yeni başlayanlar için tıp fakültesi, öss'ye girip de tıp fakültesi yazmayı düşünen bütün gençlerimizin okuması gereken fevkalade bir eserdir bana göre.
@800269 nolu giriyi yazdığımda 3. sınıf öğrencisiydim, aradan koca 3 yıl geçmiş.. şu anda ne yazacağım konusunda pek bir fikrim yok ama o girinin hayli eksik olduğunu, gerçekten belirtildiği gibi "beginner" seviyesinde olduğunu biliyorum. o yüzden söz konusu girinin üzerine 3 yılımı daha harcadığım bu fakülte adına doğaçlama olarak birkaç şey daha belirtmek istiyorum. madem doğaçlama, alın size sınıf sınıf böl parçala sindir mantığıyla işlenmiş olarak "yeni başlayanlar için tıp fakültesi":
(başnot: söz konusu sınıflandırma kendi okuduğum fakülteye göre esas alındı. yani herhangi bir sınıftaki herhangi bir dersten söz ederken "iyi de o ders 2. sınıfta değil ki?" demeyiniz, sizin -müstakbel- fakültenizde hangi sınıfta ise oraya göre biçimlendiriniz)
1. sınıf:
- tıp fakültesine hoş geldiniz. eminim kendinizi öte zeki ve hastalıklı derecede çalışkan hissediyor, hatta "bu zafer benim hayatımı özetliyor haha!" şeklinde düşünüyorsunuz. kısmen haklısınız. bu bir zaferdir doğru ancak hayatınızın özeti olacak kadar büyük bir zafer değil. bunu not edin. yok eğer "daha ne başaracam lan?" diyorsanız tus hakkında bilgi sahibi olmanızı öneririm: (bkz:
tus).
- 1. sınıf tıp fakültesindeki diğer sınıflara nazaran oldukça rahat geçen, sınavları stres yaratmayan, sigaraya meyilli kişileri henüz tiryakileştirmeyen çiçek gibi bir sınıftır. bu sınıfın en zor dersi olan biyokimya, salt ezbere dayalı gibi görünse de aslında çalışması oldukça zevkli, tus haricinde tıp hayatınızın herhangi bir döneminde hatırlamanıza da gerek olmayan, yani "bu kısmı öğrenemedim kötü doktor olucam :(" demenizi gerektirmeyen bir ders. bu ne demek? biyokimya çalışırken sınavınızı geçecek kadar öğrenmeniz yeterli demek. "tus'ta lazımmış ama?" demeyin çünkü sınıfta kalmadan geçseniz bile sizin için en yakın tus 6 sene sonra. ve aradaki sınıflarda -örneğin dahiliyeyle uğraşırken- açıp biyokimya tekrarı yapmayacağınız için, biyokimyayı sınavınızı geçirecek kadar öğrenmeniz yeterlidir.
- bazı fakültelerde 1. sınıfta anatomi varmış. anatomi zordur evet. ama sizin fakültenizde anatomi varsa bile korkmanıza gerek yok çünkü 1. sınıf anatomisi olsa olsa kemiktir. yani öğreneceğiniz tek şey kemikler. pratik sınavının ne kadar rahat olacağını düşünsenize..
- 1. sınıfta bütünlemeye kalmamaya özen gösterin çünkü böylesi rahat bir sınıfta bütünlemeye kalmak demek, belki de tıp hayatınız boyunca geçirebileceğiniz en rahat yaz tatilini piç etmek demektir. o yüzden yıl içinde derslerinize düzenli çalışıp, sınavlarınızı zamanında geçmeniz, yıl sonunda tarifi imkansız hazlar yaşamanıza sebep olacaktır.
2. sınıf:
- tıp fakültesine alışma evresini (1. sınıf) başarıyla bitirdiniz. şimdi tıp fakültesine ısınma evresi başlıyor. bu sınıfta karşınıza anatomi adlı ders dikilecek ve sizden bütün insan vücudunu saçından tırnağına kadar ezberlemeniz istenecek. ama korkmayın. çünkü ben o yollardan geçtim ve ezberim o kadar kötüdür ki anlatamam. peki bu kötü ezberle nasıl başardım? şöyle ki, "ezber" şişirilmiş balon bir laftır (ahaha). gerçekten öyle. sizden imam olmanız beklenmiyor. herkesin belli bir iq'su vardır ve ona göre çalışmalıdır. örneğin bir konuyu sen 3 kere okuyunca anlarsın/ezberlersin, ben 5 kere okuyunca anlarım/ezberlerim, ötekisi 15 kere okuyunca.. bu ne demek? kendinize ait bir stil geliştirin, bir çalışma stiliniz olsun. bunu 1. sınıftaki derslerinizi nasıl geçtiğinizi göz önünde bulundurarak başarabilirsiniz kanımca. misal kodlama, fotografik hafıza, küçük notlar, karalama usülü çalışma, düzenli not tutma versaire gibi çok çeşitli çalışma şekilleri vardır. hangisinin size en uygun olduğunu ancak siz bilebilirsiniz.
