1. (bkz: izafiyet teorisi)

    ayrıca olup olmadığı araştırılan şeydir. kimisine göre her şey bir "an" içinde yaşanıp bitiyordur. yani aslında bir anlığına yaşıyoruz, bir an içinde ölüyoruzdur. neyse benim çok da bilimsel olmayan görüşlerime göre zamanı yaratan şey insanlık değil güneştir. çünkü bizler zamanı günşe göre ayarlarız. bir gün, dünyanın kendi etrafında 1 kere dönmesidir. 1 hafta, dünyanın kendi ekseni etrafında 7 kere dönmesidir. 1 yıl, dünyanın 365 kere kendi etrafında dönmesi ya da 1 kere güneş etrafında dönmesidir...

    sonuç olarak geçen bir "süreç" var, biz ister bu boyutta olalım istersek bir bilgisayar programının parçası olalım *. eğer güneşin doğduğunu, yer değiştirdiğini ve battığını görüyorsak, o süreçte sakallarımız uzuyorsa, bizler değişiyorsak zaman denen kavram bizim bildiğimiz şekilde olmasa da vardır. zamanı, sabahları beni istediğim saatte uyandırabildiği için sevip, sayıyorum.
  2. ''...en güzel hayalini seç dolaptan üstüne giy
    ne güzel yakıştı bak üstüne

    bir ses duyunca, zamanın sesini duyunca
    üstüne gelince yıllar birer birer
    yine de güzelsin, güzel çizgilerle
    yine de yürürüz

    adım adım zaman adımlayan ayaklar bizim
    ağır ağır yükler taşıyan omuzlar bizim...''

    daha tazeciktir o acı... 'neden'lerle doludur aklın, içinde hırs vardır, 'zaman' çalmaya başlar, olmalıydı belki de dersin, sadece kendini sakinleştirmek için, bir hayalini seçer giyersin, 'yakıştı'. sonra o gelir yine aklına ne güzeldir şimdi, o en güzeldir zaten ama çok uzakta...şarkı biter bir akşamın kalbi girer, dağılırsın. artık ne şarap ne bu ev ne şehir ne bu hayat tatmin eder seni... içinden ''zamanın bir önemi var mıydı dı? eğer zaman o kadar önemliyse git artık ya da kal benimle... işte o zaman görelim zamanın haklılığını, ya da kahrolası yalanlığını'' dersin...
    ama size ayrılan zaman sona ermiştir çoktan.
  3. bir yere geç kaldığınızda çok hızlı geçen,erken gelince beklemekle tüketemediğinizdir.nedir?tarifi de pek yapılamaz,yaşıyoruz işte budur.
  4. bugün hızla akıp gittiğine gerçekten inanmaya başladığım kavram.ve sanırım bir çeşit ilaç ayrıca.
    yaklaşık 2 ay kadar önce hiç de hoş olmayan şeyler yaşadım ve 'şimdi zaman nasıl geçecek,ben nasıl normale döneceğim' gibi sorular hakimdi hayatıma.şimdi dönüp bakıyorum da zaman geçmiş;üstelik hızlı geçmiş.2 ay geçtiğine inanmakta zorluk çekiyorum.peki geçerken benim yaralarımı da sarmış mı?evet,sarmış.demek ki bazı şeylerin üstünden zaman geçmesi aslında kötü bir şey değilmiş.

    zaman ilerliyor ama bir yandan da bizi olgunlaştırıyor.büyütüyor.durup geçen zamana bakınca insanı yaptığı hatalar üstünde düşünmeye itiyor.
  5. "geçmiş, bugün ve gelecek... hepsini peşpeşe dizip, dümdüz bir çizgi çiziyoruz. bu yüzden geçmişin geçip gittiğine inanıyoruz. ve en kötüsü, zamanı önceden çizdiğimiz bu dümdüz çizgide yürümeye mecbur tutuyoruz. ama belki de o burnunun ucunu göremeyecek kadar sarhoştur."**
  6. add ler hakkında olumlu ya da olumsuz bir fikrim yoktur, çünkü derinlemesine bir bilgim yoktur. bu sıralar aidatlara yüzde 200 zam yapıp aidatlarını 36 ytl ye çıkarmışlar. onu da garanti altına almak için iş bankası'yla ortak kredi kartı çıkarmışlar. zaman gazetesi ise bununla dalga geçer gibi haber yapıyor. add nin yaptığı bu iş doğu veya yanlıştır bilmiyorum. fakat bildiğim bir şey zaman gazetesinin bu adamlarla böyle dalga geçemeyeceğidir. ulan senin gibi maddi kaynağı belli olmayan, nerden destek aldığı meçhul, bedava dağıttığı gazetelerin parasının nerden geldiğini açıklayamayan bir gazete, arkasında hiçbir güc olmadan varolmaya çalışan bir derneği bu iş için nasıl eleştiriyor. senin arkanda koskoca amerika var, adamlarla dalganı geçersin tabii.
  7. add'nin kredi kartı projesiyle dalga geçerken, cemaat ilişkileri çerçevesinde kendi satışını gerçekleştirdiğine hiç değinmeyen gazetemsidir.

    bu gazetenin günlük ortalama satışı 825.000 civarındadır ve ilginçtir bu sayının sadece 25.000 civarındaki bir kısmı bayilerden "iyi günler, bir zaman alabilir miyim?" modunda satın alınır, geri kalan 800.000 civarındaki gazete adına "abonelik sistemi" dedikleri sistemle kişilere ulaşır. ha bu 800.000 adetin büyük bir bölümünde aynı kişiler birden fazla gazete parası ödeyip, fazladan aldıklarını, belli yerlere ücretsiz şekilde gönderirler -benim evime 2 sene ücretsiz zaman gönderildi- hatta nur cemaatinin hizmet evi olarak nitelediği üniversiteli öğrencilerin yurt misali kaldığı evlerdeki her öğrenci bu gazeteyi almak sanki bir ibadetmişcesine satın alır fakat o eve sadece 1 zaman girer, ücreti ödenmiş diğer geri kalan gazeteler belirlenen adreslere gönderilir, bu ücretsiz gazetelerin çoğu, cemaat üyesi olmayan kişilere gönderilir ki amaç, bir nevi psikolojik savaş niteliğinde olup, beyin yıkanarak cemaate sempati duyulması sağlamaktır.

    sen bu gazeteyi almayı neredeyse bir ibadet haline getir, cemaat üyeleri için olmazsa olmaz durumuna sok, bunun adına "abonelik sistemi" -ki, böylesine bir sistem yani tarikat bağlantılarının kullanılması çağdaş rekabet düzenine tamamen aykırıdır- de, bayiden günde ancak ve ancak 25.000 satış yap, sonra çık add'nin gelir elde etmek için kredi kartı projesi üretmesiyle dalga geç.

    e yiğitler, cemaat ilişkileriniz olmasa okunuyor musunuz? abone olan kişilerden kaçı nur cemaati üyesi veya sempatizanı değil ve bu üye veya sempatizan olmayanlar gazetenizi gerçekten kaliteli bulduğu için mi okuyor?

    siz gidin hocaefendisinizn kontrol ettiği paraları nasıl elde ettiğini açıklayın...
  8. "ne içindeyim zamanın,
    ne de büsbütün dışında.
    yekpâre geniş bir ânın,
    parçalanmaz akışında. "

    - ahmet hamdi tanpınar
  9. aslında zaman dediğimiz kavram herbirimiz için öleceğimiz gün sona erecek olan bir geri sayımdır. verilme amacı ise, imtihandır