çok yüksekte ve dağların arasında olmasına rağmen kısmen akdeniz ikliminin görülmesi ile beni şaşırtan küçük ama insanları çok iyi olan ,artvinin bir ilçesidir.
kılıçkaya(ersis) diye bir beldeside vardır.daha yukarıdadır ve doğal güzellikleriyle harika,havası temiz ,doğası yeşildir.kahveci bülent meşhurdur..
2000 li yıllara kadar insanların evlerini ve dükkanlarını kilitlemeden dışarı çıktıkları şirin artvin ilçesi. yaşanan bir olaydır kuzenle beraber dükkanın dışındaki dolaptan süt alıp içeri girdiğimizde, kimseyi göremeyip dışarı çıkmıştık, yandaki manav bize sahibinin dükkanı pazarları açmadığını söylemişti(bukadar birbirlerine güvenen insanlarla dolu bir yer nadirdir) bizde sütü dolaba bırakıp başka birine doğru yöneldik. 2000 lerden sonra dışarıdan gelen açgözlü, sahsiyetsiz insanların bu güzelim insanların alın teriyle kazandıkları paraları rahatça çalmaları sonucunda bu gelenek sekteye uğramıştır fakat köylerde hala insanlar kapılarına kilit vurmadan dışarı çıkmaktadırlar.
yusufeli doğu karadenizle, erzurum arasındadır fakat sera etkisinden dolayı akdeniz iklimine benzer bir iklimi vardır. zeytin dahil birçok sebze ve meyve yetişmektedir. çoruh un aşındırmasıyla oluşan bir vadiye kurulduğundan dolayı tarıma elverişli toprak fazla değildir. bu nedenle teraslama yapılarak ancak üretim sağlanmaktadır. bunun sonucunda da sadece yusufelide yediğim turfanda üzüm ve malatya kayısısından bile lezzetti bulduğum yörenin kayısısı fazla üretilemediğinden dolayı pek isim yapamamıştır. bunun dışında yusufelide tadabileceğiniz diğer lezzetler üzüm ve dut pekmezi, bunların şırasından yapılan pekmez ve köme, kaçarların eteklerindeki çiçeklerden arıların topladıkları polenlerden yaptıkları enfes bal, cağ döner dışarıda yediklerinize benzemez öyleki birbakmışsınız sabah kahvaltısında bile yiyorsunuz.
merkezinin içinden barhal çayı geçer çok berrak ve soğuk olan bu akarsu çoruhun bir koludur ve yine ilçe merkezinin girişinde çoruhun genelde çamurlu olan ana koluyla birleşir bu yapıdan dolayı ilçede birçok köprü ile ulaşım sağlanır. vadinin tabanı yemyeşildir fakat verimli toprağın aşınmasından dolayı yamaçlar genelde çıplaktır. yazın yamaçlardan aşağı doğru esen rüzgar insanın içini kavurabilir. o an yapılabilecek en iyi şey çoruhun serin suyuna kedinizi bırakmaktadır tabi iyi bir yüzücüyseniz zira(bkz: http://tr.wikipedia.org/...)
yöre insanın geçim kaynağı genelde tarım, hayvancılık ve turizmdir. dünyanın en önemli ve zorlu rafting parkurları(dünyada ilk üçte olduğu söyleniyor) yusufelindedir. kaçkarların buzul gölleri, binbir çeşit çiçek ve böcek, dünyanın en zengin çeşitlilikteki kelebeklerini barındırması yasak olmasına rağmen kelebek avcılarını ve doğa tutkunlarını dünyanın heryerinden bu bölgeye çekmektedir. ayrıca yörede bulunan onlarca tarihi kilise ve kilise kalıntıları görülmeye değerdir(her nekadar yurdumun hiçbiyerinde korunmadığı gibi yusufelidekilerde korunmadıklarından dolayı define avcılarının hedefi olmuşlarsada hala ayakta olanları mevcuttur) yörede birçok pansiyondan bozma otel bulunmaktadır, ayrıca barhalın kenarına kurulmuş 4 yıldızlı hotel barcelona konforlu bir konaklama sağlamaktadır, ama benim tavsiyem bir doğa tutkunuysanız yöre de birkaç yerde bulunan kamp alanlarında çadır kiralayarak kalabilirsiniz, tabi kendi çadırınız varsa o da olur.
yörede çoruh ve barhalın dışında birçok irili ufaklı dere bulunmaktadır, barhal gibi temiz ve serin olanların üzerlerinde epeybi alabalık çiftliği bulunmaktadır. çiftliklerde yiyebileceğiniz gökkuşağı alabalığı usta eller tarafından hazırlanınca enfes bir lezzet olabilmektedir fakat yinede kendi avlayacağınız kırmızı benekli alabalıkların yerini tutamaz. ha kırmızı benekli yakalayacam diyede kendinizi fazla kaptırmayın sonra yakalanan siz olursunuz yasaktır.
yusufelide yaz ayları adeta bir şenlik havasında geçer. yayla şenlikleri ve düğünler. düğünler bir başkadır kimse yerinde oturmaz hatta yapılan açık hava düğün salonlarının çoğu alan açısından yetersiz kalmaktadır bu nedenle okul bahçelerinde de düğün yapılır. zaten kulaklarda çınlayan tulum zurna ve davulun sesine hiçbir bünye hayır diyemez. oynanan halk oyunları genelde horonlar ve barlardır. yayla şenliklerinde en çok dikkat çeken aktivite boğa güreşleridir. boğa güreşlerinde yaralanmalar söz konusudur, fakat ispanyada yapılanlarla alakası yoktur. burada sözkonusu olan güreş boğalar arasındadır ve bir boğanın diğerini kaçırması ile sonlanır. bazen boğalar rakiplerini boynuz darbeleriyle yaralarken, bazende izleyicilerin üzerine doğru kaçan bir boğa ortalığı şenlendirmektedir aman ha dikkat.
yörede yasal avcılık yapılmaktadır ve nadir av hayvanları bulunmaktadır.
yusufeli barajı çoruh üzerinde kurulacak olan barajlardan sadece biridir. gurbetçisinin güzelim memleketimizi göle çevirecekler biz çok seviyoruz, bukadar turist çeken, türkiyenin el değmemiş güzellikte olan bir yerini neden böyle yokediyorsunuz demesine yol açar. yerlisinin ise ha başlıyor ha başlayacak diye bi türlü kafasını toplayamamasının sebebidir. halk başlarda yusufeli baraj olmasın diye eylem yapıp, yürüyüşlerde bulunup sesini duyurmaya çalışmıştır(bkz: çoruh artık durgun akacak) ama şunanda artık yapılsada ne olacaksa olsun diye beklemektedir. rüzgar, güneş gibi daha temiz enerji kanakları dururken insanoğlu neden doğanın dengesiyle bu kadar oynamaktadır o da ayrı bir mesele.