geçen yılın aksine gölgelik alanların artmasının çok kişi tarafından dilendiği , eğlenceli , rock dolu , bi'de liseden sınıf arkadaşlarımın ( (bkz: ihtiyaç molası) ) orada olacağını öğrendiğimde fena gururlanıp heyecanımın arttığı , bir gaz , bir ümitle gitmeye hazırlandığımız organizasyon .
yarın biletlerini alacağım,bana,deli gibi,çadır kiralayan mekanlar aratan festivaldir.ayrıca sayesinde edremitle de tanışacak olmak buruk bir sevinçtir tabi.pentagram,gökçe,hayko cepkin ve yüksek sadakati aynı sahnede görecek olmanın heyecanı içerisinde bekletmektedir bizleri.
bende orda olacağım dediğim festivaldir.bu tip bir organizasyona ilkkez katılmam münasebetiyle çok heycanlıyım ve ayrıca yüce itü sözlük yazarları tarafından tavsiyelerede açığım ... hayırlısı olsun rock'a doyalım diyorum.
şahsıma göre en cok gidilmesi gereken festivaldir.bol bol eğlenilir fakat tek sorun uykusuzluktur zira yatma saatiniz 4 gibi(en erken) olur ve sabah 6 da 7 de çadırınızın üstüne vuran güneş sizi kavurur.birde sitede parfüm gibi malzemeler alınmıcak yazılmıs 4 gün boyunca nasıl bir atmosferle başa cıkmaya çalışırız nasıl kokular alırız orası bilinmez tabi.
festival alanında çadır satışlarında verilen fiyatlarla piyasa fiyatları karşılaştırıldığında, muhtemelen tek mevsimlik -yazlık- kağıttan ya da bilimum sıvılar değdikten sonra 1 aya kalmaz eriyen çadırlar sattığını, satılan çadırlara güvenilip festivale yanımıza çadır almadan gitmememiz gerektiğini düşündüren, gözümüze sokan festivaldir.
şehirler arası otobüs yazıhanesinde servis beklerken edremite bilet soran çocuğun akabinde "zeytinliye nasıl giderim biliyor musunuz peki" diye de sormasıyla "evet,bu da rockfeste gidiyor" dedirtendir.
tuvaletlerin pislik götürdüğü (bi insan klozetin kapağına nasıl sıçar hala anlamış değilim), kro,kendini bi bok sanan görevlilerin olduğu,grupların sahnedeki performasından fazla akustik ayarlandığı,suların 75 ykr olduğu.en son sahne alan kurbanın şahane olduğu seneye daha güzel,daha ucuz olmasını temenni ettiğimiz festival.
son günün akşamüstü açılan ve üstünde "emo tedavi merkezi" yazan pankart gerçekten harikaydı. pankartı taşıyanların sloganı ise "artık tek gözle bakmaya son" idi. bu nasıl bir mizahtır helal diyorum. çok güldüm çok eğlendim.
ikinci gün* saat 5 de sahne önüne kuruldum en önde yerimi aldım. nitroyla başlayan kalablık false in truth la güçlenmiş ve soul sacrifice da bir daha azalmamak üzere en yükseklere ulaşmıştı. pentagramın geç çıkması bünyedeki yorgunluğa yorgunluk katmıştır. ama gene de festivalin en hareketli ve bence en paraya değer günü 2. gündü kim ne derse desin.
bira fiyatları çok pahalı olmasa da dışarıda yarı fiyatına almak var iken 4 liraya almak biraz koyuyor insana. onun dışında sucuk ekmek, sosisli tarzı yiyecekler fahiş fiyatlı değillerdi bu açıdan güzel.
evet heryerde olduğu gibi burada da sivri insanlar mevcuttu. hele son gün birtane beyaz gömlekli, gömleğinin üstten 4 düğmesini açıp kıllı göğsünü sergiyelen insan yavrusu vardı ki yorum yapamadım. sadece ortam yapmaya gelmiş denizine girmeye kızını kesmeye gelmiş, akşam konserlerin, hayko ve nev hariç hiçbiriyle ilgilenmeyen bir tabur adam vardı.
ilk gün buz un organizasyonda bir çökme yaşandı demesinin sebebini anlamadım ama buz gibi bir grup o satte* çıkartılmamalıydı en şahsi fikrim. boşu boşuna karambole gitti gibi oldu güzelim grup.
deniz buz gibiydi girince donuyor çıkınca yanıyorduk ne yapacağımızı bilemedik.
festival alanının dışındaki halk oldukça sıcak kanlı güler yüzlü ve sevecendi. helal olsun diyorum gönülden tebrik ediyorum.
(bkz: mutluluk veren küçük şeyler)
şimdilik aklıma gelenler bunlar biriktirip biriktirip yazmaya devam edeceğim gözünüz burda olsun.
headbang day de bol bol şişe su, kutu bira vs içeceklerin sahneden seyircilere doğru atıldığı, bir diğer deyişle dağıtıldığı festivaldir. soul sacrifice sahnede coştururken özgür özkan ın bir fırt aldığı kutu birayı önlere doğru fırlatıp benim ani bir refleksle elimi uçan cisme doğru uzattığımla birayı onlarca kişi arasından kapmam bir olmuştur. akabinde onlarca bakış arasından tepeye dikilen bira, biraya yaklaşık 10 kişinin bana da bırak bana da bırak deyişi, boğazdan mideye şelale gibi akan buz gibi alkol... hepsi saniyeler arasında sıkıştı hafızalara kare kare kaydedildi. insan ömründe 1 defa yaşar böyle bir şeyi sanırım.
ayrıca sahnenin boş olan sağ tarafından girip kaya kaya en ön sıradan sahnenin önüne gelmeye çalışan emo tayfasına kafam girsin demek istiyorum. ortadaydım sol köşeye kadar gitmeye zorlandım lan adam gibi müzik dinleyemeyecek miyiz sizin yüzünüzden. o kadar da bağırdık "emolar dışarı" diye ama yüzsüzlüğün bini bir para.
bu keşmekeşlik arasında benim gibi en önde sahneyi izleme çabası içinde olan ve orada tanıştığım arımız journeyman e selam ediyorum.
sadece rock severlerin değil hareket heyecan tecrübe isteyenlerin katılmasıyla cümbüşleşen festival.kimin neye bakış açısının öneminin eksiye indirgendiği fest.en güzeli de hem rock müzik sevip hem de bir grup arkadaşla oraya katılmak.