|
|
- şimdi bu kedi denen hayvan bi acayip, hepsi kendini sevdirmiyor ama sevdirenleri de var. bizim evdeki sevdirmezdi mesela ama tv izlerken hava soğuksa gelir kucağına yatardı. bu mesela önemli bir fırsattır kediyi sevmek için.
kumunu eksik etmeyeceksin, sonra gidip bulduğu ilk kuytu yere sıçıyor. bir de bu hayvan biraz titiz, sıçınca üzerini örtmek istiyor. şimdi sen gidip kedinin kumunu hazır etmezsen o da gelip fayansın üzerine sıçıyor. sonra da fayansı eşeleyip boku kapatmaya çalışıyor. hem sen sıçtı diye üzülüyorsun hem hayvan boku saklayamadı diye üzülüyor, perişan oluyor. netekim kedi kumu önemli.
bunların çeşit çeşit mamaları var. konserve mamaya bayılıyorlar. ver iki çuval konserve mama sonra çık iki hafta tatile, bitirene kadar başından ayrılmaz, çatlar ama yine de yer hepsini. kuru mama için aynı şey geçerli değil tabi. ayrıca makarnayı da seviyorlar.
bu hayvanların bazıları su içmiyorlar. en azından içmeyeni de var. ama sütü seviyor ibnetor, hatta bayılıyor. kediniz su içmiyorsa stres yapmayın, süt verin içer. öyle götoş bunlar.
kedinize gidip dünyanın parasını verip yatak almayın. biz almadık, yer yaptık yatmadı. ama şerefsizim hazır yataktan daha güzeldi. neyse bu ibne gece olunca bir yolunu bulup yatağınıza girer, keçi sakalınız varsa onunla oynar siz uyurken, gelir göğsünüzde uzanır, mırıldar. asla ama asla kendi yerinde yatmaz. sabah sağa ya da sola dönerken yatakta miyavvvvv diye bi ses duyarsınız, kıçınızın altında uyuyordur. sabahları dikkat etmek lazım.
evde çöp möp her boku karıştırır, mutfakta tezgahın üzerinde gezerler. ne var canım burada demeyin, o tezgahın üzerinde gezerken kullandıkları patilerle sıçtıkları boku saklarken kullandıkları patiler aynı, galoş kullanmayı bilmiyorlar.
4. kattan tüm kapı ve pencereler kapalıyken kaçabiliyorlar, hem de dışarıda fırtına varken.
şimdilik söyleyebileceklerim bu kadar, aklıma geldikçe eski tecrübelerim aktarırım.
*
- bir kere başlamanız, onu bir daha bırakamayacağınız anlamına gelir, buna hazırlıklı olun. şanslıysanız ilgiyi seven bir kediye sahpsinizdir. yok eğer benim kedim gibiyse sizinki de, başınızı onun başının yanına koyduğunuzda bir şekilde dönüp poposunu suratınıza dayayacaktır. bu tip hareketlere kırılmamayı baştan öğrenin.
efendim yavrular için çiğnemesi kolay olsun diye minik kıtırlı mamalar var, bol vitaminli falan. eğer kediniz kuru mama yiyorsa, mutlaka yeterli sıvı aldığından emin olun. kediniz süt içmiyorsa, annem gbi burnunu süte sokmayın. genel kanının aksine süt sevmeyen cinsleri de var bunların. suyunun taze olmasına dikkat edin, bazı kediler musluktan akan su hariç başka su içmeyebiliyor (tahmin edin kimin kedisi). kedinin ağzı kokuyorsa, az su içtiğinden dolayı olabilir. eğer ıslak mama ya da ev yemeği veriyorsanız bol sulu koyun. kediye özel yemek pişirecekseniz, tuz atmayın, tam olarak bilemediğim sebeplerden dolayı tuzsuz yemek daha sağlıklı onlar için.
yaz aylarında kilo kaybı ve aşırı tüy dökülmesi gözleyeceksiniz korkmayın. kediş böyle yarı boyuta iniyor ama ne yapsın hava sıcak. insan temasından kaçınabilir bu sıcaklarda, nerede taş bulursa pat diye atar kendini yere. tüylerinin dökülmesini kontrol edemiyorsunuz tabi ki ama sık sık tarayarak ya da yapışkanlı rulolarla kedinin üzerinden geçerek (inanılmaz hoşlarına gidiyor bu rulo ve fırçalama işlemi) dökülen tüyleri toparlayabilirsiniz. kediler kendilerini temizlerken tüyleri yutup, sonra bunları kusarak çıkarabiliyorlar. yapabilir de yapmayabilir de, benimki yapmıyor. ama kusarsa korkma. 2.5 aylıktan itibaren karma aşıları yapılmaya başlanıyor. karma aşıları, kist aşısı, iç parazit, dış parazit bu gibi tedavileri aksatmamanız sizin sağlığınız ve kedinin sağlığı için önem taşıyor. kısırlaştırma işlemi de ayrı bir dert kediler için. aslında kısırlaştırılmamış kedi daha büyük dert. o yüzden veterinerinize danışarak zamanı geldiğinde kedinizi kısırlaştırmayı düşünebilirsiniz. kısırlaştırıldıktan sonra kilo problemleri olabiliyor.
