insanın kişiliğine sahip çıkma isteği ile ters orantılı bir olgudur.
** *(skuba, 09.11.2004 02:51 ~ 02:52)
günümüz de türk kanallarının olması ve tabiki yurt dışında yaşıyan türklerin fazla olmasına rağmen önüne geçilemeyen sorun. kendinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın bir yerden sonra bazı kelimelerin türkçe karşılığını kullanmıyorsunuz, örneğin londra da 'shop' yerine bakkal ya da dükkan diyeni görmedim ben ya da alışveriş yerine 'shopping' kullanılır-ingilizce bilmeyen yaşlı teyzeler amcalar bile shoping den geliyoruz biz derler-. sanırım alışkanlık...kötü bir alışkanlık...
her insan üst-bilincine göre kişiliğini yönlendirir(istem dışı olarak) dolayısı ile ecnebi kültürüne karşı çok az bir sempati , uygun ortam ve koşulda beynin o sempatiye uygun davranmaya çalışmasından dolayı kişilikte bir bozuşma olarak nitelendirilebilecek olgu.
kısaca üst-bilinci içerisinde ecnebi kültürüne karşı herhangi bir ezikliği (epsilon kadar bile) olmayan kişilerin çekmediği bir sıkıntıntıdır.
(skuba, 09.11.2004 03:06)
türkçe konusunda en hassas arkadaşlarımda bile gözlediğim, içimi bir burukluk kaplayan, asimilasyon durumu.
birçok kişide uzun zaman boyunca kalma sonucunda doğal olarak gerçekleşebilen durum. bir süre hoşgörüldükten sonra inatla düzeltmiyorsa "biraz çabala da türkçe konuşmayı da öğren" denilerek iğnelenmelidirler.
yurtdışına çıkan türklerin türkçelerinin bozulması'dır aslı. etkenlikle edilgenlik arasında, dikkatli bakan gözler için cipciddi bir uçurum vardır. şüphesiz, yurtdışına çıkan türklerin hiçbiri "memleketten uzağım, yapacak bir şey de yok, bari türkçemi bozayım" mantığıyla hareket etmemektedir.
tabi.
çok normal bir durumdur fakat eğer yurtdışına çıkan insan ertesi sene "ıı mmm ne diodunuz siz, neydi o kelime?" şeklinde konuşuyorsa çok
dirty bir durumdur.
*
türkiye'ye gelenlerin ana dilleri de bozulduğu sürece sorun yok dedirten hadise.
insan yurt dışında doğup belli bi yaşa kadar orada büyümediyse tamamıyla hava atmak amaçlı,kültürsüzlük göstergesi saçmalık.
bozulanın
türkçe ile kalmasını tememnni ettiğim olay. kalmıyor maalesef.
bulgaristana gidip 1 ay kaldıktan sonra başıma gelen olay. "mayko,ışkaftan diğreni versene mari" türkçe meali: anne,dolaptan çatalı versene. ama çok şükür en fazla 1 hafta süren durum yerini güzel istanbul türkçesine bırakır.korkulacak bir durum değildir yani..
(turşu, 05.07.2007 21:56)
yurt dışına sonradan çıkan ya da orda büyüp yaşayan türkler için olası bir sonuçtur fakat türkiye'ye geri döndükten ve belli bir zaman geçtikten sonra kişinin biraz da kendi çabasına bağlı olarak düzelebilcek, kalıcı olmayan bir durumdur. eğer kişide gerçekten bir düzelme yoksa sorun biraz da kendisinin rahatsız olmayıp bunu düzeltme çabasına girmemesidir.
(ink, 05.07.2007 22:07 ~ 22:08)
+siz ingılizleee nasi diiyoooo
- what the fuck are you talking about man?
+ben anlamiyoooğğ.
- get the hell out of here.
buna en iyi örnek
murat murathanoğlu'nun yaptığıdır...
sanırsın ki türkçeyi sonradan öğrenmiş...severim ama kendilerini..
yurtdışında belirli bir süre yaşayan, özellikle arada hiç türkiye'ye gelmeyen türklerin başına gelen olay. evet yerine
yeah diyen çoktur. bunun tek çözümü, özellikle o ülkenin dili iyice öğrenildikten sonra, insanın kendisine türk arkadaş çevresi yapmasıdır. bu sayede devamlı türkçe konuşarak bu kelime karışması giderilebilir. tabii eğer o türk arkadaşlarda bölge kelimesi yerine
area demiyorsa.
3 senedir aktif olarak yurtdışında bulunan bendeniz için geçerli olmayan bir önermedir. taksim, sultanahmet gibi yerlerde yakanıza yapışan dilenci, boyacı vb.. unsurları kibarca başınızdan defetmek için etkili bir yöntemdir. biraz da "bakın ben yabancılaştım uzun zamandır burda değildim bana biraz yardım edin veya anlayış gösterin" izlenimi yaratmak isteyen bünyelerin taktiğidir.
"bırak bu işleri" denilesi tribal oluşum. diğer bir deyişle benim gözümde "dikkat çekme çabası" olmaktan öteye geçemeyecek zayıf hamledir.
bende öle az-uz denilemicek bir süre kaldım yurt dışında. üstelik tamda ingilizce eğitimimin en hararetli zamanları idi. aniden aldığım bi kararla ayrıldım burdan ve aynı hızla yoğunlaştırılmış almanca eğitimi almaya başladım ama buna rağmen hatırlamam, bigünde bu iki dilden herhangi bir kelimeyi türkçe konuşurken istemdışı kullandığımı.
24 yaşına kadar türkiye'de oturup, sadece 2 aylığına almanya'ya gidip, geri geldiğinde bir şey söylemeye çalışırsa "şey siz türkler ne dersiniz ki ona, şey şey.." diye zırvalayan, kendince hava attığını sanan insanların yaptıkları eylemdir. bu eylemi gerçekleştiren insanlar son derece küçük duruma düşerler gözümde.
(zenofobik, 21.06.2009 17:28 ~ 22.06.2009 18:16)
bunun tam tersine yıllarca yurt dışında yaşamış, bırak türkçe'sini bozmayı tek yabancı kelime öğrenmemişler de vardır.
-yedi yıldır almanya'dayım, tek kelime almanca öğrenmedim, türküm ben.
erasmusla bir dönemliğine yurt dışına çıkan ve; "ya ben yurt dışına çıktım işte, siz türkler nasıl diyor... ezik hah eziksiniz." gibilerinden göt kalkmaları yaşayan ibişlerin içerisine girdikleri durum. lan dümbük yirmi sene türkçe konuşmuşsun, altı ay ingilizce konuştun da türkçeyi mi unuttun. kime olum bu havanız bi anlasam...
genellikle uydurmadır efendim(istisnalar kaideyi bozmaz). ama işlerine geldiğinde şakır şakır türkçe konuştuklarına şahit olmuş bir bünye var karşınızda. ayrıca almanya gibi türk çoğunluklu ülkelerde hiç yabancı dil konuşmadıklarını duymuş ve belçika da 6 ayını tamamlamış bir arkadaşın hala fransızca dan bihaber olduğunu da görmüşümdür.
konuşurken sürekli takılırlar, aynen şu şekilde:
- ammm neydi ya o ammmm hay allah türkçem de çok bozuldu.