
| 1. | dördüncü nesil yazar.* (itü sözlük e bir daha girersem alacağım nick budur, 25.09.2007 00:29) |
| 2. | dördüncü nesil ve sanırsam inşaat mühendisi yazar. @1966408 numaralı girisinde olayı çok güzel özetlemiş. hoşgelmiş, ellerine sağlık. (eksiksizuyum, 28.09.2007 18:06) |
| 3. | deniz gezmiş'i hem militarist, hem darbeci, hem cuntacı, hem ulusalcı, hem milliyetçi, hem herbirşey ilan etmiş bir yazarmış kendisi ilgiyle izliyoruz... (pulmoll, 23.05.2008 22:14) |
| 4. | bu ve benzeri birçok girinin sahibi arkadaştır (bkz: @2444086).
arkadaşımız deniz gezmiş hakkında kadar uğraşıp paragraflarca saçmalamış, yolda bir çuval bok bulmuşçasına üzerine atmış*. bu hazımsızlığın nedenini anlayamıyorum. her seferinde deniz gezmiş hakkında son girim olsun diyorum ama her gün yeni bir laf salatası çıkıyor karşıma. ama madem o kadar uğraşılıp paragraflarca saçmalanmış, haketmediği cevapları verelim bir kez daha. umarım bu son olur. gelin arkadaşımızın derdine ortak olalım. öncelikle, bir davaya inanmayı mallık saymak bir davaya inanabilecek yapıda olunmadığını, rüzgar nerden eserse o yönden çıkar kapmaya çalışıldığını gösterir. ayrıca eski solcuların bugünü için ertuğrul kürkçü ya da doğu perinçek'i, özellikle de doğu perinçek'i örnek göstermek ya onları tanımamaktır, ya da çok iyi tanıyıp en zayıf halkayı, en alakasız olanı seçmektir. bir de murat belge ortaya atılmaktadır ki evlerden ırak. o da solcu ise ben neo naziyim. bundan sonra emek sermaye çelişkisinin reddini içeren bir kısım geliyor. zaten artık sermaye kalktı, emek kalktı da biz kendi kendimize çalıp oynuyoruz. siyasetin odağı her zaman sömürenle sömürülen olmuştur, farklı zamanlarda üzerine farklı kılıflar geçirilebilir. araya birkaç doğru tespit saçıldıktan sonra kapitalizm-kapitalist bağlamında bir oksimoronla laf salatamız tekrar hortluyor. deniz gezmişe terörist yakıştırması yapılıp, ki her fırsatta bir laf etme gayreti var ki bu yazının asıl amacını oluşturuyor, birkaç madde sıralanıyor. bakalım ne denmiş: 1) ey evrimdaşım, türdaşım. 12 martta subaylarının altıda biri sosyalist oldukları gerekçesiyle ihraç edilmiş bir nato ordusundan başka ne bekliyorsun. söyle de beraber bekleyelim. 2) kürtlerin düşünceleri ve kemalistlerin tavırları statikmiş gibi davranma, 35-40 yıl önce kürtlerin içinde ayrılıkçı sesler azdı, kemalistlerin beyinlerindeki faşist düşünceler de keza öyle. kemalistliği bugünkü ulusalcılık denen saçmalığa, kürt kimliğini de kendine yapılan haksızlıklara cevap vereyim derken amerikaya alet olmaya indirgeme. 3) bunun alakasını anlayan bir zahmet bana da anlatsın. 4) çinin bugünü sosyalist olarak nitelendirilemeyeceği için o kapitalistlerin iç tepişmesidir, kendileri bilir. sonuç olarak, deniz gezmiş'in önündeki muhtemel yolu ılımlı islam maskesi altında emperyalizm yalakalığı ve faşizmden bozma ulusalcılık olarak koymuştur bu arkadaşımız, ki benim şu bilgisayarın binary mantığı bile bu kadar keskin değil. ya işte böyle. 40 yıllık devrimciler anne ben tespit yaptım diye ortaya çıkıp, 3-5 gerçeğin arasında sağa sola bok atıp, geçmişi çarpıtarak yorumlamakla değerinden bir şey kaybetmez. edit: bir atışmaya dönüşmemesi için burada kesiyorum. ama arkadaş @2445137 girisinde 5 kere kapasitesiz demiş. yazıdaki tek ilginç nokta buydu, başka da dikkate değer bir şey bulamadım. ad hominem kokan hareketler bunlar (bulletproof, 29.05.2008 20:09) |
| 5. | (bkz: görürsen selam söyle) (eazy, 30.05.2008 02:14) |
| 6. | ilgili girimde 1970 solcularını 3'e ayırdım, bu akademik bir ayırım falan değil, benim kendi şahsi ayırımım, fonksiyonel olduğu için öyle kullandım, mal ve kapasitesiz olmak gibi tabirler de geçebilir, burası sözlük neticede, mala mal diyemedikten sonra ne anladım ben bu işten.
burada temel bir kriterim var elbette, sadece 1970 solcuları için değil, genel olarak da geçerli bu. hayatı anlamlı bir bütün olarak gören, onu anlamaya ve gereğini yapmaya çalışan insanlara ben saygı duyarım, kimileri vardır, yanlış bir şey görür ve kafalarındaki ideallere o şey oturmadığı için müdahae etmeye ve o gerçeği düzeltmeye çalışırlar. bu bir soyluluktur. bunu yapmayan ve böyle gelmiş böyle gider zihniyetinde olan insanlarsa eyyamcıdır. bu bir, eyyamcı mallar diğerlerinden böyle ayrılır. onlar dışlarındaki gerçekliğe uyum sağlarlar. diğerleri ise masaldaki o tebdil kıyafet gezen soylu prensesin 15 kat minderin altındaki fındık tanesini hissedip uyuyamaması gibi rahatsız olurlar, tutarlılık ve anlamlılık ararlar. bunlar mallardan üstündür. bu sizin saflığınız ve soyluluğunuzla ilgili bir şeydir. mal olmayanlar gerçeği arama, hayatı anlamlandırma konusunda ortaktırlar, ama kimileri bir yere kadar anlayıp onu yeterli kabul ederler, ben anladım aştım der, olayı bitirdik daha yanılmayız artık bu model her şeyi açıklıyor derler. bunlar kapasitesizdir. çünkü hayatta trilyonlarca olgu vardır ve hiç bir şey 160 yıl önce üretilmiş hiç bir teoriye birebir uymaz. ama onlar için uyar, onlar o teoriyi anlamış ve bunun iç tutarlılığını çözmüş ve bunu yeterli bulmuşlardır. oysa 160 yıl öncesinin gözlemlerinden hareketle üretilmiş bir teori yeni olguları açıklayamayabilir, bu durumda bir şekilde modifikasyon yapmak, icabında bazı bölümleri terk etmek de gerekir. buna cesaretinizin olması da gerekir. ben geçmişte hayatımı buna adadıydım, ama yanlışmışım arkadaş. diyebilmek gerekir, herkesten önce kendine. bütün ömrümü boşa harcadım, diyebilmek gerekir, eğer böyle bir durum varsa kullanıldım. diyebilmek gerekir. kimse diyemez bunu, öyle kolay değildir. samimi inanan dürüst kapasitesizleri kast etmiyorum, onlar da var, ama niceleri artık her savunduğuyla düpedüz liberal olmasına rağmen sıkışınca, okur kitlesi şusu busu ya da yeni solcular sıkıştırınca "sapına kadar solcuyum ben arkadaş" yazıları attırmıyor mu? yiyen var mı bunları hala?işte bunlar kendilerinden ve kariyerinden, kendisine bütün ününü sağlayan geçmişlerinden vazgeçemeyen, buna cesaret edemeyen kapasitesizlerdir. mal değil, ama kapasitesiz. yani işte burada devreye iç hesaplaşabilme yeteneği giriyor. gördükleriniz sizin kendinizi adadığınız şeyi artık doğrulamıyorsa bunu cesaretlice söyleyebilmelisiniz. tabii bunun için de önce görme yeteneğiniz olmalı. işte bunların her ikisini de kapasite olarak yazdım. bu varsa vardır, bu anlamda türkiye'deki problemin sağ sol, işçi işveren problemini aştığını, daha farklı bir şey olduğunu, onların belki ancak birer semptom olduğunu bazı insanlar anladı, ve kendisini semptomla değil