duygusal bağ kurduğunuz obje. mekanizması ömür boyu garantilidir. alırken el yakar, ama zaman içerisinde verdiğiniz parayı on kez helal edersiniz. düşünce *çok kötü içinize oturur ve insanı depresyona sokar. şımarmayıp doğru kullanıldığında vücudunuzun bir parçası olur, yokluğunda özlemeye , onunla birlikte yatıp kalkmaya başlarsınız
(bkz. zipposeksüel)
(bkz. turuncu zippo)
aksiyon filmlerinin araba patlatma sahnelerinde de kullanılır. bir galon yakıt arabanın üstünde gezdirilir, daha sonra filmin kahramanı abimiz bu yakıtı döke döke arabadan uzaklaşır. finalde ise zippo çakmağını çakıp yere döktüğü yakıtın üstüne umursamaz bi tavırla fırlatır, kamera yerde tutuşarak arabaya yaklaşan yakıta zoom yapar ve akabinde araba patlar
sloganı "it works or we fix it for free" dir. hakkaten de bozulursa, bradforda yollarsınız ve tamir edilerek gelir. altındaki çentikler, harfler ise bir anlama sahiptir fakat bu anlam kalite felan değildir. a dan l ye kadar olan harfler , çakmağın hangi ayda yapıldığını gösterir. çentikler de eski sistemde yılları gösterir. yeni seri zippolarda yıl için çentik değil direk rakam kullanılmaktadır.
yakıtını koyarken pek dikkatli olunası aksesur, çakmak değil.
pamuğumsu şeyine benzini dökerken abartırsanız eliniz, koyduğunuz yerin altı, çakmağın çevresi bir güzel benzin olabilir. bu esnada yanlışlıkla gelebilecek bir kıvılcım ya da ateş ile çakmak elinizde patlayabilir. elde patlama burda her anlamdadır, hem canım zippo gider hemde eliniz harbi yok olur.
zippo bir yaşam biçimidir, onu elinize ilk aldığınızda gerçekten sevmek neymiş; öğreniverirsiniz. birisinin sigarasını yaktığınızda, kıskanmak neymiş; öğreniverirsiniz. birisi hacılamak* isterse, küfür etmek neymiş; öğreniverirsiniz. yere düştüğünde, kalbinizin ağrıması neymiş; öğreniverirsiniz. her elinize aldığınızda görenlere "hayır" demeyi öğreniverirsiniz...
hayatımda ilk defa beni bir şeyin koleksiyonunu yapmaya başlatmış alet. en sevdiğim parçayı hacılamak isteyen 50 yaşındaki patronumu koridorlarda kovalamama da sebebiyet vermiştir.
sarma tütünün yanına da pek yakışan bir aksesuardır. hediye olarak alınıp verilmesi büyük keyif olduğu gibi kaybedilmesi bir o kadar acıdır. ilk zippo'mu bir arkadaşım hediye etmişti. babasının ufak çaptaki koleksiyonondan bir parçaydı. üzerinde akrep sembolü vardı, ayrıca bir levha üzerine işlenmiş olanlardan. uzun süre öyle kullandım. sonra zippo'mu modifiye ettim. üzerindeki levhayı sökerek güzel bir zımpara çektim. çok hoş ve kullanılmışlık kokan özgün bir zippo'm olmuştu. sonra başka bir arkadaşım şile'de beraber tatildeyken kaybetti onu. üzüldüm. ikinci ve halihazırda kullandığım zippo'mu ise yine bir arkadaşım hediye etti. o da artık yavaş yavaş kullanılmışlı izleri taşımaya başladı ve bence zippo'nun eskimişi makbuldür. yepyeni, cillop gibi zippo'lardan pek haz etmem. bu arada yakınından hızlıca üflendiğinde söndüğü doğrudur, ama hiçbir zaman rüzgar o şekilde bir etki yaratmaz ve zippo'nuz canavar gibi çalışır sizi yarı yolda bırakmaz.
la dupont'un bile yanına yaklaşamayacağı tek marka. efsane reklam filmi ise akıllara zarar!
olay şöyle gelişir: yörüngedeki amerikan askeri uydularından biri pasifik üzerinde durur ve kayıda başlar. aşağıda pasifik okyanusunda bilinmeyen bir bölgede iki amerikan uçak gemisi birbirlerine doğru yaklaşmaktadır. 1 geminin güvertesindeki askerlerden biri zipposunu çıkararak sigarasını yakar, bu esnada 2. gemi, 1. gemiyle yan yana gelmiştir. asker zipposunu tam kapatırken 2. gemideki başka bir askerin sigarasını yakamadığını görür. birden gözgöze gelirler ve 2. gemideki asker ateş ister. 1. gemideki eleman yana zipposunu ona doğru fırlatır. çakmak ateşi sönmeden diğer elemana gelir. o da sigarasını yakar ve tekrar çakmağı 1. gemideki elemana geri atar. bu esnada da çakmak yanmaktadır. eleman çakmağını yakalar ve kapağını ( hala yapmaya çalışıyorum ama çok zor) usta bir hareketle kapatır.
sadeliğe dayalı özgüven, kültürdeki yeri, kullanışlılık, yolda bırakmama konularında muhtar çakmağının gerisinde kalan buna rağmen pazarlama ve şekilcilik sayesinde küresel bir değer olmayı başarmış benzinli çakmak markası.
(bkz: marka olmak)
gerçeğini anlamanın binbir yolu adlı bir kitap yazdıracak kadar cevher değerinde olup "abi bu gerçek mi?" diye sormaya görün tüm taktikler dökülür "bunun gerçeği kapağını açınca tınk diye bi ses verir","bunun gerçeğiyi şöyle alev alır","altına baktın mı şunu görürsün" vs.