|
|
- kanal d'de yayınlanan sunuculuğunu uğur dündar'ın yaptığı program..amerika'da var olan "extreme makeover home edition" adlı bir formatın türkiye versiyonu.
amaç ; ekonomik güçlükler çeken ve dramatik hayat hikayelerine sahip ihtiyaç sahibi aileleri bulup yardım etmek..depremde evleri büyük hasar görmüş insanların evlerini yıkıp 10 gün sonra mükemmel bir ev veriyorlar.bunun yanında fiziksel tedavileri de yapılıyor.
bu kadar gereksiz programın içinde bu kadar gerekli bir program çok güzel olmuş..o insanların mutluluk gözyaşlarını ve dua edişlerini görünce çok daha iyi anlıyor insan.
- yapımcıların dallandırıp budaklandırmadan, yerel yönetim birimleri vasıtasıyla en ihtiyacı olan aileleri seçmeleri takdire şayan bir meseledir.
lakin ben yanılıyorsam, öyle değilse, adam gibi yapın şu işi, göstertmeyin kimseye..
- sırf mimar kaan için bile izlenebilecek programdır. offf offf
- (bkz: sözlükteki mimar kaan fanatikleri)
(bkz: evet o benim)
- bazı yönleriyle göze batsa da genel anlamda yaptıkları şey göz önüne alındığında güzel bi program olduğu söylenebilir. duyguları biraz fazla katmışlar işin içine ki bu izleyici çekme kaygısından olsa gerek,toplumumuz sever ya ağlayan acı çeken insanları görmeyi hani.
ama tüm bunlar bi yana yaptıkları şeyin önünde saygıyla eğilmek istiyorum. o insanları öyle sevindirebilmeleri beni de ayrıca sevindirmiş hatta kendimi tutamayıp gözyaşlarımın uzun uzun akmasına da neden olmuştur.
nası bi hayat hikayesidir nası bi hayata tutunmadır bu.umarım hep mutlu olurlar. protez bacağına alışır inşallah evin annesi ve duygunun da harika bi hayatı olur.. amma etkilenmişim yav..
- (bkz: kimse yok mu)
- amerikada'da yayınlanan versiyonunda olay bu kadar drameze edilmeden gerçekleştiriliyor bence.evet böyle bir programın yapılım yardıma muhtaç insanlara yardım edilmesi gerçekten çok hoş..ancak bu tür progamlar bana hiçbir şekilde gerçekç gelmiyor..bu tarzda yapılan ilk program bu değil son da olmayacak elbette.ama bu tür yardımların göz önünde yapılmasından yana değilim ben.bir insana bu şekilde bir yardım yapılacaksa bunu herkesin bilmesine gerek yok ki..bana çok yapmacık geliyor açıkçası..
türkiye'de bu şekilde hatta bundan çok daha kötü durumda olan aileler var ki..bence bu şekilde yapılan yardımlar daha inandırıcı daha umut verici olmalı..
birde şöyle birşey var ki hayatımız sürekli kopya..yurt dışında yapılan ne varsa bizim kanallarımızda..bizim insanımızın yeni şeyler üretme gibi bir girişimi ne zaman olacak acaba?
- varolan bir programın türk versiyonuysa (adı üstünde bir show programı) neden göstere göstere yapıyosun demek yersizdir, yeniden dekore edilen evler insanların izlemekten hoşlandığı şeylerdir ki başlı başına insanlara elle tutulur hayır sağlarlar. evi yıkıp daire alsa verse aynı şey olmayacaktır çünkü yapı şirketleri, mobilyacılar, dayanıklı tüketim malları satanlar durduk yerde kimseye ev almaz, öyle olsa ev ev dolaşıp fakirlere eşya dağıtmalarını beklememiz gerekirdi. burada yaptıkları şey adlarını duyurarak, eşyalarını veya mallarını tanıtarak reklam yapmak, bunu yaparken de güzel bir işe vesile olmaktır. en basitinden bizim tarafımızdan daha önce adı duyulmayan yapı sponsorları akşan yapı, bu program sayesinde deprem korkusu olanları da göz önüne alarak hafif çelik yapı sistemini tanıtmış ve adını duyurmuştur. katkıda bulunan diğer firmalar arasında izocam, panasonic, ikea (bütün mobilyalar ve aksesuarlar), borusan, ipragaz, erensan, maxitoys, joker gibi isimler var.
ekip ise 1 adet mimar (şu sözlükte ünlü olmuş kaan bey), 2 adet iç mimar ve 1 adet alışveriş ve stilden sorumlu kişiden oluşuyor. tek merak ettiğim ise bu insanların sonrasında faturaları nasıl ödeyeceği, bunun gerisinde gelmiş geçmiş en dişe dokunur program olmalı.
- ekrandaki diğer programların seviyesizliğine bakarak içlerinden sıyrıldığını düşündüğüm program.sadece evlerini tekrar yaptıkları kişilere bir de iş bulsalar tam süper olucakmış..yani iyi güzel hoş da bundan sonrasını da düşünmek gerek.
- son programdaki aileye; herkesle eşit, adaletli, sağlıklı bir yaşam sunayım derken, yapılan evin köydeki diğer evlere kıyasla oldukça kaliteli yapılması ile ipin ucu biraz kaçmıştır. zira o köyde yaşayan diğer ailelerin kaçında plazma, kaçında hakiki deri koltuklar bulunmaktadır, merak konusudur. bunun yanında yıllardır oldukça zor koşullarda* yaşamış olan aile bu rahatlığı haketmemiş midir? tabi ki haketmiştir. ancak umarım o koca evin ısıtma ve elektriğinin de hangi maaşla karşılanacağı program yetkilileri tarafından hesap edilmiştir ve gerekiyorsa aile bireylerine yüksek gelirli işler de bulunmuştur. (bkz: kaş yapayım derken göz çıkarmak)
- zor durumdaki ailelere yardım ediliyor olması bir yana, tüketim kültürünü seyircilerin gözüne gözüne sokan programdır.
"haydi kıralım camları! oleey! şu televizyonu da fırlatalım gitsin! yaşasın! balyozla kanepeyi, balyozla!"
ev dökülüyor. televizyon çok kötü. kanepeler de eskimiş. öyleyse ne yapacağız? kolay yoldan, üretmeden para kazanıp her şeyi yenileyeceğiz!
neticede bir aileyi kurtarayım derken, bir toplumu üretmeden tüketmeye yönlendiren programdır.
- bir kaç dakika izledikten sonra ikea reklamından başka bir şey olmadığını düşündüğüm tivi programı
- bir yandan dramatize edilip bir yandan çocuk gözlerdeki mutluluk ile kıyasladığım, iki arada bir derede kaldığım yinede çocukların gözlerindeki mutluluğa değdiğini gördüğüm bir çalışma.
- ilk izlediğim anda "acaba mimar kaan'ın fanatikleri ne zaman dile gelir?" sorusunu kendime sorduğum program. nitekim yurdum genç kızları beni yanıltmayıp sorumun cevabını tez zamanda vermişlerdir.
iyi güzel, muhtaç durumdaki insanlara ev yapıyolar da izlerken nedense bir türlü sevinemiyorum. aklıma takılan sorular bütün iç huzurumu kaçırıyor işte! neden benim ülkem - ki kendisi sınırsız zenginlikleri olan ama bir türlü onları yönetemeyen bir ülkedir- depremde evini, eşini, bir bacağını kaybetmiş bir anneye ve kızına insanca yaşama olanağı sunamıyor da bu iş, rating peşindeki uğur dündar'la şöhret peşindeki mimar kaan'a kalıyor? tabii bir de diğer ağlak mimar kızlara.. diye sormadan edemiyorum işte.
