geçici bir başarıydı bence bu. dünya kupası eleme grubunda bi bok yapamıcaklar aha buraya yazıyorum.sadece defans yaparak, bal golelr atarak aldılar kupayı. grupta bunlardan çok danimarka ve ukraynadan tırsılmalıdır bence.
yüzyıllar süren düşmanlığın birkaç senede biteceği gibi bir fikri aklına getiren, arkamızdan her türlü oyunun çevrilmesine rağmen saf saf tebrik mesajları yağdıran ve bu zihniyeti savunan, belli yerlerde yunan bayrağı sallayan "-sözde- türkler"in bu sıralar favorisi olan takım...
orta sahayı geçmeden avrupa şampiyonu oldular, ardından 2006 dünya kupası eleme grubunda da bi b.k yapamayıp,' son avrupa şampiyonuyuz' havalarıyla kendi evlerinde çıktıkları türkiye karşısında hezimete uğradılar.. hayır, hayır. kesinlikle iyi bir takım değil.
futboldan zerre kadar anlamayan bir takım toplama adamlar. 2004 avrupa şampiyonası'nda kendi ceza sahalarından bile çıkamamalarına rağmen, bazı tesadüflev ve ilahi müdahalelevle (athena, apollon...) şampiyon oldular. halbuki mesela biz 2002'de dünya üçüncüsü olurken almanya, italya, brezilya gibi kalbur üstü takımları 8-0, 10-0 skorlarla yenmiştik. brezilya maçının devre arasında, pele, şenol güneş'e "abi n'olur yeter. ülkeye almayacaklar çocukları. bari abanmadan vurun." demişti de bizimkiler farkı daha açmamıştı.
hele siz bunların b milli takımlarını görseniz, daha kendi soyunma odalarından çıkmaktan aciz adamlar. ahah n'olacak yunan işte ya.
tamam,futbolda sonuç önemlidir,sahada ne kadar iyi oynarsan oynda,sonuca yansıtamadığında pek birşey ifade etmez.yani bugün çek cumhuriyeti maçı 3-2 değil de 0-2 bitseydi,o çok övdüğümüz ikinci yarıdaki futbolumuzdan kimse bahsetmeyecek herkes nasıl kaybettiğimizi anacaktı.
ama futbol ne olursa olsun,biraz da göze hitap etmelidir.bugün ronaldinho sahada bir hareket yaptığında hangimizin hoşuna gitmiyor,seri paslarla rakip kale önüne gelip güzel bir vuruşta kaleciyi avlamak hangimizin bir maçtan beklemediği şey??evet defans futbolu,savunma futbolu da bir oyun tarzıdır ama izleyeni kendi takımı olmadığı sürece memnun etmez.nasıl mı?anlatalım...
yunanistan futbol takımına dikkat ederseniz,maçların ilk 10-15 dk sında,çok kolay bir pozisyon bulmadıkça rakip kaleye gitmezler.daha çok orta sahada ve geride hazırlık pasları yaparlar,arada bir iki ara pas atıp,tekrar geri dönerler.bunun nedeni rakip takımı sınamak,eğer beklenmeyecek kadar beceriksizler ise,savunma futbolu falan bırakıp,hücum etmeye karar verecek olmalarıdır.(bkz: 17 ekim 2007 türkiye yunanistan maçı)
ama baktılar ki,rakip öyle basit paslarla geçilebilecek gibi değil,kademe hatası da yapmıyor,bu sefer başlıyorlar kendi sahalarında bıkmadan topu çevirmeye.artık sabır mı sınıyorlar,antremanda yaptıkları pas çalışmaları mı yetmemiş nedir,dakikalarca pas yapıyorlar.tabi bu sırada rakip takım bundan bıkıyor ve üstlerine gelmeye,pres yapmaya başlıyor.bunu bekleyen yunan takımı,bir diğer futbol katili taktiğe başvuruyor ki, bu da ilerdeki pivot santrafora top şişirmek.bu taktiği yapan diğer takımlarda olduğu gibi bunların da bir tane kule gibi santarforu var (bkz: angelos charisteas)
şimdi top bu adama doğru atıldığında olacak şeyler aşağı yukarı şunlardır;
1-pas kötüdür,top taca çıkar,auta gider,defans oyuncusu keser vb. gibi bir sebepten top rakibe geçer....bu durumda başa dönülür,rakip saldırır,11 kişi savunma yapan bu takıma bir gol atar,atar,ama atamazsa kısır döngü tekrar başlar...
2-santrafor yükselip kafayı vurur...diyelim ki charisteas ya da başka bir yunanlı oyuncu topu bir şekilde indirmeyi başardı.o zaman topa yükselen oyuncu veya topu kapan yunanlı oyuncu direk kendilerini yere atarak hakeme bakar,bir faul falan olsun da duran top kazanalım uğraşına girerler.ya da pası alan oyuncu iki adımda kaleye doğru hamle yapıp şut çeker,birşey yapar ve topu kornere ya da kendilehlerine taca çıkarmaya çalışır
top eğer taca,kornere çıkmışsa ya da hakemn çaldığı bir faul sonrası bir ölü top kazanılmışsa,normal zamanda kendi yarı sahasından hiç çıkmayan yunan savunmasının uzun adamları (bkz: traianos dellas)(bkz: sotirios kyrgiakos)(bkz: vasilis torosidis),hemen ceza sahasının içine doluşurlar.ve içeri doğru atılan toplar bu kule gibi defans oyuncuları artı angelos charisteas faktörü,bu duran topu mutlaka bir şekilde gole çevirir.birincisinde olmadı,ikincisinde,üçüncüde,dördüncüde velhasıl mutlaka kazanılan bir duran toptan gol bulurlar,çünkü başka bir taktikleri yoktur.
3-santrafor kafayı vurur,top yunanlı bir orta saha oyuncusuna gelir...yunan takımının orta sahasının kenarlarında oynayan iki adam kostas katsouranis vegiorgos karagounis,takımın diğer oyuncularına göre hızlı adamlardır.bu iki oyuncunun görevi,bu gibi indirilen toplarda mümkün olduğunca rakip kaleye inip,ceza sahasına doğru orta yapmaktır.orta yapıldığında da demin bahsettiğimiz uzun boylu oyunculardan bir tanesi,gelir,bir kafa vurur,top bir yerine çarpar,ayağını uzatır vs. derken bir gol bulurlar....bunların dışında atak varyasyonları geliştirdikleri çok enderdir...
gelelim takımın yaptığı savunmaya...
şimdi allah var kabul edelim,savunma anlayışları kusursuz.takım biribirini çok iyi tanıyor ve çok iyi ayağa pas yapıyorlar.kademe ve ters kademe anlayışları mükemmel,biribirlerinin eksiklerini süratle kapatıyorlar.bireysel hata çok yapmıyorlar,bu da rakibe çok fazla seçenek bırakmıyor.bu savunmayı aşmanın yolu;ya uzaktan şut atmak ya da,yaptıkları ender bireysel hataları değerlendrmektir...neyse ki kalecileri olan antonios nikopolidis bizim hayrettin demirbaş ayarında.çok kolay hata yapıyor,bunun euro 2008 deki rusya maçında ve bizim atina da ki maçta gördük.bireysel hatalara gelince,becerikli bir golcü,az yakaladığı bu şansı değerlendirirse (bkz: zlatan ibrahimoviç),yunan takımının maçı çevirme olasılığı çok düşüktür.çünkü yukarıda belirttiğim gibi bu takım,sadece savunma yapmayı becerebilmektedir.onun dışında fostur...ve bu özellikleri 2004 te farkedilmediği için,bütün maçlarını 1-0,2-1 gibi kazanıp şampiyon olmuşlar,2008 de çözüldükleri için,son şampiyon olarak seribaşı girdikleri gruptan daha ilk ki maçta gol dahi atamadan elenmişlerdir...
euro 2008'e de kazandıkları euro 2004'de benimsedikleri sistem ve hemen hemen çok benzer bir oyuncu kadrosuyla gelmişlerdir ama bu kez 0 çekip sadece 1 gol atarak (ki o da yedek ispanya'ya karşı) evlerine dönmüşlerdir. akla gelen cümle ise bellidir; o bir defa olur.
futbol katili takımdır. euro 2004'ten sonra euro 2008'de sıfır çekmeleri sonrası "o iş bir kere olur" denmesi doğaldır. zira bu takım tam bir işkencedir. euro 2008'de isveç ile oynadıkları maçta yaklaşık 5 dakika ortasaha gerisinde amaçsızca top çevirmeleri ıslıklarla karşılık bulmuştur, müstahaktır. dünya üçüncülüğünden sonra pek ortalıkta gözükmesek de hiç bir zaman böyle rezil bir futbol anlayışıyla sahaya çıkmadık. becerememek, başarısız olmak ayrı, bu oyunu sabote etmek ayrıdır.
antonios nikopolidis nedeniyle hayranlık duyduğum milli takım. euro 2008'de yediği her golde içim cız etti. halbuki o ünlü savunmaları zlatan'a, villa'ya geçit vermese, şut attırmasa gol yemezdi bu adam. koyayım size yunan defansı. sizin yüzünüzden s.kildi gül gibi adamın karizması.