
| 1. | absorbe etmek, sömürmek, içine almak, #include.
(bkz. http://www.tdk.gov.tr/...) 7 . içine sığmak. (azureel, 03.05.2004 06:02) |
| 2. | tdk sözlüğünde 35 faklı anlamda kullanıldığını görerek şaşırdığım, kullanışlı kelime.
(bkz: iyi ki varsın) 1 . bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- n. cumalı. 2 . bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- . 3 . birlikte götürmek. 4 . satın almak: "biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- n. cumalı. 5 . ele geçirmek, fethetmek: "fakat aldıkları yerlerin ahalisini türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. seyfettin. 6 . İçine sığmak: "bu kavanoz iki kilo bal alır. bu salon bin kişi alır."- . 7 . kabul etmek: "evine kiracı almak."- . 8 . kendine ulaştırılmak, iletilmek: "mektup almak. haber almak."- . 9 . İçeri sızmak, içine çekmek: "gemi su alıyor. fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- . 10 . erkek, kadınla evlenmek: "o sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- m. Ş. esendal. 11 . sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 12 . kazanmak, elde etmek. 13 . zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "soğuk almak. ceza almak."- . 14 . bürümek, sarmak, kaplamak. 15 . kısaltmak, eksiltmek: "ceketin boyundan almak."- . 16 . yolmak, koparmak: "kaş almak."- . 17 . yerini değiştirmek, çekmek. 18 . temizlemek: "karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 19 . İçeri girmesini sağlamak: "sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- n. cumalı. 20 . tat veya koku duymak: "sigaradan hiç tat alamaz oldum. burnu iyi koku alır."- . 21 . Örtmek, koymak: "paltosunu sırtına aldı."- . 22 . (-e) ... gibi anlamak: "bir sözü şakaya almak."- . 23 . yol gitmek, mesafe katetmek: "o yolu bir saatte alırsınız."- . 24 . Çalmak: "cebimden saatimi almışlar."- . 25 . soldurmak: "güneş perdelerin rengini aldı."- . 26 . vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "dalağını aldılar."- . 27 . motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. bir daha bastı, yine almadı."- h. taner. 28 . göreve, işe başlatmak: "yeni bir kapıcı aldı."- . 29 . (nsz) başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- halk türküsü. 30 . (-den) davranış veya makam değiştirmek: "aşağıdan almak. tizden almak."- . 31 . İçecek veya sigara içmek: "tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 32 . yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 33 . (-den) görevden, işten çekmek. 34 . kazanç sağlamak: "bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 35 . gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- . (myrmidon, 15.09.2006 11:00) |