bugünkü programda on iki (12) çocuklu bir aileye ev yaptılar. eski evlerinde 40 metrekare bir alanda hep birlikte yaşamaya çalışıyorlarmış. 40 metrekare bir ev ve 12 çocuk! ister istemez "bu insanlar nerde çiftleşiyor ki 12 çocuk yapabiliyorlar?" diye sormak zorunda kaldım kendi kendime bu program yüzünden ve sinirlendim. adama baktım, işsiz. kadına baktım dişsiz. yemin ederim dişsizdi! 12 çocuk doğurmak bir kadının vücudundan neler götürür bilenler, kadının dişlerinin dökülmesini yadırgamayacaklardır. ama iddiaya girerim ki o çökmüş 50 yaşında görünen kadın 35 yaşından fazla değildir. sonra ister istemez başka bir sorun peydah oldu. bu kadın en azından 5 sene daha doğurabilir. ve eminim bu aile o 5 seneyi de boş geçmez! hele bir de 40 metrekare evden kurtulup kendilerine ait bir odada feraha erince, kimbilir kaç çocuk daha doğururlar. bu insanlara üst baş alıp doktor kontrolünden geçiren program yetkilileri acaba sevabına bu kadının tüplerini bağlatsalar fena mı olurdu. evin başköşesine koydukları dvd player'dan daha hayırlı olmaz mıydı? çünkü biliyorum, doğuracak bu kadın. gelecek yıl evi ziyaret etsinler, eminim orda yeni bir bebek olacaktır.
neyse, ben bunları düşünüp sinir olurken evi teslim ettiler. aileninkilere karışan benim göz yaşlarım... devlete kızgınlığım, enik gibi çocuk yapıp ortaya salan bu adamla kadına kızgınlığım, cahilliğe sövmem, atatürk'ü düşünüp vicdanımın sızlaması, uğur dündar'ın sahte gülüşü, mimar kaan'ın beyaz dişleri, araya giren yarım saat uzunluğundaki reklamlar... ne bileyim işte, tek bildiğim programın ardında bıraktığı kekremsi tat. ne hissedeceğini şaşırıp ambale olduğunla kalıyorsun.
- zannımca fakir fukara sevindirmek ana amacı kesinlikle değildir. önceliklli amaç prime time'da reklam alan bir yapımdır. onun dışında ikinci amaç ise inşaat ve ev eşyası sektörleri hakkında bir nevi fuardır.
yapılan evin inşaat tekniği alışılageldiğin çok dışındadır. bir temel üzerine alüminyum iskeletüzerine hafif malzeme ve sıva ile kaplanmaktadır. tüm kapılar ve doğramalar pratiktir. ayrıca bu düşük maliyet demektir. öncelikle bize bu yeni teknikleri gösterir.
sıra geliyor evin döşenmesine. ev eşyası mağazaları geziliyor. seçiliyor. tek tek ürünü görüp "aha bu" dedirtiyor. onlar yerleştiriliyor. ev eşyaları görüyoruz. showroom gezer gibi.
böylece pek çok şirket kendi ürün ve hizmetlerinin dolaylı reklamını yapıyor. halk bilgilendiriliyor. bu da yapıma sanırsam bir miktar gelir kazandırıyor. kazandırmasa bile projenin sürdürülebilmesi için sponsorları teşvik edicidir.
tüm bu arka plan üzerine, işi televizyona bağlamak için de ihtiyaç sahibi bir ailenin sevindirilmesi teması oturtulmuştur.
- ailelere hediye edilen eşyalar olsun, bunların seçimi olsun, gerekse evin şekli olsun izleyicilere belli bir hayat standardını göstermekte ve bu şekli "ideal" olarak dayatmaktadır. her eve de gerekmez mikrodalga. plazma tv bir evin ihtiyacı değildir. kız çocukları her zaman pembe boyalı oda sevmez...
ama program bu budur diyerek bazı şeyleri bilinçaltımıza dayatır.
|