1. albert einstein'nın izafiyet teorisine göre "eğer bir cisim ışık hızında ilerliyorsa, yanından geçen zaman yavaşlıyacaktır.yani başka bir değişle,cisim ışık hızına ulaştığı zaman,içinde bulunduğu zaman kavramı duracak ve bir zamansızlık boyutunda yer alacaktır.bunun oluşması için cismin yaklaşık olarak saniyede 300,000 km.hızla gitmesi gerekmektedir. böylece zamanın ilerisine ve gerisine yolculuk mümkün hale gelecektir.

    sonuç: - o kadar hız yapabilseydük, öğle arasında miamide denize girer, avustralyaya sörf yapmaya giderdik... ne gonuşuyon albert amca, bırak zamanı felan
    - oğlum zamanda yolculuktan bahsediyo adam
    - tabii oda güzel, öğle arası bitince 1 saat önceye gider, hep öğle arası yapardık :))
    - ??!!
    - bide hep maaş günlerine sarardık kasedi, dimi lan!
  2. tam şu an gerçekleştirdiğim etkinliktir. zamanda ileriye doğru gidiyorum sevgili sözlük. demin 11:25'ti saat. şimdi 11:27 olmuş. yolculuğum mütemadiyen devam ediyor. keşke biraz daha yavaş gitsek de şu yarın sabahki sınaa az daha çalışabileyim.
  3. zamanın doğrusal bir yapı, ve tarihin de işbu zaman doğrusu, ya da çizgisi üzerinde kesintisiz bir ilerleme olarak algılandığı batı düşünce tarzında, doğal olarak zaman yolculuğu bir sorunsal olarak ortaya çıkmaktadır. çünkü tüm evrenin sabit ve eşit bir hızda mütemadiyen ilerlemekte olduğunu farzederseniz, zaman yolculuğu yapmak demek, evrenin geri kalanından daha hızlı veya daha yavaş, hatta icabında ters ivmeyle hareket etmek demek olacaktır. tabi ki hala aynı doğru üzerinde kalmak kaydıyla.

    bugün zamanın doğrusallığına ve tarihin kesintisizliğine inanmış bir modern insan için, zaman yolculuğunun tek pratik yöntemi rüya görmektir. rüya görmek, semavi dinlerin bize tarif ettiği şekliyle cennet'e, yani zamanın bulunmadığı yere geçici olarak dönmek anlamını taşır. buna göre, insanoğlu cennet'ten kovuluncaya kadar sayılardan ve saymaktan habersizdi. ne parmakları sayılıydı, ne de günleri. ancak dünya'ya düştükten sonradır ki parmaklarını, hayvanlarını ve günlerini saymaya koyuldu. böylece bildiğimiz doğrusal zaman çizelgesi oluştu. rüya gördüğümüzde bizden çok önce var olmuş ya da çok sonra var olacak mekanlarda ve kişilerle bulunmamız rastgele bir oyun değildir. bir nevi zaman yolculuğudur bu. ta ki günün ilk ışıklarıyla cennet'ten tekrar kovuluncaya kadar sürer.

    oysa zaman konusunda bu kadar determinist olmayı bırakıp kendi iç algımızla, kendi kişisel zamanımızı inşa etme imkanımız olsaydı, zaman yolculuğu bir sorunsal, ve tarih kavramı bir engel olmaktan çıkabilirdi. kontrolümüz dışında bir hatta devamlı ilerlemekte olan bir trende vagondan vagona geçmek neye yarar ki? trenden inmeye cesaret edip kendi yürüyüş tempomuzla, kendi patikamızı çizmemiz gerekiyor zamanı kontrol edebilmek için.