sorunun kaynağıyla savaşmaya adadı. işte bu daha büyük problemi görmek lazım. içinde olduğun basit düzlemin dışına çıkıp. yoksa bir ömrü perinçek ve şürekası gibi herşeyi açıklayan diyalektik yasalarla, tunç kanunlarıyla falan geçirirsiniz. hiç bir sosyal gerçekliğe tekabül etmediği halde siz bunu anlamadığınız için kendinizi haklı sanırsınız. peşinizden gelen olmaz, o bile sizi uyandırmaz. ve bir kapasitesiz olursunuz. perinçek gene dürüst bir kapasitesiz, bir de dediğim gibi kendine karşı dürüst olmayan kapasitesizler var onlar ayrı. yani böyle bir şeyler. mal, kapasitesiz ve kapasiteli gayet şahsi ve spontane ayırımlar diğer bir deyişle. (earendill, 30.05.2008 02:56) |
| 7. | bu kadar bilgi birikimine rağmen hala solculuk ile komünizm arasındaki farkı anlayamamış olan yazar kişisi... (mavidekaybolmak, 30.05.2008 03:43) |
| 8. | istisna kelimesini kullanmaktan hoşlanmayan ve kendisine yok yere izafe edilmesinden de tiksinen bir yazardır. ben hiç mccarthism'e istisna demiş değilim. kafadan uydurmayalım lütfen. kime ne dediysem benim ağzımdan konuşmasın da dediğimi buraya yazsın. sözlük içi yazışmaları deşifre etmeye zorlanmasın insanlar uçurulma pahasına, neye istisna demişmişim?
liberal demokrasi insanların devlet üzerinde daha fazla söz sahibi olmaları gerektiği idealidir, yöneticileri vatandaşların seçmesine liberal demokrasi deriz. vatandaşların çoğunluğu malın tekini senatör seçiyorsa bunun liberal demokrasiyle bir ilgisi yok. bu bir sistem sorunu değil, bu bir halk sorunu, çünkü sistem işi halka bırakan bir sistem. mccarthy gibi bir senatör seçilebiliyorsa ne yapmalıdır o zaman liberal demokrasi çözüm olarak. burada bir kara delik vardır, bu bir kusursa evet liberal demokrasiler bu anlamda kusurlu rejimlerdir, çünkü halk mallardan oluşsa da seçimi halka bırakırlar, peki genel seçimleri mi yasaklamalıdır, o zaman mı iyi rejim olacaktır liberal demokrasi? afferim, çok zekice. dahası ben kafama göre bir liberteryenizm tanımı yapmıyorum, bilen ne dediğimi gayet iyi anlayıp robert nozick diye sevdiğim yazarlardan birini direk yapıştırabiliyor. wallerstein gibi global düşünen, dünya uluslararası sistemlerinden falan bahseden koca koca adamlarla işim olmaz benim, "beyaz yalan var mıdır" sorusuna cevap arıyorum ben, ancak buradan başlayana, bu konu hakkında cevabı olana, diğer konulara ancak o cevaptan sonra ve ona dayanarak geçene saygı duyarım, bunları önemsiz bulup da amerika sscb çekişmesinden, jeopolitikten falan başlayanı ise dinleyemem, çünkü vakit kaybı. ha evet, bir de tuzla. tuzla'da insanlar öldü evet. ama burada sorunların en büyük sorun olması olmaması bizim onu öyle tanımlamamızla olmuyor, insanların öyle tanımlamasıyla oluyor. 19. yy avrupa'sında işçi-kapitalist sorunu en önemli sorundu ve demokrasinin de taşıyıcısı oldu. genel oy hakkı bu sayede ortaya çıktı. ama bugün türkiyede böyle bir şey yok. insanlar en önemli sorun olarak başka şeyleri görüyorlar, ve o liberalleşen kapasiteli eski solcular bunu gördüler. 1970'lerde chp'yi, inönü zihniyetini yere sererek statüko olmaktan çıkaran ve halkın siyasete akma kanalı haline getiren bir ecevit'in oy patlaması yaptığını gördüler. bu, devlet ideolojisine muhalif büyük bir kitle var demekti. 1983'te turgut sunalp'a karşı müthiş bir oy alan turgut özal'ı gördüler. sırf sivil olduğu için oylar ona aktı. 2002'de, 2007'de akp'ye oy veren bir halk gördüler, devlet ideolojisinin mağduru. ve bu yüzden durmadan büyüyen. insanlar bugün ve muhtemelen son 58 yıldır en büyük sorun olarak bu devlet ideolojisinden kurtulamamayı görüyorlar. ondan kendilerini kurtaracak partilere oy veriyorlar. demek ki en büyük sorun tuzla olayı değil, bu. tabii bilemiyorum, tuzla olayı dsip'e falan patlama yaptırır mı? dsip %34, ip %19, shp %26, akp %3, dtp %2 olacak mı acaba böyle bir şey? (earendill, 30.05.2008 04:01) |
| 9. | liberalizmin peygamberi olarak biz kapasitesizleri nirvanaya ulaştırması beklenen yazardır. konunun dışında kalıyım diyorum, polemiğe girmeyim diyorum ama bunu yazmazsam olmaz. bakın arkadaşımız ne demiş:
alın size deniz gezmiş'in bir röportajı, vallahi bıktım sizden. şimdi ben bunları yazarken cühela birileri çıkıp gene nikaltıma falan "işte neoliberal, deniz gezmişe saldırıyor, gezmiş kemalistmiş, yok devenin nalı, zaten ne beklenir neo liberallerden" falan yazıp bitirecektir, konunun etrafında dönmeyin arkadaşlar, biliyorsanız yazın, bilmiyorsanız kapasitesiz uğur mumcu'nun dediğini dinleyip yazmayın ve fikir sahibi de olmayın. evet evet kapasitesiz uğur mumcu. hayır yanlış anladım diye tekrar tekrar okuyorum ama yazan bu. alın bu da girinin tamamı: (bkz: @2445515) şimdi ben buna ne desem? aslında denecek birşey yok, herşey ortada. arkadaş tedavi sınırlarının ötesine geçmiş. tamam sevmiyor olabilirsin, ama bu kadarı da saçmalamaktır. eğer kapasite çıtasını uğur mumcu'nun da üzerine koyuyorsan ben kapasitesizliğimi kabul ediyorum. artık bu lafı ciddiye alan birileri çıkar, onlar cevap versin. (bulletproof, 30.05.2008 11:25) |
| 10. | "az sonra nikaltıma konunun etrafında dönen, ama burada yazacaklarıma hiç değinmeyecek olan giriler yazılacak" diyen ve dediklerinde de haklı çıkan yazardır. (bkz: @2445515)
dön baba dönelim, konunun etrafında dönelim, gezmiş ne demiş ona hiç girmeyelim. söyleyen liberaldir ya, bizim kendi kabuğuna çekilmiş kitleye "bu liberaldir, ne söylerse inanmayın" mesajı verelim, gerçeğin veya röportajın üzerinde konuşmayalım. afferim size solcular. (earendill, 30.05.2008 11:34) |