yeni dünya tasavvurunda olmazsa olmaz unsur yeni insan modelidir. yeni dünyada hükümetler, halklar ve bireyler öncelikle diğergâm olmayı öğrenmeliler. zira insanlık tarihi boyunca savaşların, anlaşmazlıkların çoğu ego şişkinliğinden mustarip yalnızca kendi çıkarlarına odaklanan ülkeler ve liderler yüzünden çıkmıştır. yeni dünyada halklara hükmeden bir avuç mutlu azınlığın çıkarları değil; bütün insanlığın ortak çıkarları ön planda olmalıdır. ortak çıkar derken bütün dünya halklarının asgari müşterekler üzerinden belirledikleri ortak bir politikadan söz etmiyoruz. bu teknik olarak zaten mümkün değil. bununla birlikte ülkelerin birbirlerinin – meşru sınırlar içinde olduğu sürece – çıkarlarına saygı göstermeleri; askeri ve siyasi çatışmalardan kaçınmaları da son tahlilde insanlığın ortak çıkarları kapsamındadır. bu bağlamda ülke yönetimlerine gelişmiş bir demokratik anlayışın hakim olması çok önemlidir. ancak günümüzde demokrasiyi illegal işgallerini meşru bir zemine oturtmak için istismar etmekten çekinmeyen bir a.b.d fenomeni var. dünya yeni düzende bu sorunu aşmalıdır. işgal demokrasinin mantığına aykırıdır. bir başka ülkeye demokrasi getirmenin bir yolunun olup olmadığı tartışılır ama eğer varsa bu kesinlikle işgal değildir. eskilerin deyişiyle ‘kem âletle kemâlât olmaz.’ demokrasinin temel dinamikleriyle bağdaşmayan bir yöntemle bir başka ülkeye demokrasi getirme fantezisinin ne kadar trajik sonuçlara neden olduğu ortadadır. gerçi a.b.d’ nin gerçek amacının ne olduğu konusu da yine eskilerin deyimiyle bahs-i âhardır.