|
|
- (bkz: ukte)
yönetmenliğini atv de yayınlanan yertsiz yurtsuz dizisinin yönetmeni cemal şan ın yapacağı takıntılı sorunlu düzen hastası ve asosyal bir kızın 8 gününü anlatacak olan film.
- bir sana bir de bana şarkısı eşliğinde olduğundan mıdır nedir? çekici, ancak daha gösterime girmeden, sevişme sahneleriyle gündeme geldiğinden de itici gelen film.
fragman, hikaye, ayrıntılar için;
http://www.zeynepinsekizgunu.com/
- müziklerini babazulanın yaptığı aslında kısa film olarak çekilse daha güzel olabilecek filmdir.
- (bkz: zeynep'in mahvettiği iki saat)
hiçbir filme böyle büyük beklentiyle gidip bitsede gitsek diyerek izlememiştim.
-spoiler gibi-
iki lafı bir araya getiremeyen zeynep bazen coştukça coşuyor hatta fazla abartıyor. ha bir de belediye otobüsündeki kişilerin yerleri değişiyor ama kendileri hiç değişmiyor.
-spoiler gibi-
film gereksiz uzun, azıcık uğraşsalar zeynep'in dört günü de olabilirmiş. hatta bana kalsa zeynep'in üç günü en ideali.
- film 2007 kasım ayında çıkmıştı ve ben izleyememiştim zaten vizyonda da çok az kalabilmişti, malum bir gişe filmi değil, sanat filmi. nerden bakarsanız bakın yine her şey zevke göre değişir. neyse ben bu filmi 7 aydır bekliyordum ki dvd'si çıksın diye, ve en nihayetinde dün akşam saatlerinde bu filmi gördüğümde birden beklenen şeye kavuşmanın verdiği mutlulukla hemen aldım, söylemek gerekir mi bilmem ama hem de orijinalini. normalde orijinal film hiç almam ama türk filmlerinin zaten korsanını bulmak kolay değil anca kiralayabilirsiniz fakat ben elimde olsun istedim hep. neyse işin duygusal yönlerini geçip filmden bahsetmek istiyorum biraz. tabii yüksek dozda spoiler içerecektir.
film adı üstünde zeynep adlı içine kapanık, asosyal ve hatta obsesif kompulsif bir kızın 8 gününü anlatıyor. film başlarken siyah-beyaz, ki bu zeynep'in hayatının ne kadar renksiz olduğunu belirtmek amacıyla yapılmış sanırım. zeynep'in ilk günleri yani pazartesi, salı sadece rutinlerini yaparak geçiyor; yani sabah 06.30'ta kalkıyor, komodininde orhan pamuk'un kara kitap'ı ,ve bir de anne babasının eski resimleri var ki şu an hayatta değiller zaten.. kalkar kalkmaz ilk tuvalete giriyor, dişlerini fırçalıyor ve mutfağa gidip yumurta kırıyor, ekmekle birlikte onu yiyor, evet her sabah yumurta..neyse kahvaltı faslı bitiyor, giyiniyor ki giydiği kıyafetten de bahsetmeliyim, yaz mevsiminde olmasına rağmen kahverengi boğazına kadar kapalı uzun kollu bir bluz ve yine kahverengi uzun bir etek ve altında yine kahverengi babet.. devamlı bunu giyiyor (çekimlerin haziran sonu yapıldığını düşünürsek fadik sevin atasoy için oldukça zor, fakat kendisi bunun hakkında " zeynep'i düşündükçe sıcağa tahammül etmek benim için daha kolay " diyor çekim esnasında..giyindikten sonra işe gidiyor ve masabaşı bir işi var, onu hep bilgisayarda bir şeyler yazarken izliyoruz işteyken. işe otobüsle gidip geliyor, işten çıktıktan sonra eve geliyor, yemeğini yiyor ki bu yemek genelde makarna oluyor, bazen film izliyor ve terliklerini yastıklarını düzeltip ışığı kapatıyor ve yatıyor. çok monoton bir anlatım olsa da evet zeynep böyle yaşıyor.
