serdar turgut'un akşam gazetesindeki 11 temmuz 2008 tarihli yazısı. başlıkla ilgili bölümü aşağıda alıntılanmıştır.
düzgün türkçeyle konuşulması beklentimiz zaten kalmamıştı. insanlar benim deforme olmuş nişantaşı lehçesi olarak tanımladığım tuhaf bir türkçeyle anlaşmaya çalışıyorlar. bu yeni lisan bazı alışık olduğumuz kelimelerin vurgulamalarının yanlış harflerde yapılmasından kelimelerin çekilip uzatılmasından ibaret. bu lisanla konuşan kadınların her birisi rutin yaşamlarında sabah şovunu yapan seda sayan gibi konuşuyor.
bu yeni lisan, özellikle gençler arasında çok popüler. bu benim için hayli problem yaratıyor çünkü genç kuşağın dediklerinin yüzde 70’ini katiyen anlamıyorum. asistanım müzeyyen hanım bu yeni lisanın uzmanı, onu rana anlıyor. bazen asistanım ile komünikasyonu rana aracılığıyla kurabiliyorum. keşfettiğim bir çözüm yolu var. bu, iş verimimizin düşmemesini sağlıyor. bir gün fark ettim ki müzeyyen hanım yeni lisan ile bana anlatmaya çalıştığı konuyu ingilizce olarak anlattığı zaman rana’nın yardımını almadan dediğini anlayabiliyorum. o günden bu yana o bana kritik bir konuyu aktaracağı zaman veya kurmayı planladığı cümlede problem yaratabilecek kelimelerin fazla olduğunu düşündüğü zaman bana ingilizce konuşuyor, oluyor bitiyor. genç kuşak ile bizim kuşak arasında iletişim kopukluğunu ortadan kaldırmamızın yolu da bu olabilir. herkes direkt ingilizce konuşsun diyorum ben. bunun türkiye’de bir sorun yaratacağını da düşünmüyorum çünkü malum kundura dükkanının adının coondra diye yazılabildiği bir ülkedeyiz biz. deforme olmuş nişantaşı lehçesinden tamamen vazgeçip ingilizce’ye geçmemiz makul olur kanısındayım.
(camel, 11.07.2008 13:10)