• görseller

    • young guru academy
    • young guru academy
  1. liderlik konusunda gençleri bilgilendiren, diğer insanların arasından sıyrılıp ön plana çıkmayı sağlayacak ipuçları veren bir oluşumdur. konferanslarına her öğrenciyi almaz. her üniversitede test gibi birşey yapılır ve gerçekten liderlik özellikleri olan öğrencileri bulup panel, konferans, kamp düzenleyerek liderlik konusunda eğitir. bu eğitimlere katılan öğrencilere sertifika verir. bu sertifika cv'ye konulur birşey mi bilmiyorum ama oda arkadaşım çok işe yarayacağını, bununla iş görüşmelerinde iyi izlenim bırakabileceğini söylüyor. ben onun yalancısıyım. daha çok bilgi için sitesi: http://www.yga.org.tr/...
  2. bu sene ikinci başvurumu yapmış olduğum organizasyon. umarım bu sene kabul edilirim dileklerimi içten içten onlara yolluyorum.
  3. young guru academy, diğer adıyla hayal ortakları derneği, geleceğin sosyal sorumlu liderlerini yetiştiren bir liderlik okuludur. lider keşfetme, lider yetiştirme ve liderlik gelişim programları vardır.
    yga, "geri kalmış ülke yoktur; iyi yönetilmeyen ülke vardır." felsefesiyle geleceğin hem donanımlı hem de içten olan liderlerini, yine onların hayal edip, projelendirdiği ve daha sonra da hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projelerinde görevlendirerek, gelişimlerini bencillikten bensizliğe giden bir yolda sürdürmelerine fırsat tanır. daha güzel bir gelecek için ilhamlanan ve ilhamlandıran pek çok "güzel insan"ın bir arada toplandığı ve "en çok hata yapan" olmayı dilediği bir kuruluştur.
  4. saadet zincirleri ile bir tutulması büyük ahmaklık olan oluşum. eğitim ve konferanslarında bulunmuş biri olarak söylemiyorum bunu. bilinmeyen insanda korku yaratır tezahürü bu tepkiler. dünyanın en çok talep gören oluşumlarının başında gelmesi sevindirici aslında.

    (bkz: sinan yaman)
  5. yga'nın, pek çoğu örnek oluşturacak projelerinin içinden yalnızca biri, ama göz bebeği olan "oku düşün paylaş" adlı projenin adına inat, kimi insanlar tarafından okunmadan, araştırılmadan yorumlanması sonucu, aksini yapıp düşünerek hareket edip araştırdıktan sonra yargılayan beyinler tarafından kahkahalarla okunan yukarıdaki amway ve al kullan tavsiye et mantığıyla bağdaştırılmış olması gerçekten içler acısı bir durum.
    oku düşün paylaş, m.e.b. tarafından yıllar önce onaylanmış, ileride müfredata geçirilmesi düşünülen, asla çocukları yönlendirmeden, ünlü düşünürlerin sözlerini okuyup hemen ardından aralarında tartışarak beyin fırtınası yapmalarını, kitabın boş olan sağ sayfalarını kendi özgür düşünceleri ve hayalleriyle doldurmalarını öğütleyen, hayal kurup projelendirmelerini, kutunun dışında düşünmelerini amaçlayan bir uygulamadır.
    yga asla oku düşün paylaş'tır ya da sinan yaman'dır diyemeyiz. yga geleceğe sosyal sorumlu, içten liderler taşımak isteyen hatta anadolunun elverişsiz bölgelerinde bile keşfedilmeyi bekleyen çocukların farkında, içten insanların, hayal ortaklarının bir araya geldiği bir vakıftır. vakfın geliri hayal ortağı dediğimiz üyelerin aidatları ya da ayni yardımlarıyla oluşmaktadır. (bkz: ayni yardım)
    bu denli kötülüğün, çıkarların, paranın sözünün geçtiği bir dünyada gerçekten de böyle bir kuruluşun olduğuna inanmak zor. ama hiç değilse araştırmadan, oradaki insanlarla tanışmadan, yapılanlara ve sonuçlarına yakından bir göz atmadan cümleler kurmayalım.
    “söz ağızdayken o sizin esirinizdir, ağızdan çıkınca siz onun esirisinizdir” ( bu da odp kitabından bir söz. ne kadar da beyin yıkayıcı değil mi? )
  6. bu sene varlığından haberdar olduğum, içinde mutlaka olmalıyım diyerek başvurduğum ve seçildiğim; egosu küçük kalbi büyük, berrak zihinli idealist insanların içinde bulunduğu oluşum.gençleri yüreklendiren, hayallerini gerçekleştirmek için cesaret veren, iyi bir dünya hedefleyen, herşeyin para olarak bakıldığı bir dönemde daha önemli şeylerin olduğunu anlatan bir vakıftır.
  7. amaçlarının ne olduğunu yeminlen anlayamadığım oluşum.

    " balık vermeyin
    balık tutmayı da öğretmeyin
    balık endüstrisinde devrim yaratacak vicdani zekası yüksek liderler yetiştirin. "
    ınspired by bill drayton

    diye bir mail göndermişler bana.

    (bkz: ya ben lan neyse bir şey demiyorum)
  8. yıllar sonra dönüp baktığımda bu ülke için bir şeyler yapmış olduğumu hissettireceğine emin olduğum ailem.

    12-13 yaşında bir çocuk ama şimdiye kadar kimse onu dinlememiş, ne zaman bir şey söylemek istese ona "sen sus!" demişler. çekingenliği gözlerinden belli, yanlış bir şeyler söylemekten korkuyor. oku düşün paylaş seanslarında bizim onu dinlememiz, fikirlerine duyduğumuz merak onun kabuğundan çıkmasına yetiyor. o artık hayal kuruyor, onlardan bahsediyor, gerçekleştirmek için planlar yapıyor. bu değişimi gördükçe hissedilen mutluluğa eşdeğer ne olabilir tam olarak kestiremiyorum.

    o yüzden bu oluşumu anlamak için içinde bulunmuş olmak gerekmez sadece hayatın herhangi bir evresinde kendinden başka birileri düşünmüş olmak yeterli.

    hala yga gönüllülerinin şahsi kariyeri için mi bunları yaptığını sanıyorsunuz? çok yazık.
  9. "akademiye ilk katıldığım günleri daha dün gibi hatırlıyorum. üç yapraklı bir yoncaydım, ama adete kültür ortamında gibiydim, pamuktan toprağım, güneş gören balkonum vardı, sonra sonra bir karıncaya evrildim, üstadlarım beni bunun için tebrik ettiler, karınca olarak çok çalıştım, didindim, ama bir sürü olduğumuz için ötekiler de benim kadar çalışıyorlardı, bir bütünlük içinde gelecek güzel mutlu günler için uğraşıyorduk, biriktiriyor, biriktiriyor biriktiriyorduk. yeteri kadar biriktirip birikimlerden üstadlarıma da verdiğimde bir çakala dönüştüğümü gördüm. parlak bir kürküm alev alev gözlerim vardı. akademinin keyfini çıkarıyor oradan oraya koşturuyordum, zekamla üstadlarımı hayretler içinde bırakıyordum, gel zaman git zaman bir aslana dönüştüm, dünyam daha da güzelleşmiş, tüm akademi benim için koşturmaya başlamıştı, buraların kralıydım adeta. hayatımın en güzel günleriymiş, bilmiyordum. sonra birden dört yapraklı yoncaya dönüştüm, eski üstadlarım hayranlıkla bana bakıyorlardı, aynı zamanda içimden bir ses ferrarimi satmamı söylüyordu, nitekim ben de öyle yaptım ve tüm birikimimi akademiye bağışladım, şimdi bağışlarımla yeni yoncalar yetişiyor."

    fernando wilhem ertürk.
    young gru academy leaderliği genel sekreteri.
  10. gece gece niçin aklıma geldi bilmiyorum ama bu kuruluşta bir samimiyetsizlik, bir olmamamışlık, bir kötü niyet var gibi geliyor bana. böyle gelmesinin sebeplerini şu şekilde sıralayabilirim:
    -2008 yılında toy bir üniversite öğrencisiyken kampüsteki durakta afişleriyle karşılaştım, bu karşılaşmanın öncesinde ismini dahi duymamıştım. ama konferans tanıtımında yazan "hayatımın en harika deneyimiydi" ayşe fatma(ismi salladım) - harvard ibaresini görmem kıllandırdı. eksi bir.
    -bu neymiş ya diye merak ettim, odama geçtim afişte gördüğüm ismi google da arattım. ben uluslararası bir organizasyon falan bekliyorum. siteyi inceliyorum, düzenleyeni de katılımcısı da yerli gözüken bir oluşum. eksi iki, e isminiz niye young guru academy o zaman?
    -sitede bakınırken görüyorum ki belli üyelerine amerika'da liderlik? eğitimi veriyorlarmış. eksi üç, amerika'da bir hafta da kuş mu konduruyorsunuz?
    -kız arkadaşım katılmak istiyor ben almıyım diyorum, gidiyor lütfi kırdar'a. sonra merak ediyorum nasıldı diye konuşuyoruz. üst yetkilileri arasında çıkan bir tartışmadan ve koltuk kavgasına benzer bir olaydan bahsediyor. eksi dört, sosyal bir projede mevki derdi niye olsun?
    -bir şeyler doldurmuşlar biz sizi seçiçez demişler. eksi beş, en azından yardımlar kısmında olabildiğince çok kişiyle bu işi yapmak istemez misiniz? niçin bir eleme yapıyorsunuz?
    -seçiliyor, görüşme boğaziçi üniversitesi'nde. eksi altı, lütfi kırdar'ı kiralayabilen bir oluşumun mülakat yapacak ofisi yok mu?
    -mülakatı da geçiyor. konuşuyoruz, sık kullanılan sözcükler, hayal, benliksizlik, umut, sevgi vs. eksi yedi, bu göz önüne gereksiz yere sokulan altı doldurulmamış soyut kelimeler sevdası cemaatle ne kadar benzeşiyor değil mi?
    -sonra bir toplantıya çağrılıyor ama toplantı bir evde. artık ne kıllanması bu iş iş değil, belli. eksi sekiz, evde toplantılar ilk defa duyuyoruz değil mi?
    neyse kız arkadaşıma anlatıyorum konuşuyorum o da doğru buluyor dediklerimi vazgeçiyor burdan.
    -3 senedir her sene benzer afişler üniversiteme doluyor ve hep aynı yerde lütfi kırdar. sponsorlar artmış ama ne sponsorlar coca-cola, turkcell, unilever vs. tüm pislik şirketler toplanmışlar. eksi dokuz, bu kadar pisliğin olduğu yerden hayır mı çıkar?
    -3 senedir burda takılan biriyle tanışıyorum heyecanla anlatıyor. ama kızın hali harap gecesi gündüzü bu iş olmuş. adam gibi yapılan bir proje var mı peki yok. peki sen niye bununla uğraşıyorsun? staj coca-cola'da ama. kariyer desteği yapılacak bu. eksi on, hadi bu kurumun derdi sosyal aydınlanma vs. yaratmak ama 3 yıllık yol arkadaşın? bile kariyer derken nerde bu işin samimiyeti, guruluğu?
    derin bir araştırma yapılsa daha kim bilir ne abik gubiklikler çıkar.
    özet geç diyenler için: bu kuruluş karşılıklı çıkar ilişkisine dayanan maddi desteği bağış falan değil büyük şirket sponsorlukları olan cemaat benzeri bir yapılanma mantığına sahip bir head hunter şirketidir. ve en tehlikeli kısmı türkiye'de kendi normlarına göre bir yönetici sınıfı yetiştirme projesidir. bu normlar nerden ihraç edilir bilemiyorum ama isminden de anlaşılacağı üzere bu toprağa ait değildir.
    bu ülke için bir şeyler yapmak isteyenler, başkalarını düşünme tecrübesini yaşamak isteyenler bunları yaşayabilecekleri onlarca oluşum bulabilirler. mesela yga'ya şahsi kariyer için gitmiyorsanız (bkz: ilkyar) buraya katılın göz boyamadan ne kadar harika işler çıkarttıklarını büyük sponsorlukları niye alamadıklarını bir düşünün. lütfi kırdar'ın bir günlük kirasıyla bu insanların neler yapabildiğini görün. ve bu ikisini gördükten sonra pirinçle pirince benzeyen taşı ayırt edebilmenin önemini anlayın.