
| 1. | kısaca "high frequency active auroral research program". (harakiri, 27.01.2005 06:45) |
| 2. | (bkz: komplo teorileri)
(bkz: tesla) (bkz: gölcük depremi) (azwepsa, 27.01.2005 13:09) |
| 3. | geniş bilgi(eng.) için : http://www.haarp.alaska.edu
geniş bilgi-2 için(tur.) : http://www.antrak.org.tr/... ayrıca bir yazarın düşünceleri için : http://www.yenisayfa.com/... (damnlucifer, 06.02.2005 16:05) |
| 4. | nikola tesla tarafından temelleri atılan,rusya ve amerikanın günümüzde geliştirip savunma teknolojisi olarak kullandığı,hakkında türlü komplo teorileri dolanan proje.
kaynak itibariyle 40 km den 100 adet ampülün yakılması amaçlanan,sonraları teknolojisinin türlü olaylara olanak tanıdığı anlaşılınca,söylenenlere göre,elektronik aletleri etkisiz hale getirmek,depremler yaratmak,hava koşullarını yönetmek gibi özellikleri ortaya çıkarılmıştır. (sycrone one, 26.01.2006 16:21) |
| 5. | genel kanı itibariyle günümüzün modern komplo teorilerinin kaynağıdır..ve ister inanın, ister inanmayın, bunlar gerçekten de gerçekleştirilmiş olaylardır..tabiki de kanıt yoktur, bir deprem haarp teknolojisi ile meydana getirildiği diyemem..benim tek dayanağım nikolai tesla'nın -ki bu teknolojinin fikir babasıdır- colorado'da gerçekleştirdiği ve iyonosferin temel özelliklerini kullanarak kilometrelerce ötede, kablosuz bir şekilde yaktığı onlarca ampüldür..günümüz haarp teknolojisinin temel mantığı da buna dayanmaktadır..
bu konudaki benim komplo teorim ise, amerika ve rusya tesla'nın bu çalışmalarından aşırı derecede korkmuştur ve onu engelleyip fakir bir şekilde bir otel odasında ölmesine izin vermişlerdir..belki de dünyayının kaderini değiştirebilecek son derece yararlı bir teknolojiyi humanist bir bilimadamına fazla görmüşlerdi..veya belki de kendilerinin dünyaya hakim olma emellerine ters düşmüştü.. (zeus, 28.04.2006 12:54) |
| 6. | haarpte o kadar çok komplo teorisi vardır ki bu teorilerden birine göre depremi yapay magnetik dalgaları oluşturur ve marmara depremi de yapay bir depremdir. (investor, 15.01.2007 11:59) |
| 7. | haarp'ın gerçek amaçları şöyle özetlenebilir: atmosferi manipüle etmek ve modifikasyon sağlamak, geniş kitlelerin düşüncelerini ve ruhsal durumlarını kontrol edebilmek, istenilen ülkelerin iletişim sistemlerini çökertmek.
(kaynakça: bilim ve Ütopya dergisi, mart 2000) temel prensipleri, tesla'nın 100 yıl önce geliÅŸtirdiÄŸi fikirlere dayanıyor... İkinci dünya savaşı'ndan sonra, bugünlere kadar gelen süre içerisinde, çeÅŸitli çevrelerde en çok tartışılan konulardan biri "kara bilim" oldu. "kara bilim" baÅŸta abd olmak üzere büyük devletlerin, dünyayı kendi hegemonyaları altında tutabilmek için yaptıkları bilimsel-teknik araÅŸtırmalara ve üzerinde çalıştıkları çeÅŸitli projelerin toplamına verilen ad. bu projeler büyük ölçekli ve büyük bütçelerle yürütülen, gizli veya yan gizli projelerdir. saldırı/savunma silahları üretimi, gözetim sistemleri ve düşünce kontrolü üzerine yapılan çalışmalar, doÄŸayı manipüle etme amaçlı araÅŸtırmalar, bu projelerin içeriÄŸini oluÅŸturur. söz konusu projeler gizli olduÄŸu için, ortalıkta pek çok rivayet dolaÅŸmaktadır ve elimizde bu projeler hakkında çok da fazla bilgi yoktur. buna karşın, bu projeler içinde çalışan bazı insanlarını çalışmalarını deÅŸifre etmesi, insanlık dışı bir bilimi kabul etmeyen araÅŸtırmacıların ve bilim insanlarının çabaları, devletler arasındaki çeliÅŸmeler ve nihayet bu projelerin bazılarının gizli kalamayıp ister istemez su yüzüne çıkması sonucu, söz konusu projeler hakkında az da olsa bilgi sahibiyiz. bu projelerin ilki, 2. dünya savaşı sırasında gerçekleÅŸtirilen manhattan projesi'ydi. 1941 yılında çalışmalarına baÅŸlanan manhattan projesi'nin konusu atom bombasının üretimiydi. bu projenin gerçekliÄŸi hiroÅŸima ve nagazaki'de acı bir biçimde kanıtlandı. gerçek olduÄŸu en son kanıtlanan giriÅŸim ise echelon projesi oldu. 2. dünya savaşı'ndan sonra abd önderliÄŸinde, İngiltere, yeni zelanda, avustralya ve kanada arasında yapılan ukusa antlaÅŸması'nın uygulamalarının 1980'lere yansıması olan echelon sistemiyle; tüm e-postalar, "chat" tipin-de iletiÅŸim biçimleri, faks, teleks, telefon haberleÅŸmeleri gözlenebiliyor. abd ve diÄŸerleri yıllardır bunun bir komplo teorisi olduÄŸunu, echelon projesi diye bir proje olmadığını iddia ediyorlardı. geçtiÄŸimiz Åžubat ayında yaÅŸanan geliÅŸmeler ise echelon'un gerçekliÄŸini ortaya koydu. basında ve internette çıkan haberlere göre, abd'nin yukarıda adı sayılı diÄŸer devletler ile birlikte casusluk yapması ortalığı karıştırdı. fransa, abd ve İngiltere'ye karşı hukuki iÅŸlemlere baÅŸvurmaya hazırlanıyor. alman ve İtalyan parlamentoları ise konu hakkında araÅŸtırma baÅŸlattı. avrupa parlamentosu, bilimsel ve teknolojik seçenek deÄŸerlendirme dairesi (stao), konu ile ilgili özel bir rapor hazırladı. avrupa parlamentosu'nun konuyla ilgili raporu 22 Åžubat'ta Özgürlükler komitesi'nde ele alınacaktı. Åžimdiye kadar varlığı kabul edilmeyen echelon'un adı, amerikan savunma bakanlığı'nın (pentagon) Åžubat ayında internete verdiÄŸi, gizlilik derecesi olmayan belgelerden bazılarında da geçiyor. İşte haarp (high frequency active auroral research program) projesi'nin de bu tip bir kara proje olduÄŸuna dair ciddi iddialar ve çalışmalar var. yeri gelmiÅŸken, nikola tesla hakkında da bilgi vermek istiyorum: tesla 9 temmuz 1856'da, sırbistan'da doÄŸdu. 1884'de abd'ye göç etti. tesla, tarih kitaplarından adı silinmiÅŸ önemli bir araÅŸtırmacı ve mucittir. tesla 1800'lerin sonlarında, bugün tüm dünyada kullanılan "alternatif akım" (ac) sistemini buldu ve patentini aldı. tesla'nın buluÅŸları arasında "rotatif manyetik alan", dinamo, ac endüksiyon motoru, vs. vardır. tesla abd'ye gidiÅŸinden bir yıl sonra, 1885'de alternatif akım dinamo, transformör ve motor sisteminin patent haklarım, adı bugün tesla'nınkinden çok daha popüler olan george westinghouse'a sattı. tesla 1891'de ünlü buluÅŸu olan "tesla bobini"ni (tesla coil) icat etti. bu buluÅŸ, radyo teknolojisinde geniÅŸ olarak kullanılabilecek bir endüksiyon bobiniydi. 1900'ün baÅŸlarında tesla, en büyük buluÅŸu olarak gördüğü "karasal sabit dalgalar"! (terrestrial stationery waves) keÅŸfetti. bu buluÅŸu ile yeryüzünün belirli frekanslardaki elektrik titreÅŸimlerine duyarlı olduÄŸunu ve bir iletken/iletici (conductor) olarak kullanılabileceÄŸini kanıtladı. tesla'nın bir diÄŸer önemli projesi ise kablosuz elektrik transferiydi. 200 ampulü arada kablo olmadan, 25 mil uzaklıktan yakabildiÄŸi rivayet edilir. tesla'nın en büyük amaçlarından biri ionosferden bedava elektrik üretmekti. kablosuz ve bedava elektrik projeleri gibi çalışmaları olan tesla'nın, finansörü j. p. morgan'a long ïsland'da yapımına baÅŸlanan ancak tamamlanamayan, deneyler için kullanılacak laboratuar kulenin iÅŸlevinin, mesaj gibi elektrik iletmek olduÄŸunu itiraf etmesi, onun iniÅŸinin de baÅŸlangıcı oldu. tekeller oyların ona karşı kullandılar. tesla, sistemin görmek istediklerinden daha fazlasını yapmıştı. konvansiyonel olmayan enerji teknolojileri alanında tesla çok önemli bir isim olmasına karşın, tarih kitaplarında ona, sanki önemsiz tarihsel bir figürmüş gibi davranıldı. tesla-edison karşılaÅŸtırması bu açıdan ilginçtir. dc (doÄŸru-sal akım-direct current) sisteminin mu-cidi edison'u herkes tanır. ancak onun dc sisteminden çok daha kullanışlı olan ve bugün kullanılan ac sisteminin mucidi tesla küçük bir çevre dışında tanınmaz. edison'un dc sistemi, merkez-den bir mil uzaklıktaki ampulü yakamıyordu. tesla'nın ac sisteminde ise elektrik, yüksek voltajlarda yüzlerce mil yolculuk yapabilir. 20. yüzyıla girmeden hemen önce tesla yeni tip elektrik dalgasını keÅŸfetmiÅŸ ve kullanmıştı. görünüşe göre keÅŸfi o kadar esaslıydı ki, tesla'nın arkasındaki finansal desteÄŸin geri çekilmesinden, kasıtlı olarak izole edilmesinden ve adının kitaplardan silinmesinden sorumluydu. tesla 1. dünya savaşı'ndan itibaren izole bir yaÅŸam sürdü. ara sıra yeni, bedava enerji kaynağı keÅŸfini, bütün düşman orduları ve yüzlerce mil öteden bütün uçakları yok edebilecek "ateÅŸ topu" silahları teorisini, akıl almaz bir savunma hazırlayabilecek bir silah düşüncesini ve kablosuz, kayıpsız enerji transferinin mükemmelliÄŸini açıklamak için yüzeye çıktı. tesla 7 ocak 1943'de yokluk içinde ölürken arkasında pek çok radikal icat ve fikir bırakmıştı. Öyle ki, kendisine "elektriÄŸin tanrısı" dendi. : pek çok araÅŸtırmacıya göre haarp 1 projesi, ilk kez nikola tesla tarafından ileri sürülen konseptleri kendine temel aldı. pentagon, haarp projesi İle "tesla teknolojisini" yeniden yaratıp, bu teknolojiyi tehlikeli amaçlar için kullanmayı hedefliyor. haarp: sadece bİr akademİk araÅžtïrma mï? high frequency active auroral research program (haarp) dünyanın en büyük ve en güçlü radyo transmiterlerinden (iletici) birimi imal etme projesidir. proje, amerikan hava ve deniz kuvvetleri tarafından ortaklaÅŸa finanse ediliyor. 30 milyon dolarlık programın yürütme görevi ise alaska Üniversitesi'nin. proje, alaska/gakona'nın 11 mil doÄŸusunda hala inÅŸa halindedir. 1993 yılında uygulamaya konan programın 2002 veya 2003 yılında tamamlanması bekleniyor. haarp dev antenlerden sinyaller gönderecek yüksek frekans transmiterlerinden ve bunun dışında 19 enstrümandan ibaret. geçen yıllarda 48 anteni inÅŸa edilmiÅŸ olan ve 5 arc'lık bir alana yayılan haarp, program tamamlandığında her biri 2 tane 10 kilowatthk radyo transmiterli 180 antene sahip olacak ve 33 acr'lık bir alana yayılacak. enerji için dizel jeneratörler kullanılacak ve 3.6 megawatthk radyo sinyalini ionos-fere gönderme kapasitesine sahip olacak. kısaca haarp, inanılmaz güç düzeylerinde elf (extremely low frequ-ency-son derece düşük frekans) ve vhf (very high frequency-çok yüksek frekans) transferine yetenekli, dünyanın en büyük radyo frekansı (rf) transmitteri olacak. haarp'ın sıradan bir radyo istasyonundan farkı daha güçlü olması ve antenlerinin yönlendirilebilir ve belirli bir noktaya odaklanabilir olması. bunun anlamı 3.6 megawattlık radyo sinyali sadece geliÅŸigüzel bir ÅŸekilde dışarı yayılmayacak, bunun ötesinde, bu radyo sinyalleri bir ışının içinde yükselebilecek. bu ışının parlaklığı radyo mühendislerinin "effective radiated power" (erp-etkili ışınsallaÅŸtırılmış enerji) olarak adlandırdıkları ÅŸey. haarp'ın tamamlanmış hali 4.7 gigawatt civannda erp'ye sahip olacak. desinatörieri haarp'ın enerji üretmeyeceÄŸini, sadece kendine yüklenen enerjiyi istenen belirli noktalara transfer edeceÄŸini belirtiyorlar. konuyu daha iyi kavrayabilmek için daily news gazetesinden doug o'har-ra'nın verdiÄŸi bir örneÄŸi aktaralım. İki elektrik ampulü düşünün. bu ampullerin bir tanesi 100 watt diÄŸeri 1000 watt. onları bir alanın ortasına yerleÅŸtirin. 1000 wattlık ampul 100 wattlık ampul-den 10 kez daha parlaktır. 10 kat fazla enerji yayar. Åžimdi, 100 wattlık ampulü ışığın ışınını 10 kez parlaklaÅŸtıran bir reflektör (yansıtıcı) ile birlikte bir elektrik fenerinin içine yerleÅŸtirin. elektrik feneri 1000 wattlık bir erp'ye sahip olacaktır. eÄŸer bu size çevrilirse, 100 wattlık elektrik feneri 1000 wattlık ampul gibi parlak görünecektir. hâlâ sadece 100 watt gönderiyor fakat sınırlı bir yerden 1000 wattlık ampul kadar parlak görünüyor olacaktır. mühendisler haarp'ın antenlerinin radyo enerjisinin üzerinde elektrik feneri reflektörü gibi hareket edeceÄŸini söylüyorlar. tonosferin bir bölümü üzerinde, 4.7 giga-watt erp'ye sahip bir ışın içinde, 3.6 megawatt odaklayacaktır. eÄŸer haarp'ın bütün antenleri en yüksek frekansına, 10 mhz civarına, getirilirse ve ionosferin en alçak bölümüne, 50-55 mil civarına, hedeflenirse, radyo ışını tarafından vumlan alan 30 mil kare civarında olacak. haarp mühendislerine göre bu, haarp'ın çalışabileceÄŸi en dar ve en çok odaklanmış alan. diÄŸer yerleÅŸimlerde ve irtifalarda ışın, enerjisini daha geniÅŸ bir alan üzerinde yayabilecek. aslında haarp gizli bir proje deÄŸil. amerikan savunma bakanlığı da haarp'ın varlığını diÄŸer projelerde olduÄŸu gibi inkar etmiyor. ïnternette haarp'ın kendi web sitesi bile var. giz ve ihtilaf, amaçlar ve sonuçlar söz konusu olduÄŸunda baÅŸlıyor. bu ihtilaflı projenin yöneticisi olan john heckscher'e göre haarp'ın amacı gayet masumane: haarp, iyonosferi dev bir anten olarak kullanabilmek amacıyla, bir ionosfer yamasını ısıtmak için araÅŸtırmacıların kullanabileceÄŸi bir alet. haarp tamamlanıp harekete geçirildiÄŸi zaman, dev antenler, aynı zamanda yüksek frekanslı radyo dalgalarmı dar bir ışının içinden iletecekler. bu radyo dalgalan ionosfere gönderilecek. bu yüksek frekans radyasyon ışını ile, araÅŸtırmacılar elektrojetin (aurorasal perde boyunca bir milyon amperlik doÄŸal akımlar) küçük bir parçasını deÄŸiÅŸtirebilecekler. elektrojetin gücünün deÄŸiÅŸtirilmesiyle, ionosferin çok düşük frekansı (extremely low ferquency-elf) radyo dalgalan üretmek için kullanılması mümkün hale gelecek. geophysical ïnstitute (jeofizik enstİtüsü) yöneticisi syun akasofu'ya göre haarp gibi bir araç olmadan, bu frekans geniÅŸliÄŸinde yayın yapabilmek için yüzlerce mil uzunluÄŸunda bir antene ihtiyaç vardır. haarp etkili bir ÅŸekilde aurorayı bir çeÅŸit antene dönüştürüyor. Çünkü elf radyo dalgaları okyanuslara nüfuz edebiliyor. böylece denizaltılar suyun yüzeyine çıkmak zorunda kalmadan radyo sinyallerini alabilecek. elf dalgaları ayrıca uzun mesafeli komünikasyonları kolaylaÅŸtırabilecek. elf dalgaları, aynen okyanusa olduÄŸu gibi, yeryüzüne de derinden nüfuz edebilecek. monitöre baÄŸlı bir alıcı kullanarak, objelerden dünyanın yüzeyine sıçrayan dalgalar sayesinde tüneller veya gizli yeraltı barınaklarının varlığı ortaya çıkacak. bu jeologların yeraltı minerallerini ve petrol depolarını bulmak için yıllardır kullandıklarıyla aynı teknik. heckscher'e göre haarp'ın yayacağı sinyaller hükümetin herhangi bir elektrik sinyali için uygun bulduÄŸu güvenlik düzeyinden bir milyon kez daha az tehlikeli. haarp'm transmiteri halihazırda 1/3 megawatt güce sahip. gelecek yıllarda bu rakam 3 megavvatt'a ulaÅŸacak. heckscher haarp'm ionosfer üzerindeki etkisinin az olacağını basit bir örnekle açıklamaya çalışıyor: küçük bir elektrik bobmim bir fincan kahveye veya büyük bir nehire daldırmak. heckscher'e göre haarp ile yapılacak olan ikincisi. akasofu da bu gibi durumlarda hep ifade edildiÄŸi gibi, haarp projesi'nin doÄŸaya ve insanlara ciddi zararları olacağı iddiasının bir bilim kurgu olduÄŸunu söylüyor. ona göre projenin, transmiter faaliyet halindeyken o yörede uçan uçaklardaki elektronik ekipman için potansiyel bir tehlikesi var. fakat buna karşı güvenlik tedbirleri mevcut. haarp operatörleri federal aviation administration'a haarp'ın İletim takvimini verecekler ve mühendisler yörede uçan uçakların güvenliÄŸini temin etmek için haarp'a uçak belirleme radarları yerleÅŸtirecekler. aynı prosedür roketler için de takip edilecek. haarp'ı deŞİfre etme gİrİŞİmlerİ haarp'a karşı muhalefet önce İnternet kanalında baÅŸladı. pek çok insan alaska'daki şüpheli askeri faaliyetlere dikkat çekmek İçin interneti kullandı. protestonun basılı kısmı, daha sonra alaska'da yaÅŸamaya baÅŸlayan bir antinükleer aktivist dennis specht, nexus adlı dergiye haarp konulu bir haber gönderdiÄŸinde baÅŸladı. daha sonra, alaskalı bir politik aktivist ve anchorage'da bilimsel araÅŸtırmacı olan nick begich, kendilerini teknokeÅŸiÅŸler olarak tanımlayan, arizona/sedona'da yaÅŸayan patrick ve gael crystal ile net üzerinden iletiÅŸim kurdu ve onlardan bir avustralya dergisi olan nexus'u kontrol etmelerini istedi. begich kendi memleketiyle ilgili bir konuyu nexus'a görmekten çok ÅŸaşırdı ve makalede zikredilen dökümanları bulup çıkarmak için acilen çalışmaya baÅŸladı. muhalif araÅŸtırmacılara ve bilim insanlarına göre haarp bir çeÅŸit geliÅŸmiÅŸ "ionosferik ısıtıcı" (ionosferic he-ater). bu ionosferik ısıtıcı üst atmosferi, odaklanmış ve yönlendirilmiÅŸ elektro-manyetik ışını ile zaplayacak. ultragüçlü dalgaları, atmosferimizdeki elektrikle yüklü bölgenin titremesine (vibrate) ve dramatik bir ÅŸekilde yanmasına neden olabilir. İonosfer atmosferin tabakalarından biridir. İonosfer, dünyanın üst atmosferini saran elektrik yüklü bir alandır. dünyanın yüzeyinin üstünden, aÅŸağı yukarı 35-50 milden baÅŸlayıp 500-600 mil yüksekliÄŸe kadar uzanır (48 km ila 50000 km). tonosfer ion ve elektron olarak adlandırılan pozitif ve negatif yüklü atomik parçacıklar içerir. uzaydan gelen zararlı ışınlara karşı doÄŸal bir kalkan iÅŸlevi görür. amerikan ordusu haarp İçin, "ionosfer üzerine yapılan bilimsel bir araÅŸtırma" gibi zararsız bir gerekçe ileri sürmektedir. îonosfer tabakası askeriye için önemlidir. Çünkü ordu tarafından kullanılan iletiÅŸim, gözetim ve denizcilik sistemlerinin hepsi ionosferin içinden geçer veya ionosfer tarafından yansıtılır. İonosferin bir bütün olarak anlaşılması ve kontrol edilmesi pentagon'a bu sistemler üzerinde daha iyi kontrol imkanı verecek. haarp üzerine en kapsamlı araÅŸtırmayı yapıp, çalışmalarını angels don't play thîs haarp-advencis in tesla technology adlı kitapta derleyen dr. nick begich ve jeane manning'e göre, ha-arp bir çeÅŸit radyo teleskobunun deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ hali. antenler sinyalleri almak yerine, gönderiyorlar. yazarlar haarp'ı ionosfer alanlarını, bir ışını odaklayarak, ışının odaklandığı bu bölgeleri ısıtıp yükselten süper güçlü radyo dalgası, ışınlama teknolojisi için bir test olarak deÄŸerlendiriyorlar. elektromanyetik dalgalar daha sonra dünyaya geri sıçrayacak ve her ÅŸeye nüfuz edecek. begich ve manning "ha-arp tellauarı"nm, projenin komünikasyon sistemini geliÅŸtirmek için ionosferi deÄŸiÅŸtirme amaçlı, iyi niyetli akademik bir proje olduÄŸu izlenimi verdiklerini; bu programın arerico, porto riko, tromsk, norveç ve eski sovyetler biriliÄŸi'ndeki diÄŸer tamamen güvenli ionosferik ısıtıcı operasyonlarından bir farkı olmadığını iddia ettiklerini, bununla birlikte askeri dökümanların meseleyi açıkça ortaya koyduÄŸunu ifade ediyorlar. haarp'm gerçek amaçlarından biri, pentagon'un hedefleri için ionosferin nasıl sömürüleceÄŸini öğrenmek. rf gücü ionosferi doÄŸal olmayan aktivitelere götürecek. bu proje ancak bir nükleer silahını yapabileceÄŸi boyutlarda tehlikeler içeriyor. ayrıca bizi, ionize evrenin ve hiç durmadan bizi bombalayan yıldızlara ait radyasyonun zararlı etkilerinden koruyan gezegenin kalkanının doÄŸasını deÄŸiÅŸtir-meye çabalıyor. uygulayıcıları tarafından ionosferik bir araÅŸtırma olarak nitelenen haarp ile gündeme gelen ilk soru: "gökte delikler mi açıyorlar?" sorusu. tesla'nın çalışmalarını baz alan bu ihtilaflı transmitter veya ısıtıcının dünyanın üst atmosferinde 30 millik delikler açmayı da içeren pek çok potansiyel tehlike içerdiÄŸi bilim insanları tarafından ciddi bir ÅŸekilde ileri sürülüyor. ÇoÄŸu bilim insanı, haarp'ın eÄŸer havanın kontrolü için kullanılmazsa, hava modifikasyonu için kullanılabileceÄŸi konusunda görüş birliÄŸi içindeler. bunun yanında, "haarp'ın sahipleri" onu kullanarak üst atmosferde bir reflektör yaratma imkanına sahip olacaklar. bunu haarp'tan transfer edilen enerjiyi, gökyüzünün bir bölümüne odaklayarak ve elektrik akımını açarak yapacaklar. hava tamamen dramatik olarak ısınacak ve ordunun, radyo dalgaları ve radar ışınları için kullanabileceÄŸi bir donuk nokta (opaque spot) yaratacak. bu ÅŸekilde onlar, ışınlarına dünyanın etrafını "eÄŸmek" için imkan verecek sanal yansıma istasyonu (virtu-al reflectmg station) yaratmaya yetenekli olacaklar. haarp aynca, verili bölgenin üstündeki ionosfer bölümünü kışkırtarak (uyandırarak), dünyanın herhangi bir yerindeki iletiÅŸimi engelleyebilecek. etki, yerel bir fırtına gibi olacak: bölgenin içine veya dışına herhangi bir yayını total bir engelle karşılaÅŸacak. begich ve manning, bernard eastlund isimli teksaslı fizikçinin çalışmaları üzerine inÅŸa edilen baÅŸka patentlere bakınca, ordunun haarp transmiterini nasıl -ne ÅŸekilde kullanmaya niyet ettiÄŸinin, daha açık hale geleceÄŸini söylüyor-lar. bu ayrıca, hükümetin proje konusundaki yalanlamalarını daha az inanılır hale getiriyor. yazarlara göre pentagon bu teknolojiyi hangi niyetlerle ve ne ÅŸekilde kullanacağını biliyor ve dokümanlarında bu konuda "temizlik" yapıyor. ordu kasti olarak, sofistike kelime oyunları, hile ve açık dezenformasyon aracılığı ile halkı aldatıyor. pentagon, haarp sisteminin: - orduya atmosferik termonükleer cihazlarının elektromanyetik titreÅŸim etkisini tekrar yerine koyacak (yerine baÅŸkasını geçirmek) bir alet verebileceÄŸini; - Çok büyük elf denizaltı iletiÅŸim sistemini, elf dalgaları üreterek yeni ve daha sıkı bir teknolojiyle yeniden yapılandıracağını; - askeriyenin kendi iletiÅŸim sistemlerinin çalışmasını korurken, son derece geniÅŸ alanlardaki iletiÅŸimleri silip süpürmesine yol hazırlayabileceÄŸini; - eÄŸer emass'ın kompüterize yetenekleriyle ve cray bilgisayarlarla birleÅŸirse dünyanın tomografisini çekme imkanı sayesinde, barışın korunmasına katkıları olacağını; - büyük bir alan üstünde petrol, gaz ve mineral tortular bulmak amacıyla jeofiziksel yoklama için bir araç saÄŸladığını; - yaklaÅŸan uçaklar ve kurvazör füzelerini meydana çıkarmak için kullanılabileceÄŸini ve diÄŸer teknolojileri kullanılmaz hale getireceÄŸini söylüyor. haarp'ïn arka planï kuÅŸkusuz, haarp izole olmuÅŸ bir proje deÄŸil. abd'nin uzun yıllardır üzerinde çalıştığı pek çok projeden olu-ÅŸan demetin bir parçası. aslında haarp "yıldız savaÅŸları" (star wars) programının önemli bir bölümünü oluÅŸturuyor. abd uzayla, 2. dünya savaşı sırasında ve sonrasında ciddi bir biçimde ilgilenmeye baÅŸladı. bu derin ilginin nedenleri roket teknolojisinin baÅŸlangıcının -nükleer teknolojinin de eÅŸliÄŸiyle- bu dönemde ortaya çıkmasıdır. İlk çalışmalar sonucunda gürültü bombalan ve rehberli füzeler ortaya çıktı. roket ve nükleer silah teknolojisi aynı zamanda, 1945-1963 yıllan arasında geliÅŸti. bu süre zarfında yeryüzünün üstünde ve altında ÅŸiddetli nükleer testler tecrübe edildi. İonosfer ve stratosfer üzerine yapılan çalışmalar sonucu atmosferin bir parçası olan ve evrenden solar ve galaktik rüzgarlarla gelen protonlar, electronlar ve alfa parçacıkları gibi yüklü parçacıkları tutarak dünyayı koruyan "van allen belts" (van allen kemerleri) bulundu. bu kemerler amerika'nın ilk uydu operasyonu -explorer ï-sırasında 1958'de keÅŸfedildi. aÄŸustos-eylül 1958 arasında abd, "argus projesi" adı altında 3 nükleer bomba ve 2 de hidrojen bombası deneyi yaptı. bu projenin amacının, yüksek irtifadaki nükleer patlamaların elektromanyetik titreÅŸim (emp) nedeniyle radyo iletimlerine ve radar operasyonlarına etkisine deÄŸer biçmek, jeomanyetik alanlar ve onun içindeki yüklü parçacıkları daha iyi anlamak olduÄŸu söyleniyor. 13-20 aÄŸustos 1961'de amerikan ordusu ionosferde bir "telekomünikasyon kalkanı" yaratmayı planladı. bu kalkan 3000 km yükseklikte kurulacaktı. kalkanın ionosferde kurulma sebebi telekomünikasyonlara manyetik fırtınalar ve güneÅŸ ışınları tarafından zarar verilebilir olmasıdır. 9 temmuz 1962'de pentagon "project starfısh" adı altında ionosferle ilgili bir dizi yeni deney yapmaya giriÅŸti. bu deneyler alt van allen kemerine zarar verdi. 1968'de "solar power satellite project (sps) ile güneÅŸ enerjisiyle çalışan her biri bir ada büyüklüğünde olan uydular üzerine çalışıldı. 1975'de fırlatılan "saturn v rocket" atmosferde yandı. bu yanma ionosferde büyük bir delik açtı. 1978'de sps projesi üzerine yeniden çalışılmaya baÅŸlandı. bu dönemde antibalistik füzeler için uydu ışın silahları üzerine çalışıldı. yüksek enerjili lazer ışınlarının bir "termal silah" olarak düşman füzelerini yok etmek için en uygun araç olduÄŸu ileri sürüldü. sps aynı zamanda psikolojik ve anti-personel bir silahı da ifade etmekteydi. lazer ışınlan güç bataryaları bir sps uydusundan diÄŸer uydulara veya platformlara yayılabilecektir. bir psikolojik silah olarak insanlar üzerinde genel bir panik yaratma etkisi vardır. sps'in dünyanın herhangi bir yerindeki askeri operasyonda ihtiyaç olunan enerjiyi iletme kapasitesinden bahsedilmektedir. bunların dışında, gözetim ve erken uyan sistemlerinde geliÅŸmeler, düşman orduların yayınını bozma ve ionosferde fıziksel deÄŸiÅŸiklikler yaratma yeteneÄŸine sahiptir. sps projesine baÅŸkan carter'm onay vermesine karşılık, projenin çok pahalı olması (enerji bakanlığı'nın tüm bütçesinden daha fazla bir bütçeye ihtiyaç duyuluyordu) nedeniyle program rafa kaldırıldı. ta ki ronald reagen baÅŸkan olana dek. proje reagen, döneminde yeniden su yüzüne çıktı. reagen projeyi, pentagon'un bütçesinden daha büyük bir bütçe ayırarak "star wars" (yıldız savaÅŸları) adı altında harekete geçirdi. 1970'lerin sonlarında pentagon, düşmana ait nükleer çevrede iletiÅŸimin radyo ve televizyon teknolojisinde kullanılan geleneksel yöntemlerle gerçekleÅŸtirilemediÄŸini farketti. 1982'de bir komuta kontrol elektronik alt sistemi geliÅŸtirildi. "ground wave emergency net-work (gwen)" denilen bu sistemle roketler monitörden İzlenip kontrol edilebiliyordu. 1981 yılında "orbit maneuvering system" (oms) ile uzay mekikleri için sps uzay platformları inÅŸası planlandı. nasa'nın ürettiÄŸi uzay mekiÄŸinin ionosfere enjekte ettiÄŸi gazların ionosfere etkisi üzerine çalışıldı. deneyler sonu-cunda abd ionosferik delikler açabildiÄŸini gördü. 1985 yılında yeni mekik deneyleri yapılmaya baÅŸlandı. 1980'lerde abd yılda 500-600 civarında roket fırlatıyordu. bu sayı 1989'da zirveye (1500 adet) ulaÅŸtı. bütün bu deneylerin atmosfere ciddi etkileri oldu. 1986'da, Çernobil faciasından hemen önce, abd mighty oaks olarak bilinen nevada'daki test bölgesinde hidrojen bombası deneyleri yapıyordu. bu deneyler x ışınları ve parçacık ışını silahlarının geliÅŸtirilmesi programının bir parçasıydı. abd 1991'de körfez savaşı sırasın-da elektromanyetik titreÅŸim silahları (emp) olarak adlandırılan silahları test etti. 1993 yılında baÅŸlatılan haarp projesi iÅŸte tüm bu deneylerin devamı ve star wars programının bir parçası durumunda. haarp'ïn tarİhİ dünyadaki en büyük petrol ÅŸirketlerinden biri olan arco'nun ÅŸubesi arco power technologİes ïncorporated (ap-tï), haarp projesini inÅŸa edecek müteahhit ÅŸirketti. arco bu ÅŸubeyi, patentleri ve ikinci safha inÅŸa kontratıyla haziran 1994'de e-systems'e sattı. e-systems istihbarat servislerine iÅŸ yapan, dünyadaki en büyük müteahhit ÅŸirketlerden biridir. cïa, savunma istihbarat örgütleri ve diÄŸerleri için iÅŸ yapar. yıllık satışlarının 1.8 trilyon doları, kara projeler (o kadar gizli projeler ki abd kongresi paranın nasıl harcandığını konuÅŸmuyor) için olan 800 milyon dolarla birlikte, bu örgütleredir. e-systems'in hisseleri, dünyadaki en geniÅŸ savunma müteahhitlerinden biri olan raytheon tarafından satın alındı. 