belki ilginizi çeker
  1. · geceler kısa dört nala sevişmek lazım
gündem
  1. · çok istenip de olunamayan meslekler
  2. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  3. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  4. · okan bayülgen
  5. · bir kadının bilmesi gerekenler
  6. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  7. · zongul ducks
  8. · sidetalkin
  9. · sasha

yeni bir insan ve dünya tasavvuru  

  1. ihtiyar dünyamızın kaçınılmaz bir değişimin eşiğinde olduğu şu tuhaf çağda sözkonusu değişimin nirengi noktasını oluşturması gereken olgu. yeni insan ve dünya tasavvuru bağlamında bir yenilenme yahut değişim/dönüşüm sırf nesnelerin dönüştürülmesini baz alan teknoloji eksenli bir modernite hareketi değil; nesnelerle insanlar ve insanlarla insanlar arasındaki ilişkinin yeniden yorumlanmasını esas alan bir medeniyet projesi olmalıdır. bu münasebeti tayin ve tanzim edecek olan taraf insandır. bu nedenle yeni dünya düzenini hedef alan bir dönüşüm için öncelikle dünyevi ve uhrevi bütün mükevvenatın nirengi noktası olan insan üzerine odaklanmak gerekir. yeni insan modeli ve dünya düzeninin hangi değer yargıları muvacehesinde tesis edilmesi gerektiği belirlenmeli ve asırlardır toplum mühendislerinin zihnini meşgul eden ‘evet değişmeli, gelişmeliyiz ama neye göre ve nasıl?’ sorusunun cevabı bulunmalıdır. bizi yeni dünya düzenine ulaştıracak olan yeni bir insan modelidir. başka bir deyişle yeni bir dünya düzeninden söz edebilmenin ön şartı yeni bir insan modeline sahip olmaktır. yeni bir insan demek hayatı farklı açılardan yakalamayı başarabilen yeni bir yaşam telakkisi demektir. ancak bu telakki soysuz bir hezeyana kapılmakla değil; bilakis tarihsel sürekliliğe sahip; köken itibariyle sağlam bir düşünce sistemine dayanan; mâmafih moderniteyi de ıskalamamış bir tahassüs edinmekle mümkündür.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 08:55)
  2. toplumların ve devletlerin tüm katmanlarında kıyasıya tartışılması ve derinliğine analiz edilmesi gereken mefhum...
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:01)
  3. yeni dünya eski dünyaya duyulan tepkinin bir yansıması olmamalıdır. kültürel süreklilik içinde bir yenilenme en ideal olanıdır. kolektif hafızamızı kaybetmeden hatta ondan beslenerek gerçekleştirilen bir dönüşüm daha kalıcı olacaktır. tarih hiç durmaksızın akıp giden coşkun bir ırmak gibi süreklilik arz eder. bu ırmağın üzerine barajlar inşa edilmek yoluyla ondan istifade edilebilir. ama ırmağın akışı asla durmaz, devam eder. ferdi ve içtimai tekamül için elzem olan husus, devamlılığı kesintiye uğratmadan mevcut birikim üzerine yeni şeyler inşa etmektir. zaten dünyada bütünüyle yeni olan bir şey yoktur. sadece eskinin değişik formlarda yeniden sunumu vardır. bu nedenle yeniyi malzemenin niteliğinde değil belki sunumunda aramak gerekir. yeni bir insan ve dünya için ihtiyaç duyulan maddi ve manevi birikime sahibiz. yapılması gereken bu birikimden hareketle gerçekçi ve ahlaki bir yaşam algısı geliştirmek ve bu algının bizi yönelttiği istikamette nihai hedefe doğru yol almaktır.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:01)
  4. yeni dünyanın yeni insan modeli bazı vazgeçilmez insani değerleri içselleştirmek zorundadır. bu yeni düzende hümanizm yani insan sevgisi ve saygısı; etik değerler esas olmalıdır. bugünün dünyasında yaşanan büyük sorunlar hümanizm ve etik değerler bağlamındaki yetersizliğimizden ileri gelmektedir. yeni dünyada hümanizma bütün boyutlarıyla hakim olmalıdır. uluslararası siyaset tamamen insan odaklı olarak yeniden yapılanmalıdır. insanoğlunun yaşam standardının ve refah düzeyinin yükselmesi, huzur içinde yaşaması bütün politikaların en önemli önceliği olmalıdır. insan bir düşünürün buyurduğu gibi yalnızca ‘politik bir hayvan’ değil fakat aynı zamanda ‘ruhu olan bir hayvan’dır. ve kaliteli bir yaşam için gereken en önemli şeylerden birisi de ruhsal bütünlük yani insanın iç dünyasındaki âhenktir. moral değerlerden yoksun; tabiat ve maddenin insanoğluna sunduğu değişik varyasyonlarla sınırlı bir hayat, hayvanların içgüdüsel yaşamlarından ne denli farklı olabilir? bu nedenle yeni dünya tasavvurunu sırf olağanüstü bir hızla gelişen teknik olanakların seyrine endekslemek insanoğlunu içgüdüleriyle hareket eden mekanik hayvanlar mesabesine indirgemekle eşdeğerdir. bu da yaratılanların en şereflisi unvanına sahip insana yapılmış bir haksızlıktır.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:03)
  5. siyaseten de tahlil edilmesi gereken bir konudur.
    insanoğlu özellikle 20. asrın ikinci yarısında edindiği elim tecrübelerden sonra amerikan modeli dünya düzeninin meşruiyetini ciddi biçimde sorgular hale gelmiştir. belki de bunca yaşanan olumsuzluklardan sonra yeni dünya için amerika’nın önderliği reddedilmelidir. özgürlükler ülkesi olarak lanse edilen amerika birleşik devletleri aslında -ironik biçimde- çok ciddi tabulara sahip bir ülkedir. bundan yarım asır önceki uluslararası ilişkiler çizgisi, kültür politikası, dünya telakkisi neyse bugün de aşağı yukarı aynıdır. amerikan modelinin hakim olduğu bir 21.yy’ın düz mantıkla 20.yy’ dan çok da farklı olamayacağı açıktır. küresel felaketlere, çevre sorunlarına, gelir dağılımındaki giderek belirginleşen adaletsizliklere, kitlesel cinayetlere, savaşlara, özellikle koca bir kıtayı hayatla ölüm arasında gel-gitlere mahkum eden yoksulluğa, medeniyetler arası gerilimlere, haksız işgallere, işkencelere, diktatörlerin ağır zulmüne, insanoğlunun asırlardır kanını emen illegal örgütlerin gayr-ı meşru işlerine velhasıl bütün dünya halklarını etkileyen her türlü olumsuzluğa gerçekçi çözümler getirecek yeni bir yapılanma şarttır. ve bu yapılanma o denli güçlü ve hümanist olmalı ki yer küre üzerindeki herhangi bir yeri fütursuzca işgal etmek hakkını kendinde bulan a.b.d ya tavrını değiştirmeli ya da bu denklemin dışında kalmalıdır.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:05)
  6. evet yeni dünya düzeninin insan odaklı olması gerekir ama bu yaşlı kürenin diğer sahiplerini dışlamayı gerektirmez. çünkü insana saygı özünde bütün mahlukata saygı demektir. bir canlının neslinin tükenmesine neden olmak aslında insan yaşamından bir şeyleri eksiltmektir. insanı öncelemek insanın dünyadaki varlığını daha da anlamlı kılan diğer canlıların varlığına da önem vermeyi gerektirir. insanın kainatın merkezi olduğu düşüncesi orta çağ’dan sonra büyük kabul görmüş ve bütün aydınlanma hareketleri, devrimler bu tezden yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. ancak insanı kainattaki muhteşem ahengi tehlikeye atacak şekilde yüceltmeye çalışmak son tahlilde insana yapılan bir haksızlıktır. özellikle son iki yüzyılda görünürde insanoğlunun yaşam standardını yükseltmeyi amaçlayan bir çok teknolojik gelişme insan sağlığına, sosyal yaşama ve ekolojik dengeye zarar vermiştir. bu nedenle yeni dünya tasarlanırken insanoğlu doğrudan ya da dolaylı ilgili olduğu ekolojik ortamla bir bütün olarak algılanmalı ve fayda-zarar analizi yapılarak yeniden yapılanmaya gidilmelidir.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:06)
  7. yeni dünya tasavvurunda olmazsa olmaz unsur yeni insan modelidir. yeni dünyada hükümetler, halklar ve bireyler öncelikle diğergâm olmayı öğrenmeliler. zira insanlık tarihi boyunca savaşların, anlaşmazlıkların çoğu ego şişkinliğinden mustarip yalnızca kendi çıkarlarına odaklanan ülkeler ve liderler yüzünden çıkmıştır. yeni dünyada halklara hükmeden bir avuç mutlu azınlığın çıkarları değil; bütün insanlığın ortak çıkarları ön planda olmalıdır. ortak çıkar derken bütün dünya halklarının asgari müşterekler üzerinden belirledikleri ortak bir politikadan söz etmiyoruz. bu teknik olarak zaten mümkün değil. bununla birlikte ülkelerin birbirlerinin – meşru sınırlar içinde olduğu sürece – çıkarlarına saygı göstermeleri; askeri ve siyasi çatışmalardan kaçınmaları da son tahlilde insanlığın ortak çıkarları kapsamındadır. bu bağlamda ülke yönetimlerine gelişmiş bir demokratik anlayışın hakim olması çok önemlidir. ancak günümüzde demokrasiyi illegal işgallerini meşru bir zemine oturtmak için istismar etmekten çekinmeyen bir a.b.d fenomeni var. dünya yeni düzende bu sorunu aşmalıdır. işgal demokrasinin mantığına aykırıdır. bir başka ülkeye demokrasi getirmenin bir yolunun olup olmadığı tartışılır ama eğer varsa bu kesinlikle işgal değildir. eskilerin deyişiyle ‘kem âletle kemâlât olmaz.’ demokrasinin temel dinamikleriyle bağdaşmayan bir yöntemle bir başka ülkeye demokrasi getirme fantezisinin ne kadar trajik sonuçlara neden olduğu ortadadır. gerçi a.b.d’ nin gerçek amacının ne olduğu konusu da yine eskilerin deyimiyle bahs-i âhardır.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:07)
  8. yeni dünya tasavvuru ütopik bir hayal peşinde koşmak mıdır? asla gerçekleşmeyecek bir ideal midir? aslında bir bakıma öyledir. özelde birey genelde bütün insanlık olarak o kadar çok kemikleşmiş, kangren haline gelmiş sorunumuz var ki bütün bunların üstesinden gelmek devrim niteliğinde bir değişimi gerekli kılmaktadır. bu ise teorik olarak olanaklı olsa da icraat söz konusu olduğunda tahmin ettiğimizden çok daha zordur. değişim öncelikle rutinlerimizi, alışkanlıklarımızı değiştirmemizi gerektirir. oysa insanoğlundan alışkanlıklarından vazgeçmesini istemek ondan bir bakıma karakterini, yaşam biçimini değiştirmesini beklemektir. hayatımızdaki olumsuzluklardan bütünüyle vazgeçemiyorsak bile en azından kitlesel dönüşüm hareketi etrafında oluşacak sinerji halesinden nasibimizi almamızı engelleyen zafiyetlerimizi gidermemiz gerekir. alışkanlıklarımızla dünya görüşümüz ve hayat telakkimiz arasında organik bir bağın olması da yine insanoğluna özgü bir durumdur. bu nedenle yaşam biçimimizdeki küçük bir dönüşüm bile zihnimizde bazı taşların yerinden oynamasını gerektirecektir. insanoğlunun, peyami safa’nın simeranya’sına benzeyen; bir yönüyle ütopik ama ulaşılabilir olması bakımından gerçek bir dünyaya sahip olabilmesi için öncelikle fert bazında zihinsel dönüşümünü tamamlaması elzemdir.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:31)
  9. yeni dünya konseptine ulaşabilmek için gerekli olan değişim tepeden inme talimatlarla değil; kişisel ve toplumsal dinamiklerin harekete geçirilmesiyle yani sivil toplum etkileşimiyle sağlanabilir. toplumsal dönüşüm yukarıdan aşağı değil; aşağıdan yukarı olmalıdır. zaten demokratikleşme denilen şey de biraz budur. insanlık tarihi boyunca yukarıdan dayatılan değişimlerin sonuç vermediği görülmüştür. her toplumda hakları yenen, kendilerine dayatılan statüden memnun olmayan; adalet, eşitlik, özgürlük gibi mefhumlara herkesten daha fazla muhtaç olan gruplar vardır. toplumsal değişimin nirengi noktası bu gruplar olmalıdır. ilginçtir haksızlığa uğradıklarını ve mevcut yapıdan hoşnutsuzluklarını dile getiren bu gruplar çoğunlukla birbirleriyle sürtüşme halindedirler. sürekli diğerlerini suçlamak yoluyla davalarının meşruiyetini ve haklılığını kanıtlamaya çalışırlar. her ne kadar dünya görüşleri itibariyle birbirlerinden fersah fersah uzak olsalar da bu gruplar ‘haksızlığa uğramışlık’ olarak niteleyebileceğimiz ortak paydaları üzerinden birbirleriyle iletişim kurabilirler ve böylelikle aralarında ortak bir dil geliştirerek mevcut yapıyla mücadelelerini aynı zeminde sürdürebilirler. bu yeni konseptle aralarında ideolojik uçurumlar olan gruplar aşırılıklarını törpüleyecek, diğergâm olabilecekler ve başka grupların da kendileri gibi hak arayışı içinde olmalarını anlayışla karşılayabilecekler ve sistemi demokratikleşme yolunda beraberce dönüştürebilmek için gerekli olan güç birliğine ve ortak stratejiye sahip olabileceklerdir.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:39)
  10. yeni dünya kendisinden farklı olana saygı duyabilen, diğerini yok saymadan beraber yaşamanın gerekliliğine inanan insanların yaşadığı bir dünya olmalıdır. farklılaşma bir tehdit olarak değil bilakis zenginlik olarak düşünülmelidir. istesek de istemesek de globalizm denen olgu yaşlı gezegenimizin kaçınılmaz hakikati olmaya devam edecektir. bu mefhuma bütünüyle karşı çıkmaktansa yerel kültürünün renklerini üzerinde taşıyan bir dünya insanı modeli üzerinde durmakta yarar vardır. özellikle 20.yy ’ın ikinci yarısında bazı uluslararası siyasi teşekküllerle ve kitle iletişim araçlarındaki olağanüstü gelişmelerle ivme kazanan küreselleşmeye ve bu doğrultuda gerçekleşmesi kaçınılmaz olan yeni dünya düzenine her toplum kendi mahalli kültürünün dinamiklerinden vazgeçmeden adapte olmanın bir yolunu bulmalıdır. aslında uluslar arası ilişkilerden bütünüyle kopuk kendi kabuğuna çekilmiş bir ulus-devlet modelinin hakim olduğu bir dünya yerine küreselleşmenin argümanlarını taşıyan yeni bir yapılanmada, devletler arasındaki var olduğunu bildiğimiz ancak çok fazla günışığına çıkmayan denetim mekanizması daha güçlü işleyecektir. her ülkenin bir şekilde uluslararası politikaya iştirak ettiği bu yeni sistemde belki de a.b.d gibi ülkelerin dünya jandarmalığına soyunmasına da gerek kalmayacaktır. ulaşılması gereken nihai hedef uluslararası hukuka riayet eden, farklılıklara saygı duyabilen ve dünya barışına katkıda bulunmayı bir görev addeden yönetimlerce idare edilen halkların bir arada yaşadığı bir dünya düzenidir.
    (geceler kısa dört nala sevişmek lazım, 28.03.2007 09:40)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil