güzel ülkemizde severek alkol tüketen gençlerin yurtdışına çıktıklarında sudan çıkmış balık gibi kalmamaları için kullanabilecekleri eşsiz kaynaktır.
ülke:
belçika
öncelikle bira piyasasından başlayalım. şimdi efendim, brüksel' e gelmeden "olm orda bira çok ucuzdur, eşşek gibi içerim lan çeşit çeşit birayı" deyip, buna kendinizi inandırarak gelirseniz, sıçarsınız. bira ucuz mucuz değildir. ama bir bira tutkunuysanız işte size altın değerinde bilgiler.
şehrin en ünlü turistik barı delirium denilen ve 2004 keşit birayı barındıran (evet iki bin dört) bir mekandır. maksimum çeşit bira markası bulunduran bu barın guinnes rekoru belgesi önünde fotoğraf çektirebilirsiniz. ama sanmayın ki ansiklopedi kalınlığındaki menüden gözünüzü kapatıp seçtiğiniz birayı içebileceksiniz."o bira şu an depoda, çıkaramayız birader" cevabını alırsınız.(listedeki tek türk birası efes pilsen' dir ayrıca)
bu bardaki en ucuz bira campus denilen ve 250 ml şeklinde sunulan biradır. ve 250 ml si yani yarım birası 1.70 eurodur ki alkol bağımlısı bir genç için hiç de hoş değildir. tadı da zikim gibidir afedersiniz.
ha ben dışarda gider bakkaldan alırım lan biramı derseniz, en ucuzu jupiler' dir. aldığınız yere ve saate göre fiyatları değişmekle beraber, eğer büyük bir marketten kasayla alırsanız 50 cl sini yaklaşık 0.8 euro' ya getirebilirsiniz. tadı için (bkz:
zikim)
ucuz bira olaraktan bir de maes vardır ama pek tavsiye etmem. zira elinizi yüzünüzü yıkamak için o kadar para vermeye değmez.
yok mu lan burda adam gibi bira diyenler, delirium bar' da efes pilsen 3.5 euro. ayrıca ben fantezik bir insanım, hayattan her türlü zevki almaya bakarım derseniz, elmalı, çilekli, ballı biraları deneyebilirsiniz. ha derseniz, peki sevgili alkolik, sen bu çilek milek olayına girdin mi?
(bkz:
ybsg)
bir başka olay da biraların çok değişik derecede alkole sahip olmalarıdır. afedersiniz bi bok yedim ve yüzde 10 luk bir bira içtim , bildiğimiz erimiş asfalt. ulan hıyar, yüzde 10 luk biranın biralığı mı kalır. siktir git şarap iç.
bir de biliyorum aranızda "abi biz çok manyak içeriz, gece oturur sabaha kadar demleniriz" diyenler var. nah demlenirsiniz. alkolu normalin biraz üstünde fiyatlarla gece saat 10' a kadar aldınız aldınız, ondan sonra (şehir merkezine yakınsanız) bonservis bedeli gibi para ödersiniz alkole. şehir merkezi de ne lan derseniz, işeyin işeyin için derim. yapcak bişey yok.
kısaca bira ülkesinde bira içmek göt ister olmuş dostlar...
alkol tutkunlarına önerim, şarap olayına kaymalarıdır. çünkü kaliteli şarapların 75 cl' si taş çatlasa 4-5 euro. ama siz de benim gibi "sokarım kalitesine, içinde alkol var mı var" felsefesinde iseniz 75 lik bir şarabı 1.5 euro'ya alıp zıkkımlanabilirsiniz. tadını sorarsanız, türkiye'deki köpek öldürenlerin yanında villa doluca kalır.
"peki sevgili alkolik, sen onu bunu bırak da bize johnnie walker' dan, jb' den,archer's tan haber ver" derseniz, mesaj atın hesap numaramı gönderiyim. yatıracağınız parayla alır, her bir şeyini yorumlarım sevabına.
ha bi de unutmadan, bu gavurların 50 lik biraların üstünde "max" falan yazar, adamlar birayı 33lük kullanıyo.50lik görünce şaşırıyolar. pet şişede 1 litrelik birayı alacaz diye ne yollar yürüdüğümüzü bilirim. avrupa duy sesimizi.
son olarak bir bukle kendimden bahsedeyim, brüksel' de iyice avrupalı oldum dostlar, her yemekte şarap yudumluyorum. dün akşam yemeğimde ayıptır söylemesi peynir-ekmek-şarap vardı. bonjour.