salı gününe de aynı şekilde başlıyor ve aynı şekilde devam ederken, iş yerinden bir arkadaşı zeynep'e doğumgünü olduğunu söylüyor, ve onu da davet ediyor, biraz da ısrar ediyor, zeynep yok gelemem falan derken gitmeye karar veriyor, bir kaç kıyafetini deniyor fakat yine o malum kıyafetiyle bara gidiyor. ve orada ali'yle karşılaşıyor. ali, küfürbaz, çakma kıyafetler giyen, saçları sarı boyalı, işi gücü hırsızlık, dolandırma olan bir tip en kibar tabirle piç diyebiliriz. oyunculuklardan sonra söz etmek isterim, bahsetmeden geçilmez ama şimdi değil. neyse ali, o bara geliyor ve barın şefinden bardakileri eğlendirmesi için para alıyor, ve gerçekten de eğlendiriyor, acayip dansıyla, hareketleriyle bir anda herkes dans ediyor, ortam daha da eğlenceli oluyor. yani klasik bar ortamı. bu arada herkes tam kıvamındayken ali birden zeynep'i görüyor, ki zeynep de barın bir köşesine çekilmiş gözucuyla da ali'nin dansını izliyor. ali zeynep'le konuşmaya çalışıyor, sonra da her ne kadar zeynep dans etmeyi bilmem dese de ve tabi ki bir miktar içkinin etkisiyle de zeynep piste çıkıyor ve abuk sabuk dans ediyor ve herkes de alkışlıyor. aslında bir nevi içinden geldiği gibi dans ediyor. neyse o gece ali, zeynep'e gidiyor ve o çok sansasyon yaratan sevişme sahneleri de bu gece gerçekleşiyor, abartılacak hiç bir şeyin olmadığını da gördüm, senaryoda varmış olmuş, eğreti duran bir şey yok. zeynep sabah kalkıyor, ali yok ama bir not bırakmış, gece geleceğini yazmış bunun üzerine zeynep ali'yi bekliyor o gece yemek yapıyor ve o devamlı giydiği kıyafetini çıkarıp çok güzel bir elbise giyiyor kısa da olsa mutluluğu tadıyor ama ali gelmiyor.
zeynep, her yerde ali'yi arıyor, bara gidiyor, onlar da ali'yi arıyorlar çünkü ali barın kasasını patlatıp bütün parayı çalmış, bulsalar öldürecekler, bu esnada barın garsonu zeynep'e ali'nin dayısının adresini veriyor para karşılığı tabi ki. dayısı bir ali'nin arkadaşının evinin adresini veriyor, zeynep o adrese gidiyor,arkadaşı ali'nin olmadığını söylüyor fakat zeynep dışarda pencereden ali'nin ona baktığını görüyor. orada o gece uyuyup kalıyor,sokakta. ertesi gün devamlı ali'yi arıyor tekrar ali'nin arkadaşının evine gidiyor ve orada ali'nin arkadaşına zeynep ali'ye hissettiklerini anlatıyor ki gayet güzel konuşuyor, onları da yazarım. neyse en sonunda ali, kendiliğinden zeynep'in evinin önüne geliyor, ki zeynep de bu sırada çöpü atmak için evin önüne çıkmış, ali'yi görüyor ve ali, adamların dayısını, arkadaşını öldürdüğünü ve onu da öldüreceklerini söylüyor,biraz sende kalabilir miyim diyor ve o sırada adamlar onu vuruyor, zeynep üstüne atılıyor falan bu sahneler oldukça acıklı, ve sonunda ali ölüyor.
ali'nin girmesiyle renkli olan film=zeynep'in hayatı, ali'nin ölmesiyle tekrar siyah-beyaz oluyor. yine pazartesi, zeynep yine monoton günlerine dönüyor ve film bir zeynep'in ağlama sahnesiyle bitiyor.
sanırım filmi özetlemekten daha ziyade anlattım. fakat içimden bu geldi. şimdi de fadik sevin atasoy ve mustafa üstündağ 'dan bahsetmek istiyorum. fadik'in role kendini verdiği belli, gerçekten güzel oynuyor, bence bir rolün değerini hakkında konuşurken şunu düşünmek lazım, bu kişi gerçekte böyle mi? değil mi? fadik gerçekte böyle değil, o zaman gerçekten karakterin analizini iyi yapmış. mustafa üstündağ ise bu piç karakterini çok iyi canlandırmış, özellikle zeynep'le ilk tanıştığı yer olan barda ettiği danslar oldukça komikti. muro ve ali karakterini düşününce mustafa üstündağ'ın yeteneği ortaya çıkıyor sanırım.
