1 mayıs 2008'in akıllarda kalacak görüntülerinden biri. bugün üzerimize "allah allah" nidalarıyla saldıran yunusları, sivil polisleri, çevik kuvveti gördükten sonra pek normal geldi bana.
eskiden savaşlarda yaşananlara bakar, milletimizle övünürdük. "düşmanına bile kötü davranamayacak kadar mükemmel" insanlar barındırırdık. hatta halen övünürüz yüce atatürk'ün anzak askerleri için yaptığı konuşmayla. çünkü güçsüzün yanında olmayı bilirdik.
peki ya şimdi? şimdi bir düşman ülkeyi işgal etsek? aynı güvenlik güçleriyle? eskisi gibi olurmu? kendi vatandaşının suratına tekme atan polis düşmanının suratına sıçmazmı?
polis olabilmek için gereken yeterliliklerin derhal gözden geçirilmesini gerektiren ve insanlık onurunu hiçe sayan bir olaydır. çünkü bu fiili gerçekleştiren kişinin ruh hali düşündürücüdür yani bu kızın suratına tekme atmaktan çekinmeyen bir kişinin belinde silah taşıması toplum için sonderece tehlikelidir zira bir genç kızın suratına acımasızca tekme atarak bu kızın yüzünde ve zihninde oluştura bileceği tahribat ve izleri hesaba katmayan bir ruh hali silanı kulamaktada oluşa bilecek tehlikeyi hesaba katmaz. ayrıca bu ülkedeki tüm polislere yetkililerce görevlerinin asayişi sağlamak olduğu ama yargılama yapıp ceza verme yetkisinin hakimlerde olduğu derhal hatırlatılmalıdır.
öyle sanıyorum ki polislere verilen yetkiler ve kanunlar bizim haberimiz olmadan değişti! içişleri bakanlığı baktı ki artık başa çıkılacak gibi değil, sınırsız yetki ve kontrolsüz güç kullanabilmelerine ilişkin yasa filan çıkardı galiba. çocukların kolunu kırmalar, hastaneye gaz bombası atmalar ve şimdi de yerdeki kızın suratına atılan tekme. polisin görevi asayişi sağlamaktır ve vatandaşı korumaktır öyle değil mi? bizim bildiğimiz polis öyledir elbet. peki o zaman bu üniformanın içindeki insancıklar kimler??
son derece münferit bir polistir. linkteki fotoğrafa baktığımızda ne kadar münferit olduğu o mesafeden bile açıkça belli oluyor. güneşi balçıkla sıvamaya çalışmanın anlamı yok. bununla birlikte, yapmamış olma ihtimali üzerinde de duruyorum. bakalım bulacağız bir şeyler.
aslında 1 mayıs polis tatbikatı tadında geçtiği için, polis tekme bilgisini denemektedir. formundaymış. hürriyet'in "bulun bu polisi" diye haber yapması ayrı bir dumur örneğidir. ne oldu, binandan içeri gaz bombası mı girdi sayın hürriyet?
o tekmenin ardından, yerdeki aynı kadına başka bir polis de copuyla vurmuştur. nasıl bir insanlıktır, nasıl bir eğitimden geçmiştir bu insan anlayabilmiş değilim.
görüntülere dikkat etmeyenlerin önyargıları sonucu değerlendiremedikleri hadise.
1) yerdeki kadın anayasaya açıkça tehdit oluşturuyordu.
2) yerdeki kadın açıkça polise karşı güç kullanıyordu.
3) polis kadının polise karşı kullandığı güçten daha fazlasını kullanmamıştır.
4) polisin görevi türk halkını korumaktır
5) bugün 500'den fazla gözaltı varken polisler üstün hizmet madalyasını haketmiştir.
açıkça amirlerinden " sizin sabahtan beri ayakta durmanızın tek sebebi bunlar. saldırın." diye emir alan polisten de ancak bu kadar kalleşçe bir müdahale beklerdim açıkçası. bu polis de geçen seneki gibi bulunup ödüllendirilecektir. ödülü kim ödeyecek dersiniz? evet doğru yanıt tekmeyi yiyen kadının vergileri tekmeyi atan polise gidecektir.
turk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekcisidir. bunlarin lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve devrimleri benimsemiştir. bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adliyesi vardır demeyecektir.
kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, ismet pasa ya,meclis etelgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını , kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, "ben inanc ve kanaatimin icabini yaptim mudahale ve hareketimde hakliyim eger buraya haksiz gelmissem bu haksizligi meydana getiren sebep ve amilleri duzeltmek de benim vazifemdir!" işte benim anladiğim türk gencive türk gençliği!"
süper bi adamdır. türk erkeğinin gururudur. korkusuzdur. o kadar erkektir ki kodum mu oturtur. şanlı tarihimize yepyeni bir zafer kazandırmıştır. türkiye'de onunla gurur duyan milyonlar var. milyon tane erkek. hepsi birbirinden erkeksi, hepsi birbirinden cesur, kahraman, vatan için kendilerini siper etmeye hazır.
malesef bu olay sadece psikopat bir polisin psikopatlığı değil, millet olarak içine düştüğümüz şiddet ve linç batağının bir tezahürüdür.
not: şu görüntüden sonra emniyet teşkilatının imajını düşünen zihniyete sokayım.
köpeklerden çok korkup el kadar finolardan korkan, kaçan yurdumun yiğit delikanlılarının söylediği bir atasözümüz vardır: "götü yere yakın olandan korkacaksın." olaya bu atasözümüz ekseninden baktığımızda olayın gerçek yüzü ortaya çıkmaktadır. ayakları üzerinde zararsız ve gariban bir masum olan bu kadın yere düşünce, göt üstü oturunca - bakın buraya dikkat! - bir anda değişmiştir. "götü yere yakın" olmuştur. işte bu haliyle türkiye cumhuriyeti devleti'ne, türkiye ulusuna, çevredeki 70 milyon insana, polis teşkilatına, bahsi geçen polis memurunun yedi ceddine ve elbette yarınlarımıza karı büyük bir tehlike oluşturmuştur. çeşitli zombi filmlerinden gördüğümüz öğrendiğimiz gibi kafaya çalışmak kötülükleri yok eder.
polis memuru burada doğru olanı yapmış ve kafaya tekmeyi çakmıştır. istanbul, türkiye, 70 milyon insan ve elbette ki yarınlarımız; bu kahraman polis tarafından kurtarılmıştır.
şüphesiz mütevazi bir kahramandır bu. "evet, benim. ben çaktım tekmeyi. nasıl kodum ama?" demeyecektir. dikkatinizi çekiyorum: kıptinin merdinin yiğitlerini anlatırken hırsızlıklarını anlatması gibi bir durumdan çekince değil. tamamen tevazu.
bu cesur, yiğit, dürüst, temiz kalpli, insancıl, kahraman ve başarılı polis nezdinde tüm istanbul polis teşkilatına bir alkış az mı be? geceleri huzurla uyuyacaz sayelerinde.