1994'de raytheon fortune, ilk 500'ler listesinde 42 numaradaydı. raytheon, bazıları haarp projesinde deÄŸerli olacak binlerce patente sahip. aÅŸağıdaki 12 patent, haarp projesinin omurgası ve ÅŸimdi raytheon ismi altında tutulan binlerce diÄŸerleri arasında saklanıyor. bemard j. eastlund'un 4686605 nolu patenti, "method and apparatus for al-tering a region in the earth's atmosphere, lonosphere, andor magnetosphere (dünyanın atmosferinde, îonosferinde ve/veya magnetosferinde bir bölgeyi deÄŸiÅŸtirmek için yöntem ve cihazlar) bir yıldır hükümet gizli emri altında mühürlü. bu patente göre, nikola tesla'nın 1900'lerin başındaki çalışması araÅŸtırmanın temellerini ÅŸekillendirdi. olayın bir de ticari boyutu olabilir tabii. bu teknolojinin, patentlerin sahibi arco için ne kıymeti olacak? elektrik gücünü gaz alanları içinde bir güç merkezinden tüketiciye kablosuz olarak ışınlayarak muazzam kazançlar elde edebilirler. bir süre için, haarp araÅŸtırmacıları bunun haarp için amaçlanmış kullanımlardan biri olduÄŸunu kamtîayamadılar. bununla birlikte, nisan 1995'de begich diÄŸer patentleri buldu. bu yeni aptï patentlerinin bazıları gerçekten de elektrik gücünü göndermek için kablosuz bir sistemdi. aynı, tesla'nın projesi gibi. eastlund'un patenti, bu teknolojinin uçakların ve füzelerin sofistike rehber sistemlerini bozabileceÄŸini veya tamamen çatlatabileceÄŸini söylüyordu. dahası, dünyanın geniÅŸ alanlarına baÅŸkalaÅŸan frekansların elektromanyetik dalgaları ile bu püskürtme yeteneÄŸi ve bu dalgalardaki deÄŸiÅŸimleri kontrol, karada ve denizde, havada olduÄŸu gibi iletiÅŸimi nakavt etmeyi mümkün hale getirecekti. begich bunun dışında 11 tane baÅŸka aptï patenti buldu. nükleer çaplı radyasyonsuz patlamaların, güç ışınlama sistemlerinin, radarlarını, nükleer baÅŸlık taşıyan füzeler için dedektör sistemlerinin, ÅŸimdiye kadar termonükleer silahlar tarafından üretilen elektromanyetik titreÅŸimlerin ve diÄŸer yıldız savaÅŸları oyunlarının nasıl yapılacağını açıklayan çalışmalardı bunlar. bu patent demeti haarp silah sisteminin temelinde yatıyor. İki yazara göre, sanki havadaki ve zihinsel tahriplerdeki em titreÅŸimler yetmemiÅŸ gibi, eastlund süper güçlü ionosferik ısıtıcının havayı kontrol edebileceÄŸiyle övünüyor. begich ve manning'm aydınlattığı hükümet dökümanları gösteriyor ki, pentagon hava kontrol teknolojisine sahip. haarp tam güç düzeyine eriÅŸtiÄŸinde, tüm yarımküreler üzerinde hava etkileri yaratabilecek. eÄŸer bir hükümet dünyanın hava modelleri ile deney yapıyorsa, yapılan iÅŸ gezegendeki herkesin en önemli ortak sorunlarından biridir. begich ve manning'ın kitabı, prof. elizabeth rauscher gibi bağımsız bilim insanlarıyla görüşmeleri içeriyor. ytiksek enerji fiziÄŸinde uzun ve etkileyici bir kariyere sahip olan ve prestijli bilim dergilerinde yazıları, kitapları basılan rauscher, haarp'ı yorumluyor: "korkunç enerjiyi, son derece nazik, ionosfer olarak çağırdığımız bu birden fazla tabakaları kapsayan moleküler konfigürasyonun içine pompalıyorsunuz." îonosfer, katalitik reaksiyonlara eÄŸilimli, rauscher açıklıyor: "eÄŸer küçük bir parça deÄŸiÅŸtirilirse, ionosferde büyük bir deÄŸiÅŸim olabilir". İonosferi nazik bir balans sistemi olarak tanımlarken, dr. rauscher, onun, zihnindeki resmini paylaşıyor: bir çorba kabarcık. "eÄŸer kabarcıkta yeterince büyük bir delik açılırsa", rauscher kehanette bulunuyor, "patlayabilir". bİlİnÇ kontrolÜ mÜ? begich ve manning tarafından yapılan araÅŸtırmalar, garip projelerin örtüsünü kaldırdı. ÖrneÄŸin, abd hava kuvvetleri dökümanları insanın zihinsel eylemlerini manipüle etmek ve deÄŸiÅŸtirmek [geniÅŸ coÄŸrafik alanlar üzerinde titreÅŸen radyo frekans radyasyonu (haarp'ın maddesi) aracılığı ile] için bir sistem geliÅŸtirildiÄŸini meydana çıkardı. bu teknoloji hakkında en çok anlatılan materyal, ünlü zbigniew brzezinski'nin (carter'ın eski ulusal güvenlik danışmanı) ve j. f. macdonald'm (johnson'm bilim danışmanı ve ucla'da jeofizik profösörü) jeofizikal ve çevresel savaÅŸ için güç ışınlama transmiteri hakkında yazdıkları yazılarından gelir. bu dökümanlar, bu etkilerin nasıl insan saÄŸlığı ve düşüncesi üzerinde olumsuz etkilere neden olabileceÄŸini gösterir. brzezinski 25 yıl önce kolombiya Üniversitesi'nde bir profesörken yazmış olduÄŸu bir kitapta şöyle diyor: "politika stratejistleri beyin ve insan davranışları üzerine yapılan araÅŸtırmaları sömürmeyi özendiriyorlar. jeofizikçi g. j. f. macdonald (savaÅŸ problemlerinde uzman) doÄŸru olarak zamanlanmış, suni olarak uyandırılan elektronik darbelerin dünyanın belirli bölgeleri üzerinde göreceli yüksek güç düzeyleri üretecek sarsmalar kalıbına önderlik edebileceÄŸini söylüyor. bu yolda birisi, ciddi olarak, seçilmiÅŸ bölgelerde çok geniÅŸ nüfusun beyin performansını bozacak bir sistem geliÅŸtirebilir. ulusal çıkarlar için davranışları manipüle etmede çevreyi kullanma düşüncesinin ne kadar derinden rahatsız edici olduÄŸu kimileri için sorun deÄŸil; böyle kullanıma teknolojinin izin vermesi, galiba gelecek birkaç on yıl içinde geliÅŸecek." 1966'da macdonald, baÅŸkan'ın "bilim danışma komitesi"nin ve daha sonra baÅŸkan'ın "Çevre niteliÄŸi konseyi"nin bir üyesiydi. askeri amaçlar için çevresel kontrol teknolojilerinin kullanımı üzerine yazılar yazdı. bir jeofizikçi olarak yaptığı en derin yorum, jeofiziksel savaşın anahtarının, çevresel istikrarsızlıkların (yani küçük bir miktar enerjinin ilavesinin çok daha büyük miktarlarda enerjiyi salıvermesi) tanımlanması olduÄŸu önermesidir. jeofizikçiler çevresel karmaÅŸaya enerji eklemenin geniÅŸ etkileri olabileceÄŸini fark ettiler. bununla birlikte insanlık halihazırda çevremize, kritik kütle tesis ettiÄŸini anlamadan, ciddi miktarlarda elektromanyetik enerji ekliyor. begich ve manning'in kitabı bu konuda çeÅŸitli sorular yükseltiyor: "bu ekler etkisiz mi yoksa ötesinde onarılamaz bir zarar verecek kümülatif bir miktar var mı? haarp geri dönemeyeceÄŸimiz bir yolculuÄŸun son basamağı mı? baÅŸka bir seri ÅŸeytanı pandora'nın kutusu'ndan salıverecek baÅŸka bir enerji deneyi üzerine para yatırmak üzere miyiz?" 1970 baÅŸlarında z. brzezinski, yavaÅŸ yavaÅŸ ortaya çıkacak, teknoloji bağımlı "daha kontrol edilebilir ve daha yönetilebilir bir toplum"u öngördü. bu topluma, oy kullananları iddialı süper bilimsel "know-how" ile etki altında bırakacak bir elit grup tarafından hükmedilecekti. bu elit, halkın davranışlarını etkilemek ve toplumu yakın gözetim ve kontrol altında tutmak için son modern teknikleri kullanarak politik amaçlarına ulaÅŸmada tereddüt etmeyecekti. begich'e göre brzezinski'nin tahminleri doÄŸru çıktı. bugün, söz konusu elit için birkaç yeni araç ortaya çıkıyor. araçları kullanma izni için politikalar zaten hazır. "abd nasıl yavaÅŸ yavaÅŸ kontrol edilebilir teknotopluma dönüşecek?" sorusu soruluyor. kademe taÅŸları arasında brzezinski, halkının güvenini kazanmak için, devam eden sosyal krizleri ve kitle medyasının kullanımım umut ediyor. abd kongresine ait kayıtlar, ionosfere gönderilen sinyallerle dünyaya nüfuz etmek için, haarp'ın kullanımıyla meÅŸgul oluyor. bu sinyaller gezegenin içinden kilometrelerce derine bakarak, düzenli yeraltı askeri gereçlerinin, minerallerin ve tünellerin yerini bulmak için kullanılacak. senato 1996'da sadece bu yeteneÄŸi geliÅŸtirmek için 15 milyon dolar ödenek ayırdı. problem ÅŸu: dünyaya nüfuz eden radyasyonlar için gerekli olan frekans, insanın zihinsel fonksiyonlarının tahribi için en çok zikredilen frekans dizisinin içinde. ayrıca balıkların ve vahÅŸi hayvanların (ki kendi rotalarını bulmak için rahatsız edilmemiÅŸ enerji alanı üzerinde ilerlerler) göç modelleri üzerinde pek derin etkilere sahip olacak. begich ve manning yeni teknolojilerin insanın beyin potansiyelini geliÅŸtirmek için inanılmaz imkanlara sahip olduÄŸunu söylüyorlar. bu teknolojiler öğrenme, hafızayı geliÅŸtirme ve insan davranışı modifikasyonu için kullanılabilir. beyin teknolojileri alanında önemli bir isim olan michael hutchison, bu alanı sıradan insanlara açtı. hutchison'un açıkladığı gibi beyin, oranlı dar üstün frekanslar bağı içinde çalışır. Üstün beyin dalga frekansları beyinde yer alan aktivite çeÅŸitlerine aracı olur. 4 temel beyin dalga frekansı grubu vardır ki bunlar çoÄŸu zihinsel aktiviteyle birleÅŸirler. birincisi, beta dalgaları (13-15 hertz veya titreÅŸim saniyede), bir kiÅŸinin dikkati normal aktivitelere doÄŸru dışa yöneldiÄŸi zaman, normal aktivite ile birleÅŸir. bu alanın yüksek sonu, stres ve kışkırmış (heyecenlı) durumlar -ki düşünmeyi ve algısal becerileri bozar -ile birleÅŸir. îkinci grup, alfa dalgalan (8-12 hertz), gevÅŸetmeye aracı olabilir. alfa frekansları öğrenme ve odaklanmış zihinsel fonksiyonlar (iÅŸ görme) için idealdir. Üçüncüsü teta dalgaları (4-7 hertz); zihinsel imgelemeye, hafızaya ve iç zihinsel odaÄŸa giriÅŸe aracı olur. bu durum genellikle genç çocuklarla, davranışsal n-ıodifikasyon ve uyku durumlarıyla ilgilidir. son olarak, ultra yavaÅŸ delta dalgalan (5-3 hertz), bir kimse derin uykudayken bulunur. genel kural odur ki, beynin üstün dalga frekansı, saniyede titreÅŸim süresinde rahatlanıldığında en düşüktür ve insan en uyanık ve heyecanlıyken en yüksektir. beynin, elektromanyetik araçlar ile dıştan canlandırılması (tahrik edilmesi) bir dış cihaz (jeneratör) ile yeni bir safhaya geçirilmesine veya kilitlenmesine neden olabilir. Üstün beyin dalgaları dış tahrik tarafından yeni frekans kalıplarına sürülebilir veya itilebilir. baÅŸka bir deyiÅŸle, dış sinyal sürücüsü veya itici cihaz beyni bir yolculuÄŸa çıkarır, normal frekansları beyin dalgalarında deÄŸiÅŸikliÄŸe neden olmaya bütünüyle götürür; ki bu daha sonra beyin kimyasında deÄŸiÅŸmeye neden olur; ve bu da daha sonra beyin çıktılarında, düşünce ÅŸekillerinde, duygu veya fiziksel durum ÅŸekillerinde deÄŸiÅŸmeye neden olur. beyin manipülasyonu iki yoldan birine çıkar: faydalı veya zararlı. spesifik dalga formları kombinasyonu ile birlikte çeÅŸitli frekanslar beynindeki belirli kimyasal karşılıkları tetikler. bu nörokimyasalların salıverilmesi beyinde endiÅŸe duyguları, hırs, depresyon, aÅŸk vb. sonuçları olan spesifik reaksiyonlara neden olur. bütün bunlar ve duygusal entellektüel karşılıkların tüm bu gidiÅŸ geliÅŸi (deÄŸiÅŸimler), spesifik elektriksel uyanlar sonucu ortaya çıkan bu beyin kimyasalların (kimyasal ajanların) özel kombinasyonları sonucunda ortaya çıkar. beyin sıvılarındaki bu belirli karışımlar olaÄŸanüstü özel zihinsel durumları ortaya çıkarabilirler. ÖrneÄŸin, bilinçli davranış kaybı, karanlık korkusu vb. bu alandaki çalışmalar düzenli olarak yapılan yeni buluÅŸla da çok hızlı bir yüzdede ilerlemektedir. bu spesifik frekansların bilgisinin çözümü, insan saÄŸlığını anlamada anlamlı bir geliÅŸme saÄŸlayabilir. elf için taşıyıcı olarak hareket eden radyo frekans radyasyonu kablosuz olarak beyin dalgalarını deÄŸiÅŸtirmede kullanılabilecek. bu haarp'ını bilinç kontrolü konusunda, uygulamalarında neler yapabileceÄŸinin göstergesidir. bununla beraber, haarp'm kayıtlarında, bunun insandaki yan etkileri henüz ortaya çıkarılmamıştır; fakat begich ve manning'in kitaplarındaki hükümet dökümanlarında görünmektedir. beyin aktivitesinin kontrolü için gereken güç düzeyi 5-20 mikroamper gibi çok küçük bir deÄŸerdir ki bu da 60 wattlık bir ampulü yakmak için gereken enerjiden binlerce kat daha küçüktür. yazarlar çalışmalarında gerekli olan çok küçük enerji üzerine konuÅŸmaktalar. beyin aktivitesini etkilemek için gereken hız, enerji seviyesi ve dalgalar formu kombinasyonundan oluÅŸur. son yirmi yılda ve özellikle son birkaç yıldaki geliÅŸmeler çok büyük ilerlemeler sunmaktadır. araÅŸtırmalar, uluslararası olarak, dış elektromanyetik alanlar tarafından beynin kolayca yönlendirilebileceÄŸini veya durumları deÄŸiÅŸtirmek için etkilenebileceÄŸini buldu. bu buluÅŸlar hem bilim insanları hem de sıradan insanlar için yeni araçlar tedarik etti. yeni araçlar elektrikli "cranial" kafaya iliÅŸkin uyarı aletlerini, ses sistemlerini, ışıklı uyan sistemlerini ve diÄŸer birçok beyin yönlendirme ve geri tepki (destek yankı) cihazlarını içermektedir. teknolojik ilerlemeler ayrıca, insanların kendi beyin aktivitelerinin yararlı sonuçlar için nasıl kontrol ve manipüle edileceÄŸini öğrenmelerine izin veren özel kontrol ve gözetim araçlarına eklendi. raporlar diÄŸerlerinin yanında gevÅŸemeyi, aÄŸrı kontrolünü, öğrenme hızını ve hafızanın geliÅŸtirilmesini içermektedir. hutchison'm en son çalışması henüz birleÅŸtirilen düşünce teknolojilerinin son tanımlarını saÄŸlıyor. onun son kitabı "büyük beyin gücü", okuyucularını çok hızlı deÄŸiÅŸen (o kadar ki bilimin uy-gulamalardan daha hızlı geliÅŸtiÄŸinin farkedildiÄŸi) alana ulaÅŸtırıyor. sinir sistemi bozukluklarının düzeltilmesi, dikkat dağınıklığı ve çocuklardaki hiperaktif bozuklukların düzeltilmesi, diÄŸer ÅŸeyler arasında ilaç ve alkole baÄŸlı bozuklukların düzeltilmesi konusundaki son durum tartışılıyor. bu tip elektrotip, bu tıbbi araÅŸtırmaların en ilginç alanlarını oluÅŸturur. son yıllarda araÅŸtırmalar tıbbi ve psikolojik uygulamaların ÅŸaşırtıcı olumlu sonuçlarına doÄŸru geniÅŸlemiÅŸtir. bu sonuçların bazıları amerikan hava kuvvetleri tarafından fark edildi. ne yazık ki askeri çalışmalar bu teknolojiyi insanlık yararına kullanmaktan çok silah sistemlerinde kullanma yönünde devam etmektedir. flanagan'ïn nÖrofonu amerikanın en yetenekli mucitlerinden dr. patrick flanagan, 1962'de tıbbın deÄŸiÅŸeceÄŸini öngörmüştü. "bir gün tıbbi pratiÄŸin tüm konsepti elektronik tarafından deÄŸiÅŸtirilecek. însanlar ilaç-tan ziyade elektronik olarak tedavi edilecek." diyen dr. flanagan, o zamanlarda muhtemelen hâlâ en geliÅŸmiÅŸ beyin yönlendirme aracı olarak kabul edilen "neurophone"u (elektronik telepati makinesi) keÅŸfetmiÅŸti. flanagan son söyleÅŸisinde, haarp'ın sadece dünyanın en büyük ionosferik ısıtıcısı deÄŸil, aynı zamanda tasavvur edilmiÅŸ en büyük beyin yönlendirme cihazı olduÄŸunu not etmektedir. haarp kayıtlarına göre, cihaza son ÅŸekli verildiÄŸinde (cihaz tüm bölgesel toplulukları etkilemeye yetecek düzey-de enerjiye sahip birçok dalga formu kullanır), vlf ve elp dalgalarını gön-derebilecek. dr. r. 0. becker 60'lann başında elf taşımak için dc akımının üstüne sinyal ekleyerek elp deneyleri yaptı. becker bu konsepti bir elf kullanarak test etti, 1-10 hertz (pulses per second) sinyal insanlar üzerinde, test subjeleri arasında yükselen bilinç kaybı sonucu-nu verdi. sonuçlar elf'nin yani insanın beyin fonksiyonlarım en çok etkileyen frekansların, dışardan çok derin sonuçlarla manipüle edilebilir olduÄŸunu gösterdi. 1958'de dr. patrick flanagan, 14 yaşındayken nörofonu icat etti. bu ona zamanımızın en parlak mucitlerinden biri unvanını kazandırdı. nörofon cihazı, sesi (kelimeler ve müzik gibi) elektrik uyansına (impulse), hem de bunu vücut üzerindeki herhangi bir noktadan direk olarak kulak ve bütün duyma mekanizmasını büsbütün baypas edip beyne transfer ederek, dönüştürebilir. araÅŸtırmacılar teknolojiyi tartışırken, altı yıldan fazla bir süredir "birleÅŸik devletler patent ofisi" cihaz için patent vermeyi reddetmektedir. sonuçta hükümet nörofonun asla çalışmayacağım açıkladı ve patenti reddetti. bundan sonra flanagan ve avukatı, çalışan cihazı inceleyicisine göstermek amacıyla alet modeliyle washington dc'ye gittiler. İnceleyici ikiliye sağır olan işçilerinden biri üzerinde kullanılıp olumlu sonuç alındığı takdirde cihaz için patenti tekrar açacağını ifade etti. alet denendi, sağır işçi gönderilen sesi duydu ve patent onaylandı. dr. flanagan daha sonra tafts Üniversitesi'ne çatışmak üzere gitti. burada nörofonun bir sonraki araÅŸtırma kademesini geçme amacıyla çalıştı. deniz kuvvetleri için insan ile yunus ko-nuÅŸması üzerine çalışmaya baÅŸladı. bu araÅŸtırma 3 boyutlu (3-d) holografik ses sisteminin geliÅŸme-sine olanak saÄŸladı. bu sistemin özü bir sesin uzayda herhangi bir yere yerleÅŸtirilmesi ve bir dinleyicinin bu sesi fark edebilmesine dayanır. İlave çalışmalar dijital nörofonun geliÅŸmesine büyük olanak saÄŸladı. cihazın önemini keÅŸfeden abd savunma îstihbarat ajansı (dïa) acil olarak onu ulusal güvenlik maddesi olarak gizlilik altına aklı. dr. flanagan yeni çalışmalar yapmaktan ve teknolojisi hakkında konuÅŸmaktan 4 yıl boyunca men edildi. güvenlik gerekçesi sonunda kaldırıldıktan ve ilk nörofonun icadından 20 yıl sonra dr. fïanagan sınırlı olarak mark xï ve thinkman model 50 ürete-bilme aÅŸamasına geldi ve bunlar öğrenme aletleri olarak kullanıldı çünkü ilkel örneklerdi. 0 yıllardan itibaren flanagan periyodik olarak yeni konsept üzerinde çalıştı ve nörofonik teknoloji için geliÅŸmeler dizayn etti. bu cihazın geliÅŸmiÅŸ ÅŸekilleri, bilgisayar beyin etkileÅŸimi cihazları olarak kullanılabilir. büyük miktarlarda düzgün olarak formatlanmış enformasyonun uzun dönem hafızaya transfer edilmesi fikri eÄŸitimde devrim niteliÄŸinde bir geliÅŸmedir. nörofon ÅŸimdiye kadar geliÅŸtirilmiÅŸ en güçlü beyin yönlendirme aletlerinden biridir. flanagan son yıllarda, diÄŸer iletim modelleri üzerine vurgu ile, bu teknolojiler üzerine çalışmaya devam etti. dïa'nın nörofona ilgisi vardı. onu geliÅŸtirmek için çalışmaya devam ettiler. patrick ve crystel flanagan haarp projesinin, bu radyo transmiterinin veya ionosferik ısıtıcının, kablosuz bir nörofon olarak kullanılabilmesinin mümkün olduÄŸunu söylüyorlar. bu kullanımın hangi imkanlara sahip olduÄŸu ise çok açık. "real time brain biofeedback" (aynı anda beyin destek yankısı) beyin araÅŸtırmalarında baÅŸka bir alan. bu alan, düşünce kontrolünün elde edilmesinde yeni yaklaşımlar sunuyor. İnteraktif beyin teknolojileri ile ÅŸimdi beyin dalgalarını "gerçek zaman temelinde görmek mümkün, böylece bu aletleri kullanan bireyler bir kimse düşünürken beyin dalgalarının grafiksel olarak neye benzediÄŸini bilgisayar ekranında görebilirler. hükümetler bu teknolojilerle tehlike olarak gördükleri kalabalıkları kontrol altında tutmak için ilgileniyorlar. haarp'ın kontrat dokümanlarında ve planlama kayıtlarında açıklanan olanakların, yazarlar tarafından toplanan hava kuvvetleri materyallerinin teÅŸhiriyle birlikte dikkatlice yeniden gözden geçirilmesinden sonra, elektromanyetik dalgaların düşünce kontrolü için sunduÄŸu imkanlar apaçık ortaya çıktı. haarp iletim (transmiting) sistemi, dikkatsizce veya kasten zihinsel fonksiyonları deÄŸiÅŸtirmek için kullanılabilir. dr. delgado 1952'den beri insan beynini araÅŸtırıyor ve sonuçlarını yayımlıyor. Çalışmaları düşünce kontrolü üzerinde odaklı. onun ilk çalışmaları bizim insan beynini anlamamıza öncülük etti. Çalışmalarını 1969 yılında yazdığı physical control of the mind: toward a psychocivilized society (düşüncenin fiziksel kontrolü: psikomedeni bir toplum) adlı kitabında özetledi. bu erken çalışma temelde hayvanların araÅŸtırılmasıydı ve hayvanların beynine elektrod sokmayı içeriyordu. subjesinin beyninde elektrik akımı imal ederek davranışı manipüle edebileceÄŸini buldu. delgado, uykudan yüksek heyecanlı bilinç durumlarına kadar bir dizi etki yaratabileceÄŸini keÅŸfetti. daha sonraki çalışmaları kablosuz olarak yapıldı. düşünce manipülasyonu etkisini belirli bir uzaklıktan, herhangi bir fiziksel kontak veya manipüle edilen canlı üzerinde araç olmadan aktivite etti. delgado, frekansı veya kobay üzerindeki dalga formunu deÄŸiÅŸtirerek, onların düşünmelerini ve duygusal durumlarını tamamen deÄŸiÅŸtirebileceÄŸini buldu. aynı zamanda hükümet tarafından kötüye kullanma olanakları açılırken, delgado'nun çalışmaları diÄŸer pek çok araÅŸtırmacı için temel oldu. delgado'nun araÅŸtırması 1969'da cïa/or için çalışan dr. gottlieb tarafından, bu teknolojinin mümkün kullanımlarını ararken, yeniden deÄŸerlendirildi. o zamanlarda çalışmanın hala ham olmasıyla birilikte, cïa delgado'nun görüşünü psikomedeni bir topluma izin verecek teknikler açısından paylaşıyordu. bu süre içinde tulana Üniversitesi'nden bir nöroloji operatörü olan dr. heath bu ihtimali, beyinde elektriksel tahrik (esb) çalışmasıyla gerçeÄŸe yakın hale getirdi. esb insanda zevkli ve korkutucu halüsünasyonlar yaratabiliyordu. cïa'nm düşünce kontrolüyle ilgilenmesi kore savaşı ile baÅŸlamıştı. cïa bu alanda çeÅŸitli fiyaskolarla sonuçlanan araÅŸtırmalara baÅŸladı. bunların bazıları üstü örtülmüş skandallardır: kanadalı vatandaÅŸların izinleri olamadan zihinsel olarak manipüle edilmeye çalışılmaları, binlerce üniversite öğrencisi ve askeri personel üzerinde lsd denemeleri gibi. delgado'nun kablosuz etkileri, cïa'nm aÄŸzını sulandıran bir düşünce oldu. delgado hayvanların belirli bir elektromanyetik alanın içine konup son-ra herhangi bir fiziksel kontak olmadan manipüle edilebileceÄŸini keÅŸfetti. bu teknolojiler baÅŸka araÅŸtırmacılar tarafından fark edildi ve çok hızlı bir geliÅŸme yaÅŸandı. haarp program menajeri j. heckscher, haarp içinde kullanılan frekanslarını ve enerjilerin kontrol edilebilir olduÄŸunu ve bazı uygulamalarda 1-20 hertz dizisinde titreÅŸtirileceÄŸini söylüyor. bu da haarp'ın düşünce kontrolü amacıyla kullanılabileceÄŸini gösteriyor. haarp sistemi çok büyük kontrol edilebilir bir elektromanyetik alan yaratıyor ki bu, delgado'nun emf'si ile karşılaÅŸtırılabilir. bir nokta dışında: haarp sadece bir odayı doldurmuyor, potansiyel olarak büyük bir bölgeyi hatta bir yarımküreyi doldurması mümkün. temelde haarp transmiteri bu uygula-mada dünyanınkiyle (ki dr dolego'ının kablosuz deneylerinde ihtiyaç olunandan 50 kat daha fazladır) aynı düzeyde enerjiyi dışarıya yayıyor. bunun anlamı eÄŸer haarp doÄŸru frekansa getirilirse, sadece doÄŸru dalga formlarını kullanarak, zihinsel ayırma, bir bölgenin tamamında kasten veya radyo frekans iletiminin yan etkisi olarak oluÅŸturulabilir. sonuÇ baÅŸta dr. nick begich ve jeane man-ning'in araÅŸtırmaları olmak üzere tüm araÅŸtırmacıların çalışmaları, haarp'm pek de masum bir giriÅŸim olmadığının iÅŸaretlerini veriyorlar. bu görüşlere göre haarp tamamlandığı zaman abd'nin elindeki olanaklar ÅŸunlar: - atmosferi manipüle etmek ve modifikasyon saÄŸlamak, - askeri ve güçlü bir silaha sahip olmak, - geniÅŸ kitlelerin düşüncelerinin ve ruhsal durumlarının kontrol edilmesini saÄŸlamak, - kendi komünikasyon sistemini geliÅŸtirip, istenilen ülkelerin sistemlerini çökertmek. abd'nin kirli sicili; bilimi, teknolojiyi ve bilim insanlarını nasıl kullana geldiÄŸi düşünülürse ve ortaya konan deliller göz önünde tutulursa yapılmak istenenlerin bunlar olmadığını söylemek çok zor. not: alıntıdır http://www.sonsuzlukotesi.com/... konuyla ilgili araÅŸtırma yaparken karşıma çıkan ve oldukça bilgi veren bir yazı (jamesdean, 16.03.2007 15:05) |
| 8. | birleşik devletlerin 1993 yılndan buyana sürdürdüğü ve temelinde iyonosferin çalışma biçimini anlamak ve iyonosferin kontrolü için yapılan çalışmalar bütünüdür.
haarp kelimesi aslında birkaç kelimeden meydana gelmektedir açılımı ingilizcede high frequency active auroral research program'dır. programın temelinde programın sürdürülebilitesi için üç kurum bulunmaktadır bunlar, 1-birleşik devletler hava kuvvetleri 2-birleşik devletler donanması 3-alaska üniversitesi haarp programı zamanla halkın komplo teorilerine mevzu olmuş bir program haline gelmiştir, proje dahilinde bulunan tesis alaskada gakona bölgesinde bulunan wrangell-saint elias ulusal parkında bulunmaktadır ve pekçok ofisden kontrol odalarından ve yaklaşık 180 adet antenden oluşmaktadır. haarp projesinin temel ekipmanı iyonosferik araştırma cihazıdır (ing:ionospheric research instrument) kısaca buna "iri" denilmektedir. bu cihaz iyonosfere geçici bir süreliğine yüksek frekanslı dalgalar göndererek iyonosferin modife olmasını sağlıyor, modife olan bu bölümde yapılan çalışmalar ve araştırmalar iyonosferin naturel çalışma prensibinde ve gelişimi hakkında önemli veriler sağlıyor. aktif iyonosfer araştırmasında "iri" yüksek frekanslı dalgalar üretiyor ve bu frekanslar antenlere dağıtılıyor ve burdan iyonosfere gönderiliyor. bu frekanslar güneşin elektro manyetik radyasyonun ve ultraviole ışınlarının iyonosferde yarattığı enerjiden 100.000 katdan daha az bir enerji seviyesi oluşturuyor ancak oluşan bu küçük enerji seviyesi haarp'da bulunan techizatlar tarafından gözlemleniyor kayıt altına alınıyor. veriler plasma (iyonize edilmiş gaz) teknolojisini geliştirmekde ve güneş enerjisi ve yerküre arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesinde kullanılıyor. haarp ilk deneylerini 48 adet; 960kw enerji iletebilecek antenlerle tamalandı ve sonrasında anten sayısı 180'e çıkartılarak iletilen enerji 3,6 megawatt'a kadar çıkarıldı. haarp sisteminin kurulu olduğu bölgede sistem çalıştırıldığı zaman yüksek frekanslı dalgalardan dolayı hava sahasından herhangi bir uçağın geçirilmesine izin verilmiyor ve yerel toplu yerleşim birimlerinden uzak olan ulusal bir parka inşaa edilmesine sebep olmuştur. 2005 yazından itibaren anten sayısın arttırılmasına karar verilen projeye halk arasında deprem yaratmak, ozonu delmek gibi suçlamalar geldiği gibi ruslar da yabancı uzay araclarını düşürmek için yapıldığını idda etmişlerdir. (gunship, 16.03.2007 15:11) |
| 9. | muse grubunun 2007 de wembley stadyumu'nda verdiği konser kayıtlarından oluşan yeni live albümü. albümün cd versiyonu wembley konserinin ilk gününü, dvd versiyonu ikinci gününü kapsıyor.dvd aynı zamanda grubun sahne arkasında neler yaptıkları ve fotoğraf galerisi içeriyor.gerçekten mükemmel bir performans gerçekleştirmiş grup yine.dna'larım mna'larım hep kaldı monitörde.
tracklist: haarp - dvd knights of cydonia hysteria supermassive black hole map of the problematique butterflies and hurricanes hoodoo apocalypse please feeling good ïnvincible starlight time ïs running out new born soldier's poem unintended blackout plug ïn baby stockholm syndrome take a bow haarp - cd knights of cydonia hysteria supermassive black hole map of the problematique butterflies ïnvincible starlight time ïs running out new born unintended microcuts stockholm syndrome take a bow (rushmo, 18.04.2008 13:18) |
| 10. | resmi amacı "iyonosfer'de" araştırma yapmak olan abd deniz ve hava kuvvetleri'nin ortaklaşa yürüttükleri proje.
projenin amaçları arasında; 1-atmosferdeki termonükleer araçların elektromanyetik vuruşlarını değiştirmek, 2-denizaltılarla haberleşmeyi kolaylaştırmak, 3-radar sistemlerini son derece geliştirmek, 4-çok büyük bir bölgede, abd ordusu dışında tüm haberleşmeyi durdurmak, 5-emass ve cray bilgisayarları ile ortaklaşa, toprağın altını çok derinlere kadar incelemek, 6-büyük alanlarda petrol, doğalgaz ve mineralleri tespit etmek, 7-cruise füzeleri gibi her türlü saldırı silahı ve uçağı havada imha etmek. gibi bilimsel ve teknolojik doneler olmasına rağmen bazı bilim çevrelerince gerçeğin hiç de böyle olmadığına dair yorumlar yapılmakta, haarp projesi'nin dünyamıza verdiği zararlar şu şekilde açıklanmaktadır; 1-iklimleri değiştirebilir, 2-kutupları eritebilir veya yerinden oynatabilir, 3-ozon tabakası ile oynayabilir, 4-deprem yaratabilir, 5-okyanus dalgalarını kontrol edebilir, 6-radyasyon yaymayan termonükleer patlama oluşturabilir. adamlar arkamıza geçmişler bile bir boynumuzu çevirebilsek neler yapacağız ama. neyse... (börü budun, 09.05.2008 09:55) |