belki ilginizi çeker
  1. · mini etek giymeyi ahlaksızlık sanmak
  2. · hayat oyunundaki hatalar
  3. · gece yatmadan önce düşünülenler
  4. · adana nın doğuda olduğu zannetmek
  5. · altına girilen şeyler
  6. · guanoapes
  7. · zanlı
  8. · kanı
  9. · kendini başkasına emanet etmek
  10. · zannetmek
gündem
  1. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  2. · 2012
  3. · zongul ducks
  4. · yaran diyaloglar
  5. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  6. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  7. · colin kazım richards
  8. · öğrenci araçlarının profesörlerinkinden iyi olması
  9. · 15 eylül 2004 fenerbahçe sparta prag maçı

zan  

  1. şüphe, sanma, düşünme.

    (bkz: suizan)
    (selenge, 21.11.2004 13:05 ~ 04.03.2005 20:25)
  2. (bkz: kanımca)
    (bkz: zannımca)
    (beybabacan, 25.12.2007 02:08)
  3. sisin birden bire kalkması gibi... perdelerin aniden açılması gibi... hiç beklemezken oldu... sisin uyuşukluğuna alışmıştı... bekliyordu, bir şeyler görecekti, lanet edeceği bir şeyler daha bilecekti, midesinde sancısı vardı ama bu kadar yakın beklemiyordu... "insanoğlu dediğin karşısındakinin zannından başka bir şey değilmiş" diye mırıldandı... kafasının içinde birkaç mekanizmanın daha söküldüğünü, etinden koparıldığını biliyordu bunu söylerken, anlarken... "birey" olmaktan bahseden, yıllardır öğrendiği bütün kavramların teker teker değil, hepsinin bir anda yok olduğunu gördü... boşalıyordu yerleri, karadelikler oluşuyordu kafasının içinde, lazerler arasında yürümeye çalışan hırsızlar gibi ilerlemesi gerektiğini biliyordu, bir yandan da dikkatli olmamak için zorluyordu kendini, karadeliklere tutkuyla bakıyordu yanından geçerken, hissettiği tutkudan midesi biraz daha kasılıyordu... varlığının bu hayattaki ispatı, diğer insanlara bağlıydı, diğer insanların tamamı onu görmezden gelse, nasıl ispatlayabilirdi varlığını?... bu içgüdüyle insanlar biraradaydı... yaşam ispatı... bir(ş)ey olmadığını sadece hayatı boyunca gördüğü insanların, onun hakkındaki zanlarından ibaret olduğunu, bir takım zanları "birey", "insan" parantezinde topladığını, kapanan parantezi bir açsa, uzaya doğru uçan "zan"lar olacağını, hiçbirini de tutamayacağını, hepsi uçtuğunda, geriye kalan tek şeyin, içi karadelikle dolu bir beden olacağını biliyordu... sadece bir sepet dolusu "zan"dı o... kişiliğim dediği şeyi, ideallerim dediği kavramı, kafasının içinde boşuna aradı... karadelikler yutmuştu işte... o zaman insanların içinde "iyi" olarak bilinmek veya "kötü" olarak bilinmek yetiyordu aslında, daha fazla segmentlere ayırmaya gerek yoktu... daha fazla renklendirmeye çalışmak, çeşitlendirmeye çalışmak, entelektüel olmak, iyi iş sahibi olmak, onurlu olmak falan gibi yan ürünlere gerek yokmuş aslında... sonuçta insanların "zan"ları anladıkları kadarıyla, "iyi" "kötü" ana segmentine sokmaya yarıyordu sadece... varlığı bu kadar basitti... bu kadar acınası... değer verdiği, anlaşılmasını istediği her şey, bir sanrı, bir oyun... "anlamak" diye de bir kavram yoktu o zaman, "anlaşılmak" gibi bir kavram da silsiledeki yerinden dolayı yok oluyordu bu durumda... insanlar basit birer algoritma çalıştırıyorlardı sadece, ek güç harcamadan ve kısa bir karar, değerlendirme sürecinden sonra, bir "zan" ile varlık kazandırıyorlar karşısındakine... kavramların yok oluşu devam etti... yerlerinde karanlık bıraktılar, yerlerine hiçbir şey koyamadı, "yok" tu çünkü... insan sadece karşısındaki insanın zayıf, yetersiz, özensiz "zan"ları kadar "var"dı...

    yazık...
    (virgillius, 25.07.2009 01:07 ~ 01:17)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil