
| 1. | insan ve hayvan bedeninin kemik çatısı. (benign, 18.09.2004 10:22) |
| 2. | insan vücuduna şeklini veren, çeşitli organlarımızı koruyan ve onlara destek olan kemik yapıya denir, 200-212 kemikten oluşur. 30 kadar yassı kemik kafatasımızı meydana getirir. göğüs kemiğinde 24 tane kaburga, kalp ve akciğerleri korur. 33 tane birbirine kenetlenen kemik, omurgayı oluşturur. (schatten, 10.11.2004 19:48) |
| 3. | filmlerde, masallarda korkutucu bir nesne gibi gösterilmeye çalışılan yapı. hepimizin içinde var, bir insanla tanıştığımızda "güzel kadın" veya "yakışıklı adam" demeden önce akla getirilesi kemikler birlikteliği. o iskeletin tepesindeki bol delikli yuvarlak şeyin içinde bulunandır önemli olan, dışını kaplayan deri kaporta değil. (aqua, 12.01.2005 01:37) |
| 4. | sadece canlılar için kullanılan bir kelime değildir, genel anlamda maddi bir varlığın temeline, destek mekanizmasına verilen addır aynı zamanda
(bkz: gemi iskeleti) (beatrice, 10.11.2005 20:57) |
| 5. | (bkz: iskeletor) (satanist travesti, 10.11.2005 20:59) |
| 6. | biraz müziklisi;
http://www.chezmaya.com/... (guenhwyvar, 31.10.2006 11:48) |
| 7. | etleri yok olmuş olup yalnız kemikten ibaret olan gövde. (s a t o, 10.07.2007 10:24) |
| 8. | insan ve hayvan bedenin taşıyıcı sistemi.
halihazırda canlı ve cansız her şeyin taşıyıcı sistemi de denebilir. bina iskeleti gemi iskeleti (püfü, 10.07.2007 11:03) |
| 9. | sen, ey tarih-i millet, ey şehâdetnâme-i ecdâd,
haber ver böyle günlerde, ederdin kimden istimdâd? uyan bir kerre bak mülke sen ey pürşân olan mazi, yıkıldı üstüne halin şu kanlı kirli enkazı. Şu binlerce zinâ-zâde vatan bâziçe olmuştur. ocak lardan esâs-ı devlete kundak konulmuştur. sunuldu millete zehrâb-ı şer câm-ı cehâletle, yed-i İblisi bûs etti eşekler hüsn-i niyyetle. mületevvestir bugün cümle devair siyn-ü zilletle, yazılmıştır vukûat-ı ahire hun-ı milletle. nezâretler, irâdetler verildi usta cavid e. o demde başladı aylıkları ehlince tezyîde. uyup her dâire kanuna çevrildi fırıldıklar, usûl-i darbı tuttu meclis-i milli de yardaklar. Çıkıp kürsi-i istikrâza keşkûl dest-i devlette, beyân-ı nutkeden bir cenfedâdır râh-ı millete. davul boynunda halkın, parsayı bir kaç şakıy toplar, ki onlar da cemâl, enver ile talât gibi hoplar. kaçarlar, dîdeden olmak nihân onlarca bir şey mi? vatan uğrunda tebdil-i mekân onlarca bir şey mi? sadedden çıktım amma hâtıra bir fıkra gelmiştir, eğer tasdi edersem de geçilmez, çünkü pek nâdir. var imiş çingenede bir ayı, bir de maymun, oynatır bunları gündüz üçü birden memnun. olarak avdet ederler ahıra her akşam, gel, yoğurtsuz durmazmış, acıkırmış bu ağam. yolda bir kâse yoğurdu alarak saklarmış, o çıkınca dışarı maymun onu haklarmış. her ne artarsa dibinde ayının çehresine, sürerek hem çekilirmiş köşede hücresine. kahveden vakti gelince çıkarak çingâne, uzanırmış, ahıra doğru, yoğurtla nâne. bir bakarmış ki içinde çanağın yeller eser, bu işi hangisinin yaptığını aklı keser; Öyle yâ işte na maymun, yatıyor başta yular, ağzını burnunu durmaz öteki vîra yalar. yapışırmış sobaya çingene işte o zaman, dayağı yer ayı maymun köşede hande-kûnân. Şu bir fıkra, fakat insan için şayân-ı ibrettir, gülüp de geçme, tetkik