sanat değeri taşıyıp taşımadığı göreceli bir kavramdır, ki bence taşımaktadır.sanat, dünyanın güzelliklerini öne çıkarır, ki birçok türkümüz de böyle bir içeriğe sahiptir.
kültürünü tanıma gereği dahi duymadan işkembe-i kübradan yapılan uyduruk tespitleri ve cahil cesaretleriyle gözyaşartan bir neslin evladının yapmayacağı eylemdir.
yirmi birinci yüzyılda dahi hala bazı değerlerin farkında olup müzik zevkinin manasını kavrayıp müzikte duygunun en hassas noktalarına kadar inmeyi başarabilmektir..
özentilikten öte hissetmektir. başlık açarken düşünmektir..
yirmibirinci yüzyılda bile olsa insanın öz müziğini dinlemesi, kendini ifade etmesinin en doğal yoludur. attila ilhan'ın " mehter çaldığı zaman on komünistten dokuzu faşist olur" derken biraz da abartarak bahsettiği gibi, düşünceleriniz, duygularınız ne olursa olsun, kendi köklerinizi gördüğünüzde mutlu olur, iyi hissedersiniz.
popülerizm içinde kimliğini kaybeden insanların yadırgayacağı durum. türkü dinlemek, anlamsız iki üç kelimeyi dıptıslar eşliğinde sözüm ona müzik diye bize sunanlar oldukça, hatta olmadıkça dahi yapılması pek bir keyifli eylemdir zannımca.
bazı türkü sözleri üzerinden yüzyılda geçse her dinlediğinizde yüreğinizden birşeyler koparıp götürür. bazı türkü sözleride en hüzünlü anınızda gülümsemenize yol açar. bu türküyü dinlediğiniz andaki ruh halinizle ilişkili olan birşeydir.
her türkünün ayrı bir öyküsü vardır. yaşanmışlık barındırır çoğu, bazıları o günlerdeki olayları hicv edilmek için yazılmıştır. bu nedenle kaçıncı yüzyıl olursa olsun yurdumuzun sesini temsil ederler.
- çimenlikte seken azgın boğa, yirmibirinci yüzyılda türkü dinlemek?
- biz zaten türklerle akraba olmak*. niye dinlememek?
- o zaman cam cama değil, can cana olmak *çınn*