filmde zeynep'in sarfettiği bazı sözcükler var.
ali'nin dayısı soruyor: bana aşkla ilgili güzel bir sözcük söyle.
zeynep : ali...
zeynep'in ali ve aşka dair hisleri...
benim annem babam yok, kimsesizim, renksiz bir dünya kurmuştum kendime mutluluk budur sanıyordum, aliyi tanıyınca o renksiz dünyanın çölüm olduğunu anladım, o çölüme yağmur oldu, ailem oldu, dünyam oldu. o benim.. ben oyum.. bir gece girdi hayatıma, ama şimdi yok. ali'yi tanımadan önce ben iyiydim.ama şimdi, çok kötüyüm. saçmalıyorum, biliyorum. daha önce yapmadığım şeyleri yapıyorum, bilmediğim sokaklara giriyorum, bilmediğim evlere giriyorum, tanımadığım insanlarla konuşuyorum, ben.. ben çok korkuyorum. onsuz hiçbir şeyin anlamı yok. adımı bile unutmaya başladım. her gün gezdiğim caddeleri tanımıyorum, tanıdığım insanların yüzlerini hatırlamıyorum, nasıl yemek yenir, nasıl su içilir unutuyorum. ekmeğin, suyun, hiçbir şeyin tadı yok. var mıyım yoksa yok muyum.. artık bilmiyorum. at gözlüğü takayım hayata devam edeyim diyorum ama bu beni kendimden korumuyor.
- gereksiz bir uzunlukta, son derece obsesif ve çıldırtıcı derecede içe dönük bir kadının hikayesini aynı sıkıcılıkta anlatan bir "sanat" filmi. olmamış. filmin kabahati yok tabi. daha iyi bir yönetmen ve daha güzel bir senaryoyla çekilse imiş ilginç olabilirmiş. ama yine de destekliyoruz ülkemizde böyle çalışmaları.
zeynep'i fadik sevin atasoy canlandırmaktadır filmde.
- sekiz gündür erotik sahneleriyle medyada yer edebilmiş film.
- fadik sevin atasoy'un ayakları kocaman. bu filmden öğrendiğim budur.
- (bkz: zeynep in seks günü)
- bir insan hayatı bu kadar monoton,bu kadar renksiz yaşayabilir mi dedirten fimdir.
- herkesin aşk anlayışının farklı olabiliceğini ve aşık olunca bir insanın hayatının nasıl değişebileceğini anlatan ,tabi baya bir ağır anlatan çoğunluğu siyah-beyaz gecen film.
....spoiler....
ayrıca , ali'yi ararken zeynep bir apartmanın çatı katına çıkar, tesadüfen kapıcının karısıyla karşılaşır. zeynep yine ali'yi kaçırdığını fark edince orda sinir krizi geçirir ve o kapıcının karısının bariz ödü kopar. bu sahne acayip komik.
.....spoiler.....(tio, 24.01.2009 19:39 ~ 02.02.2009 15:29)
- mustafa üstündağ olmasaydı sanırım filmin ortalarında intihar edecektim.sıkıcı ,saçma ,olmasa daha iyi olur diyeceğim bir film.kısa film olsaymış çok güzel olacakmış belki ama 87 dakika adamın canını fena sıkıyor.müzik güzeldir o ayrı konu da nedense filmle ilgisi yok.olmamış babam olmamış....
- gereksiz ayrıntılarla bezeli, adeta bir sakız gibi uzatılmış film. dondurulmuş; istop etmiş, pili bitmiş bir film. aslında anlatılmak istenen ama anlatılamayan konu değişik ve güzel. hayatı sadece iş, ve ev arasında geçen, asosyal, çekingen ve yalnızlar kraliçesi bir kadının hayatını; ele alıyor film ama bunu bize aktarmada biraz hantal davranıyor. kadının yumurta sahanını; mutfak tezgahından alıp, ocağa koyup yumurtayı; kırması; hemen hemen on dakikayı buluyor. ve bunu 6-7 gün boyunca yapıyor. zaten 60 dakika salt kadının yumurta kırması.bir de bunun, tuvaleti, diş fırçalaması, akşam yemeği var siz düşünün artık gerisini. ama hikaye değşikti yine de. müzikler güzeldi. bir de kadının hayatı filmin başında siyah beyaz olarak aktarılırken,kadın aşık olduktan sonra filmin renkli olarak devam etmesi değişikti, güzeldi...
