belki ilginizi çeker
  1. · atılgan
  2. · göletteki kuğuları avlamak
  3. · agaşon
  4. · balık avı
  5. · levrek
  6. · harpoon
gündem
  1. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  2. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  3. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  4. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  5. · aşk ı memnu
  6. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  7. · zongul ducks
  8. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  9. · at ağzına iki çivi

zıpkın  

  1. genelde çevik gençlerin anneanneler tarafından benzetildiği nesne(bkz. zıpkın gibi delikanlı)
    (ba of, 23.05.2004 20:35)
  2. stinger füzesini kullanan, aselsan tarafından geliştirilen bilgisayar sistemleri ile donatılmış, 4 çeker araçlara monte edilerek mobilitesi sağlanmış, alçak irtifa hava savunma sistemidir.
    (azureel, 01.09.2005 17:16)
  3. marmarisliyim, 4-5 yaşımdan beri el oltasıyla balık tutarım...
    makaralı oltaları denedim, aynı zevki alamadım.

    zıpkını denediğimde ise zevk almanın yakınından geçmedim.
    bence balıkları görüp de vurmanın en ufak bir sportif ya da eğlenceli yanı yok.
    balıkların kökünü kurutan ağ ile avlanmanın bir adım öncesi gibi.

    zıpkınla yapılan şey balık tutmak değil, avlamak. ruhsuz biraz
    (mavio, 01.09.2005 17:29 ~ 16.07.2006 19:29)
  4. her ne kadar suç aleti olarak algılansada en rahatlatıcı sporlardan birinin aracıdır. herkese tavsıye ederim zıpkınla balık avcılığı..
    (janveljan, 10.04.2006 12:39)
  5. ilgilenenler için
    http://www.zipkinci.com
    (manha de carnival, 11.08.2006 20:31)
  6. (bkz: atılgan)
    (easy company, 17.09.2006 11:03 ~ 18.09.2006 04:21)
  7. basit bir mekanizması olan ;üstünde sağlam bir lastiğin gücüyle şiş fırlatan balık yakalamaya yarayan bir tür silah. maske ,snorkel, palet, gerekirse kamuflajlı dalış kıyafeti ve ağırlıkta eklenerek güzel bi dalış yapılabilir bu aletle. türlü boyları ve markaları vardır. apnea , omer, yılmaz ... en çok kullanılan iyi markalardandır. 15 lik, 45 lik, 75 lik, 100 lük... ölçülerde olabiliyor. daldığınız derinlik ve sıktığınız balığın çeşidine ve boyuna göre bu ölçülerde değişebilir. her dalıştan sonra tatlı suyla bi güzel yıkanmalıdır yoksa pas tutar bozulur animallah.
    scuba dalışta kesinlikle kullanılması yasaktır , ağır cezaları vardır.
    (hiçaçı, 05.10.2007 13:47)
  8. havalı ve lastikli modelleri olan balık av gereci. son düzenlemelerle birlikte kullanımı için amatör balıkçı belgesi bulundurulması gerekmekte. havalı modelleri kısa menzilde çok etkili bir atış sağlamaktadır. ancak bakımı zor olduğu ve yedek parçaları pahalı olduğu için pek tercih edilmez. diğer bir dezavantajı ise atış sırasında çok fazla ses çıkarmasıdır. lastikli olanlar ise en fazla tercih edilenlerdir. 45, 60, 75, 90, 100 ve 110 cm gibi standart boyları olduğu gibi, marka ve modele göre ara boyları da bulunmakta. ve av yapacağınız meraya göre ihtiyaçlar değişmekte. menzilleri çok daha iyidir. çok daha sessizdir. ancak balığa 30-40 cm kadar yaklaşmayı başardığınız durumlarda sizi şaşırtabilir.
    (red label, 01.03.2009 14:56 ~ 14:58)
  9. altıncı nesil bir adet yazar olur kendisi, "hoş gelmiştir" dilekleri ile karşılıyoruz.
    (özellikle nick konusunda çok hassas olan yazar, 08.07.2009 01:37)
  10. bir hayvanı, haşereyi öldürmek söz konusu olduğunda zihnime o hayvanın da “göklerdeki ve yerdeki her şey o’nu tesbih eder...” (haşr,24) cümlesinden olduğunu düşünüp biraz duraksıyordum. geçen günlerde birisinin elinde zıpkın gördüm onu kuruyor, ayarlıyordu. bir metrelik çelik bir mızrak özgürce yüzmekte olan bir balığa saplanacak ve o balık kıvranarak can çekişecekti. balık açısından bakınca biraz acımasız geldi bu bana. fakat pek çok canlı insan karşısında aynı durumda aslında.
    balık avlıyor, kümes ve ağıl hayvanları kesiliyor, etlerinden derilerine kadar pek çok faydalar elde ediyoruz. bir şeyin eksik olduğunu, akıtılan kanın bir bedeli olduğunu düşündüm ve şunu fark ettim; yerde ve gökte ne varsa allah’ı anıyor, zikrediyor fakat nimet ve cezaya muhatap olan yalnız insan. yalnız cinlerin ve ademoğlunun yaptığı zikir ve ibadet anlam taşıyor. bir canlının kanını akıtan insan, o canlıdan fayda elde edince besmele ile onu değerlendirir, namaz kılar, orucunu tutar ve şükrederse onun bedelini yerine getirmiş olur. elde ettiği o faydayı, hayra dönüştürür, infakta bulunursa bu ona kat kat geri döner. tıpkı kurban’ı allah için kesip insanlara bağışta bulunan gibi. bir can alınıyor, bir canlının zikretmesi eksiliyor ama yerine daha üstün olan bir şey geliyor, o da insanın rabbi’ne olan borcunu yerine getirmesidir. Âlemin insanın emrine boyun eğdirilmesi altındaki hikmetlerden birisidir bu.
    “biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. onu insan yüklendi. doğrusu o çok zalim, çok cahildir.” (ahzab,72)
    çünkü insan emanete talip olmuş, onu sırtlanmıştır. o emanet ki, “biz bu kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün.” (haşr,21) ayeti ile büyüklüğü belirtilmiş, düşünelim diye ayetler bize böyle örneklerle açıklanmıştır. böylesi bir emanete talip olan bizlere, her tür donanım da verilmiştir. Âlem içindeki tüm güzellikleri ve hazineleriyle birlikte emrimize amade kılınmıştır. evet emanet büyük, ama o emaneti taşımamız üzere bizlere verilen donanım da oldukça fazla. koca koca filleri bile maskara yapıp gösterilerde oynatabilen bir canlı olan insanın ne pençesi var, ne de keskin dişleri veya kilometrelerce öteden avını görebileceği gözleri. tam tersine çıplak, cılız, aciz bir mahlûk. kendisinden on kat daha küçük bir kediye bile direnebilecek bir donanımı yok görünürde.
    işte film burada kopuyor, allah celle celaluhu, insana öyle bir kalp, öyle bir akıl vermiş ki âlemi parmağında oynatıyor. bu bir maddi güç değildir. bu bir maddi güç üstünlüğü olsaydı, dünyayı herhalde kartallarla, kaplanların yönetmesi ve hükmetmesi doğal olabilirdi. ne de olsa “büyük balığın, küçük balığı yuttuğu” bir dengenin ortasındayız.
    ne var ki, durum bundan çok farklı. yerin ve göğün rabbi olan allah, bunu murad etmemiş, bir sorumluluk verdiği insana aksini savunamayacağı her tür imkânı vermiştir, bu da kalmamış ona bir “kitab” ve de o kitab’ı hayatıyla yıllarca canlı örnek olarak açıklayan bir elçi göndermiştir. artık insanların isyan için öne sürebilecekleri hiçbir mazereti yoktur. öyle bir sınava tabiyiz ki, cevapları elimizin altında.
    “gerçekten de göklerin ve yeryüzünün yaratılışında, geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde aklı tam olanlara deliller vardır.” (al-i imran,190)
    “allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? onun gölgeleri, küçülerek ve allah'a secde ederek sağa sola döner.” (nahl,48)
    “dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı görmediler mi? iman eden bir kavim için elbette bunda birçok ibretler vardır.” (neml,86)
    “çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken, bizim (mekke'yi) güven içinde kudsi bir yer yaptığımızı görmediler mi? hala batıla inanıp allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?” (ankebut,67)
    “üstlerinde kanatlarını aça-kapata uçan kuşları (hiç) görmediler mi? onları (havada) rahman olan allah'tan başkası tutmuyor. şüphesiz o her şeyi görmektedir.” (mülk,19)
    “kupkuru yerlere suyu ulaştırdığımızı, onunla gerek hayvanlarının gerekse kendilerinin yiyegeldikleri ekini çıkarmakta olduğumuzu da görmediler mi? hala da göremeyecekler mi?” (secde,27)
    her an her şey bize allah’ı anlatırken, islam’a çağırırken, insan rahman’a karşı savaş açmakta ve o’na karşı direnmekte.! yaşantısının her karesinden allah azze ve celle’yi çıkarabilmek için buluşlar peşinde koşturmakta; televizyon, müzik, futbol, tatil, eğlence vs. her tür oylayıcı işlerle meşgul olmakta, kendini sürekli dünya ve dünya işleriyle oyalamakta; namaza, kur’an’ı tefekkür etmeye, duaya, hadisleri araştırmaya vakit ayırmamakta, pek çok mazeret uydurmaktadır. kendilerine verilenlerden sonuna kadar çıkar elde edebilmek uğruna vaktini, ömrünü, aklını ziyan etmektedir. kendilerini güçlü sanmaktadırlar, üstelik gözlerinin önünde cereyan eden ölüme rağmen.!
    “bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmediler mi? halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. ne göklerde ne de yerde allah'ı aciz bırakacak bir güç vardır. o, bilendir, güçlüdür.” (fatır,44)
    “ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: bizden daha kuvvetli kim var? dediler. onlar kendilerini yaratan allah'ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? onlar bizim ayetlerimizi inkar ediyorlardı.” (fussilet,15)
    zalim insan, tüm sahip olduklarına rağmen nasıl da sırt çeviriyor, alay ediyor, hafife alıyor. yazıklar olsun.! zulmediyor, horluyor, nefret ediyor, saldırıyor, yıkıyor. yazıklar olsun.! tüm bu imkânlar içinde, önünde allah’ın kitabı “kur’ân” ve onun açıklaması olan “resulü’nün sahih sünneti” dururken nasıl da nankörlük ediyor. yazıklar olsun.!
    “şüphesiz ki allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.” (yunus,44)
    “kitap ortaya konmuştur: suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. "vay halimize! derler, bu nasıl kitapmış! küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!" böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. senin rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (kehf,49)
    “bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. yoksa allah kullarına zulmetmez.” (al-i imran,182)
    ve gerçek vaad (ölüm, kıyamet) yaklaşınca, birden, inkar edenlerin gözleri donakalır! "yazıklar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmişiz; hatta biz zalim kimselermişiz." (enbiya,97)
    “kişinin: allah'a karşı aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun! gerçekten ben alay edenlerdendim (diyeceği günden sakının)!” (zümer,56)
    “kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle dediler: yazıklar olsun size! iman edip iyi işler yapanlara göre allah'ın mükafatı daha üstündür. ona da ancak sabredenler kavuşabilir.” (kasas,80)
    “(nihayet) şöyle dediler: yazıklar olsun bize! gerçekten biz azgın kişilermişiz.” (kalem,31)
    (dcpromo, 28.07.2009 09:35)
  11. bir kez bulaştımı bırakılması çok zor bir spordur.zıpkıncı kelimesi altında bu sporu yapanlar gruplandırılmış olsada zıpkın gerçekte suyun üzerinden suya el kuvveti ile atılan sığ sularda balık avına yarayan bir alettir.burada söz konusu alet ise sualtı tüfeğidir.lastikli ve havalı olmak üzere iki türü vardır.havalı olanlar olayın etiğine ters olduğu için gerçek profesyonel zıpkıncılar tarafından asla kullanılmaz.özel yapım ahşap modelleri bir tarafa ayırırsak en iyi markalar
    pathos,cressi sub,demka,omer ve picasso dur.yerli markalar arasında ise apneaoldukça kaliteli tüfekler üretmektedir.yapılacak ava göre çeşitli lastik kombinasyonları ve şiş seçimi yapılır.boyları 45,50,60,65 olan tüfekler genellikle taşaltı diye bilinen,kayaların kovuklarında gizlenen balıklar için kullanılır,atış menzilleri görece kısadır.82,90,100,115,120 ve yukarısı tüfekler ise ince ve uzun şişleri güçlü lastikleri sayasinde suda yüzen ve uzak mesafeli balıkları avlamak amacı ile kullanılırlar.zıpkın ile balık avcılığı hiç de öyle vahşice bir spor değildir,bilinçli bir zıpkıncı asla yemeyeceği sayı ve boyutta balığa tetik düşürmez,dinamit,trol,ağ ile avcılık ile kıyas götürmeyecek kadar masumanedir.konu hakkında dini referanslar vererek abuk entry giren arkadaşlar muhtemelen bir zıpkıncının ömrü boyunca vurduğu balıkların 10 katı kadar balığı mideye indirmiştir.
    (unbreakable, 05.08.2009 23:46)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil