efenim burada zülkarneyn'in güneşin battığı yere gitmesi ve onu bir çamurlu suya gurub ederken görmesi ve sonra da güneşin doğduğu yere gitmesi üzerine e tabi dünyayı düz, göğü kubbe, güneşi de dünyanın çevresinde hareket eder bilirsen, böyle şeyler söylemen doğaldır demişim. vee derhal "
turan dursuncu kücük kemalistler elbette soroscu pezevenkler" olmuşum. e insan hiç değilse böyle sallamadan evvel 3 - 5 eski girisini okur muarızının di mi. ayıp. e ama ben ayıplamıyorum. iman ettiğin kitabın tavrı da bu. saydırdıkça saydırıyor bizlere. neyse...
konuya dönelim. ayetleri koyalım ilkin:
"sana (ey muhammed,) zu'l karneyn hakkında sorarlar. de ki: «size, ondan da, 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. gerçekten, biz ona
yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. o da, bir yol tutmuş oldu. sonunda
güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu
kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında da bir kavim gördü. dedik ki: «ey zu'l-karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin.» dedi ki: «kim zulme saparsa biz onu azablandıracağız, sonra da rabbine döndürülür, o da onu görülmemiş bir azabla azablandırıverir.» kim de iman eder ve salih amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. ona buyruğumuzdan da kolay olanını söyleyeceğiz.» sonra (yine) bir yol tutmuş oldu. sonunda
güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve
onu (güneşi), kendileri için ona karşı bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu. işte böyle, onun yanında «özü kapsayan bilgi olduğunu» (veya yanında olup biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. sonra (yine) bir yol tuttu. nihayet
iki dağ arasına ulaştığı zaman orada hiç söz anlamayan bir kavim buldu." (
kehf suresi 83 -92)
şimdi öncelikle bu zülkarneyn'in bu üç yolculuğunun da yeryüzünde olduğu çok açık. yok uzaya çıktı, yok bilmem paralel evrene geçti zırvalıklarını bir kalemde geçelim.
ikincisi, bu zülkarneyn çiftboynuz anlamına filan geliyor. çeşitli mitolojik figürlerden biri olduğu söylenebilir. ben onu da geçiyorum.
gelelim, güneşin battığı yere ve onun çamurda veya balçıkta batmakta olması meselesine. neymiş efendim, burada batı anlatılmak isteniyormuş. hatta çokbilmiş alimler koordinat bile veriyor, yok atlantik'in şurası burası. kaynak ne? götümüz.
bir kere güneş doğuda da batıda da doğar ve batar. peki öyleyse güneşin battığı yer ne demektir. gidin japonya'ya çine doğru dönün bakalım, güneşin japon denizinin üzerinde ne güzel battığını görürsünüz. zülkarneyn japonya'ya mı gitti, güneşin japon denizine batışını mı gördü?
burada ayetlerde anlatılan şu:
zülkarneyn batıya doğru bir yolculuğa çıkıyor. güneşin battığı bir yer var olduğu sanıldığı için taa oraya, dünyanın ucuna kadar gittiği anlatılıyor. zülkarneyn güneşin gerçekten battığı yere kadar gidiyor. bunu doğduğu yerden bahsedişinden anlıyoruz kuranın. kendilerine güneşten korunacak bir şey verilmemiş bir kavimden bahsediliyor. yani güya en doğuda, güneşin doğduğu yerin dibinde yaşayan bir kavim var. hani neredeyse dokunsalar değecekler güneşe. aralarında bir şey yok. ve nihayet zülkarneyn, iki dağın arasında bir yolculuk daha yapıyor. şimdi kuran bunları apaçık anlatmış, laf kalabalığıyla, yok mecaz aslında şöyle diyor diye götümüzden uyduramayız. günah.
zaten, kitabı okuduğumuzda, güneşin hareketinden ayın hareketiyle beraber çokça bahsedildiğini görürüz. ay ve güneşin belli bir yörüngede hareket ettiği sıkça vurgulanır. böylece geceyi ve gündüzü birbirinin üzerine sardığından bahseder kuran. misal zümer 5, enbiya 33, yasin 38-39 vs. ama asla dünyanın hareketinden bahsedilmez. bilakis, gece ve gündüzden bahsedilen yerlerde, bunların güneşin ve ayın hareketleriyle oluştuğu söylenir. yine kuran geceyle gündüzün birbirini izlediğini anlatıp durur. oysa aslında yok böyle bir şey. dünya hem düzdür, hem de sabittir. gökler ise bir kubbe gibi dünyanın üzerine örtülmüştür. ve allah göğü düşmesin diye tutar.
bu hikaye uzar gider. islam alimi dediğimiz adamlar da bunları yüzyıllardır tartışır, sıkıntılı ayetleri kafalrına göre veya tevrata göre felan tevil edip dururlar. kuran çevirilerine kafalarına göre parantezler eklerler. (bu açıdan diyanet mealleri 1 numara) yapmayın gözünüzü seveyim.
yine dönecem ben bu dünya - güneş falan konusuna. şimdilik bu kadar olsun.