belki ilginizi çeker
  1. · george costanza
  2. · daniel gonzalez güiza
  3. · yeteneğinin olduğu şeylere ilgi duymamak
  4. · yeteneksiz olduğunun farkına varmak
gündem
  1. · ugg düşmanı ezik kızlar
  2. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  3. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  4. · zongul ducks
  5. · çok istenip de olunamayan meslekler
  6. · günün tek şarkılık özeti
  7. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  8. · seni gördükçe ben üşüyorum
  9. · cafe

yeteneğinin olmadığı şeylere ilgi duymak  

  1. kaderinizin sizinle dalga geçtiğini hissetmenize yol açan kötü bir eşşek şakasıdır bu! dalga, darbe, vurgun her taraftan, her yönden gelebilir, hiç belli olmaz bu dramlar. bir tür dramdır, çünkü yaşadığınız her dakika bir kabusa dönüşürken, sürekli olarak başaramayacağınız şeyler ve olamayacağınız kişiler hakkında düşler kuran bir don kişot (ki don kişot'un aslında böyle yazılmadığından haberdardır yazarınız) olarak bulursunuz kendinizi.

    bir tür, george costanza sendromu!

    günleriniz müzik dinlemek, müzikle yatıp müzikle kalkmaktır, fakat tombulca parıldayan parmaklarınız, bırakın slash vari sololar atmayı, iki notayı yan yana dahi getiremiyordur, onca okuduğunuz kitaplar, dergiler sizi o çok istediğiniz intihara meyilli bir tolstoy da yapmıyordur, hatta haydar dümen okuyup işin içine biraz da tutunamamış olmayı da katıp umut sarıkaya vari yazılar da yazamazsınız. sürekli olarak üzerinize vazife olmadığı halde mimarlık dergileri ve kitapları okuyorken basit bir kulübe resmi bile çizemez ve tasarım oyuncak ve gereçler arasında koşuştururken tek bir parlak fikir bile üretemeyerek yine de sarhoş ağzınızla r'leri yuvarlayarak delice hiç tutmayacak projelerden bahsetmekten de kendinizi alamazsınız.

    bunlar ilk etapta senelerdir kendi bünyeme zarar vermiş şeylerdir ve açıkçası sanırım, ilk defa bu sabah ciddi bir şekilde farkına vardım bu gerçeğin.. ben hep yeteneğimin olmadığı güzel sanatların, güzel delirme yöntemlerinin peşinde koşuştururken, meğer kendi ruhuma az tecavüz etmemişim..

    yine de sesi çok da çıkmayan uslu bir kaniş gibi gerçekleşmeyen dileklerle nefesini tutmuşken, insan merak etmeden de duramıyor; neden böyle olmak zorundaydı?! neden insan asla başaramayacağı şeyler uğruna bile bile ladese girerek hayatını bir hiç uğruna yaşar ki?!

    şüphesiz ki, o içteki aranış ve huzursuzluk.. kalpteki karadelikler ne derse, o dur!
    (geber marla singer, 07.02.2008 08:47)
  2. genelde televizyonda rahmetli bob ross* amcamızın programı* ile tesadüfen karşılaşan bünyenin gaza gelip "ben de ben de!!" demesinden kaynaklanır. resim yapma yeteneği çöp adam yapmaktan öteye geçemeyen kişiler bu amcamızdan esinlenerek yağlıboya resim yapmaya çalışırlar; fakat sonuç değişmez. boy boy çöp ağaç, bir çöp nehir ve bir çöp dağdan oluşan peyzaj çalışmalarından sonra süreç, sadece resim yapanı seyretmeye ilgi duymayla sonuçlanır.
    (misuf, 07.02.2008 09:26)
  3. (bkz: nihat doğan)

    -adam tutturmuş şarkı söylicem diye!! halbuse yok abi, ye-te-nek yok!!!
    (diazepam, 07.02.2008 09:28)
  4. bir kızla çıkmak, sevgili olmak benim için hep gözümde büyüttüğüm bir istektir. ama yeteneğim yok ne yapayım. olmayınca olmuyor işte. vermeyince rahman, neylesin bu abazan.

    küçüklüğümden beri hep bir hevesat eyledim aşk-böcük ilişkilerine. ben de niye diğerleri gibi bir elimde sevgilim öteki elimde beyaz bir papatya. kırlarda koştura koştura, yeldire yeldire gezmeyeydim. bir ağacın arkasına geçip yakalamaç oynamaya çalışmayaydım. olmuyor işte. çok istiyorum ama olmuyor. hani ilgi duyma konusunda çok istekliyim. hala daha çok büyük ilgi ve alakam var bu konuya.

    "sözlük bağyanlarına selam ederim"
    (ugokhan, 15.02.2008 09:32)
  5. öğrenim hayatımın durup durduk yerde çok yanlış bir yöne kaymasına neden olmuş durumdur ki, zamanında aklımı başıma toplamadığım için tüm hayatımı mahvettiğimi düşünüyorum halen, bir bakalım - yaklaşık 5 yıldır bu böyle.

    ortaokul birinci sınıftan itibaren hangi konuya saldıracağımı şaşırmış bir insanım ben. bir gün elimde tam metin anna karenina'yla, ertesi gün bilim ve teknik dergisiyle dolaşırdım. ertesi sene rus yazarlarının eserlerini hatmetme gibi bir işe sardırdım ki, bu işi, lisede tolstoy'un diriliş'inden bir koca paragrafı kelimesi kelimesine felsefe elemelerinde kompozisyonuma yazacak kadar da iyi becermişim. "keman istiyorum ben!" diye tutturdum fakat o keman 4 sene sonra geldi; o arada davula da sardırdım, parmaklarımın klavyeyle saçma sapan bir ilişkiye gireceğini bilmeme rağmen elektro gitar da aldırdım. fakat asıl mesele şu ki, bu saydıklarımın içinde hiçbiri fakat sadece o bilim ve teknik dergileri sonumu hazırladı. düşünce deneylerinin, sicim kuramının çekiciliğine kapıldım, stephen hawking'i tanrı ilan ettim, "maddenin en küçük yapıtaşı atomdur" derlerken bize, ben kafamdan kuarkları, leptonları saydım.

    güzel gibi, değil mi? her şeye kafam basıyor falan... hiç de öyle değilmiş ama çok sonra anladım ben bunu. lisede kuantum fiziği değil klasik fizik okuyorduk çünkü ve ben moment almayı bile beceremediğim halde fen-matematik bölümüne geçtim. newton'ın yedi ceddine, galilei'nin ebesine saydırarak bitti lise hayatım. leibniz neredeydi peki, heisenberg, schrödinger? hepsi bir paralel evrende yitip gitmişti ve ben öss'de ne bok yiyeceğimi düşünüyordum.

    sonucu söyleyeyim size, fazla uzatmadan: bu ağır tokattan sonra, parmaklarım gayet uygun olduğu halde kemanı bir kenara attım, gitarın klavyesini kırdım. kuantum fiziğine bu seneye kadar bir daha yanaşmadım, bilim ve teknik evime bir daha asla girmedi. asla bir tolstoy, bir tolkien, bir céline olamayacağımı kendi yüzüme vurdum, hepsini bir kenara bırakıp bridget jones bile okudum hatta.

    hayatta kendimi yetenekli bulduğum tek konu yabancı dildi, ama ben neredeyim şimdi dersiniz? iktisat okuyorum!
    yani cidden sağlam bir tokat yedim, ama artık ağlamıyorum. müstahak bana. bir daha da böyle bir hata yapmadım, ama ne faydası oldu dersiniz? hiç! giden gitti bir kere.

    öğrenebilsek keşke zekamızı kullanmayı, yapabileceğimiz şeylerle uğraşmayı. çünkü gerçek hayatta aslında kimsenin elinde bir yetenek buketi yok; "iyi olabileceğimizi düşündüğümüz" şeyler değil, "iyi olduğumuz" şeyler var.

    çok sonra edit: durumun özetini depeche mode, wrong ile geçmiş, evet:

    "i took the wrong road
    that led to the wrong tendencies
    i was in the wrong place at the wrong time
    for the wrong reason and the wrong rhyme"*
    (alternatif maliyet, 19.08.2008 21:05 ~ 03.06.2009 17:11)
  6. (hayri potur, 19.08.2008 21:38)
  7. ne yapmak istiyorum ile ne yapabilirim arasında bocalayanların halen cevabını bulamadığı sorudur..kafanızın içinde dönen kelimelerin,notaların ya da renklerin dans edişini,gününüze veya yalnızca o anınıza kattığı mutluluk duygusunu tadıp da,onları hayal olmaktan çıkarıp gerçeğe dönüştüremeyeceğinizi bilmek acıtıp durur üstelik..

    buna neden olan egonuzun büyüklüğü ya da yetenek kavramına haddinden fazla verdiğiniz değer değildir.çalışmak ve sabretmek ile neler başarılabileceğinin herkes gibi siz de farkındasınızdır.hayallerim diye kafanızda büyüttüğünüz şeyler çok öyle keşif sayılacak şeyler de değillerdir zaten..ama bir parçanız olmaya devam ettikleri sürece üstünüzde bir suçluluk duygusu bırakacak kadar yoğunlardır maalesef..onları hayatınıza taşıyamadığınızı bilmek kimliksizlik hissi yaratır.içinizdeki basınç dayanılmaz olduğunda kızacak kimse yoktur,kendinizden başka..

    mükemmeli arayan insanın büyük ve güzel hayalleri karşısında hatalı doğumlara izin verememesindendir belki de; "ilgi duyuyorum" deyip kaçamak bir cevap uyduruvermektir yapılan..

