yiğit özgür abartılan balon bir komedyendir   

adana çık aradan

  1. yiğit özgür'ün karikatürlerindeki konuşma balonlarının sayısını abartılı bulan kişilerin öne sürebileceği bir nevi tariftir. ama yiğit özgür bir komedyen değildir.

    edit: ilk defa bir başlık başıma kalıyor çok heyecanlıyım.
    edit2: başlığı bırakıp giden arkadaşla konuştum, sözlükten uçurdular abi beni dedi. bende "biraz efendi ol, akıllı ol, çalış çabala, aldıracam seni tekrar sözlüğe dedim, sevindi garibim. şimdi harıl harıl çalışıyormuş.
    (nickime kadar, 06.04.2008 15:01 ~ 28.06.2008 23:42)
  2. (bkz: sözlüğe girmeden önce alınan uçucu maddeler)
    (özellikle nick konusunda çok hassas olan yazar, 06.04.2008 17:05)
  3. balon kısmına katılmasam da, abartıldığı kısmına katıldığım önerme.

    tamam yiğit özgür özgün bir çizerdir, sağlam esprileri de vardır ama bu kadar da abartmak gereksizdir diye düşünüyorum. yiğit özgür'ü 2002 yılında keşfettim, o zaman da aynıydı, şimdi de aynı. üzerine pek bir şey koyamadığını düşünmekteyim. gerçi bir ara uykusuz'da orada olabilirdim köşesi yeni bir soluk getirmişti ama o da uzun sürmedi.

    bundan 4-5 sene önce. gırgır dergisinden yıllar sonra tekrar mizah dergilerinin penguen ile birlikte popüler olmaya başladığı yıllar. o ana kadar mizah dergilerine sadece şöyle bir göz atmış, hiç bir çizeri tanımayan bilmeyen insanların bu dergi için "güzelmiş lan." şeklinde yorum yapmaya başladıkları anda ismini ezberledikleri 3 tane çizer vardı. erdil yaşaroğlu, selçuk erdem, ve yiğit özgür. çünkü bu çizerler çizgileri itibariyle daha basittirler. yanlış anlamayın basit çizgiyi asla küçümsemiyorum ama basit çizgili karükatürler mizah dergisi okumaya yeni başlayanların ilk ilgi alanları olur. neyse çok fazla dağılmadan devam edelim. bu yeni insanlar bu 3 çizerin hepsine gülerken, zamanla yiğit özgür farklı gelmeye başlıyor. ona daha farklı gülüyorlar. hatırlarım, lisedeyken penguen okurken "abi bi yiğit özgür'e bakıp vercem." diyenler bile vardı.

    işte yiğit özgür, bir dergiyi sevdirmede böyle etkin bir insan. ama daha sonra, farkediliyor ki bir umut sarıkaya var, bir ersin karabulut var, bir uğur gürsoy var. var oğlu var. başlarda "bu umut sarıkaya ne çiziyor lan böyle?" diyen insanlar onun detaycı yönünü keşfediyor. keza uğur'da da öyle. ersin'le beraber kendi geçmişine de gittiğini farkediyor. ve zamanla yiğit özgür onlar için sadece alışkanlıktan okudukları bir çizer oluveriyor. ya da en azından benim gözlemlediğim kadarıyla durum böyle.

    bu giriden selçuk erdem ve erdil yaşaroğlu gibi çizerleri küçümsediğim gibi bir mana çıkmasın. elbette onlar oğuz aral üstadın talebeleri. hatta hala komikler. hatta yiğit özgür'ü de hala komik buluyorum ama yıllardır aynı komikliğe alışıldığı için çok da güldürmeyen bir komiklik bu. sadece bir tebessüm, o kadar.
    (genjuure, 06.04.2008 17:47 ~ 17:49)
  4. hakkında böyle şuursuz tespit yapılacakken bile böyle çalıntı bir başlık türünün seçilmesini haketmeyen bir karikatürist için oldukça gereksiz ve haksız bir tutumdur. keşke böyle bir yorum yapılırken bile en az onun kadar zekice davranıp başlık araklamadan yorum yapılsaydı.

    şöyle ki:

    (bkz: nazım hikmet abartılmış balon bir şairdir)
    (never walk alone, 07.04.2008 00:55 ~ 24.04.2008 22:58)
  5. hakkında böyle tesbit yapanların ciddi derece rte hayranı olduğunu düşünmekteyim.
    zira anca mizahtan zerre anlamayan bir kişi böyle bir önermede bulunabilinir...

    (bkz: götüyle gülmek)
    (kaplumbaga adam, 07.04.2008 01:36)
  6. sanırım bu eleştiri rahatlıkla şu kalıplara sokulabilir:

    · popüler olanı yerip prim yapma(x bitti yea)
    · klasiklerle karşılaştırıp yetersiz süsü verme*
    · bu ülkede zaten her şey mizah klişesi*
    · oray eğin-hülya avşar tepkiselliği

    ------------------------------------

    ek.1.a

    komedyen:
    güldürü oyuncusu [tdk]

    karikatürist:(karikatürcü)
    karikatür çizen sanatçı, çizer, karikatürist [tdk]

    ek.1.b

    "...lanet olsun. kanımca bu kadar ucuz olmamalı mizah adına yapılanlar. çünkü mizah ciddi iştir şakaya gelmez"

    *
    (mavio, 08.04.2008 14:11 ~ 14:23)
  7. belirli bir çizgiden sonra abartıldığına katılmakla birlikte, komedyen olduğuna ve balon denmesine karşı çıktığım önermedir.

    (bkz: karikatürist)

    (bkz: komedyen sensin balon da sana girsin)
    (ben ruhi bey nasılım, 08.04.2008 14:20 ~ 14:22)
  8. oh yeah bebek ! elitim ben biliyor musun ? her yanımdan elitlik akıyor o kadar akıyor ki arkamda akan elitlerden
    ufak birikintiler bırakıyorum. halkın beğendiği şeyleri beğenmem ben bebek o kadar bayağı ve banallar ki...
    kore karikatürü okurum ben bebek alman pornosu da seyretmem porno dediğin malta pornosu olmalı o pornolar çok elit biliyor musun ?
    ben hariç geride kalan herkes boktan bebek, malta pornosunu bilmeyen herkes boktan, vodafone kullananlar da boktan. nefret ediyorum bu halktan hepsinin mizah duygularının içine edeyim.
    daha elit yerlerim var ellemek ister misin bebek ?

    son olarak tanım; subjektif yargılama yapan birinin çok genel bir genellemesidir.
    (altan ve babası, 08.04.2008 14:44)
  9. milyon tane karikatürü olan yiğit özgürün karikatürlerine bakıp da gerçekten gülünecek bir şey bulamayan zihniyetten korkulması gerek. bırak diologları, çizimleri bile bazen yeterli olabiliyor.özellikle çizdiği çocuklar beni bi hayli güldürür. örneğin:
    http://img413.imageshack.us/...
    http://img413.imageshack.us/...

    her karikatürü %100 güldürecek diye bir garanti durumu olmadığı gibi mizah anlaşıyı tamamen kişisel zevkle alakalıdır.bunu daha fazla açıklamaya gerek bile görmem.aynı şekilde mizah dediğin şeyin malzemesi bir kere şakadır, espiridir. politika mıdır siyaset midir ki şakaya gelmesin? ''gülünç olan ona gülen sizlersiniz, yiğit değil. '' sözüne diyecek bir şey bulamıyorum zaten.
    bence sorun şurdan kaynaklanıyor:
    karikatürlere güldüğümüz için belimize sopayla vuran bu arkadaş "güleceksin buna" kalıplarında olduğumuzu düşünüyor fakat sorun tamamen kendisidir. belli ki bir yerden bahsi geçen karikatüriste karşı olumsuz düşünceler kapmış ve o andan itibaren karikatürlere birer çöp gözüyle bakmış ve doğal olarak gülememiştir. (hiç kimse görmek istemeyen biri kadar kör olamaz)

    aslında bu mantığı benimseyen insanlara katıldığım bir nokta var, evet. ama bu hiç bir şekilde karikatürlerle alakalı değildir. şöyle ki;
    belli bir seviyeye gelmiş insanların yaptığı işler bazı insanlar tarafından baştan bir isim güvencesine sahip olur. mesela ''abi bak film süper hee al pacino oynamış'' diyen bir insan,belli ki filmi izlediğinde çok beğenecektir. zaten güdülenmiş. ama burda boku alıp da al pacino'ya atmak ne kadar doğrudur sorarım sana? bunun tamamen kullanıcı hatası olduğu zaten ortada değil mi?

    bence asıl abartılan balon komedyen cem yılmazdır. şöyle ki,
    bu zamana kadar yaptığı işleri, filmlerini ve gösterilerini her zaman beğenmişimdir.fakat abartıldığı kadar komik bir komedyen olduğunu düşünmüyorum. zira hazırlıksız yakalandığı zaman ya da direk birebir konuşma esnasında söylediklerine ve verdiği cevaplara dikkat edilirse o anda güldüğü kadar komik bir şey söylemediği rahatlıkla görülebilir.ama bazı insanlar konuşan cem yılmaz olunca zaten ağızları otomatik olarak joker moduna sokuyor(nedendir bilinmez) ama bu da cem yılmaz'ı başarısız bir komedyen yapmaz abartılan bir komedyen yapar.kendisi yine de başarılıdır.aynen yiğit özgür gibi.
    (rushmo, 08.04.2008 15:29 ~ 15:32)
  10. insanların saatlerce, günlerce hatta aylarca üretemediği şeyleri her haftaya sığdırabilen bir karikatürist için yapılmış ağır ve gereksiz eleştiri.
    (axel fox, 08.04.2008 15:41)
  11. kıskanç bir bünyenin kurabileceği söz grubudur. zira yiğit özgür şuandaki katikatüristler arasında tartışmasız ilk üç isimden biridir kanımca. karikatüristlik sadece tek karede değil aynı zamanda komik ve uzun hikayemsi kompozisyonlarlada olan birşeydirki yiğit özgür hem tek karelik esprileri ile hemde uzun hikayeleri ile zeki ve akılcıl komikliği buluşturan kişidir.
    tarafımca en önemli özelliği kimi çizerlerin (lombak) komediyi sadece iğrenç bel altında bulmalarının aksine yiğit özgür bu tabunun çok ötesine çıkmış en akla gelmeyecek yerlerden konuyu yakalayabilmiştir. yiğit özgürün bir balon olduğunu iddia etmek cem yılmaz ın gösterisine gidip yarılırcasına güldükten sonra "lan ne kadarda saçmaydı paramız yandı be" demekten öte birşey değildir kanımca.
    (lost knight, 08.04.2008 15:56)
  12. (bkz: yiğidi öldür hakkını yeme)
    (breaks, 08.04.2008 16:05)
  13. bu tarz bir görüşe sahip birinin ya algı eksikliği vardır, ya da ilgi çekme isteği. kıskançlıktan söz etmiyorum bile. mizahı bile geçtim, dehşet bir kelime oyunu yeteneğine sahip bir adamdır yiğit özgür. metin üstündağ bile "günümüz şarilerinin en çok ihtiyacı olan şey, yiğit özgürde fazlasıyla vardır. " diyor.

    bok atmaktansa , zaman zaman alkışlamayı da bilmek lazım.
    (sleeplessbeauty, 08.04.2008 16:11)
  14. o değil de balon olayını feci abartıyor kendisi. 14-15 konuşma balonlu karikatür mü olur be? yoksa bu adam bu tarzın yaratıcısı olduğu için mi böyle yere göğe konamıyor? hı?
    (tembel, 08.04.2008 16:46)
  15. "yiğit özgür abartılan bir komedyen değildir.
    yiğit özgür balon bir komedyen de değildir.
    binaenaleyh, yiğit özgür komedyen değildir."

    (bkz: süleyman demirel/@397432)
    (cerceve, 08.04.2008 17:03 ~ 17:06)
  16. arkadaşa a tipi slip don verin
    (bayağı, 15.04.2008 23:09)
  17. yiğidi öldür ama hakkını yeme diyerek karşı çıkacağım önermedir. mizah dünyasında diyaloğu öne çıkaran bir anlayışı popüler yapmış, esprileri dilden dile dolaşan biri balon olsa şimdiye dergilerden uçardı.yiğit özgür olduğu yerde durduğuna göre balon olan hakkındaki mesnetsiz iddalardır.
    (yagmuradam, 15.04.2008 23:23)
  18. eski tadı olmamasına rağmen o kadar da değildir. son zamanlarda kendini çoğu kez tekrar ettiği görülmektedir sanki yaratıcılığına ket vurulmuştur. ama yine de iyi karikatüristtir.
    (topal penguen, 15.04.2008 23:23)
  19. önermemizi;

    - yiğit
    - özgür ?
    - abartılan
    - balon ?
    - bir
    - komedyen ?
    - rerö ?
    - rerö.

