bu öğlen şöyle bir duyuru yapmıştı:
{
misuf tesekkür (14:30)
gecenin artik sabah diyebilcemiz çok geç bi saatinde, saçmaliklarimi sabirla dinleyerek sunumlarima yardimci olan misuf'a hepinizin önünde tesekkürlerimi sunar, gönül plaketimi vermekten onur duyarim. (zeynepp)
}
bu akşam ise şöyle bir giri yazmış.
{ yalnızlık çok kötü bir şeydir..
insanın morali bozulunca, sıkkın olduğunda yalnız kalmak istemedi doğal bir şeydir, kısa bir süreçtir ve kafa toplamak içindir fakat eğer bu yalnızlık çevrenizdeki hiç kimsenin sizinle ilgilenmemesi, önemsememesinden oluşuyorsa pek fenadır. (bkz: çok yalnızım be sözlük)
}
you are my sister, we were born
so innocent, so full of need
there were times we were friends but times ı was so cruel
each night ı'd ask for you to watch me as ı sleep
ı was so afraid of the night
you seemed to move through the places that ı feared
you lived inside my world so softly
protected only by the kindness of your nature
sözlükte online lakin msn de yok! işkillendim ben iyice.
cevrim dışı da yazıyorum ama yok. gel lan valla bi şey yapmıcam .onu yolla, şunu at demicem, ingilizce ceviri de istemicem..maksat muhabbet olsun.
ilk görüşte aşk değil bu. tek görüşte aşk.
'içimi dipsiz bir çukurda yankılanan çığlıklarınn belirsizliği kadar derin bir umutsuzluğa sokuyosun ' diyorsun. tam idrak edemiyorum bu cümleyi, zira sabahtan beri ders çalışmaktan beynim sulandı. ingiliz diline ait her şeye bi gıcığım şu an, seni incitmek istemiyorum ama unut sen o işi. dünya küçük bilkent büyük göremezsin, arama.
ehliyetin hayırlı olsun, ben yoksam içinde bi araban olmasın.
çok reröre oluyor bu giri konuları bağlayamıyorum, sonu gelmiyor. çok apaçiymişim anladım. şu an hazır değilsin bunları okumaya hassas bi anın anlıyorum. benim de uykum var , haftasonu olmasına rağmen yarın finalim var o yüzden böyleyim. ama bir daha göremezsin ben söyleyim.
functional language çalışcam daha.
pek iyi olmadı bu giri, en iyisi gel orhan pamuk okuyalım.
daha çok şey anlıcaksın eminim.
şu sözlükte bunca zamandır tanıdığım en iyi yürekli, en tatlı, en sevimli, en naif insandır. insanın içinde az buçuk fesatlık olur yahu. nasılsa öyle, bir de bir yaş küçük benden. dalga geçiyorum arada "ufaklık" diye falan.
bir smileyi var messengerda, "ehu" yazınca çıkıyor, ellerini yüzüne kapatmış surat. sanırsın ki hep utanıyor hep utanıyor.
geçenlerde mail listeme 'daha msne girmeyeceğim' yollu bir mail atmıştım, aman nasıl özlemiş sohbetimi. süngerin suyu çektiği gibi ağzımdan çekiyor kelimeleri kırk yılın başı msne girdiğimde.
'iki dakika maillerime bakayım dersten başımı kaldırıp' dedim (ineğim yalnız), yirmi dakikadır bir we go together geyiği almış başını gidiyor. en sonunda yalvardım da kurtuldum, "yavrum evladım.. yapma etme.." diye diye. parçayı indirip atmam gerekti, bırakmadı beni. o derece.