''önüm, arkam, sağım, solum.
saklanmayan ebe.''
tek başına saklambaç oynayan çocuk gibidir zirveye tek başına giden yazar.
ne hayallerle gitmiştir o zirveye; 'ulan yeni insanlarla tanışacağım, asosyallik bitecek belki. hem belki bir manita yaparım, belli mi olur? kesin çok eğlencez şimdi orada. neler yaparız acaba?' der zirve mekanına giderken.
daha sonra içeriye girer, bir kaç kişi vardır mekanda. onlara 'itü!, itü sözlük!, itü'den misiniz acaba?, sözlük!, itü!!, burada mısınız!!?' diye seslenir ama kimse karşılık vermez. 'neyse, az sonra gelirler.' der oturur bu eleman tek başına sandalyeler arasında yalnız kalmış herhangi bir 4 ayaklı masaya.
zaman geçer, kimse görünmez. 'lan aslında başlıklarda falan okumuştum, böyle isimlerini yazıp sonra satıyorlarmış bunlar. bana da böyle yapmasın bu şerefsizler. o kadar da ayarladım şu zirveyi, millet geleceğim dedi o kadar. üzülürüm lan.' der. bekler.
ahh lanet kader. o hep bekler.
,,,,,,
ve sonra içeriye bir çift girer. el ele, erkek erkeğe. 'anam!! kayser demişti itüsözlük'de çok gizli gay var diye, bunlar apaçık gay gerçi. vay be. dur şunlara bi el edeyim de tanısınlar beni, iki muhabbet edelim.' der. çağırır onları, 'ne sözlüğü bilader.' yanıtını alır. elmalı sodasını içmeye devam eder. 'bilader he mi?' der içinden, 'bilader.'. 'sen git elin herifini öp sonra bana bilader de.' diye geçirir içinden. ama bu kıskançlık fazla uzun sürmez. 'nerede lan bu mnakoduğumun insanları.' der ve bir kızgınlık başlar.
'ulan gelsinler ağızlarına sçacağım.' dese de bunların boş laflar olduğunu bilir. 'onlar gelmeyecekler.' diyemez kendine, itiraf edemez. 'gelmeyecekler ve yalnızsın.' diyemez.
'yaa aslında ben bu adamların numarasını almadım mı arasam ya şunları. niye geç aklıma geliyor böyle şeyler?' diye geçirir içinden ve arar. herkesi arar, tek tek arar. tek tek suratına kapanır telefonlar.
çaresiz ve yalnız kalmıştır artık. gay çiftimizin yanına gider, 'ya buraya oturabilir miyim? muhabbet ederiz falan. ben yalnız kaldım da sattılar beni.' der. ağlamaklıdır. etkilenir çiftimiz ondan. 'tabii bilader' derler, 'canın sağolsun.'
'ne biladeri mna koyayım, ne biçim eşcinselsiniz siz? biladermiş, sese bak. hey allahım ya.' diyerek sert çıkar onlara.
'ne ibnesi oğlum, ne diyorsun lan sen? ibne miyiz lan biz? öyle mi görünüyoruz ulan?' cevabını alır.
demin sinirle 'ne biladeri mna koyayım.' diyen adam yoktur artık yerinde, 'abi ibne demedim abi, eşcinsel dedim abi. yanlış anladın abi. pardon abi ben sen onu öptün sandım bir de el elesiniz ya abi. pardon abi.' der bir yavşak gibi.
dayak yer. taksim'de bir başına, ağzı yüzü yamulmuş bir adamdır artık. ağlar, kan damlar. 'ibneydiler işte ağızlarına vurduklarım, ibnesin işte dana. niye dövüyorsun? alla alla ya, sanki ben skiyorum herifi. manyak ya. hem elin oğluna ver hem de beni döv işe bak ya.' der.
'mna koduğumun itüsözlüğü, mnakoduğumun yazarları. hep sizin yüzünüzden lan. hepinizin nickaltına küfürler dolduracağım ulan. silerlerse silsinler beni. çok da pipimde.' diye devam ederken iç sesi, evine yaklaşır ve onu görür. hayatının aşkını.
gelir sözlüğe
aşk,
börtü,
böcek,
bok püskül başlığına en romantik dizelerden esinlenilmiş yazılar yazar. biter sözlüğe olan bütün nefreti.
bir kaç yıl sonra o gay çifti görür, kaçar sonra güler. ve der ki 'ulan hepimizde biraz ibnelik var ha.'
not: eşcinselleri kızdıracak öğeller kullanmamaya gayret eden bir insanım ama bana önemsiz gibi gelen bir söz sizi kırabilir, hayatta böyle şeyler olabilir. ayrıca, insanları satanlar; sözüm size.
gizli gaysiniz lan hepiniz. di mi kayser?