06 eylül 2010 pazartesi
günün başlıkları: 339 tane »
günün başlıkları: 339 tane »
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·gone going (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·ismail yk (3)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
belki ilginizi çeker
ile 
- ks. isoleucine
- (bkz. amino asitler)
- türkçede bir bağlaç
- oruç aruoba kitabı
- kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, işteşlik, beraberlik, araç, sebep veya durum anlatan cümleler yapmaya yarar...
(bkz: sen neymişsin be abi) - oruç arouba'nın bir ilişki defteri.
- bak - bir raslantı değilsin sen : şu garip yaşamımın ulaşmak zorunda olduğu bir noktasın...
biliyorum ki bütünüyle sana yönelmişti yaşamım; belki gerçekleştirilebilirlik 'derece'sinden hep kuşkulanarak, ama, bütünlüğünden -bütün olması gerektiğinden- emin olarak - kendi bütünlüğümü ortaya koyarak; senden de kendi bütünlüğünü isteyerek...
oruç aruoba - ile / sf.77. - cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz *
- 'a r a m a k' ne söz, değil mi?
hani, biryerden dönecektim; sana saatini de söylememiştim; gelince senin notunu buldum: "daha gelmediğini bile bile aradım - öylesine, işte..." diyordun - içim ışıldadı:-
işte tam da buydu 'arama'nın özü - 'buluna'mayacağı bilindiği zaman bile, aramak......
oruç aruoba - ile / sf. 68 - oruç aruoba'nın ilişki üzerine yazdığı, zaman zaman okuru da dahil ettiği, içsel sorgulamanın ayyuka çıktığı kitabı.. o anki, geçmişteki ya da daha sonraki ilişkileriniz üzerine yorumlarınızı değiştirebilecek bir güce sahip.. evet.
"ben bugün sana defter aldım" - bulmacalarda en çok sorulan soru
- ''birisine bağımlı olmak, onu bağımlı kılmanın bir biçimi olabilir' demiştim sana sende epey sonra,
''sana tutuluyorum'' diyerek, sana söylediğim bu sözü anımsattın.''istediğin kadar tutul ve tutun bana'' dedim.bende sana__
'aşk'/ 'tutkunluk' / 'sevgi' : bunları çok iyi ayıretmeliyiz,ilişkimiz içinde.
'aşk' ile 'sevgi' üzerine birşeyler yazdım birazönce;şimdi, şu 'tutkun' olma'ya gelelim:
'tutkun'uz tabii ki__
ben sana; sen bana- ama bak, türkçe neleri açıkediyor:
'tutacağız ' biribirimizi __
'tutunacağız'biribirimize__
'tutkuluyuz' biribirimize__
oruç aruoba_ile 37. - oruç aruoba'nın önce/ilişki defteri/sonra bölümlerinden oluşan "en içteni içten söylemek diye şiirsel bir deneyimleme" kitabı.
ilişkiler üzerine düşündüren, farklı düşündüren bazen de işte demek istediğim buydu dedirten, okurken can yakan bazen inceden güldüren; bittiğinde "ilişkinin yitebilen bir şey olmadığını çünkü varedilebilcek bir şey de olmadığını" öğreten okunası kitap. - "işte bunu görüp de toparlayamıyordum, demek buymuş.. evet evet.." dedirten, ayrıca görmediklerinizi görmenizi sağlayan, hissedip de yorumlayamadıklarınızı aydınlatan eser
- (...)...ilişkimizin kurulmağa ilk başladığı günlerden birinde,şöyle yazmışım:-
-"kafamı toplamalıyım --'gene'!!gene hızla yeni bir belirlenmemişliğe dalıyorum--dalmak istiyorum;daldım bile--
ama,bunun ucunda ne var--'sonuçları'na boşversem bile,bilmiyorum.."
sen,sonradan,defterimi okumuşsun ki,--benim sana verdiğim kaleminle,'silme' ve 'tutma' işaretleri ile bir bağlama işareti kullanarak ,bu metni 'redakte'etmişsin..bende,bunu farkedince,"redaksiyon'una uyuyorum diyerek,metni,senin biçimlendirdiğin haliyle,yeniden yazmışım:-
"hızla / dalıyorum--/dalmak istiyorum,/daldım /bile;/ama,dalmak istiyorum ------"
senin ile ilişkimiz konusunda bir 'karar' almam,senin alınmana yolaçmış olmalı ki,"ben sevilmek için kararlara kalmadım" diye yazmışsın,sonraki defterlerden birine --- öfken,hafiften belli oluyordu,benim sana söylediğimle ilgili olarak.
'karar'--evet,biliyorsun,temel bir yer tanıdım ona--ama şunu bilmiyorsun;seninle ilgili aldığım ilk kararda(hatırlarsın;yazmıştım bunu,farklı bir biçimde) " bundan böyle o'nun içinde olmadığı birşey yazmayacağım" demiştim.(sen o ilk biçimi öğrenince -- okuyunca -- "bende hep buldum kendimi senin yazdıklarında" demiştin.)
--işte : sevgi--sevme--bir karardır--bir kararlılıktır--
sevgi nasıl birşey,değilde,nasıl olması gereken birşey,diye düşünüyordum;daha önce de yazmıştım bir-iki şey,bu konuda:'aşk ve sevgi'-- elimizde olmadan 'içine düştüğümüz'birşey(ingilizce deyimi düşün : to fall ın love;'ilk görüşte aşk'--love at first sight...)olması çok önemli yanlar taşıyor;ama,birde,bilinçli,durup düşünüp,"ben onu seveceğim"diye bir kararın verilme durumuna bakalım('akıl birlikteliği' gibi bir budalalığı kastedmediğimi biliyorsun):-
ancak bu karar verilmişse,verilebiliyorsa;ve,karşılıklı verilince,kişiler--sen ile ben--kendilerini tam olarak 'verebilir'ler( bak türkçe,gene,ne yapıyor:'kendini vermeye karar vermek'...)öbürüne -- bu 'verme'lerin karşılıklılığı yoluyla da,biz olabilirler...
ilişki,biz dir.
"ben senin içindeyim-- sende benim içimde misin?" diye sordum;sende duraksamadan "evet" dedin.
--hani,kavga edip,ayrılıp,sonra barışıp,yeniden buluştuğumuzda,sen de,"sen'i bir daha görmemeye niyetliydim;ama,bir baktım--"her tarafımı doldurmuşsun" demiştin ya: işte,öyle içiçeydik,artık...
'mantık' ve 'uzam' açısından çelişik birşey bu;ama,ilişki 'mantığı' ve 'uzamı' açısından,geçerli...
ilişkideki (türkçe,'ilişki içinde bulunmak' deyimini de kurar)iki kişi--sen ile ben--birbir(ler)inin 'içinde'dir(ler) :hem ayrı ayrı,hem karşılıklı--ben,senin;sen benim...
ve ikimiz de,birlikte,onun içinde--sen ile ben : biz...
ile /oruç aruoba - öncesindeki ya da duruma göre sonrasındaki isme anlam katan sözcük. örnek mi? örnek vermiyorum. anlam vermedeğiniz kelimeyle kullanmazsınız zaten.
- aşıkların arasına yegane girebilen şey.
(bkz: leyla ile mecnun)
(bkz: ferhat ile şirin)
(bkz: aslı ile kerem)
(bkz: elif ile hilmi) - bir gün, bir yerde oturuyorduk. ben gidecektim; işim vardı. sen, "sen gitsen, yapman gerekeni yapsan; ben de burada beklesem seni" dedin.
içim ışıldadı - ne güzel bir olanaktı bu:-
sen, beklerken, 'akıl gözü'nle benim yaptığım işi izleyecektin; ben de, işimi yaparken, sürekli, senin orada bekleyişini -beklediğini- 'göre'cektim.
ayrıyken, birlikte olacaktık.
oruç aruoba - ile / sf. 107. - ek biçimi "benle", "senle", "onla", "bunla", "şunla" şeklinde değil; "benimle", "seninle", "onunla", "bununla", "şununla" şeklinde kullanılmalıdır.
