
| 1. | insanın sahip olduğu bir şeye artık sahip olmamasından, başarısızlığa uzanan arada aradığını bulamamayı da içeren olumsuzluklar için kullanılan kelime
kilo kaybetmek kimileri için iyi olabilir belki, onun dışında her kayıp moral bozar (greeen, 27.07.2004 01:47) |
| 2. | (bkz. her seçim bir kaybediştir) (tenekeci, 27.07.2004 01:51) |
| 3. | artık sahip olmamak (viola, 22.12.2004 08:52) |
| 5. | insanlar kaybetmekten ne kadar korksa da, hatta kaybetmemek için şereflerini ayaklar altına almaya, karşılarındaki insanların insan olduklarını göz ardı etmeye kalksalar da kimi zaman; bazen kazanmaktan çok daha iyidir kaybetmek.. (tenekeci, 13.06.2005 15:35) |
| 6. | kaybetmeye, hızla gelen bir göğüs pasını karşılar gibi davranmak gerekir. göğüs önde, topun sektikten sonra düşeceği yeri hesaplayarak. acır biraz belki, evet, ama top uzaklaşmalıdır. (shuduf, 27.09.2005 01:10) |
| 7. | bir şeyin gerçek değerinin anlaşıldığı durum (vatman, 19.10.2005 16:44) |
| 8. | güneşe rağmen kapkara görmektir. (perdue, 27.10.2005 14:45) |
| 9. | bir zamanlar ellerin vardı tuttuğum, soğuktu onlar hep, üşürdün o sonbahar akşamlarında ve ısıtmam için bana gelirdin. tüm sıcaklığımı ellerine adardım, adardım da gocunmazdzım hiç, yanımdaydın çünkü.
o uzun, dalgalı saçlarınla çok uzakten belli ederdin gelişini; her adım attığında bana doğru, kalbimdeki depremin şiddeti de artardı bana yaklaşmanla doğru orantılı olarak. yine çok uzaktan başlardım gözlerine bakmaya, hani şu koyu kahverengi, içinde benim boğulduğum. aramızda bir adımdan daha kısa bir mesafe olurdu, nefesini hissederdim yüzümde, bakışırdık senle, aslında bakmaktan çok görürdük gözlerimizdeki sevgiyi ve sadece o sevgi için yaşardık senle. tutardım ellerini, hep soğuktu onlar, ısınması için ellerini cebime sokardın, elin cebimdeyken el ele tutuşurduk, öyle ki alışkanlık olmuştu bizde bu, senin ellerin üşümese bile ellerimiz cebimdeydi hep, öyle yürürdük istiklalde, hani var ya şu cadde, yolda yürürken birbirimize bakmaktan tramvayın altında eziliyorduk nerdeyse, hani çamur olduğunda beraber küfrettiğimiz, yağmur yağdığında şemsiyemizi açmayıp yavaşça yürüdüğümüz. saçlarını öper koklardım hep, o uzun ve dalgalı, bazen kömür karası, bazen de kınalı saçlarını. bazen yüzümü kapatırdı onlar, kaşındırırdı ama çekmezdim yüzümden, senin saçlarındı onlar, bazen seni öpmek isterken ağzıma girerdi, bırakmazdım geri, hayrandım saçlarına. oynardım sürekli onlarla, dolardım parmağıma hep. yürürken dalgalanan, şaha kalkan o saçlar benim yanımda durulurdu. şimdi bana doğru adım atan biri yok. gözlerim görmez oldu gözlerini, göremez oldum gözlerinin içindeki sevgiyi. bir de o dalgalı uzun saçların var ya, onlar da yok artık. elimi cebimi atıyorum hep, belki arkamdan gelip biri elini cebime sokar ve elimi tutar diye. istiklalde sadece bunun için yürüyorum, affedersin beni belki de bir gün, o üşüyen ellerini ısıtmamı istersin benden diye. söyle bana, kim ısıtır o güzel ellerini, yoksa başkası mı var ellerini tutan, gözlerine sevgiyle bakan? ya sen de ona bana baktığın gibi bakıyor musun, şu hem utangaç hem sevgi dolu gözlerle? yok hayır, dayanmaz buna sadece senin için atan kalbim, durur bir anda. gitme sakın, hep kal orada. (bkz: kaybetmekten korkmak) (pastaci, 27.12.2005 01:38) |
| 10. | (bkz: kaybolmak) (diskonnektus erektus, 09.02.2006 14:15) |