savaş alanının kalabalık, dar ve tehlikeli ortamında işe yarasa da, açık alanda darbelerden kaçabileceğiniz ortamlarda sadece yavaşlamanıza sebep olan giysi.
asıl amacı silahtan hiç zarar almamak değil, alınan zararı en aza indirmek olan ve genellikle celik veya deriden yapılan ağır giysi.
alınan zararı aza indirme olayına dönersek, bunun sebeni yaranın küçük olması ve enfeksiyon kapmaması içindir zira o zamanlar ölenlerin çoğu savaş sonrası yaralarının mikrop kapması sonucu ölüyorlardı.
içtekini, dışarının bakışlarından saklayamazsa, daha çabuk yenilir insan ve daha kolay öldürülür savaş meydanlarında. (bkz: mahrem) (bkz: elif şafak) (bkz: nazar sözlüğü)
çıkarmakla ne kadar büyük hata yaptığımı anladığım savunma aracı. sığınağımdayken hayat artık güzel ve huzurlu, insanlar güvenilir zannedip atmıştım bir kenara. ama anladımki o güven sadece sığınağımda geçerliymiş, hayat aynen devam ediyormuş hemde daha acımasız bir şekilde. zırhımı bıraktığım yerden alıp tekrar giydim ama zırhsız geçen zamanlarda aldığım yaraları nasıl iyileştireceğim. iyileştirsem bile izleri ömür boyu silinmeyecek. ve ben yine bütün hayatımı yara izlerime ve hatırlattıklarına bakarak geçireceğim, tabi iyileşebilirsem. bundan sonrası ya ölüm yada bir ucube hayatı, her yanı yara bere içinde, paranoyak, güvensiz bir ucube.
artık sığınağımada dönemem. mavi sığınağım seni çok özledim. şimdi heryer siyah yada sinir bozucu yeşiller ve turuncularla dolu. üstümde tonluk bir zırh, paranoyalarım tavanda. kendimi zavallı hissediyorum. bir hamamböceği gibi. kendimi kapatmak istiyorum, fişimi çekmek, beynimdeki uğultuları, yankıları, boğulmaları duymamak için.
anadolu'da japon satırına benzer bir alete verilen isim. eskiden makinenin olmadığı dönemde kıyma et bu alet yardımı ile yapılırdı. günümüzde de çeşitli kebap türevlerinin lezzeti zırh kıyması olmasına dayanır.