(bkz: vasıta eki)
(bkz: vasıta hali eki) - oruç aruoba'nın ilişkileri felsefik açıdan ele aldığı, kendi deyimiyle "ilişki defteri"dir. içinde kendinize dair çok şey bulmanız olasıdır. okunulması şiddetle tavsiye edilen yapıtlardandır. işte kitaptan bikaç ilgi çekici bölüm;
__sen, çınlattığın yaşam dolu kahkahalarından sonra da uzayıp giden ölümcül suskunluklarınla, bana, hep, birşey haykırıyordun -susmanla bağırıyordun- sessizliğinle feryat ediyordun, birşeyi bana; ama ben anlayamıyordum bunu -hala da, doğru dürüst anladığımı söyleyemiyorum
-zaten söylenecek birşey
de kalmadı
artık:
bağışla
beni-
__seni hep yaraladım.
o en başta farkına vardığım yaralılığın da, birşeyler öğrenmeme yaramadı, işte...
şimdi sayamayacağım kadar çok durumda sana söylediklerim, yaptıklarım (bazısını burada, bu kitap içinde dile getirmeye çalıştım -biliyorsun onları) derinden acı verdi sana, biliyorum -
(hani bir akşam vardı, sen inleye inleye, bitap düşüp-)
bunları affettirmem -senden özür dilemem- de, artık, anlamlı değil.
bunların ne kadarı benim özel -öznel- budalalığımdan kaynaklanıyor, ne kadarı da ilişki denen şu garip şeyin kendi genel -nesnel- niteliklerinden çıkıyor, bilmiyorum.
tek bildiğim başarısız olduğum-
(-zaten ustam da en başta alıntıladığım itirafında aynı şeyi söylemiyor muydu?!...-)
kuramadım onu, gereğince; sana da, yeterince ulaşamadım -bu beceriksizlik yalnızca benden mi kaynaklanıyordu onu da bilemiyorum.
muhtemelen, öyledir.
ne sen, ne de ilişkinin kendisi -
yalnızca ben sorumluyum bu başarısızlıktan..
__"en değerli hayalimdin sen,: kendini yıktın!...
elden çıkarmak istemediğin gerçekler vardı,herhalde: bir yarım-yamalak felsefecinin hayali olmak ise, istemedin. oysa, onun, yaşamında bir kez olsun gerçekleştirdiği, gerçek hale getirebildiği tek hayali olabilirdin - hatta sanıyorum , bunu istiyordun da... hayalden gerçekliğe giden yoldaki adımı atmadın - "kaçtım" dedin...
işte: kaçtığın kendindi - belki de, benim gerçekleşen hayalim olabilseydin, kendi en yoğun gerçekliğin de olabilirdin...
kim bilir, artık - geçti..."
__o uzun ayrılıştan önceki son buluşmamızda, bana, şöyle bir şey dedin:-
"senin ile hiç ilişkimiz olmadı ki..."
"senin ile ilişkimiz hiç olmadı ki..."
"senin ile ilişkimiz olmadı ki hiç..."
"hiç ilişkimiz olmadı ki senin ile.."
tam nasıl söylemiştin, anımsayamıyordum -belki, yıllar içinde, kafamda o kadar evirip çevirmiştim ki bu tümceyi, tam biçimini artık yeniden kuramıyordum (yıllar sonra, o gün bu tümceyi üzerine not ettiğim sigara paketini buldum: şöyleydi:
"bizim senin ile hiç ilişkimiz olmadı ki...")
