insanı durduk yere liverpoollu yapan şarkı. sözleri beni benden almıştır her daim.
when you walk through a storm
hold your head up high
and don't be afraid of the dark
at the end of a storm
is a golden sky
and the sweet silver song of a lark
walk on through the wind
walk on through the rain
though your dreams be tossed and blown
walk on walk on
with hope in your heart
and you'll never walk alone
you'll never walk alone
efsane topluluk beatles'ın inandığım kadarıyla liverpool takımı için yarattığı parça. şampiyonlar ligi finalinde tüm istanbul net biçimde dinlemiştir diye tahmin ediyorum.
2005 şampiyonlar ligi maçından sonraki günlerden birinde hıncal uluç'un sabah gazetesinde ki köşesinde belirtmiş olduğu konu. şarkı olarak değilde ilahi olarak kiliselerde bulunan bir şiir diyelim. ama liverpool'lular sloganları haline getirmiştir.
gerry and the pacemakersın güzel şarkısı. liverpoollular için anlamı son derece büyüktür. istanbuldaki 2005 şampiyonlar ligi finalinde de stat bu şarkıyla inlemiştir.
1960'ların başından beri her maçtan önce anfield road'u dolduran tarftarlarca söylenmektedir. daha sonraları celtic taraftarları tarafından da söylenmeye başlanmıştır. ayrıca, chelsea taraftarları geçtiğimiz sezon liverpool ile oynadıkları maç sırasında, rakiplerinin 16 sezondur şampiyon olamamasına atıfta bulunarak you will never walk again yazılı bir pankart açmışlardır.
liverpool ruhunu özetleyen şarkı.sırf anfield road tribünleri coşsun bu şarkı eşliğinde diye liverpool'un kazanmasını istiyorum her maçı desem abartmış olmam.(bir de iddaa var tabi o ayrı)
otostopçunun galaksi rehberinde uzay gemisinin yolcularına söyleyip beni yardığı şarkıdır. bir de güzel olaydır binlerce kişinin aynı anda aynı duygularla söylemesi bu şarkıyı
taraftar forumlarında sürekli birilerinin pankart önerisi olarak sunup, birilerinin ingilizlerin lan o kopyacı mı olacaz diye terslediği slogan. her yıl tekrarlanır durur bu durum.
futbol dünyasının en önemli manifestosu. futbolun mutlak doğası gereği gerçekleşebilecek her başarısızlıktan sonra siyah pelerinlerinini büyük bir zevkle giyip ellerine şeytanın yassı kılıcını geçiren taraftarımsılara verilmiş asırlık ayar.
yaşadığımız sevinçler ne kadar mesnetsiz halbuki. ve balık hafızamız, sefa-cefa konsolidasyonundan ne kadar uzak. cefa anlayışımız, barbar genlerimizin hala ne kadar baskın olduğunu ortaya çıkarıyor her defasında. uzun yıllar geçmesine rağmen yeniçeri ayaklanmalarının o kokusunu sinmiş "yönetim istifa" seslerine. kabullenmemek, azmak, kavga çıkarmaksa; hepsinde bizim sağımızdan atıp solumuzdan geçerler bu adamlar. ama 3 farklı yenilgide *, 6 gollü mağlubiyette * yüzsüzce söylüyorlar şarkılarını!
kupanın değerini; ikinci yarı atılan 4 gol değil, liverpool taraftarı kendi belirledi. geriden geldikleri için değil, istanbulda olduğu için değil *, hiç bir marş bu kadar zor anda bu kadar yürekten söylenmediği için bu kadar masala yakındı.
http://img.sabah.com.tr/... uzaktan tam algılayamayanlar için not: kırmızı giysili seksi bir kadın, üzerinde liverpool forması; yanında da onun koluna girmiş, beşiktaş forması giymiş bir erkek... karısını yanına almış gidiyor beşiktaş... maç sonucuyla da uyumlu olmuş.
mtk budapeştenin "hungaro mungaro hede hödö" şarkısını duymaktan daha iyidir dedirten , ayrıca inönü stadında yalnız yürüyen bir liv'pool lu hatunun yanında ona asılan kartal resminin üstünde yazan yazı.
hayatı boyunca hata yapan bir babanın tekrar dünyaya gelerek yanlışlarını telafi etmesini anlatan carousel müzikali, babanın kızının mezuniyet törenine katıldıktan sonra tekrar dünyadan ayrılmasıyla 'asla yalnız yürümeyeceksin' parçasıyla bitiyordu. bu şarkı o yıllardan sonra mezuniyet programlarının hit parçası oluyordu. liman şehri liverpool, abd ile yakın kültürel ilişkisi olan bir yerdi. genç şarkıcı gerry marsden sinemada seyrettiği carousel müzikalinden çok 'asla yalnız yürümeyeceksin' şarkısından etkilenmişti.
anfield road'ta her maçtan önce stad hoparlöründen günün hit parçaları çalınıyor, seyircinin maçın atmosferine girmesi sağlanıyordu. sıra 'asla yalnız yürümeyeceksin' parçasına geldiğinde, herkes bu şarkıya eşlik edince bu kez hoparlör susuyor, dünyanın en büyük korosu şarkıyı söylüyordu. çoğunluğunu limanda çalışan fakir işçilerin oluşturduğu liverpool taraftarı bu şarkı ile takıma destek olurken, kendi kimliklerini de buluyordu. şarkı hit listelerinden çoktan uzak kalıyordu ama liverpool tribünlerinde söylenmeye devam ediyordu. liverpool 1963-64 sezonunda 16 yıl sonra ingiltere liginde şampiyon olunca 'asla yalnız yürümeyeceksin' bir şarkıdan çok öte bir anlam taşıyarak günümüze kadar uzanıyordu. 'asla yalnız yürümeyeceksin' galibiyette zafer şarkısı, mağlubiyette ise futbolculara moral olarak söyleniyor.