- fadik sevin atasoy'un ayak parmağında nasır var. bu filmden öğrendiğim budur.
- fadik denilen booomboş hatuncağazın boomboş filmi..bir de bu kadını büyük oyuncu zannetmiyorlar mı allahım yarabbim..
- 2007 yapımı, güzel film. fadik sevin atasoy'un performansı çok başarılı. filmde, düzenli ve içine kapanık bir kız; bir apaçiye aşık olunca neler olabileceği anlatılıyor.
(göğem, 04.06.2009 16:25 ~ 21:51)
- fadik sevin atasoyun asosyalden ziyade bir zihin özürlüyü canlandırdığı film.ağzını balık gibi açıp konuşmak için yaklaşık 15 dakıkanın geçmesını beklemesi izlerken krizlere girmeme neden oldu.zeki demirkubuz filmleri gibi olmaya çalışılmış bir filmcik diye adlandırırım ben bu filmi.
- türkmax'de hemen her gün yayınlanan film.
- ---------spoiler---------
fadik sevin atasoy, bardaki dans sahnesinde dublor olarak yıldız tilbe'yi kullanmış diyollar.
ayrıca o ne iğrenç bir döpiyestir my holy gush, hatunun bütün giderlerini bir anda kapamış.
---------spoiler---------
- ömürden ömür götüren filmdir. gereksizdir. bunu izlerken harcadığınız zamana yazık. bari zeynep in üç günü falan deseydiniz. her gün aynı zaten tekrar tekrar izlemek zorunda kalmazdık biz de. neyse.
(bkz: izlenmemesi gereken filmler)
- durağan filmleri sevmiyosanız izlememeniz gereken filmdir,zira konu epey ağır işliyor.çok cümle kurmadan basit alışkanlıklarla,dikkat çekmeyen noktalarıyla size obsesif kompulsif,monoton bi ruhun kapılarını aralar.
şahsen ben beğendim,güzeldi yani.hatta ikinciye bile izlerim o derece.
tamamen izafi bir şey ama bu.çoğu kez acaba bende mi sorun diye düşünmekteyken bulurum kendimi.zira
böyle ağır işleyen,diyalogsuz filmleri seviyorum.
bkz. vermek isterdim ama hakikatten manyak olduğumu düşünmeyeseniz diye onu kendime saklıyorum.
yoksa sanattan mı anlıyorum diye içsesim çığırıyo ama anlamadım ki.
ha bi de tekrarlayan şeyleri de seviyorum ben.mesela 2 gündür flying dinliyorum.**revers reverbleri beynimi yedi ama ben mazoşist gibi alamıyorum kendimi şarkıdan.
son paragrafın evimde olmadığım için dinleyecek başka şarkı bulamayışımla zerre miktar alakası yoktur,evde de dinlerim.
edit:bir sana bir de banadan bahsetmeden geçmek olamazdı.
- hem yapıp yöneten hem de alıp izleyen için emek, zaman ve para ziyanı olan film.
- baba zula'nın müziğini yaptığı,mustafa üstündağ ve fadik sevin atasoy'un başrollerini paylaştığı dram türünün güzel örneklerinden biridir.filmin ana karakteri olan zeynep'in toplumdan tecrit edilmiş bir hayat sürmesi,yalnızlığı,içe kapanık kişiliği,hayatının tek bir renkten ibaret olması,ve tek rengin getirdiği sıradanlık hayatına hakim olmuşken aşık olmasıyla birlikte gelen değişim süreci anlatılır.taban tabana zıt iki ayrı karakterin buluşabilecekleri tek ortak noktanın "aşk" olabileceğini anlamak,bu filmi izlemekle mümkündür.
|