• görseller

    • yere çöp atmak
  1. olmaması gereken davranış. zamanla insanlarda alışkanlık olması ve yapacak bişey bulamama çileden çıkmaya sebeptir. "acaba bu insan evindede mi yere çöp atıyor" diye klasik laflar vardır fakat yere çöp atanlar akla bu sözleri getirtmektedir. merak ederim acaba yere çöp attıkça nasıl bir hisse kapılırlar. "ohh bu çöpü tam buraya atmak nasılda zevkli" gibisinden halêmi bürünür bu kişiler. inanılmaz haz vermektedir ki yere çöp atılmakta.
    lütfen yerlere çöp atmayınız. atanları uyarınız...
  2. ...yasaktır şeklinde devam eden uyarı mesajı.
    "o halde bizde havaya çöp atarız" şeklinde geyik muhabbetle devam edilen hadise..
  3. ayıptır. ahlaksızlıktır.bu konuda hassas olan kişilerin yanında yapılmaması gereken eylemdir. hatta hiç bir zaman yapılmaması gereken eylemdir.

    fakülte bahçesinde herkesin hayran olduğu şirin mi şirin, güzel mi güzel bir hatun kişi zamanında yere çöp atmıştı. ses tonumu ayarlayamayıp kendisine "öküz!" * diye bağırmıştım. bu haykırışın hemen ardından arkadaşlarımda bana "öküz!" diye bağırmışlardı, o güzelim kıza edilecek lafmıydı bu . ama gerçeklerimden vazgeçmedim hiç bir zaman. yerlere çöp atan laetitia casta olsa öküzden farkı yoktur. (bkz: bunu yapan insan olamaz)
  4. sadece yayalara mahsus değil, seyir halindeki araçtaki yolcular tarafından yapılanı da vardır. yapan için klasik çöp atma hareketinden farkı; çöpün aracın aksi istikametinde yolculuğu sonucu vicdanı rahatlatmaktır, geride bırakmanın huzuru. sonuçta çevre kirleniyor ama kendi kullanmadığı bölgesi oluyor burası. ben çekirdek çitleterek kordon boyunda gezerken kabuklarını yere atanlara benzetiyorum bu güruhu. tıpkı ekmek kırıntılarıyla evin yolunu bulmayı hedefleyen masal kahramanı gibi yolu şaşırırsa kolayca bulabilecekler. tabii ki hayatta bıraktığı bu anlamsız izleri takip ederken dünyayı nasıl kirlettiğini görebilecek cesareti varsa. hayatta daha kalıcı izler bırakmak gerekir denir, tabi bir yandan zarar verip, silinmesi yıllar süren türünden değil.
  5. terbiyesizlik, ve şurama-boynumdan biraz yukarısını gösteriyorum şu an- gelmiş bir olay.

    arkadaşım, gerizekalı mısınız? öküz müsünüz? nesiniz? ne evladınız? allah aşkına bi cevaplayın be. çöp kutusu denen bir icat var, çogzel. bunu neden kullanmazsın a hayvanoğlu hayvan, a hödük, a insanlıktan nasibini almamış onun bunun çocuğu!

    bana sakın etrafta çöp kutusu yok kardeşim napayım geyiği çevirme. o senin çöpünse, bir çöp kutusu bulana kadar onu taşıyacaksın, her sokağın başında en azından çöplerin günlük istiflendiği bir nokta vardır, insanların falan çok uğramadığı, oraya koy bari(fırlat demedim zeka küpü!).


    ben senin yere umarsızca tükürdüğün sakıza basıp flop flop yürümek zorunda değilim, ayakkabım böyle bir işkenceye maruz kalmak zorunda değil, wall-e 'nin hayvan hali olan köpeğim senin sümkürdüğün infulenzalı mendili yemeye kalkışmamalı ve ben onu onun ağzından almaya çalışmamalıyım.


    kıçımın gelişmişleri, gidin kıçınızı duvarlara sürtün he.
  6. bugün dolmuşun penceresinden dışarı bakarken bir kez daha karşıma çıkan gerçek.

    elemanın teki dolmuşa işaret attı, birkaç m yakınında da çöp kutusu var, elindeki de rahatsız edici bir şey değil: iki tane peçete. dolmuşa bindiğinde elinde fazlalık yapmasın diye atıverdi onu ve bindi. hiçbir şey demedim; lakin o anda düşüncelere daldım.

    sözlükte bile sürekli birbirimizi " erkekler üstünüz başınız temiz olsun, kızlar kollarınızdaki kılları alın" falan falan diye tenkit edip bazen de yerin dibine sokan bizler yaşadığımız yeri zerre kadar umursamıyoruz. sanki oralar bize ait değilmişçesine. çöp evler hariç, kimsenin odasında yemekten sonra ağzını sildiği, yediği eti browni intense'in ambalajını tutmaz; tutsa bile azdır bu süre hemen atar.

    millet yere çöp atmasın diye sokakları da mı evleştirmek lazım anlamıyorum ki. süper yerlerde yaşamak istesek de yaşayamıyoruz, kaldırımlar daracık tıkış tıkış insan, yollar desen öylesine. daha bugün belediyenin altyapı çalışması yaptığı ara sokaklardan geçtim mecburen, çünkü otobüs ve dolmuşların normal güzergahlarının bir bölümü bu yüzden eksik ve her şey o kadar düzensiz ki. "bir tek benim yapmamla değişmez" mantalitesinde bir sürü insan...çoğu insan bunu yaptığının bile farkında değil bence, böyle bir refleks haline gelmiş gibi görünüyor gözlerime. yerler sayesinde de, çöp kutuları bomboş ve sabahları belediyenin işçilerine epey bir iş çıkıyor.

    bir şeylerin farkına başladığımdan beri, kendi yaptığım zamanlara da hayıflanıyorum ve kendime kızmakla birlikte mantığım el vermiyor benim buna. sizler de yapmayın, etmeyin, fark edin!

    ne zaman görsem en yakınımdakilere çemkiriyorum, diğerlerine de sövmeye devam edeceğim, belki telepati sayesinde zihnimin onlara yoğunlaşıp kendileri hakkında iyi bir şeyler düşünmediğini hissederler. uyardığında bile yüzüne bön bön bakıyor çoğusu.

    bir de denize çöp atmak var ki işte o gerçekten çok daha sinir bozucu.

    bu dünya bizim !
  7. öküzlüktür. bir de bu öküzlüğü yapan insanlar "ben yere atmıyorum ki, havaya atıyorum. kendi düşüyor!" diye espri yaparlar ya, gel de öldürme şimdi bunu...