itü sözlük mobil
bugün | dün | giriş

ad

knowing
1.nicolas cage ile kurgu bilim filmlerinin usta yönetmeni alex proyas’ı buluşturan film. melbourne avustralya’da çekildi. abd'de 20 mart 2009’da vizyona giriyor.

1959 yılında yeni bir ilkokulun açılış töreni için öğrencilerden gelecekle ilgili neler düşündüklerini resimlemeleri istenmiştir. bu resimler çelik muhafazalı bir kapsüle 50 yıl sonra açılmak üzere konulacaktır... bir kız öğrenci resim çizmek üzereyken garip, gizemli fısıltılar duyar ve resim yapmak yerine duyduklarını kağıda döker... tam 50 yıl sonra okulun bahçesi kazılır kapsül açılır ve resimler yeni öğrencilere heyecanlı, neşeli bir şekilde, görevli öğretmenler tarafından dağıtılır. ortada adeta bir festival havası vardır... caleb myles isimli öğrenci aldığı mektubu açtığında resim olmadığı ve kağıdın baştan aşağı rakamlarla dolu olduğunu görür şaşırır... bu durum caleb'ın babası olan öğretmen ted myles'ın (nicolas cage) gözünden kaçmamıştır... ted kağıdı dikkatle bakar ve bunun bir şifreleme sistemi olduğunu anlar. sayılar son 50 yıl içinde oluşan tüm büyük felaketlerin yerlerini, tarihlerini, hatta ölen kişi sayılarını yüzde yüz doğrulukla tutmaktadır.

meraklısına trailer da içeren resmi sitesi:
http://knowing-themovie.com/

türkçe altyazılı fragman:
http://www.dailymotion.com/...
(stylebrisbane, 01.09.2008 21:11)
2.fragmanda yer alan uçak düşme sahnesiyle , şimdiden merak uyandırmıştır . görsel efektlerin yanı sıra ilginç konusu da filmi cazibeli kılıyor. bekleyip göreceğiz.

(bkz: http://www.apple.com/...)
(cyclops1988, 19.09.2008 18:26)
3.uyarı: spoiler içerir..

sonunun istediğim gibi bitmesiyle götüm tavana vurdu.. her kurgu filminde uzaylılar ya da benzerleri gelir dünyayı ele geçirmeye çalışır ve bizimkiler olayı tersine çevirir dünyayı kurtarır vs.. bunda öyle olmuyor ve dünya ayvayı yiyor bizim ufaklıklar yaşam ağacının oraya gidiyor.. artık neresiyse.. ha unutmadan o son sahnedeki ağaç bana the fountain'daki ağacı hatırlattı nedense.. bilmiyorum bir alakası var mı.. sonu istediğim gibi bittiği için güzel film..
(abıefsun, 07.04.2009 00:56)
4.arkadaşım gitmeyin!


tamamı itibariyle din kavramının ekseninde oluşturulmuş yavan bir film.filmin ilk yarısı averaj seviyede devam ederken ikinci yarısının daha iyi olacağını düşünmüştüm.ancak film beklediğimden de kötü çıktı.nicolas abimize hiç yakıştıramadım bu tırt filmi.

------spoiler-----
en sonundaki dünyanın kavrulma sahnesi efekt açısından filmi biraz canlandırıyor o kadar.gerisi çöp.
------spoiler-----
(snail, 15.04.2009 09:35)
5.parama mı zamanıma mı yansam şaşırtan son zamanlarda izlediğim en kötü film. (gitmeyin gidilmesine izin vermeyin bakın anlatıyorum aşağıda onu okuyun da gitmeyin.)

***spoiler***

ben şimdi bu filme hiç konusunu filan bilmeden gitmiştim öncelikle olanlara hazırlıklı değildim. film önce bir korkutucu sesler duyan küçük, soluk benizli, düz saçlı kız klişesiyle açılışı yapıyor. sonra 50 yıl sonrasına gidip karısını yeni kaybetmiş duygusal bunalımını içkiyle boğmaya çalışan çocuğunu yalnız büyüten baba ve yaşına göre çok olgun oğlu mu dersiniz, asosyal arkadaşına sevgili ayarlayan kanka mı dersiniz, mistik olaylar ile bilim arasında kalan ateist kaka bilim adamları mı dersiniz her tür klişeye giriyor. sonra bir anda albino adamlar piyasaya çıkıyor nikılısçım bir bakıyor varlar, öte yana dönüp sonra tekrar bakıyo kayboluyolar ağızlarından ışık filan çıkıyor in miler cinmiler belli değil. hay allah ne olduk derken bu en baştaki kızın çocuğu ve onun küçük kızı karışıyor işe. sonra çok uygun bir şekilde astrofizikçi olan nikılısçım tarafından samaranın da katkılarıyla dünyanın yok olcağı anlaşılıyor hadi armageddon/deep impact arası bi yere düşüyoruz kaotik ortamlar filan. bu arada esas kadınımızın "ben kızım olmadan nasıl yaşarım" tadında bir serzenişi var bu duruma ki insanın "herkes ölcek dedik ya kadın daha ne sen kalcaksın mı dedik!" diye bohçasını alıp holivud yollarına düşesi geliyor. dünyanın yok olmasından kaçayım derken bu bizim küçük kız ve oğlanı albinolar kaçırıyor. o arada kadın ölüyor ki olaylara sonradan dahil olan nikılıs evladının peşini filan bırakıp kadının başına gidiyo "aym sori aym sori" diye hüzün doluyoruz. sonra çocukları buluyoruz albino adamların sırrı meydana çıkıyor. beklediniz di mi şeytan, melek bir şey olsunlar. hayır efendim kameralar gökyüzüne çevriliyor ve bir uzay gemisi beliriyor. hurra star wars derken nikılıs ve oğlu içinde resim olan kapaklı kolye vermeli hüzünlü bir veda yaşıyolar ve küçükler bozkırlarda neşeyle koşmak üzere uzaylılar tarafından götürülürken nikılıs imana geliyor yıllardır küs olduğu peder babasıyla barışıyor ve sarılmalarının üzerinden 5 dakika geçmiyor ki dünya patlıyor. tabi işte new york'un gezilmesi gereken yerlerinin nasıl çok pis yandığını patladığını görüyoruz o arada birer birer. film bu kadar işte. daha arada o kadar çok klişe var ki düşünün bu silsile tam iki saat sürüyor.

***spoiler***
(nighttimebird, 15.04.2009 23:25)
6.konu olarak çok yaratıcı olmamasına rağmen güzel sahnelere sahip ve izlenirse bir şey kaybedilmeyeceğini düşündüğüm film ki izledim ordan biliyorum.
(purplefrog, 16.04.2009 17:03)
7.şimdiye kadar izlediğim en iyi nicolas cage performanslı türkçe adıyla kehanet film. konusu itibariyle sinemada izlenmeye değmiyecek gibi görünse de bazı sıradışı efekt ve sahneler için bi bilgisayar ekranında izlenmemesini tavsiye ederim. çok sıkıldım, bu neydi denilecek bi film de değil zira. en son strangers' da da söylemiştim, bu dağ başında şatovari evlerde yaşadıkça başınıza gelmeyen kalmayacak arkadaş. yapmayın bunu. apartman dairesinde yaşayın. herşey çok daha güzel olucak eminim. dağ başında, ormanın ortasında nasıl gerilimsiz bir yaşam bekliyorsun? hiç bişey olmasa insan o pencereden dışarı baksa halisünasyon görür zaten. bi de minicik çocuğu 3 katlı evde, yukarda tek başına bırakıyorsun. yine çok soğukkanlı idi çocuk, dış sesleri dinliyor, babasına aktarıyordu. ben olsam o an orda hayata gözlerimi yummuştum. baba da pek bi cengaver idi. elleri titremesine karşın silahı ne idüğü belirsiz olan backstreet boys tarzı bi grup gence doğrultabildi.
filmin en heyecanlı kısmı, başlarda nicolas cage' in rakamlarla uğraşıp bir şeyler bulduğu heyecan dolu dakikalardı. arkasından çok güzel şeyler gelecek diye bekliyordum. yine de sonlardaki uzay mı, dünya mı, cennet mi karmaşası yaşadığım sahnelere rağmen güzeldi..
(absinthe, 17.04.2009 01:12)
8.hep bu beyazperde sitesindeki kendini sinema eleştirmeni sanan herif yüzünden ikinci perdesi ön yargılı izlenen film. güzel işte lan gidin eğlenin gelin. evde izlenmez bu film efektlere yazık etmeyin.
(sutdokmusjedi, 17.04.2009 01:15)
9.-izlememiş kişi okursa enteresan olabilir şeysi-

sadece uçağın düşme ve metro kazası sahneleri için bile sinemada izlenesi filmdir, yönetmeni buralarda tebrik ettim. ancak sonraları yönetmenin hayal gücüne bol bol küfür ettim. bunun sebebi ise filmlerde gördüğüm en sikko uzay gemisi ve uzaylılar ile karşılaşmamdır. son olarak neyse diyor, sonunun güzel -en azından sıra dışı- olması dolayısıyla geçer not veriyoruz...

-izlememiş kişi okursa enteresan olabilir şeysi-
(alemin doncusu, 17.04.2009 01:24)
10.fragman guzelliğine kapılıp yaklaşık 3 saatimizi boşa harcadığımız filmdir.ilk yarısı iyi olsa da ikinci yarı tamamen boş konu ve boş aksiyonlarla geçmiştir.kişisel göruşüm gidip sinemada izlenecek film değildir.
(yineyenidenkobalamin, 18.04.2009 19:05)
devamı
son