    şeklinde diyaloğa döktüğümüz zaman, karanlıklar aydınlığa çıkıyor sanıyorum.
    (alik, 15.04.2008 23:30 ~ 23:30)
  20. +hızlandırılmış ingilizce kursuna hoş geldiniz, sen çabuk söyle yes mi no mu yes mi no mu?
    -bu mu komik yani? nasıl bir espri anlayışınız var bilmiyorum. çok kötü.
    +lafını geri al!!
    -ne diyorsun be?
    +hemen lafını geri al yoksa ateş ederim!
    -?!
    +aldın mı?
    -aldım.
    +şimdi yavaşça yere bırak.
    -olmuyor. çok kötü. espriden anlamıyorsunuz.
    +gugik!!


    (bkz: komedyen)
    (bkz: karikatürist)
    (orchidaceae, 15.04.2008 23:49 ~ 23:50)
  21. kanımca bu önermeye en iyi cevabı can dündar 13 nisan 2008 tarihli yazısında vermiştir!!

    2000’ler kuşağının espri anlayışının simgesi: yiğit özgür
    dillerde gezen karikatür skeçleri


    son birkaç yıldır yiğit özgür adı sadece karikatür dergilerini değil, üniversite kantinlerini, internet muhabbetlerini, arkadaş sohbetlerini de sallıyor.çizdiklerini herkes birbirine gönderiyor. karikatür anlatılır mı; yiğit’inkiler anlatılıyor. fanatikleri, onun cömertçe kullandığı konuşma balonlarındaki diyalogları fıkra gibi birbirine anlatıyor. espriler kulaktan kulağa yayılıyor; gençlerin deyimiyle “kafadan koparıyor, yarıyor”.kısaca mizah dünyasında, bu pos bıyıklı, uzun saçlı, yakışıklı karikatüristin rüzgarı esiyor.


    “anormal komik”
    onun penguen’de başlayıp uykusuz’a transfer olan köşesinin hastalarından biriyim ben de... dergi gelir gelmez onun sayfasını açıp oğlumla birlikte ve yüksek sesle okuyarak gülme gibi bir alışkanlık sahibiyim.
    iki kuşağa aynı tadı verebilmesi de ayrı maharet olsa gerek.
    aslına bakarsanız gırgır’la, fırt’la yetişmiş, hatta son döneminde akbaba’yı bile ucundan yakalamış bizim kuşak apolitik, absürt esprilere yüz vermez pek. mizahta “sosyal içerik” ararız. o yüzden leman’ın çizgisine daha yakınızdır.
    ama yeni kuşağın gülme standardını yansıtan yiğit özgür’ün hakikaten alışılmadık bir mizah anlayışı var.
    bazıları o tarza ısınamıyor; özgür’ün “skeç” diye tanımladığı, nasrettin hoca fıkrası gibi “anlatılan” esprilerini ifadesiz bir yüzle karşılıyor.
    oysa onun sade çizgilerinde kişilik bulan tiplemelerde, o tiplerin yanlış anladığı kelimeler üzerine kurulan esprilerde, bazen büyütülmüş bold harflerle tükürükler saçarak yapıştırılan küfürlerde, çoğumuza “anormal komik” gelen bir sıcaklık var.
    ayrıca sıkça çizdiği kışla, cami, yobaz, deli karikatürlerinde, otoriteyi, sahte inanç ve saçma değerler sistemini silkeleyen bir boyut da var.


    muzır tilkiler
    günümüzde bu kadar popüler olmasından kişisel bir haz duyduğumu da eklemeden geçemeyeceğim. çünkü bu başarı çizgisini erken sezenlerden biriyim.
    2002 sonunda penguen dergisi çıktı. yiğit özgür’ün kitabı henüz yayımlanmamıştı ama penguen’deki tarzıyla kendini fark ettirmişti.
    beyninde muzır tilkiler dolanır gibiydi.
    2003’ün eylül ayında milliyet için popüler kültür ekini çıkardığımızda karikatüre de bir köşe ayırmak istemiştik.aklımda tek bir isim vardı: yiğit özgür.


