her türlü filmi -konulu konusuz- vizyona girmeden izleyebilme, her türlü oyunu ve programı arkadaşın bilgisayarından alabilme, her daim maç yapabilecek insan bulabilme mekânıdır
insan nerede yaşamaya devam ediyorsa orasıdır o'nun mekanı. amiyane tabirle düdüğünü ancak orada öttürür, herkes kendi çöplüğünde öter. suyunu içtiğin yerdir yurdun, doğduğun, büyüdüğün değil!
sana emeği geçendir, senin emek verdiğindir yurdun.
yaşadığı yeri kendi mekanı adledip,kendileştiren şahıslar için evdir.yurda ve yurt odasına ev denmesi kimilerine garip gelse de,aksi halde orası yaşanılacak yer haline gelememektedir.
ailemizin evi ne ise yurt onun taban tabana zıttıdır. aile evinde olan şeylerin olmadığı, olmayan şeylerin var olduğu yerdir yurt. sıcak yemeğin, uykunun, sakinliğin, temiz çamaşırın, arkanızı toplayacak insanın bulunmadığı; sınırsız fast-food'un, sabahlara kadar eğlencenin, hoplamanın tepinmenin ve arkadaşların bulunduğu yerdir yurt.
kemal sunal'ın yüz numaralı adam filminde reklamını yaptığı ama yerken dahi tiksindiği yaprak sarmalarını üreten konserve şirketi, lakin az önce sözkonusu yaprak sarmasından ben de denemiş bulunmaktayım ve sonuçlar o kadar da rezalet olmadı sanırsam belli miktar yoğurtla.
aptal bir saat takıntıları vardır. haftaiçi gece 12.00 haftaonu ise 01.00 e kadar gelmek zorundasınızdır. 18 yaşına gelmiş bir bireyin kendi isteğiyle gecenin bir bölümünü dışarıda geçirmesinin ne zararı vardır diye içimden sık sık sitem ederim. (bkz: ahh ah)
göçebe türklerde, obanın yer değiştirirken arkasında bıraktığı izlere verilen addır en başta. söz konusu göçerler terk ettikleri yere ya da çok yakınına geri döndükleri için, avrupalı alimler, yurdu vatan olarak algılamışlardır. oysa durum öyle değildir. çadır izine yurt denmektedir.
galiba yurtta 9 sene kalmıl biri olarak çok şey anlatabilirim ama özetlemek gerekirse: bir sürü insanlar bi arada kalıp arkadaş olunabilecek bir yer olmak dışında evle kıyaslanamayacak kadar sıkıcı bir ortam.
eğer kalınan yurt; erkek yurduysa,kız yurduna 5 km uzaklıktaysa,kent merkezine uzaksa fevkalade sıkılabileceğiniz bunun sonucunda, poşetten suni vagina,brezilya otuzbiri gibi kişisel tatmin yöntemlerini kullanmak zorunda bırakan,bu yöntemleri diğer arkadaşlarınıza parayla öğretip pazarlama kabiliyetinizi harikulade geliştirebileceğiniz ihtişamlı ortam.
kendi evimiz dışında hiç tanımadığımız insanlarla hayatın başka hiçbir döneminde kalmayacağımız/kalamayacağımız denli uzun süreler kaldığımız öğrenciliğin olmazsa olmaz mekanı.
hikayeleri, efsaneleri, anıları, yalnızlıkları, uzun karanlık koridorları, pos bıyıklı bekçileri, ellerinde makbuzlarla yöneticileri, ülkücüleri, cumhuriyetçileri, komünistleri, dincileri, ateistleri, terlikleri, ter içinde uyanıp pencereden seyredilen yağmurları, eve çıkma hayaliyle pekiştirilen dostlukları...
en az okul kadar, en az okulun olduğu kent kadar öğretir hayatı,
yurtların o rutubet kokan odaları...
bir yılımın geçtiği,içeriye yemek sokmanın yasak olmasına rağmen körili tavuk sote pişirebildiğimiz,duşlarına bayıldığım, devletin öğrenciye sağladığı harika barınak
ilk kez gelince sudan çıkmışa dönülen dört duvar bir çatı.
önce dediler sana yurt çıkmış haydi kayda...sonra şanslıydım galiba nerde kalmak istersin diye sordular ben içimden evde kalmak istiyorum desem de benim gibi tıpçıların yanında kalmak isterim dedim ardından 4b koridoru günleri..
şakalar hiç kesilmedi yatağı mühürletmek mi dersin banyo yaparken havlunun alınmasını mı...çömeziz ya herkes peşimizde, isminden önce nereli olduğun sorulur hemen sınıflandırılırsın;pazartesileri sıcak su yok çünkü kazan temizlenecekmiş bak sen.şu şu saatlerden önce yurtta olmalısın yoksa ceza; imzanı günü gününe atmalısın isminin baş harflerini yazıp arkadaşının senin imzanı atmasını sağlaman da yasak!!yok neymiş içeriye yemek sokulmayacakmış kazıkçı kantin kazanamıyormuş prizsiz zamanlarımızda floresan yerinden tesisat yapar her haltı yerdik ama denetlemelerden kurtulursak...
bu kadar gıcıklığına rağmen yüzlerce kişiyle beraber kalıp insan sarrafı olmak,dostlarla sımsıcak muhabbetlere girişmek,her .oku beraber yemek,batak oynamak,gerçekleştiremesek de hayallerimizi paylaşmak,birinin memleketten paketi gelince homidi gırtlak tıkınmak,hastalanınca çoğu kişinin halini hatrını sorması yurtta kalarak yanlış yapmadığını hatırlatıyor insana.
size yaşam alanı olarak bir adet yatak, bir adet dolap ve bir adet masanın 1/8ini veren kurumdur (devlet yurtları için). buna rağmen öğrencilik hayatının en güzel vakitlerinin geçirildiği mekandır. gerek kantin muhabbeti, gerek idareden gizli odada yapılan eylemler (türlü oyunlar, alkol, koridordan odaya kablo çekmek, vs.), gerek sıcak havalarda bahçede yapılan müzikli ve bol muhabbetli eğlenceler sonradan özlenir. ama yine de evin yerini tutmaz.
tatil dönüşü masanızı şekerli kahve ile kaplı, yapış yapış bulabileceğiniz ortamdır. bir başka tanımla orospu çocuklarıyla yaşamaktır. ulan amına koduum yerinde ben yokken kahve içmişsin, eyvallah. kasıtlı yapmayacak kadar ibne değilsen yanlışlıkla döktün, ona da eyvallah. ulan niye kitaplarımı çekmiyorsun, ortada duran üstünde eşşek gibi imzalar olan kağıtları neden çekmiyorsun.
çekmecelerime akacak kadar bekledin, hadi peçete bulamadın diyelim, be hayvan herif bari ben gelene kadar sil şu mk masasını. direk not olarak yansıyacak ödevlerdi lan onlar.