nişantaşındaki yılbaşı partilerini insan taklidi yapanların bilmediği yıllardan biriydi. gece saat oldukça ilerlemişti. ve ben içkiliydim, naaptığımı bilmiyordum... ve evet, kim bu güzel hatun diye baktım çıkış kapısına. "allah belanı versin yonca evcimikmiş"ti!!! hemde 40+ alabildiğine.
millete bok atacağım derken, ben türkiye'de dans edip şarkı söyleyen birisini görmedim diyerek beni yaran kişiliktir. kendisinin dansla ilgisini bildiğimizi düşünerek, acaba şarkı söyleyemediğini mi anlatmak istemiştir yoksa başka anlamlara mı yelken açmıştır bilmiyorum ama ondan çok çok önce seyyal taner vardır diyorum da başka bir şey demiyorum.
huysuz virjin kabaresi tadındaki dans eder misin yarışmasındaki jüri üyesi rolüyle dün uzun süreden beri ilk kez kendisini izleme fırsatı buldum. (ev gezmesine gelmek zorunda bıraktıran, orada sıkıntıdan bu yarışmayı izlettirenlere yazıklar olsun.)
90'ların bayan popçularının güzellikten çok nasibini almadığından mı, güzellik anlayışımın o zamanlar çok gelişmediğinden mi bilmiyorum kendisini çok beğenmiş, bu hayranlığımı anaokulunun sene sonu müsameresinde "aboneyim abone biletleri cebimde" isimli eserini yorumlamak üzere seçerek formal kalıplara dökmeyi denemiştim.
yıllar sonra yonca'yı çok değişmiş buldum.
buradan kendisine seslenmek isterim:
orada görmüş geçirmiş jüri üyeliği rolü keserken, günümüzün zamane neslinin bile "aboneyim abone biletleri cebimde" türküsünü söylerkenki hafif meşrepliğini, çılgın bediş'te nurdan torun'un oğlu olduğunu sonradan öğrendiğim yağız delikanlıya karşı çizdiği çıtır liseli imajını bildiğini, unutmadığını aklından çıkarmasın.
çoçukluk aşkımdı kendileri aboneyim abone biletlerim cebimde sözleri ile bağlamıştı kendisine beni. ancak ayrılmam kolay oldu. zat-ı muhterem hanımefendi zamanında çevirdiği dizileriyle filan çok tezat tepkiler çekmişlerdi. şimdilerde biraz daha sevimli görünür gözlere bunda jurisi olduğu programının* sunucusu seyfi dursunoğlu nun iğnemelerine verdiği şuurlu cevapların etkisi büyük olsa gerek..
internet sitesine ekşi sözlük'ten girildiğinde, "geldiğiniz siteden hoşlanmıyoruz....... ve şimdi sizi ip kaydınızın alınması için yönlendiriyoruz" gibi bir uyarı ekleten şarkıcı.
youtube'da bir hayranının hazırladığı dünden bugün yoncimik tadında bir video izledim. tüm düşüncelerim değişti. bu kadın hep türkiyeye yeni birşeyler getirmeye çalışmış. hep popüler kültürün yurt içindeki ilklerinden olmuş. kılık kıyafet, şarkıların tarzları filan hep herkesden bir adım önde olmuş. zira boyband, girlband kavramını türkiyeye ilk getiren o. danslı klipler, koreografiler filan. bence biraz da takdir edilmeyi hakediyor. tamam çoğu şarkısı çok berbat. tahammül edilemez hatta. ama yine de başarılı bir insan. hatta bir ekol olmuş, haberim yok.
şu dakikalarda yoncimik harikalar diyarında adlı bi çocuk programı yapan ve genel izleyici kitlesine hitap etmeyi amaçlamış eğitici kişilik.yeni neslin konuşmayı bilmediğini esefle gördüğüm program.ama yetenekli çocuklar da yok değil.ne diyelim yayın hayatında başarılar diyelim
biraz evvel rastladığım klibi ve şarkısıyla bana beyin dumuru yaşatan insandır. türkiye'ye ; sebze, meyve ve içecek çeşitlerini de kapsayan "konsept şarkı" kavramını getirmiştir. o ne demekse, uydurdum. kendisinin şarkı sözleri de uyduruk olduğundan çelişki yaratmayacaktır diye düşündüm. akıllara zarar, bir nesil bunları dinleyerek büyüdük. şaka gibi ! sözlere dikkat.
" bol tarçınlı bir bardak, olmaz olmaz iki bardak. üç bardak, bir bidon. bir varil, bidon ! "
balerin ' di kendisi , o dönemde pek muteber olan müzikallerde dansetti , sonra kendisindeki rol yapma kabiliyeti keşfedilince hababam sınıfının tiyatro versiyonunda rol kesti. kaset yaptı , abone' si olanlar olduğundan kaset çok sattı , o kaset çok satınca ne yapacağını şaşırdı , ne bulduysa bandıra bandıra yedi , 8:15 vapurlarında gezdi , çılgın bediş oldu ama senaryo mu kötüydü bilinmez ellerine yüzlerine bulaştırdılar , şişmanlayıp yaşlandığında ( bu koca bulup evlenip evinin kadını olma olasılığının azalması demekti ) dans okulu açtı. dans okuttu , dansettirdi , sonra sıkıldı , tv ' lere çıkmak kendini hatırlatmak istedi , çünkü mesela tan sağtürk ' ün de dans okulu vardı ve o daha popüler olduğu için onun okulunun işleri iyi gidiyordu. efendime söyleyeyim ; benimle dans eder misin isimli , diğerlerine nazaran daha düzeyli diyebileceğimiz bir programda jüri olarak çalışmaya başladı , huysuz istedi diye ikinci de de jüri üyesi. iyi kazanıyor , hayvanları seviyor , ehhh fena bi kız değil. bekar , beyaz ve erkek sözlük yazarlarının aklının bir köşesinde bulunsun. yaşına bakmayın , bodur tavuk her dem taze.
ilkokul çağlarımızda çoğumuzun sevdiği,dinlediği,kendine yakın hissettiği ardından biraz büyüdüğümüzde çılgın bediş'le hayatımızdaki yerinden ayrılmayan,lise çağımıza geldiğimizde ise artık sıkıldığımız takibi bıraktığımız şarkıcı,dansçı,oyuncu.biz büyüdük yaşlanıoz ya bu kadın neden büyümüyor hala dedirten bünye.herşeye rağmen eski günler güzeldi.
sevmeye çalışıyorum, sempati besleyeyim diyorum; gombomba gombombaa okayişakagombomba diye bi melodi her şeyi yerle bir ediyor. yaşasın kötülükten, kalbinize inmesin diye bahsetmeyeceğim bile.
tv de kendisinin hafifliğine denk bir dans programında görüp anneanneme kendisiyle aynı yaşta olabileceğini söyledğimde kadıncağız büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp acaba söz konusu teyzenin romatizmaları olup olmadığını çok merak etmişti.bu da benden sözlüğe bir anektod..
(bkz: sözlükte görüp öldü zannedilen ünlüler)
ve herzaman değindiğim üzere:
(bkz: anneanne gerçeği)