belki ilginizi çeker
  1. · sema kaygusuz
  2. · sema kaygusuz
  3. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · colin kazım richards
  2. · sözlük yazarlarının itirafları
  3. · 25 kasım 2009 manchester united beşiktaş maçı
  4. · tunceli alevileri dinsizdir
  5. · öğretmenler günü
  6. · yeşim salkım
  7. · marjinal isim meraklısı aile
  8. · yaran youtube yorumları
  9. · return

yere düşen dualar  

  1. öyküleriyle tanıdığımız sema kaygusuz'un ilk romanıdır.adı ilgimi çok çektiği için okumuştum. roman, üzüm ve altın adı verilen iki bölümden oluşur. karakterler adeta iki kez can buluyor romanda. bu nedenle de iki kalpli roman olarak anılmaktadır. bu iki bölüm birbirine hiç benzemiyormuş gibi görünse de bence her iki bölümde aynı şeyler anlatıyor aslında. sadece zaman ve karakterler farklı.birinci bölümde birinci ağızdan bir anlatım var. roman bir adada başlıyor. yazar başlangıçta çıkmazlar dünyasındadır adeta. zamanla yozlaşmaya başlayan bir ada, ana karakterin dedikodusunu yapan ada halkı- babasını öldüreceğine dair-, tuhaf bir aile:şarhoş bir baba, evi terkedip giden bir anne ve ne yaptığını anlayamadığım bir sevgili... ikinci bölümde ise bir masal dünyasına girip şok oluyoruz. şiir ve masal karışımı üçüncü ağızdan bir anlatım. her şey çok farklı gibi görünüyor ama bence mesaj hep aynı:

    bir bedenin ve ruhun kendini keşfetme arzusu. insanlar değişiyor, kendilerini keşfediyor, farklı dünyalara yolculuklara çıkıyorlar sanki. ilişkiler, sevgiden kaçış,ölüm, yalnızlık, kopukluk, iletişimsizlik...

    kitapta çok beğendiğim bölümler:
    " bu susmayı tanıyordum. bir bakıma sessizlik katliamıdır bu. düşmanlığı, nefreti, dövüşü tatmadan gün geçtikçe kayalıklaşan bir yalnızlığın ortasına üfürülüverirsiniz."

    " lezzette kişisel bir biçeme erişmek için illa ki bir yanlışlık yapmalı."

    " hastalık, ruh dediğimiz o dumansı yaratığı gövdeye karşı kullanamadığımız biricik sığınaktır. yaşamın ölüm koktuğunu onun sayesinde anlarız."

    " insanlar birbirine çarpa çarpa değişirler."

    " gerçeği bilen birini kandırmaktansa gerçeği besleyen bir yalan yeğdir."
    (sunflower, 09.08.2006 21:48 ~ 27.10.2006 23:39)
  2. ilk bölümü üzüm'e vurulduğum, ikinci bölümü altın'dan nedense tat alamadığım kitap. belki ilk bölüm daha gerçekçi ve içine girilebilir geldi, belki önceden okunmuş üstüne minik notlar alınmış olması çekiciliğini arttırdı, belki de ikinci bölümü okurken masal dünysından çok farklı bir geçek hayattaydım, bilemiyorum. ayrıca yazarın çaktırmadan sandık lekesi kitabına atıfta bulunması ve kendini tatlı tatlı tiye alışı çok sempatik.

    sunflower gibi devam edelim, not aldığım bölümler:

    "üzüm ile çekirdeği arasında ezeli bir anlaşmazlık vardır. üzümün beyaz eti, dünyanın bir günlük bir yer olduğunu öğütler; çekirdeğiyse toprağın sonsuzluğunu."

    "şişeleri mahzene yatırdığım gün, kaldığım yerden büyümeye başladım"

    "dut ağacı dutu uyuyordu, gece gecesini, bizse birbirimizi uyuyorduk."
    (excalibur, 31.07.2009 09:31)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil