
| 1. | beddua. (chete, 04.04.2004 22:39) |
| 2. | dumanın bi şarkısı (briseis, 04.04.2004 22:40) |
| 3. | yarışmadı
yenilmedi açık saçık sizle oynamadı gerilmedi sanılmasın yine basmış onu bulantılar yanılmasın öyle dalga geçen yabancılar ah eğleniyor kendi başına ah neşesi yeter ah umrumda mı sandın bu dünya ah neşesi yeter konuşmadı hiç duymadı açık seçik sizle takılmadı daralmadı (lethe, 04.04.2004 22:42) |
| 4. | iç çeken insan efekti: ah aaaaaaah (chixculub, 06.12.2004 15:24) |
| 5. | (bkz: ouch) (close2death, 24.02.2005 13:58) |
| 6. | (bkz: ah ah di difit hez kam) (chixculub, 07.03.2005 13:21) |
| 7. | 25 yaşındaki alper gencer'in varlık yayınları arasında yayımlanan şiir kitabının adı. cerrahpaşa tıp fakültesi mezunu alper gencer ah isimli şiir kitabıyla 2005 yılı varlık şiir ödülünü aldı. üç tane kısa film çekmiş olan alper gencer, yakında ilk uzun metraj sinema filminin çekimlerine başlayacak. şiirlerini ve yazılarını, varlık, yasakmeyve, dergah, derkenar, merdiven şiir vb. dergilerde gördüğümüz alper gencer, moğol orduları gibi girdi edebiyat ve sanat ortamına. ne olup bittiğini anlamaya çalışıyoruz. alper gencer de her koldan ilerlemeye devam ediyor. tıpkı moğollar gibi, nerede bir bina görse "benim atlarım nerede otlayacaklar?" deyip yıkıyor hemen. alper gencer, statükoyu ve binaları, atları ve şiiriyle yerle bir ediyor. edebiyat bozkırında alper'in dörtnala koşan atlarından/şiirlerinden bir toz-duman bulutu yükseliyor gökyüzüne, sis dağılınca da bozkırın yemyeşil bir vahaya dönüşmüş olduğunu farkediyorsunuz. (canlucgodard, 25.10.2005 05:58) |
| 8. | tam içilesi, içerken ağlanası, ağlarken duvardan duvara sekilesi, sonra mümkün değilse nefes almak, yastığın altına kafayı koyup, ya ölmeyi ya da uyumayı beklemek zorunda bırakan şarkı...
ölsem de olur diyorsanız. üstüne bir de haberin yok ölüyorum alınız... (bkz: duman) (bkz: saygı duyuyorum) (lullaby, 12.11.2005 18:03) |
| 9. | (bkz: ahh) (cherryblossomgirl, 28.06.2006 11:22) |
| 10. | hoş bir attila ilhan şiiri
yüzünün yarısı göz kadife yansımalı bulutlu siyah ah bulutları eflatun o boy aynasından çıktı fransızın malı vişne asidi vardı tadında rujunun ah sinema yıldızı filan olmalı ağızlığı kristal son derece uzun bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor ah çocuk yüzünde gül goncası ağız saçlarından incecik su tozu dökülüyor sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız karartma başlamış ışıklar örtülüyor ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam çok vapurun battığı bir liman orospusu bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam ay ışığında deniz akordeon solosu pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam görkemli çadırında italyan lunaparkın sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın sutyenler tutmuyor çılgın göğüslerini kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın kim görse şaşırır sakalının süslerini tavana asılmış sosyalist saçlarından ah sabah sabah omuzları kan içinde işkence sonrası genç bir kadın militan yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde adı bile çıkmamış dudaklarından doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde (mosquito, 06.12.2006 20:20) |