|
|
- trenlerde tam uyuyacakken pişmaniye,su,simit hatta kırtasiye takımı satanların bağırmaları, her seferinde ağlayan bi bebeğin olması, horlayan bi dede, senin tekli koltuğuna göz diken ve yer değiştirmek isteyenler, çekirdek çitleyenler , bilet kontrol gibi türlü vakaların doğması sonucu uyuz olunan durum.
(chaos, 11.10.2005 11:24)
- normalde yatağından başka bir yerde uyuyamayan rahatsız tipler için her yolculukta başa gelecek olaydır. koltuk rahatsız, taşıt havasız, ortam uygunsuzdur. gecenin ilerleyen saatlerinde bakılır ki herkes uyumuş, bayılmış; iç geçirilerek uyku denemelerine başlanır. kazara uygun bir şekil bulunup da tam uykuya dalma anında ya elin, ya bacağın uyuştuğu hissedilerek ayılınır. uyuşan bölgeyi her hareket ettirişte, tarifsiz acılar çekilir. sonra yolculuğun sonuna kadar bu hafiften bayılma, uzvun uyuşması ile ayılma ve uyuşuk bölgeyi açma çalışmaları devam eder. çiledir çile...
- bilhassa uzun yolculuklarda deli eder insanı. otur otur kıç ağrır, can sıkılır, yol bitmez... geceyse pencereden birşey görünmez. herkes uyuyorsa bir yalnızlık basar... allah kahretsin!
- - yolculuklarda hiç uyuyamıyorum be hüseyin.
- bi de uyusaydın mahmıt abi, kaptanlar uyur mu hiç?
- öyle deme hüseyin, bütün otobüs kıçını devirdi, uyuyor. insanın canı çekiyor vallahi.
- hangisini mahmıt abi?
- ne hangisini? uyku diyorum oğlum.
- pardon abi, kıç deyince şeyedemedim.
- senin de aklın fikrin şeyde be oğlum. koş bana bi ayran kap dolaptan.
- tamam mahmıt abi.
- geçerken yedi numaraya sürttürme, gözüm üstünde.
- aşk olsun mahmıt abi.
- bir çok nedenden dolayı olası durumdur;
-öndeki zatın kendini yatak odasında zannedip koltuğu kucağınıza kadar yatırması,
-tikky gençliğinin yüksek volume müziği,
-horuldayan yurdum insanları,
-zırıldayan bebeler,
-koridor tarafındaysanız gelip geçen muavinle samimi sürtüşmeler,
-klimadan donan biryerlerinizi ısıtma çabalarınız,
-oturmaktan dolayı tutulmuş bi yerlerinizi canlandırma çabası,
-yanınızda oturan teyzenin gençlik maceraları,
-yan sırada oturan yakışıklıyı uyurken izlemek .
**sonuncu maddeyi tamamen uykusuz kalmaya değdiği için yazdım.
- uyuyamayan şahsın yol boyu eziyetin katmerlisini çekmesine, gündüz gitmeyen otobüs şirketlerine saydırmasına sebep olan durum.
herkesin kıçında pireler uçarken siz uyuyamadığınız için yolu seyretmek istersiniz ancak boş bi siyahlığa bakmaktan başka çareniz yoktur. yanınızdakiyle konuşmak istersiniz ancak o hülyalara dalmıştır bile çoktan. kitap okumak istersiniz ancak uykunuzu daha da getireceği ve sizin orda uyuyamayacak olan bünyenize eziyeti arttıracağından cesaret edemezsiniz. uyuyan muavinden kahve istersiniz uyuyamayacak olan bünyeyi uyku isteğinden az da olsa arındırmak için, o uykulu gözlerle beni bi daha çağırma dercesine kahvenizi getirir. müzik dinlersiniz ama 10 saat de aynı meret yapılmaz ki. işte o anda mola vakti gelir, şöför ışıkların hepsini açarak fosur fosur uyuyan kitleyi mola yerinde tüketime yönlendirmek için çaba sarfeder, ve uykusundan uyanan rahat kitle sinirli ve uykulu gözlerle benzincinin restaurantını zengin etmek için yola koyulurken siz yolculuk sırasındaki üç kuruşluk sevinci yaşarsınız oh bu da size girsin diyerekten içnizden. ancak 30 dakika sonra herşey aynıdır, güneşin doğmasını iple çekersiniz yoldaki güzelliklerle avunabilmek için.
- 120-130 kiloluk bir bünyenin yanınıza oturup size ait olan koltuğun yarısını da işgal etmesi neticesinde başınıza gelecek hadisedir. o böyle bir problemle karşılaşmaz, uyur gönül rahatlığı ile. üstelik sizin üzerinize kaykılarak iyice çekilmez kılar yolculuğu.
(bkz: allah muhafaza)
- genelde yolculuk yapmaya alışık olmayan insanların yaşadıkları durumdur. ya da akıllarında dolaşan kaygılarla dolu düşünceler uyutmuyordur o kişiyi.
- berbattır.
- ağustos sıcağında yanan kaloriferdir. geyik değil yaşanmış bir gercektir.
- huzursuz bacak sendromundan dolayı olabilir.uyuyan insanları kıskanmaya ve onları uyandırmak için büyük bir istek duymaya sebebiyet verebilir.
- eğer "siz" kaynaklı bir durumsa uyuyamayan kişi tarafından ömrünüzün sonuna kadar başınıza kakılacak durumdur.
atalante ve ablası otobüs ile istanbul'dan marmaris'e gitmektedirler.
atalante nerede uyunacak en ufak boş bir yer olsa anında kafasını koyup etrafta ses varmış, aman efendim gürültülü bir mekanmış gibi burjuvamsı bahanelere aldırmadan uyuduğundan, ablası onu 8 saat kadar kıpırdamadan kucağında yatırarak harika bir uyku çekmesini sağlamak durumunda kalır. bunu yapar yapmasına da bu olaydan yaklaşık 3 sene sonra bile hala en ufak şeyde karşısına tapu gibi de çıkarır..
---
atalante : ya abla saçmalama bu sıcakta oraya mı gideceğim?
abla : oldu sen benim için hiçbir şey yapma, ben seni 8 saat kucağımda marmaris'e kadar uyuttum ama..
---
beni 8 saat kucağında uyuttu diye bu kadar konuşuyorsa, 9 ay karnında taşıyacağı bebeğe ne diyecek merak etmiyor da değilim hani.. *
- yanında oturanın yolculuk nereye hemşerim ? sorusundan sonra gerçekleşmesi muhtemel olan hadise
- 13 saat boyunca yolu, dağı, tepeyi, gökyüzünü, denizi seyretmek, arada gezinirken hostu her seferinde yanınızda durup "bişi içer misiniz?" diye sormak zorunda bırakmak, hostla sık sık göz göze gelmek, hatta muhabbeti ilerletip kanka olmaktır...
- çok güzel bir hadisedir. yok problemi kalmaz, keşke kış uykusuna yatsak aslında lan dediritir. bana dediritti bi kere.
gelecekten gelen edit: mnakoyim başlık uyuyamamakmış.
- uyumak için kulaklığı taktığınızda, ve bir boşluk anında çıkarmak gibi hatalı bir davranış sonucu biranda yandaki teyzenin hışımla -adın ne? sorusuyla atılması sebebiyle uykunun dağılması...
|