such a lovely thing'dir kendisi,su gibi yazar,su gibi okur, su gibi konuşur ve su gibi akar...
yakalamak bir şanstır, her daim parlayacak olan yıldızdır.şarkıdır, eğlencedir.
müthiş bir karakterdir.
normalde bu söz öbeğini duyduğumda anında sigaramdan duble nefes çekip, türlü dünyalarda dolaşırdım, lakin böyle bir nick seçerek beni gülmekten koparan yazar oldu kendileri.
babası azeri annesi bursalı yahşi yazar.tropic thunder adlı trip-hop grubunun vokali.yazıları hiç umrumda değil arada bir bana turkcell 5 kontör atmasa.
***çalıntı*** ayakları havada
dj: zahidem gurbanımov
yaşamı ayaklarını sağlam taşlara basmakta, yorganlara göre uzatmakta aramayanların programı.
yolumuza katık olsun diye alternatif müzikler çalacağız o yüzden. birlikte yukarıların tadını çıkaracağız.
pazartesi 16:00-16:59
salı 15:00-15:59
***çalıntı***
gözünüz kulağınız on air görsün dercesine isimlendirilmiş bu güzide programın bi o kadar güzide yapımcısı mavi kuşum kadim diceyim zahidem the gurbanımov'un işbu programı vesilesiynen, müziklen gelen evrensel barışın hücrelerimizi tınılar vasıtasıynan kıpraştırmasını temenni ediyor, zahidemin alnığın ortasından hümcürüyor ve dahi uzaysal hacimden payelenmiş cümle mahlukata hayırlı olmasını dilerken, müziksel coşkunlukların birer müzik yelpazesi eşliğinde sağınızdan solunuzdan sizi rüzgarlara savurmasını diliyor sözü sezen cumhur ö....eh.
kedisine tecavüz edilmiş olduğunu az önce radyoda açıklayan güzide yazarımızdır. malum mart ayı geçti, mart ayını siftahsız kapatan erkek kedilerin ortada gezindiği doğrudur, yazık geçmiş olsun diyorum.
radyo programlarına devam, güzel gidiyor.
you traveled far
what have you found
that there's no time
there's no time
to analyse
to think things through
to make sense
nasıl ama ?
çok iyi demiş. evet.
her daim aşağı çekecektir bazı şeyler,sitem ettiğiyle kalacaktır insan, yaptığını kendine yapacaktır. çünkü sorgulamaktan gelen o iğrenç sıvı ellerine ve ayaklarına yapışacaktır, evet evet, aşağı çekecektir seni.
sorguladıkça ve düşündükçe, mantık aradıkça yapış yapış katranın içinde, bir tek kendi kulağını tırmalayan o zavallı çığlığıyla kalacaktır insan.
sonra girip bir kapıdan "ben de çığlık attım!" diyecektir, ama ne kadar boş ve komik, içeride kendi gibileri bulacaktır elbet, bulsa ne olacaktır ki ?
kimse kimseye yardım etmeyecek çoğu zaman..
aynadaki sen'le farkı olmayan bir insan, sana ne verebilir ki,
anlatır seni sana, dinlemekten sıkılmazsın.
kendinizi kalabalık bir yerde, bir çizginin arkasında bulursunuz, savunduklarınızı bağırırken, çizginin ötesinde dayak ve sopa bekliyordur. zaman yoktur yine mantık aramaya, cesaret ile atılırsın ileriye, beynin patlasa bile değecektir çünkü savunduklarına, beynin burnundan aksa bile yanında iç'in vardır, değer!
kavgamız bitmeyecektir, pes etmeyeceğizdir,
maviliğiyle her daim korkuları kovalayacaktır.
çok süper bir yazardır kendisi. yazsın da okuyun!
ejder böceği koleksiyonunu da saklama artık be!
onunla yolumuz ankara rakımın buzu bol olsun zirvesinde kesişti. önce uzaktan uzağa gülümseyen gözlerle bakıştık. sonrasında bir meyva tabağı sohbeti başlattı. güleryüzlü ve bir o kadar da fotojenik yazar, ısrarla kameralardan kaçmasına rağmen o güzel gülümsemesini yakaladım. *
ankara rakımın buzu bol olsun zirvesinde tanışma şansına vakıf olduğum artıları ve muhabbetiyle kompozisyona tam katılım sağlamış yeni sözlük kankası...
ilerki zirvelerde de görmekten kıvanç duyacağımız kişi...
bir alkol ikindisi olacaktır bir sonraki buluşmamız. o zaman, sağlığa içilmeyecektir bir tek, her şeye içilir de sağlığa içilmez o an. zaten sağlık kendisinin diğer adıdır, ondan olsa gerek.
çok kafa, harika biri bu. manyak bu manyak, sohbeti baymıyor, sinirlendiği zaman lafı tam gediğine oturtuyor. böyle bir insan, karşına alıp rakı içeceksin, adamı gülmekten öldürme garantisi var.
geçenlerde 'kimsem yok, yalnız bırakma beni, gel bizim eve birlikte kalalım' dedi. yok dedim, bir sürü yalan söyledim. sağı solu belli olmaz, uykumda doğrar filan diye korktum. bunu da buradan kendisine itiraf ediyorum. yoksa yani şehir dışında filan değildim.
şaka bi yana, görüştüğümüzde ilk yapacağım, o elma yanaklarını sıkmak olacak. bunu önceden söylüyorum ki o an ürküp, beni caddedeki arabaların önüne itivermesin. ha demek ki sokak ortasında buluşacağız onunla, şu an bunu hissettim. şimdi bunun üzerine 'hayırrr, böyle cıks bi yer olsun cicim' demeyecek bir insan bu işte, rahat, insanın canını sıkmayan, neşeli...
yazıları hakkında bir şey demeyeceğim zaten ne kadar güzel oldukları ortada, aynen devam. eheh gulum benim.
karşılıklı hayata evet isimli fantastik kurguyu izlerkene ilişkimiz olgunlaşma evresine girdi. tez yazım kılavuzları ve altyazı çevirileriyle devam eden ısınma turumuz, sonrasında, eski defterlerin açılıp paylaşılması esnasında harlandı. e aşık oldu zatıma bittabi. kızamam, gücenemem, git hiç diyemem. aşk defterime bir çentik daha atarım ve çiğköftemden 3 adet zatına ayırırım. harca beni gurbanımov.