- 2. sınıf sizi ürkütmesin. o kadar adam tek bir sınavdan bile kalmadan geçebiliyorsa bu sınıfı, sizin neyiniz eksik? ben söyleyeyim, sizin bir şeyiniz eksik değil hatta fazlanız var. şu bar pavyon merakınızdaki fazlalıktan bahsediyorum. evet bu işlere biraz dur demenin vakti geldi. anatomi günlük olmasa da en azından haftalık tekrar gerektiren ciddi bir derstir. ve her gece alemlere akan bardan bara sürten "binlerce dansöz"ün yareni olmuş bir tıbbiyeli elbette düzenli olarak ders çalışamaz.
- 2. sınıftan itibaren sınavlardan kalmanın en büyük sebebi kendine olan aşırı güvendir. bunu kendimden biliyorum. "nası olsa geçeriz yau" dersiniz ancak emin olun "nası olsa" olmuyor işte. bakın ben 4 ay kaybettim. çok da zekiyimdir.. demek ki bu iş zekayla bitmiyor. ben ne zekiler gördüm 2. sınıfın sonunda elveda dediler tıp fakültesine. bu iş zekayla değil, çalışmayla olur. oturun adam gibi çalışın.
3. sınıf:
- anatomi ve saz arkadaşlarını (fizyoloji, histoloji) geçtiyseniz rahatlayın. gerçekten rahatlayın çünkü insanlık tarihinin belki de en zor derslerinden birini geçtiniz. eğer anatomiyi geçebildiyseniz gerisi kolay. vallahi.
- bu sınıfta sizi farmakoloji, mikrobiyoloji ve patoloji bekliyor. üst sınıflardan duyduğunuz "farma çok zor yeaa" laflarını unutmayın. evet farma zordur ama siz anatomiyi geçtiniz. bu önemli. ben şimdi size başka bir şey söyleyeceğim: mikrobiyoloji. evet, 3. sınıfın anahtar dersi mikrobiyolojidir. bir tıbbiyeli 3. sınıfta mikrobiyolojiyi ne kadar garantiye alırsa, 3. sınıfın final döneminde ve 4-5-6. sınıflarda -inanın- o kadar rahatlayacak demektir. neden? çünkü mikrobiyoloji, farmakolojinin üstüne eklendiği anda devasa bir yüke dönüşür ve eğer siz mikrobiyoloji konusunda yetkinseniz farmakoloji çalışmak sadece bir "ek" olacaktır. ayrıca mikrobiyolojide öğreneceğiniz "hangi mikroba hangi ilaç" konulu dersleri kaçırmamanız, güzel güzel notlar tutmanız, 4-5 ve 6. sınıflarda reçete konusunda sizi oldukça rahatlatacak. hani en azından bakteriyel-viral-fungal enfeksiyonlar arasındaki farkı derinlemesine öğrenin derim.
- farmakoloji açısından sizi biraz zorlu bir serüven bekliyor diyebilirim 3. sınıfta. ama dediğim gibi anatomiyi öyle veya böyle halleden biri, farmayı çok rahat geçecektir bana güvenin.
4. sınıf:
- eğer fakültenizde klinik stajları 3. sınıfta başlıyorsa 4. sınıfa daha rahat başlayacağınız kesin. ama bu stajlar 4. sınıfta başlıyorsa yine üzülmeyin çünkü tıp fakültesinde 4. sınıf olmak demek, resmen level atlamak demektir. çünkü artık "stajyer doktor"sunuz (ve evet, doğrusu "stajyer"dir, stajer değil).
- 4. sınıfta giydiğiniz önlük, anatomi laboratuarında giydiğiniz pejmürde önlüğe benzemez. gidin adam gibi bir önlük alın. giyim kuşamınızla karşınızdaki insana (hasta olur, hoca olur) güven vermelisiniz. "karşımdaki doktor" dedirtmelisiniz.
- bunun istisnası yok, dahiliye 4. sınıftadır abicim. ha yeri gelmişken anatomiyi, farmakolojiyi ve mikrobiyolojiyi nasıl da harika geçmiştiniz değil mi? unutun bunları. o zaferlerin şu anda size bir katkısı yok (tıbbi bilgi açısından elbette var, o ayrı). yani "ben farmayı geçmiş adamım, dahiliye neymiş haha" demeyin, öyle bir patlar ki neye uğradığınızı şaşırırsınız. dahiliye klinik bir bilimdir ve "musculus sartorius bacağa fleksiyon yaptırıyor muydu ya?" gibi basit sorular ve basit cevaplardan ibaret değildir. komplike ve "analitik" düşünebilme yetisi gerektirir dahiliye ("analitik" kelimesini özellikle yazdım, kapak yerini buldu sanırım). yani özetle, anatomide öğrendiğiniz "hangi yapının nerede olduğu", fizyolojide öğrendiğiniz "o yapının normal görevinin ne olduğu", patolojide öğrendiğiniz "o yapı bozulunca ne olduğu", mikrobiyolojide öğrendiğiniz "o yapıyı bu hale getiren ne?" ve en son olarak farmakolojide öğrendiğiniz "ne verirsek düzelir" alt başlıklarını toplayıp adam gibi bir sonuca varmanız gerekiyor dahiliye için. ama bundan da korkmayın çünkü hafızanız sizi şu an için yanıltıyor. hiçbir şeyi hatırlamıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz eminim, ama sınavdayken veya hasta karşısına geçince bülbül gibi şakıyacaksınız bundan da eminim.
- 4. sınıfta sözlü sınavlar bütün haşmetiyle başlar (bazı fakültelerde komite veya anatomi sözlüsü gibi kavramlar var, bunlar başka. zira klinik bilimlerin özel sözlüleri gibisi yoktur sizi temin ederim). tıp fakültesinde sözlü kavramı kendi başına oldukça karmaşık ve yorucu bir süreci temsil eder. o yüzden konumuzu dağıtmamak adına şuraya bakmanızı tavsiye ediyorum (bkz:
tıp fakültesinde sözlü sınava gireceklere öğütler). söz konusu başlıktaki bana ait yazı için (bkz:
@2230780).
5. sınıf:
- 4. sınıfı geçtiyseniz 5. sınıf, 4. sınıfın minyatür versiyonu gibi bir şey olduğu için oldukça rahat edeceksiniz. 5. sınıftaki tek sıkıntı zırt pırt sınava girmektir. buna alıştığınız anda kendinizi tıp fakültesinin en kolay sınıfında hissedeceksiniz emin olun. çünkü siz artık -benim tabirimle, afedersiniz- bir "sözlü orospusu"sunuz. sözlüde hocaya ne söylemek/söylememek gerekir, sözlü ve vizitlerdeki giyim kuşam, hal hareket ve konuşma tarzı nasıl olmalıdır vesaire, bunlar artık size abece kadar basit gelen bilgiler. ve bu bilgileri kullanmanın zamanı geldi.
- 5. sınıf diğer sınıfların aksine reel hayatta karşılaşacağınız durumlar açısından oldukça eğitici bir sınıftır. küçük stajlar dediğimiz sürüsüne bereket klinik bilimi bu sınıfta alacaksınız ve o küçük stajlar, bir pratisyen hekim olarak size gelecek hastaların büyük bir kesimini oluşturacak. yani bir kbb'yi, bir dermatolojiyi, bir acili adam gibi öğrenmeden geçmeyin derim. onun haricinde amerikanların dediği gibi "piece of cake".
6. sınıf:
- 5(+) sene boyunca hayalini kurduğunuz 6. sınıfa hoşgeldiniz. evet, daha ilk günden farkedebileceğiniz gibi hiç de matah bir şey değilmiş sanırım, ha? 6. sınıfı size bir cümle ile özetlemek istersem o cümle şöyle bir şey olurdu sanırım: "maaşsız çalışan personel". evet, 4. ve 5. sınıftaki havanızı bir kenara bırakıp artık intern doktorluğun o cefakar yollarında dolaşmanızın vakti geldi. adınız intern "doktor" ama size doktor gözüyle bakan tek güruh hasta güruhudur, ki eğer poliklinikteyseniz.
- internlüğünüz boyunca -aslen- yapmanız gereken şey pratik anlamda kendinizi geliştirmeniz, mezun olunca karşılaşmanızın olası olduğu durumlarla nasıl başa çıkmanız gerektiğini öğrenmeniz falan filan. ama kazın ayağı öyle değil ne yazık ki.. çünkü hesapta size bir şeyler öğretmesi gereken kişileri (hocalarınızı) görmeyeceksiniz bile. yoklamanızı bile en düşük rütbeli yardımcı doçent alacak. profesör ve doçentleri ise belki poliklinik saatlerinde istem kağıdı çıkarmanız gerektiği zaman görebileceksiniz. onun haricinde haşa..
- internlük dönemi, tıbbiyelinin çeşitli asistanlarla kavga ettiği dönemdir. bunu böyle belleyin. çünkü karşınızda duran o asistan, sanki kendisi hiç intern olmamış gibi her pis işe sizi yollamak isteyecektir, bundan emin olun. ilk başlarda "ne var, yaparım ki" gibisinden über pollyannacı bir tavır benimseyebilirsiniz. bu görülmemiş bir şey değil. umarım sinir katsayınız ona göre yüksektir de 1 seneyi sıyırmadan atlatırsınız. yoksa asistanlar internü sadece "amele" olarak görür.
- arada istisnai olarak "interne bir şeyler öğreteyim" diyen asistanlar çıkabilir. eğer böyle bir asistanla karşılaşırsanız resmen sülük gibi yapışın ona. pratik anlamda öğrenebileceğiniz her kelime kardır, bunu bilin.
- 6. sınıfta tus çalışın. tus, safi ezber gerektiren bir sınav olsa da, okuduğunuz her kelime yine kardır. bunu da unutmayın.
doğaçlama falan derken baya yazdım sanırım. ama parmaklarım acıdı. neyse, bundan bir 3 yıl sonra da inşallah tus'u kazanırsam onunla alakalı bir şeyler yazarım.
kolay gelsin.