et, tamamen bir hakiykattir. adem abâd-ı mâziden gelir bir nevha-i efsüs, sımâh-ı millete çarpar, duyan kim? mevce-i kâbûs. bu halkın ruhunu, izanını boğmuş cehâletle, Çakal doğmuştur aslandan beşer şeklinde bir kitle. kanında kalmamış, ecdâdının aşâr-ı vicdânı, takılmış boynuna lavk-ı esâret, işte bürhanı. berât-ı acz-ü zillet cephesinde hilkaten mestûr, necât-û fevz-ü hürriyyet, zafer indinde hep menfûr. tereddüd gözlerinde bi kararîye işârettir, sözünden tab-bî rengi nükûle bir alâmettir. koşar ser-der hevâ her bir leîmin mâverâsından, nedir maksad sorulsa bî haberdir mâcerâsından. edâninin elinde şerre âlet, hakk-ı mazlûma, ocaklarda tüner her dem müşâbih bûm-ı meşûma. dilinde metu-i fetvâ-yı cinâyet vird-i dâimdir, zulümle kan akıtmak sanki dinî bir merâsimdir. belâ-yı kahr-u istibdada teşne şulesiz gözler, o kâbûs-ı girânı vuslat-ı canân gibi özler. ocakda and içirmişler bu hun- lisan-ı malüme, hep onlar âşinâ merkez deki esrâr-ı mektûme. biçer elbette kendi ektiğin herkes bu âlemde, bekaa yok sûr-ı şâdîde ve nâşâdî-i mâtemde. fakat kaanun-ı hikmette budur şer nâme-i defter; fazîlet muhyi-i şâdî, cehâlet mâteme müncer. esâs-ı pâydâri-i vatan, devlet adâlettir, maarif- ilm-ü fen, sanat, birer bâb-ı saadettir. belâ-yı cû ile endîşe-i ferdâ sokaklardan, temessül eylemiş, şekl-i ahâlide geçer her an. bütün gün milleti takib eder bir div-i nevmîdî, girer sakf-u cidârından büyûtun tayf-ı tehdidi. emeller tîşe-i gamla kazılmış hufrede medfün, gönül küskün, kararmış dîdeler, erbâb-ı hak mescûn. açılmış dest-i eytâm-u erâmil arş-ı rahmana, kapanmış perde-i bu zulmistan-ı hüsrâna. Şikâyet var, mehâkim yok; maraz çoktur, devâ mefkûd, belâ çok, def eden yoktur, yanar belde, sular mesdûd. giden gelmezse serhadde gelen de dönmez elbette, firâr etmişse askerden karar eyler şakavette, sadakat, hüsn-i hizmet hep mükâfata mukabildir. güler yüz, iltifât, ihsan-u eltâfa muadildir. görüp ahk3am-ı asrı münhârif sıdk-u selâmetten Çekildim izzet-ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten. deyen şu dâhî-i âzam, rehâ peymâ-yı millettir. açıp tarihi kabristanda say emsâlini bir bir: dayak, zindan, nefiy, gurbet, mezâlim, katl-u istibdâd. hakiykat ehline tatbiyk olunmak bizdedir mutad evet üç beş deni meydân-ı idlâle atılmıştır. hemen beş on beyinsiz bu eracîfe takılmıştır. cehâlet perde-pûş-i nazra-i idrâk-ü istidad. rezilet, sâlib-i şerm-ü hacâlet herçibâdabâd. Âtaletten uyuşmuş mâr-i sermâ-dideye benzer, hazîz-i meskenetten sem saçar bu melanet göster. İnanmaz ilme, takdire, kulak asmaz tedâbire, pes-ü belâsını görmek gelir güç çünkü hınzîre. Şu on yıllık idâre sarstı mülkü taâ esâsından. anasır da vilâyetler gibi ayrılmada her an. açıldı saf-be saf harb-ü sefer hâriçte, dâhilde, kuruldu heymeler merkezde, serhadde, menâzilde vatan evlâdı önce başlandı mahv-u idâma, büründü serteser her yer sehâb-ı zulm-ü âlâma. zuhûra yüz tutunca bizdeki asâr-ı izmihlâl, görüldü başlarında hepsinin sevdâ-yı istiklâl cehâletten serîr-i hâkimiyyet çöktü alçaldı hulâsa mülk-ü milletten kuru bir iskelet kaldı. (bkz: neyzen tevfik) (joachim murat, 09.04.2009 08:49) |
| 10. | (bkz: insan kılçığı) (maestromanick, 03.11.2009 03:49) |