istanbul boğazının bebek ve arnavutköyle birlikte en güzel semtlerindendir.diğer boğaz semtlerinden farklı olarak sahilyolu çok geniş,ferah,yürünesidir.biraz daha ilerleyip kalender tarafına giderseniz boğazın en güzel noktalarından birine gelisiniz,manzara seyretmek için idealdir.
insana huzur veren yollara ve mimariye sahip semtimiz. yolboyunca, birçok güzel mekana evsahipliği yapmaktadır.
bunlardan bazıları,
vaga bondos:pizzaları ve makarnaları güzeldir
paul : yemekleri fena deildir
cafe circle: kesinlikle tavsiye ederim.
ayrıca buralarda strabucks gençliğini görme ihtimali az olduğundan, iştah kesilmesi olmamaktadır....
o uzun sahilde saatlerce oturup denizi izlemek.. arkada rahatlatan bir müzik.. her şey mükemmel ve hayat o anlarda güzel, o anlarda anlamlı, o anlarda fevkaladenin fevkinde.(bkz: lady darbanville)
istanbul'un eşsiz manzaraya sahip semti. diğer semtlere rağmen yıllar geçmesine rağmen güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen sadece haftasonları nufusu oldukca artan semttir
bugün çocuklarımı götürdüğüm semttir. bu son kriz bana teğet geçtiğinden para bok gibi. her hafta istanbul'un yeni bir köşesini, insan eli değmemiş yeni bir sahilini keşfediyoruz. baktım ki çocuklar evde sıkılıyorlar ''come on veletler ne duruyoruz, para bok gibi evde oturuyoruz'' diyerek, memleketin anasını siken ama bizim eve teğet geçen krizin ''teğet geçmesini'' kutlamak amacıyla aldık mayolarımızı gittik yeniköy sahiline ve yeniköy sahilinde denize girmeye başladık.
aradan 10-15 dakika geçti geçmedi, benim çocuklar koşarak geldiler ''deniz gözlüğü, deniz gözlüğü!'' diye bağırıp duruyorlar. ''what happened kids? az rahat bırakında ananızı alıp getirdiğim şu nadide sahilde teğet'i kutlayalım, buz gibi biralarımızı yudumlayalım'' dedim. ama benim çocuklar ''dur-sus-yok'' bilmezler. tutturdular ''illâ deniz gözlüğü isteriz!'' diye. ''neden''? diye soruyorum ''illâ alacaksın'' diyorlar.
peki dedim gittik, idari takipteki kredi kartımla aldık.
bu deniz gözlüğü meselesine birkaç dakika taksam da sonra boşverdim çünkü sıkı bir takip,izleme ve analiz ile bu olayın içyüzünü öğrendim. meğer benim veletler denizden sürekli bozuk para çıkarıyorlarmış sonra da gidip dondurma alıyorlarmış. mütemadiyen ellerinde dondurma! biri bitiyor 10 dakika sonra yine dondurma! ilk anlarda ''lan bunun kaynağı nereden geliyor'' diye kendi kendime sorsam da, durumu idrak ettikten sonra, analarını da alıp gittiğim bu nadide sahilde ''boşver ya bana ne en fazla teğet geçer a.q.'' diyerek soğuk biramı yudumluyorum. bu sırada veletler durmadan denize dalıp çıkıyorlar, dalıp çıkıyorlar. bazen de denizin altında epey kalıyorlar çünkü gözlükle birlikte şnorkel de aldım.
veletlerin denizden bozuk para bulduklarını gözlemleyerek öğrendim. hayır anlamadığım olay; sanki elleriyle koymuş gibi buluyorlar. her dalışta ya 50 kuruş ya 1 tl çıkarıyorlar. sonra da doğru dondurmacıya... biz tam bu olaya gülüşürken ortalık birden karıştı olay yeri inceleme, irdeleme, gözlemleme, şerit çekme ekipleri geldi. herkesi denizden çıkardılar.
ben soğuk biramı yudumlayarak olayları izlediğimden meraklandım ve çocuklara dedim ki ''hahaha what happened in there kids''?
çocuklar ''bizim paraları almaya geldiler bizi de denizden çıkardılar'' diye ağlamaya başladılar.
''bu fırsattan istifade ben de sizinle bir hususu konuşmak istiyordum'' dedim. ''siz nasıl her dalışta para çıkarıyorsunuz? nasıl beceriyorsunuz kızım bu işi''? diye sordum
''hahaha keramet gözlükte'' dediler.
elleriyle koymuş gibi, elleriyle koymuş gibi buluyor veletler.
''bugün bu olayı yaşadım ya artık ölmem hahaha'' diye gülüşerek hep beraber eve döndük. sonra internete girdiğimde şöyle haber sitelerini bir gezeyim dedim, derken mal gibi kalakaldım.
dedim ki kendi kendime ''vay amına kodumun dünyası yeniköy sahilinde bok işin mi var?'' yeniköy ''açıklarında'' denize girsene it! sonra aldım iki çocuğu da gebertene kadar dövdüm ''ne bokuma kıyıda debeleniyorsunuz lan veletler az daha açıklara gitseydiniz ya''! diye, diye,diye gebertene kadar dövdüm...