yokluğun tadı   

adana çık aradan

  1. baudelaire şiiridir.*

    acılı ruh, didinmeye düşkün eskiden,
    umut, ki mahmuzu can katardı çabana,
    artık sürücün olmaz! utançsız yatsana
    kocamış at, her engele takılıp giden.

    katlan, yürek; ağır uykuna dal şimdiden.

    yenilmiş, bitkin ruh! koca serseri, sana
    artık ne uğraşıdan tat var, ne sevgiden;
    kalsın flüt iç çekişten, boru ezgiden!
    zevkler, ilişmeyin bir küskün, bezmiş cana!

    canım ilkyazın kokusu gitti yabana!

    zamandır her dakika beni yutup yiyen
    sonsuz kar donmuş bir gövdeyi sararcana;
    yukardan baktığım yeryuvarlağı bana
    bir sığınak göstersin istemem yeniden.

    çığ, götürür müsün düştügünde beni sen?
    (lightblue, 23.10.2005 00:41)


  2. hepimiz aslında yokluğu isteriz. yaşamda her şey ikizi olan karşıtıyla yaratılmıştır. öyle vardır her olgu.
    var olan her olgu, yanında onunla uğraşıyı da getirir. duymak, kulak yorgunluğunu, baş ağrısını, yürümek bedeni, düşünmek zihni, sürekli bakmak da gözleri yorar sonra vs diye uzar bu liste. çalışmak, hele hele çalışmak zorunda kalmak insanın pek e seveceği bir olay değildir. tamam çalışmak güzeldir ama mecburiyet dugyusu insanın hoşuna (keza benim de) hiç hoşuna gitmez. sonra, düşünülüp çözülmesi gereken sorunlar ise yorucu olan olguların başında gelir.
    kısacası, dünyanın getirdiği somut varlıklar önce zevk, aşırıya kaçınca da dert verir. insan da bunlardan kurtulup yokluğa, sessizliğe, tembelliğe ve sadece sevgiyle, huzura bırakmak ister kendini. bir tek sevgili olsun, bir de sadelik ve huzur der insan. e güzel ama değil mi?
    (hell guardian, 23.10.2005 01:21)