gelmiş geçmiş en önemli progressive rock temsilcilerindendir.grup steve howe ve jon anderson,rick wakemangibi güzide müzik adamlarını barındırmaktadır bünyesinde.close to the edge kişisel favorilerimden biridir,progressive tarihinin de en iyilerindendir.bu arada grubun vokali jon anderson çoğu kişi tarafından sesinden dolayı bayan sanılmaktadır.
9012(1985),union(1991),philadelphia(1979) ve london konserlerini izledikten sonra bu gezegenden olmadıklarını düşündüğüm gruplardan biridir.çok ama çok başarılılardı.
grup toplantısına doğru giderken istiklalde kendisine adres soran ispanyolla ingilizce muhabbete dalan neyzenînin, buluşma yerine gelip beklerken, sonradan gelen bir üyenin, grup adını söyleyip siz misiniz diye sorduğu soruya verdiği cevap! bu kadar da kaptırılmaz ki.. (bkz: türkçe yerine ingilizce konuşmak)
youth exchange study.
yes, abd dışişleri bakanlığı'nın eğitim ve kültür bürosu'nun fonlarıyla desteklenen, lise düzeyinde, yeni bir değişim programıdır. program, 11 eylül'den sonra, amerikan kongresi'nin aldığı kararla, özellikle müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu ülkeler ile abd vatandaşları arasında uluslararası anlayış köprüleri kurmak amacıyla başlatılmıştır.
türkiye'de yesle amerikaya gidecek öğrenci sayısı 40 kadar olduğundan çok ince elenip sık dokunulan,kıç terleten sınavlara sahiptir. mülakat ve ev ziyaretleri aynen afsninki gibi olmasına rağmen afs'den ayıran temel özelliği yüzde yüz burslu olup amerika tarafından harçlıkların karşılanacak olmasıdır.
diyaloglarıyla, cast seçimiyle, müziklerin kullanımıyla her şeyiyle mükemmel sally potter filmi.
tekrar tekrar seyredip hayran olduğum diyalog nehri. bu filmi diğer filmlerden ayıran en önemli özellik diyaloglarının şiirselliği. konuşma dilinde her defasında kafiye kullanmak kulak tırmalar, yapaylık verir belki fakat burda öyle durmuyor sizi daha da akıntıya sürüklüyor. ayrıca bütün bu diyaloglardan bağımsız iç sesler konuşuyor filmde. sessizliği tercih eden insanların kafalarından geçenleri duyuyorsunuz. aşkı, inancı, evliliği, zamanı sorguluyorsunuz.
---spoiler---
ölmeden önce bi insanın neler düşünebileceğini gösteriyor size sally potter.
- ( bütün erkekler eşit değildir.
kimileri daha iyidir canım.
bu da yukarıdakinin bir diğer hilesidir.
tabii eğer varsa, ama yukarıda bir adam ya da kadın yok.
ben farkedemediysem, ya da unuttuysam o başka. ama hafızam sağlamdır.
burada yatmış geçmişin üstünden geçip duruyorum.
içimde tıkış tıkış bunca bilgiyle öleceğim galiba.
hepsini değiş tokuş ederdim.
"küba"da bir tek günün karşılığında.. )
- teyze? ne dedin?
- ( ne dediğimi duydun. )
küba..
---spoiler---
bu filmle ilgili anlatmak istediğim çok fazla detay çok fazla güzellik var ama hepsi spoiler a giriyor ve ben üşeniyorum.
and, in the end, it simply isn't worth your while to try and clean your life away.
you can't.
for, everything you do or say is there, forever.
it leaves evidence. in fact it's really only common sense; there's no such thing as nothing, not at all.
it may be really very, very small but it's still there.
in fact i think i'd guess that "no" does not exist.
there's only "yes".
sally potter ın olağanüstü filmi. irlanda kökenli bir a.bd li "sarışın" kadınla, beyrutlu "esmer" bir adamın aşkı üzerine kurulu; aşkı, evliliği, hayatın kısalığını, kültür çatışmasını konu alıyor. komünizmde var tartışılanlar arasında, kapitalizmde . sorgulanabilir her şey sorgulanmış sanki.enteresan olan kafa karışıklığı yaratmıyor bu. konudan konuya atlanmamış bir duruluk içerisinde anlatılmak istenen verilmiş.
sonuç olarak; son dönemlerde izlediğim en iyi filmdi. tavsiye ederim.
bu adamlar progressive rock'ın iç güveysidir.epey içinde yaptıkları albümleri ile insanların şuurlarını açmıştır.grup isminden anlaşıldığı gibi farklıdır marjinaldir ama bir sex pistols değildir yok daha neler?ne biliyim bir close to the edge olsun bir relayer olsun tales from topographic oceans olsun adamlar demiştir.biz bunu yapıyoruz dinleyin ama ulan progressive dediler bakalım dedik 20 dakika yazdı winampta korktum demeyin.açın dinleyin müzik görün.hadi bakalım mehmet ali erbil sende dinle.
progressive rock dünyasına fragileve close to the edge gibi inanılmaz albümler bırakmış, her müzisyeninin birer virtüöz olduğu ingiliz rock grubudur kendileri. kanımca grupun en bilinen ismi jon anderson'dır. fakat gruba en büyük katkılar her zaman chris squire (bas gitar tanrılarından) ve steve howe tarafından gelmiştir. kısacası bu 2 büyük adam besteleri ile yes'i yesyapmışlardır. tabi davul'ın büyük üstadı bill bruford'un emeklerinide unutmamak lazımdır. bahsettiğimiz bu şahıs yes'in yanı sıra king crimson ve genesis'te de davul çalmıştır.
when it started we had high hopes
now my back’s on the line
my back’s on the ropes
when it started we were alright
but night makes a fool of us
ın the daylight
there we were dying of frustration
saying lord lead me not into temptation
but it’s not easy when she’s turns you on
still stay gone
ıf you’d only
ıf you’d only say “yes”
whether you will’s anybody’s guess
god only god knows ı’m trying my best
but ı’m just so tired of this loneliness
so, up they picked me by the big toe
ı was held from the rooftop then they let go
there’s only screaming
let the windows down
as ı crawl onto the ground
ıf you’d only, if you’d only say “yes”
whether you will’s anybody’s guess
god, only god knows she won’t let me rest
but ı’m just so tired of this loneliness
ı’ve become so tired of this loneliness `
yeni bir pet shop boys albümü. minimal veya i am with stupid gibi şarkılar yok bu albümde ama yine de fundamental albümünden çok daha iyi olduğu kesin.