önce hiçbir şey anlamadım; hep de düşünüp durdum; ancak da yıllar sonra, anladım:-
haklıydın
haklısın
__kararsız mısın;
korkuyor musun;
istemiyor musun?
,
diye sordum; sen de, hepsine birden, evet, dedin.
bunlar çok farklı şeyler oysa ki: -
'kararsızlık' kişinin ötekine yönelik;
'korkmak' kendine yönelik;
'isteksizlik' de ilişkiye yönelik;
yetersiz kalmasıdır.
__olanaksızlıktan yola çıkan ilişki, ne çok gerçeklik katetse de, yeniden olanaksızlığa varır, sonunda; son olanaksızlığı da, belki, ulaştığı en son gerçekliktir.
ilişki ancak yaşamakla varolur; ama, yaşandıkça da, tükenir.
b i z, artık, ayrı olabiliyor idiysek, sen ile ben arasındaki şu 'i l e', artık, yok, demekti. - "lütfen merak etme - lütfen, lütfen, lütfen" demişsin -
kişinin elinde değildir ki merak etmemek, seviyorsa -
senin o "lütfen"i üç kez yinelemen de bunun -bunu bildiğinin- göstergesi: -
sevgi, çünkü, kişinin bütün yönelimlerini tek bir yere çevirir; bütün etkinliklerine tek bir yön verir : sevdiğine -
sevdiği de, bunu, bilir...
oruç aruoba - ile / sf. 106. - muhteşem bir oruç aruoba kitabıdır. okumayanı budaklı meşe odunuyla dövmelidir.
---
"ilişki için süreklilik gerekli" dedin- acaba öyle mi?
nedir 'süreklilik': hiç bitmemek mi?- öyle birşey yok: herşey, birgün, biter-
ama şu var: birşey, hiçbirzaman bitirilmeyeceği kararlılığıyla istenebilir- hiç bitmesin diye, istenebilir...
gerçi, bu bir yanılgıdır, temelde; ama, bu isteklilik, bir yanılgı olduğu bilinciyle taşınıyorsa, bir yanılgı olmaktan da çıkarılabilir-
mi?
--- - daha önce kaç defa okursanız okuyun yeni birşey yakalayacağınız, ille de okunması gereken bir kitap.
. - olabilmek... - olabilemedin, koyu parıltılı gözlü sevgilim benim..-
ben vardım; sen, kendini yok etmeyi seçtin.
[...]
[...] : işte, ben hala varım; bütün acıları ölçüp biçip tartarak-sense, kayan bir yıldız gibi hızla uzaklaşıyor; son anda da dönüp bir göz kırpıyorsun, yalnızca... - bir erkeğin aşık olduğunda hissettiklerine baktığı noktadan tercüman olmuş kitap. okudukça aşkınız depreşiyor ve ilişkilerin başlı -ayrıca illâ ki- sonlu şeyler olduğunu daha çok duyumsuyorsunuz.
kaideyi bozmayalım ve biz de kitaptan alalım:
(...)
'sevmek' ile 'karar vermek' - 'sevmeye karar vermek' - sana garip, hatta itici geliyordu, biliyorum; ama, 'sevgi'yi, 'içine düşülen', kişinin elinde olmayan bir şey olan 'sevi'den ayırmanın başka yolu yok -
'aşk', çünkü, önemsiz; giderek, değersiz bir şeydir: kişinin başına nedensizce; hatta, nesnesizce 'gelir' n e d e n şu kişiye âşık olmuşsundur; k i m d i r, âşık olduğun - belirsizdir - çünkü yalnızca bir etkilenim, bir tutkudur - işte bir tutulmuşluktur...
sevgi ise dünyanın en önemli; giderek de (enderliğinden mi acaba - herhalde...) en değerli şeyidir - çünkü, kişinin bilinçle ve tam da belirli bir kişiye yönelik, bulunabileceği en yoğun ve en yalın - anlamlı; amaçlı- eylemidir.
düşün: sevgi eylemdir.