güçsüzleşmek, usanmak, bıkmak, yeter, yeni, geçmiş, gelecek, uyumak, gitmek, dinlenmek, spor kavramlarını aklıma getiren sözcük.
(viola, 17.11.2004 09:06)
kendini yapmakta olduğun şeye devam edemeyecek kadar çaresiz bitkin hissetmektir.hayattan yorulmak ise daha beter bir durumdur zannımca.
(pudra, 19.11.2004 20:24)
vücudunun her bir yanının ağırması.
çalıştığın zaman yorulursun, alın teri döküyorsun demektir, güzeldir. çalıştığının hakkını alıyorsan, yorgunluğun önemsizdir.
devamlı tekrar eden bir duruma karşı verilen mucadelede bir süre sonra güçsüz hissetmek.
fiziksel ve ruhsal (manevi) yorgunluk olarak 2 şekilde ele alınabilir.
çok fazla şey üstünüze geldiğinde dayanacak halinizin kalmaması.
beyinde gerçekleşmesi vücudun diğer fiziksel bölgelerinde gerçekleşmesinden daha çok acı veren;yoran işi bıraktığınızda farkına vardığınız olgu.
'insanı yaşadıkları değil yaşa(ya)madıkları yorar.'
o kadar yorgun olmak ki uyuyamamak.. öyle yatakta boş boş yatmak. o kadar yorgun olmak ki odadaki dağınıklığın ancak yarısını toplayabilmek, diğer yarısını sabaha bırakmak... başka türlü olmaz çünkü kalkacak halim yok yataktan..yatağın yanındaki şişeye uzanacak halim olmadığı için de içmiyorum mesela. tüm bedenimin, beynimin bu kadar yorulmuş olmasına şaşkınım biraz aslında. durunca anladım ne kadar yorulduğumu. bu kadar yorulabileceğime de inanmazdım, şimdi tek tek tüm hücrelerimin yorgunluğunu hissediyorum. ışık olsun diye kapatmadığım bilgisayar, yatağın yanındaki su, ilaç vb. ile arada uyanıp hangisi rüya hangisi gerçek diye bakıyorum etrafıma. yarın daha yorucu bir gün olacak...bir bahane bulup gitmesem keşke diye düşünür haldeyim, ama kesik kesik uyuduğum için daha yorgun uyanıp gideceğim biliyorum. büyülü bir şey olsa da yorgunluğum geçse diye bekliyorum. "iki söz bir büyü" lafını hatırlıyorum teyzemin, iki söz etmek isteyen herkesi susturdum bugün ondan sessiz sessiz debeleniyorum. tam debeleniyorum da denemez aslında, ona bile mecalim yok şuan. herhalde azrail gelse ölmeye bile mecalim olmadığından geri giderdi sanırım.
yaşadıklarım, yaşamadıklarım, düşündüklerim, içimdeki sesler, aklımdaki imgeler..hissettiklerim, söylediklerim, söylemekten korkup kendime sakladıklarım, uykusuz, tükenmez sandığım enerjimle sabahladığım geceler.. hepsinin hesabını veriyorum sanki şimdi bedenime, benden intikam alır gibi bir hali var. oysa onla savaşıp iyi olduğumu gösterecek bile enerjim yok. bir şekilde beynimi kapatıp, bir yerlerde depolanmış ve uyumam için saklanmış o enerjiyi kullanmak istiyorum. haftasonu tüm gün yatarım diye plan yapıyorum, bugün pazartesiydi değil mi? pardon.. farkında değilim sanırım günlerin. aklımda bir sürü şey.
ancak sükunette anlayabiliyorum yorgunluğumu, bu yüzden hep kalabalıklar içinde olmaya özen gösteriyorum, kendimi ve ne kadar yorulduğumu unutayım diye.
aslında hepsi olmadık zamanlarda hissettiğim fazla enerjiden, kendimi fazla muktedir görmemden.. arada bir insan olduğumu hatırlamalıyım, kendime ara vermeliyim..kendime evet.
geçecek nasılsa. hepsi.
bir şeyin peşinden koşarken ortaya çıkmayan dinlenirken insanın ağzına s.çan şey. çok yorulursa insan pes etmeli, hırs yapmamalı, bırakmalıdır.
ondan evvel gelenler vardır, ondan sonra gelenler olacaktır.
neyin peşinden koşup yorulduysa, kim onu yorduysa hepsine ara vermeli ayaklarını uzatıp dinlenmelidir.
nefesi vucudun başka bir uzvundan
* alıp vermek
çocuk gibi mızmızlanıp ıngaaa sesini, özellikle o efekti çıkarma isteğiyle yere düşüp ölmek istemek.
yaşla alakalı olmayan birşeydir.
sık dişini, sabret derken, bünyenin sen de insansın diye hatırlatması. duygusal anlamda olanı daha ağırdır.
bir şeyler için sürekli didinip gücünüzün kalmaması.
ne çok uğraşıyorum bir şeyleri ayakta tutabilmek için. en çokta, ben yorulunca sen bana dayanacak bir omuz vermiyosun ya ona yoruluyorum. hayat yoruyor beni aslında ansızın. tam buldum derken mutluluğu, ellerimden kayp gitmesi belki de. ben ter dökerken kaybetmemek için, terimi silmemen yoruyor. sevginin dengesizliği bazen. aklının sadece bende olmaması. kendimden yoruluyorum ben en çok. sürekli inanmam, sürekli umut etmem yoruyor. ve hala bekliyor olmak belki de. inancımı ayakta tutabilmeye çalışmaktan yoruldum. sen bana dayamak için bir sırt vermezsen, belki de kendimle beraber vazgeçmek istemediğim her şey yoracak.
iyi ya da kötü ,yaşadığının kanıtıdır.