yoğun kar yağışının bünyeye etkileri   

adana çık aradan

  1. uyuşukluk,yataktan çıkmama isteği,bazen gaza gelip karlarda yuvarlanma isteği,elinde tercihe göre kahve ya da çayla pencereden manzarayı izleme isteği,banyo yapmama isteği,birde anne "çık kapıdaki karları temizle" deyince,iki dakikada kardan adam olup,zatürre olma olasılığı, şeklinde özetlenebilen etkiler
    (smg, 25.01.2006 05:46)


  2. yollar kapandığı için istanbulda kalmak, ankaraya dönememek suretiyle delirmeyi sağlayabilen etkiler.
    (lillith, 25.01.2006 06:14 ~ 06:15)
  3. evden çıkılamadığından dolayı anne ile sabah programları izlemek zorunda kalan bünye sara nöbetleri geçirir. akşam ise tam izlenecek bir program bulunduğunda babanın gelip kanalı değiştirmesi sinir krizi yaratır.
    (eden, 25.01.2006 10:13)
  4. yoğun kar yağışı, köpek sevgisi, peugeot dolmuş ve yavşak bakkalımla bir araya gelirse, ilerde telafisi olmayan ruh bozuklukları meydana gelebilir. şöyle ki;

    hava çok soğuk. kar yağıyor. uzunca süren bir muhabbetten sonra, eve gitme zamanı. karda yürümeyi de pek severim. evim yürüyerek 20 dakika. yolun yarısını geçmiştim ki, bir grup sokak köpeği çetesi deli gibi havlıyor. eğleniyorlar kendi aralarında. ki bu sokak köpekleri de çok korkarlar benden. onların yanından geçip huzurlarını kaçırmak istemedim. dolmuşu bekleyip şu 6-7 dakikalık yolu dolmuşla gidem dedim. koskoca peygamber, ordunun yönünü değiştiriyor köpeklerin huzuru kaçmasın diye, ben dolmuşa binmişim çok mu? 35 dakika dolmuş bekledim. kahvehane var, açık. ona yakın duruyorum ki köpekler gelirse içeri girecem. beni görüp tatları kaçmasın. dolmuş sonunda göründü. benim yanıma gelmeleri için yokuş müsvettesi bir eğimden çıkmak zorunda, araba tıkandı. kayıyor. aha dedim yarraaa yedik. bu burayı çıkamıyorsa az sonra 30 derecelik yokuşu nasıl çıkacak. pejo dolmuş. dolmuş dediğin magirus olur. neyse geldi bindim. insanın aklına gelen başına gelirmiş. aklımı sıkayım, hep onun yüzünden başıma gelmedik kalmadı zaten. 30 derecelik yokuşun daha hemen başında araç tıkandı. bu benim için sürpriz olmadı. şoför;
    "bir el atın be usta" dedi.
    4 erkek 1 bayan var araçta. bayana;
    "sen otur" dedim (zaten kalkmaya da niyeti yoktu).
    böyle bir durumda bile centilmenliğimden ödün vermiyorum.
    araca el attık, hatta benim ayaklarım kaydı, yere düşerken bir de kafa attım. acımıştı.
    "sikerim yokuşunu yaw" dedim.
    şoför;
    "binin abi" dedi. "son durağa anayoldan gidelim, dönüş zaten yokuşaşağı. uyar mı ?" dedi.
    "sike sike" dedim içimden. geri döndük. anayola sürdük. 30 dakikalık bir yolculuktan sonra evime ulaştım. saat 23:50 falan. apartmanın cümle kapısı(giriş kapısı)nın anahtarı yok. bir delik var, tel var içinde, o tel kapıyı açan sürgüye tutturulmuş. öyle bir kapımız var işte. o gün de o tel kopmuş. kapıda kaldım. apartmanın zemin katını bakkal yapan komşumdan başka tanıdığım da yok. gittim deli gibi bakkalın camına vurdum.
    + ooo, hayırdır hiçbirşeydiyen.
    - hayır falan değil abi. bi sigara ver(sigarayı ayıp olmasın diye alıyom, adamı uyandırdık, bari para kazansın değil mi?). bi de bana şu giriş kapısını aç be abi. (bu esnada sigarayı verip, parayı aldı)
    + ya abim. ben naylon çektim benim kapıya soğuk geliyor diye. burdan girip çıkıyom eve. yani apartmanla alakam yok. demesin mi?
    - o zaman al lan sigaranı dedim. ver paramı. paramı aldım.

    evime çok yakın olan işyerime gidip sinirden hıçkıra hıçkıra ağladım. neden sonra zıbarmış kalmışım.
    (hiçbirşeydiyen, 15.03.2008 00:17)