itü sözlük mobil
bugün | dün | giriş

ad

ihsan oktay anar
1.1960 yozgat doğumlu ege üniversitesi felsefe bölümünde öğretim görevlisi olan, puslu kıtalar atlası (1995), kitab-ül hiyel ve efrasiyabın hikayeleri romanlarının yazarı mütevazı kişilik. yazar olmak için entellektüel olmak gerekmediğini savunan esrarengiz insan.
(giberling, 15.03.2004 03:31)
2.bilgi birikimine hayran olduğum yazar.osmanlı tarihi ve kültürü hakkında fazlasıyla bilgi sahibidir.sanki zaman makinesiyle ha babam eski istanbula eski anadoluya seyahatler yapıyormuşcasına super tasvirler betimlemelerle romanlarını fazlasıyla okunur kılan bir yazardır.ayrıca romanlarına kendi çizimleri olan resimleri de koyar ve yaratıcılık açısından hiçbir türk yazarda görulmemiş fikirleri bu resimlere sığdırır.
(sandman, 18.05.2004 13:23)
3.puslu kıtalar atlası adlı eseri mutlaka okunması gereken şahsiyet
(12monkeys, 22.09.2004 15:17)
4.hayalgücü mükemmel olan yazar. kitaplarını okurken nerden gelio bunlar bu adamın aklına dedirtir okura. yeni kitabı ne zaman cıkacak diye bekleyen bi cok insan vardır ...
(condospree, 08.03.2005 14:26)
5.ege üniversitesi felsefe bölümünde "ilkçağ felsefesi tarihi" ve "antik yunanca" derslerini veren,mükemmel bir yazar olmasına karşın kötü bir öğretmen olan, yine de saygı duyulması gereken enteresan kişilik.
(dynamis, 08.03.2005 16:16)
6.efrasiyab'ın hikayeleri adlı eseri, istanbul devlet tiyatroları'nda sahnelenmektedir.
(lupin, 08.03.2005 16:55)
7.kitab'ul hiyel adlı eserindeki bir ara karakter olan havai mercan dede ile arkın allen'a isim babalığı yapmış,üstün hayalgücüne ve bir o kadar da bilgiye sahip olması neticesinde zevkle okunan, felsefe kökenli şahsiyet.
(martin hayda gel, 08.03.2005 19:39)
8.(bkz: amat)
(ya hu, 09.10.2005 14:57)
9.kitapları hep 'yeni kitabı çıkacakmış efsanelerinden yıllar sonra' piyasa çıkan, kitablarını okmuş olmak kadar okuyacak olmanın bile keyif verdiği nadide yazar, tuhaf adam
(geceleri esen teror, 19.11.2005 19:05)
10.kitaplarındaki üslubuyla ve olayları kurgulamasıyla hayranlık uyandıran usta yazar. bir kere osmanlı döneminin günlük yaşamına ait o kadar ayrıntıyı nasıl yazabilmektedir? yoksa zamanda yolculuk mu yapmıştır? o kadar osmanlıca kelime kullanmasına rağmen cümleleri %100 oranında nasıl anlaşılabilmektedir? o ince mizahı öyküye nasıl bu kadar uyumlu bir biçimde gömmektedir? ortada bariz bir espiri olmamasına rağmen kendimizi gülerken buluyoruz. ayrıca kitaba nasıl bir sinema havası vermiştir ki kitabın bölümleri kamerayla çekilmiş gibi akılda canlanmaktadır? misal önce çiçekteki bir kelebeği anlatıyor ordan kamerayı yukarı doğru kaydırıyor ağaçlara sonra gökyüzüne varıyor... oradan kız kulesi'ne ve bu keyifli yolculuğun en nihayetinde karakterine ulaşıyor. insan mest oluyor.
(mystra, 30.11.2005 16:01)
devamı
son