    yanıtını her ne olursa olsun,sonucu tuhaf bir yıpranmadır kısacası..
    (pyramid, 09.11.2008 23:22)
  8. aslında iyi cesarettir.
    dalga geçmek için söylemiyorum, yeteneği olmayan şeye ilgi duyan, doğanın ona verdiğini reddedip kendi istediğinin peşinden gidendir. azmedip, çalışıp terleyip o şeyi başarmaksa duyabileceği en büyük hazlardan biridir. belki dünyada tek, 10 numara bir adam olamaz ama kendi genlerini göt etmiştir bir kere.
    (ntcik, 09.11.2008 23:40)
  9. asla alkış alamamaktır ama her zaman sırtın sıvazlanmasıdır.

    ben de küçük yaşlardan beri nereye gitsem de bir şeyler yapsam,hangi kaykayı alsam da öyle eurosport gibi yerlerde izlediğim insanlar gibi ordan oraya,ordan oraya savrulsam gibi düşüncelere kapıldım.bisiklet kullanıyordum,tek eli bıraktım kolumu kırdım.paten aldım,öyle yokuşlardan giderken kendimi yerde buldum.anladım o anda araba dahil tekerlekli araçları ben yönettiğim sürece bedenen zarar görmekteyim.

    sonra org dersleri almaya başladım.her çocuk gibi kendi kendime besteler yapar eğlenirken,birden öğretmen gelmemeye başladı,üzüldüm.çok çalışmıyordum ama yapabilirdim olmadı.çok da ilgiliydim,yeteneğim yokmuş.gitar çalmak istedim bir ara,lise dönemi.elimde gitar,okulda çalıp söylemek istedim,birazcık daha sevilmek istedim.gitarla kendimi aşmak kendimi notalarda kaybetmek,ama olmadı.o hoca da kulağım olmadığını söyledi.çok da ilgiliydim.sonra mızıkaya başladım,tünelde çalıcaktım.iki üfledim,nefes yetmezliğinden gidiyordum.

    fotoğraf çekmeye çalıştım,kadrajı tutturamadım.insanlar anlamadılar,post modern gibi bir şey buldum,arkasına sığındım.yeteğenim yokmuş,kulak ve gözü aynı anda yitirdim.

    sesim de güzel değil ama çok isterdim şöyle çıkayım bir anda,söyleyeyim milleti oynatayım olmadı.ben yeteneğim olmadığı şeylere ilgi duyarak ömrümü çürüttüm,bilirim kötüdür.
    (senzahmetetmebenalırım, 09.11.2008 23:48)
  10. (dream endless, 09.11.2008 23:49)
  11. (aaa, 09.11.2008 23:59)
  12. eğer bu dönem liseye denk gelirse geleceğinizle beraber umutlarınızın da yitip gittiğini görürsünüz. lisede bir taraftan alan seçmekle uğraşırken, bir taraftan öss' ye hazırlanmak tam bi kabustur.
    (dide, 10.11.2008 00:20)
  13. insan hali.
    (sarc, 02.01.2009 21:03)
  14. acı veren girişimlerle sonlanan eylemlerdir.hepsinin sonu hayal kırıklığı,üzüntü,hiçlik duygusudur.
    (elaaemu, 02.01.2009 21:15)
  15. (bkz: yetenek diye bir şey yoktur)

    geçici heveslere zaman harcamak olarak nitelendirilebilir.

    (bkz: herşeye heves etme)
    (uwl, 08.02.2009 14:40 ~ 22.03.2009 00:17)
  16. üstüne vakit harcamamak, zora girmemek için tamamen kendiliğinden üretilen bir bahanedir. her yazar da tolstoy olamıyor, ya da her müzisyen de kurt cobain. onlar da aradan fırlamış zaten. tolstoy olamaman yazar olamayacağın anlamına gelmez, sadece tolstoy kadar olamayacağın anlamına gelir. yazı yazmak yerine ps oynamak istediğin için aptal aptal bahaneler bulmaaaa...hadi bakıyım.otur çalış şimdi.
    (paramour, 08.02.2009 14:51)
  17. ulaşılamayan şeylerin daha çekici olmasından kaynaklanır.insanların uçma yeteneğinin olmamasına rağmen uçmak istemeleri gibi.
    (su kusu, 08.02.2009 20:45)
  18. her türlü rönesans tablosunu görüp, özenip, "ben de yapacağım işte böyle şeyler, anlıyorum ben de bu işlerden" dedikten sonra eline kağıt kalemi alınca aklına sadece yıldız çizmek böyle bir şey olsa gerek.
    (palmoth, 08.02.2009 22:22)
  19. cin ali çizmekten öteye gitmeyen çizim yeteneğine! bakmaksızın moda tasarımı okumayı hayal etmek.
    (comeundone, 22.03.2009 00:03)
  20. seni sevmeyeni sevmek gibi bir şeydir. yani insan zoru sever ya onun peşinden koşar ya işte odur.
    (idiot, 22.03.2009 00:07)
  21. bir dergide safra kesesi görüp bundan kusacak kadar iğrenen bir adamın tıp okumak istemesidir.
    (marsh, 22.03.2009 00:08)
  22. bazen insanı çok komik durumlara düşürebilir.
    (eaststreetz, 22.03.2009 16:35)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil