk kez 25 yaşımı yaşayacağım için heyecanlıyım doğal olarak.25 den sonrasının çabuk geçtiğine dair söylemler var. 25 den öncesi kadar olamaz herhalde.insan 5 yaşında yonca evcimik dansı taklidini yaparken hatırlıyor kendini sonra bi bakıyorsun yonca evcimik in yaşına ilerliyorsun.bunlar ilginç şeyler,evet. bir daha hiç 25 olamayacağım.o yüzden bunu iyi değerlendirmeliyim diyorum kendime. 18 e gelmeden yapılacaklar listesine bi taraflarımla gülerken 25 e gelip o listeye hiç tik atmamış bir insan olarak bundan pişman mıyım? yoo kafam girsin cosmo kızlarına.iyi böyle iyi. bütün başarı hikayeleri var önümde.fatih in İstanbul u fethettiği yaşta çocuğum olacak nerdeyse.bütün bu 25 yıl öncesi dönüş muhasebesinde hep koca bi hiçlik duygusu yaşamak çok fena.ailedeki başarılı çocukları önüne tek tek sunan ebevynlere hak vermeye başlarsın.hakkatten ruşen amcanın oğlu sedat amerika ya beş kuruşsuz gidip şimdi dolarlarla oynuyor falan. ben ne yaptım sorularıyla beynimi didiklerken ölmüşe çare yoktur diye bundan sonrası için en azından ne yapabilirimlerle uğraşmam gerektiğini anlıyorum.ama biliyorum ki bu da sadece anlık.eminim 26da da aynı şeyleri düşünüp aynı kararları alıp sıfırlarımla yerime oturacağım.ben de böyleyim işte.bazen tutamadığım sözler veriyorum.kendimi bile kandırıyorum.sonra iki makas alıp yanağımdan, affettiriyorum kendimi kendime.kusura bakmazsanız en çok kendiyle zaman geçiren bir insan olarak bu kadar ilgiden mahrum bırakmamalıyım kendimi.yoksa şizofrenlikle falan alakası yok. ----çok acılı bi buçuk adana ----- annemin bile geçenlerde itiraf etmesi üzerine tamamen erkek doğar belki amaçlı dünyaya gelişimi karşı cinsle tamamlamam en az annemler kadar beni de memnun etmemişti esasen.şimdi kadınlığın bilmem kaç milyon zorluklarından bahsedip gayet feministsel yaklaşımlarla dırdır yapacak halim yok. bazen saçımdan bir tutam alıp dudak üstüne koyunca yakışıklı bir adam olacağımı hayal edip mutlu oluyorum.öyle avunuyorum hani erkek olsam bak süper adam olacaktım kız oldum ondan böyle.ama kadın ya da erkek bi halta benzemiyorum.bakma sen.ya güzel ya zeki olmalısın hayatta.ikisinin ortası bi boka benzemiyor.çok çektim ben.kaşlarım da bitişik emrahım ben. ---- su iç üstüne------ ---anılaaar şimdi gözümde canlandılaaar---- bi fotoğraf var dolabıma astığım.6 yaşım.elimi pastaya daldırıp ağzımı burnumu çikolata yaptığım. İşte yine öyle olasım var. dünya hiç şeyimde değil ,elalemin ne dediği kasımpaşa moduna geçip ağzımın yüzümün düzgünlüğüne bakmadan çocukça haşarılıklarda bulunayım.pişman olayım yine yapayım.daha o çocuk amcası diyip affetsinler. ben bundan zevk alayım.işin kötüsü çocuk değilim bu bir.ikincisi hala rejimdeyim!!!!!!!!!!!!!!! Çocuklarını dombili besleyen ailelere ibret olsun bu da. ----film şeridi koptu------ Şaka maka kaka hepsi geldi geçti. Şimdi ilerde ne olucak diye merakla beklemekteyim.çok acaip heyecanlıyım.kimlerle tanışacağım,kimin arkasından küfredeceğim kime dost diyebileceğim..şuan tam bir başlangıçtayım.sıfırlamışım hayatı.silmişim arkadaşı.dost mertebesine ulaşamazlardı hiç biri.tek övündüğüm kendimle ilgili ; benim dostum olmayı hak edememeleri gibi bi özgüven.Çok severdim lan sizi.birlikte ağlardık , bazen iyi espri de yapardım.kaçırdınız. beni de çok üzdünüz.şiş gözlerle bi müddet geçirdim.aklıma çok taktım sizi.siz mutluyken , ben ağlarken hayal ettim hep her şeyi.yine de mutlu olun istedim be. beni mutsuz etseniz de. neyse bu sefer girene çıkana kimlik kontrolü yapılacak.(pis laf oldu lan!) insan olmayan giremez mesela? bir 24 ü bitirip 25 e girerken ben , hayatımda başarılar dileyip başarının da paranın da içine edeyim diyip iç huzurumu bulup ne bileyim ferrarisini satan bilge kadar kçında pireler uçuşacak olgunluğa, mutluluğa ulaşmam dileğiyle diyorum kendime. zefuttirik nice yıllara.ama 95 falan olursan hiç çekilmezsin.yaşamak istediğin kadar yaşa,iyi yaşa,iyi hatırlan. Öptm, kib,by. (zefura, 08.05.2008 08:49) |
| 7. | 100 yaşına kadar yaşamasını dilerim desem, beddua etmiş gibi olucam* ama yaşamının ilk çeyreğinde bulamadıklarını umarım 2. çeyrek dahilinde sahip olur. nice mutlu yıllara!! (jassmine, 08.05.2008 09:10) |
| 8. | 25 olmuş, yaşlanıyor artık bir an önce rejim telaşından sıyrılıp deniz kenarında kendini göstermeli. organize sanayi, havlu bornoz... nereye kadar? (manha de carnival, 09.05.2008 12:40) |
| 9. | tanımadığım, ama özellikle gizli bir edebiyat hüznü ve coşkusunu aynı anda içinde eriten yazılarıyla tanır gibi olduğum yazardır. üçüncü beşinci nesil fark etmez, yazar gibi yazardır. (sinefilolog, 18.06.2008 17:49) |
| 10. | ne bedenini ne de ruhunu avuç içi kadar dünyaya sığdıramayan isyankar. isyanı daha çok kendine. hayatını kendisi için mi başkaları için mi yaşıyor bunu bir türlü çözemiyor. bu nedenle kendini suçluyor çoğu zaman. korkak olmakla suçluyor kendini ve savunmaya söz vermeden tekmeyi savuruyor son basamağa. her düştüğünde daha güçlü kalkıyor ayağa ama genç yaşına rağmen yoruldu. kime dert yansa karşısındaki seninki de dert mi deyip geçtiğinde dertlerini bir kez daha ortaya çıkmayacak şekilde gömüyor yüreğine ve anahtarını atıyor denize.
anahtarın bende küçük deniz kızı. senden habersiz okudum tüm yazdıklarını. * anahtarını yeniden istersen ben burdayım gömdüğün yüreğinde ellerimde ve hala çarpıyor biliyor musun? sen hala yaşıyorsun! (jassmine, 10.01.2009 00:34) |