    popüler kültür’de
    kendisini tanımıyordum ama karikatürlerini biliyordum.
    1977 doğumluydu. hacettepe üniversitesi grafik bölümü’nü bitirmiş, sonra karikatür çizebilmek için istanbul’a gitmişti. bir buçuk yıl kadar leman’da çizmiş, mutlu olmayınca bırakmış, penguen çıkınca da bir daha denemeye karar vermişti.
    aradım. birkaç iltifat cümlesinden sonra niyetimi açıkladım.
    “acaba milliyet popüler kültür’e çizer mi”ydi?
    soğukkanlıydı. büyük heyecan göstermedi; ilke olarak olabileceğini söyledi.
    yalnız onu ikna etmem yetmiyordu; gazete yönetimini de ikna etmem gerekiyordu; yiğit özgür ismi onlar için tanıdık değildi henüz... rica ettim:
    “acaba bizim için bir örnek çizer mi”ydi?


    “yatsın muammer!”
    bunu da kabul etti ve popüler kültür için çizdiği ilk karikatürü gönderdi. “iltifat” başlıklı bir seri karikatürdü:
    çay bahçesinde yan yana masalarda oturan iki çift... bir adam, sevgilisinin kulağına romantik sözler fısıldıyor. diğer masadaki kadın bunları duyup hanzo sevgilisinden benzer iltifatlar istiyor. adam bir süre düşünüp şöyle diyor:
    “sende acaip fenerli tipi var.”
    “ay iltifat mı bu şimdi?”
    “öyle deme ayşen. mazimizde bir tarih yatar.”
    “yatsın muammer. ben gidiyorum."
    karikatürü o zamanki genel yayın yönetmenimiz mehmet y. yılmaz’a götürdüm. o da çok beğendi.
    anlaştık.
    ve yiğit özgür bizim gazetede düzenli çizmeye başladı. ardından karikatürlerini derlediği kitabı çıktı.
    bu arada penguen’de devam ediyor, fanatikleri artıyor, kendisi gibi espri yapmaya, çizmeye çabalayan yeni karikatüristler ortaya çıkıyordu.


    2000’ler kuşağının temsilcisi
    ne yazık ki popüler kültür dokuz ay sonra kapandı. yiğit özgür de milliyet hafta sonu eklerine transfer oldu. o arada penguen’den ayrılıp uykusuz’u kurdu. birçok izleyicisi, sırf onun için dergi değiştirdi.
    bir süre sonra milliyet pazar’da yeniden buluştuk.
    şimdi birkaç sayfa arayla yazıp çiziyoruz; arada ödül törenlerinde karşılaşıyoruz.internette adını ararsanız, yüzlerce karikatürünün, esprisinin gezindiğini göreceksiniz.fanatiklerine herhangi bir karikatürünün ilk konuşma balonunu hatırlatın yeter; devamını onlar getirecektir.yakında yeni kitaplar ve belki senaryolarla gelecek; eminim.
    kimileri esprilerini “manasız” bulsa da, bu aralar tekrara düştüğünü söyleyenler olsa da, biraz cem yılmaz gibi 2000’ler kuşağının “mesaj kaygısız”, absürt espri anlayışının temsilcisi o.
    hem de en iyilerinden biri.


    özgür espriler


    karikatür yazılır mı? anlatıldığına göre niye yazılmasın. yiğit özgür karikatürleriyle bir deneme yapalım, bakalım güldürüyor mu?


    “anne? sen misin?”
    çocuk, çalan telefonu açar:
    -aloo!
    -anneni mi daha çok seviyosun babanı mı?
    -kimsiniz?
    -anneni mi daha çok seviyosun, babanı mı?
    -anne sen misin?
    (telefon kapanır) çat! dıııt dıııt dıııt...


    lopezlerin cenifır
    -oğlum gel inat etme, seni katıkoğullarının hanife ile evlendirelim.
    -hayır!
    -kumruların emine’yi ister misin?
    -istemem!
    -sen söyle, hangisini istiyorsun?
    -lopezlerin cenifır!


    komşunun suyu
    -meraba! ben alt komşunuzum. “sularınız akıyor mu” diye sorcaktım.
    -hayır akmıyor. niye sordunuz?
    -bizde gürül gürül...
    -gıcık mısınız?
    -sanırım.-yürü git!!
    -bir duş alır yatarım heralde...
    -defol!!


    iniş izni
    kule: “meraba, iniş izni lazım mı?”
    uçak: “yok birader, sağol.”
    -vermiyorum zaten.-
    eee? ne soruyon?
    -şşş! tamam yürü git yoluna...
    -allah allaaah!
    -lan yürü! indiğini görmiyim.


    rıza usta tv programında
    sunucu: “rıza usta bugün bize kabak dolması yapacak. evet, seni dinliyoruz rıza usta!”
    rıza usta: “ne kabaklar gördüm içlerinde kıyma yok, ne kıymalar gördüm, üstlerinde kabak yok.”
    -lan yedin di mi hepsini?
    -üstüme gelmeyin...


    slip don
    -iyi günler! ben b tipi likit fon mu alayım, a tipi slip don mu alayım?
    -pardon?-
    hadi onu geç... repo mu yapayım, kaka mı yapayım?
    -kaka mı?
    -evet çabuk söyleyin ucundan baş verdi.
    -ay noluyo?
    -çok geç... a tipi slip don alabilir miyim?


    röntgen parası
    bir doktor, muayenehanesinde röntgen incelemektedir:
    doktor: “hımm... hevesiniz kursağınızda kalmış.”
    hasta: “evet. denkleştiremedik röntgen parasını...”
    -bunu kim yaptı?
    -dayıoğlu pavır poirtde çizdi.


    ilhan irem n’oldu?
    -alo! kuntik döner mi? bizim bi tavuk şiş, bi kola vardı n’oldu?
    telefondaki adam:
    -yav o diil de... bi ilhan irem vardı hani... o nooldu?
    -ne bileyim lan?
    -tavuk şişi biliyosun ama!
    -hasta mısın kardeşim?
    -yav kusura bakmayın. adresinizi kaybetmişiz, arkadaşlar yerinizi tespit edicek de; sizi telefonda tutmaya çalışıyorum.


    antin kuntin
    -oğlumun nesi var doktor?
    -oniki parmak bağırsağında iltihap var.
    -aman doktor. biz nerden buluruz o kadar parmağı?
    -yanlış anladınız. antibiyotikle tedavi edeceğiz.
    -bravo... fakiriz diye antin kuntinle tedavi edin bizi...
    -antibiyotik diyorum!
    -kes! yeterince dinledim.
    -eeh, yürü git be adam!!
    -o parmakları bulacağım doktor! ne pahasına olursa olsun...


    kayıp hasta
    -üzgünüz hastanızı kaybettik.
    -ühü ühü... görebilir miyim?
    -kaybettik dedik ya, bulamıyoruz.


    soğan parası
    adam: “paranın alabileceği en güzel hediyeyi alacağım sana...”
    kadın: “paramın olduğunu nerden çıkardın?”
    -aaa... vardı?
    -soğan aldık ya geri zekalı.
    -sinirlenince çok fakir oluyorsun.
    (yiiit, 30.04.2008 23:15)
  22. (bkz: kıskananlar çatlasın)
    (chillout, 30.04.2008 23:21)
  23. diyen ne karikatürden ne mizahtan ne de espriden anlamamaktadır.
    (cynsure, 30.04.2008 23:53)
  24. yiğit özgüresprilerini ve karikatürlerini anlayamayan insan türü böyle söyleyebilir ancak.eğer ki böyle düşünen bi beyin varsa varsın caysın hemen.beğenmiyorsan da okumamamak gibi bir seçenek herzaman vardır.
    (bkz: meyve veren ağaç taşlanır)
    (kukumavkuşu, 01.05.2008 00:13)
  25. türkiye'nin en çok sevilen ya da hakkında en çok atıp tutulan çizeri konumundaki yiğit özgür için söylenmiş haklı söylemdir. ben de bu güruha kendimi dahil ediyorum ve yiğit özgür'ü anladığımı buna rağmen gülmediğimi de ekliyorum. ayrıca yiğit özgür'ü okumamak gibi bir seçeneğimiz var onu biliyoruz da beğenmemek gibi bir seçeneğimiz olmadığını bilmiyorduk. neyse öğrenmiş olduk.
    (elladan tinuviel, 01.05.2008 21:16)