kedi, evdeki insanlara belirli roller yüklüyor. yemek veren, besleyen kişi anne rolünde. oyun oynayabileceği biri, beraber uyuyacağı başka biri, pas vermediği kişi de başka biri oluyor. bir süre sonra gecenin bir yarısı sizi uyandırmaya başlarsa yemek için, geçmiş olsun annesiniz. kumunu pis bırakmanız, patilere pislik bulaşıp o pisliğin de evde dolaşması anlamına geliyor. bir opsiyon da, bizim gibi kedinin poposunu, patilerini silmek, yalnız kedi bu durumdan hiç hoşlanmıyor. tırnaklarını kesmek istiyorsanız, tavsiyem bu işe 2 kişi girişmeniz. kedi debelenmesin diye havluya falan sarabilirsiniz, yeter ki tırnaklarının pembe kısımlarını kesmeyin. acıyor orası. yıkamak isterseniz de, kedi izin veriyorsa öyle yıkayabilirsiniz. ama yine sağlık açısından pek tavsiye edilmiyor yıkanması.
her kedinin karakteri, ağız tadı, davranışları farklı olduğu için bir çok konuda genelleme yapamıyorum ama her kedi için geçerli olan bir durum var. bir kere alıştıktan sonra o sizin bebeğiniz oluyor, benimki gibi lanet ve suratsız dahi olsa çok seviliyor. herşeyden önemlisi kedişinizi sevin, gerisini kendi kendinize öğreniyorsunuz.
- eğer siz kedi bakmaya yeni başlarken kedi de aynı zamanda hayata yeni başlıyorsa pek bir zor ama güzel günler geçireceğinizi gösterir.
öncelikle gözleri henüz açılmamış bir kediye bakarken sadece gözleri açılsın istersiniz oysa ayakta bile duramaz o avuçiçi şey en küçük bebek için biberonu alırsınız ama yine de girmez o minik ağza ağzını kenarlarından hafifçe sıkıp(dikkat edin öldürmeyin hayvanı) biberonun ucunu da bayağı bir sıkıp ağzına sıkıştırırsınız ve o an duyduğunuz bacırt bacırt emme sesi sizi dünyanın en mutlu insanı yapabilir daha sonra uzun bir süre katı atık göremezsiniz ki benimki doğduktan bir hafta sonra ishalimsi birşey çıkardı o da bütün poposuna kuyruğuna bacağına bulaştı yıkadım sonra ovalaya ovalaya
sakın ön iki ayağından tutup ayağa kaldırıp iki ayağı üstünde yürütmeye çalışmayın zira biraz büyüyünce garip oluyor
sakın bakalım dört ayağı üstüne düşücek mi diyip yüksekten bırakmayın ölebilir hayvan
su vermeyi sakın unutmayın süt verirken de eğer mevsim yazsa biraz soğutun...
bunları ben yaptım hayvan yaşıyor ama biraz garip olacaklardan sorumlu değilim
- kuyruğundan çekerseniz tırmalar.
- kuyruğundan başlayın, en lezzetli yeri gerdanıdır. kaburgası da güzel olur.
- temizlenmek için pek isteği yoksa inatlaşmayın.benim kediyi yıkadığım zaman ilk fırsatta kendini bahçeye atıp toprakta dört dönüyordu bana inat.zaten suyu pek sevmezler.yüzünüzü falan da tırmalar.tüm bunlara rağmen hiç bir hayvan, kedi kadar eğlenceli, salak ve sevimli değildir.
- çin'e giderken, yanımızda ,götürmemeniz gereken, hayvanlar listesinin başında gelir.çin hakkında yapılmış bir belgesel de, kabaca(bkz: kedi kesimhanesi)şeklinde tanımlayabileceğimiz mekanlar görmüşlüğüm vardır.ayrıca severek beslediğimiz, canımız, ciğerimiz olan kurbağa ,kaplumbağa, akrep ,yılan, çıyan,rakun gibi evcil hayvanlarımızı,bu listeye dahil edebiliriz.
- evde bakımı en kolay hayvandır kanımca. tuvalet kullanan başka bir hayvan bilmiyorum ben. kakasını, çişini gider kum kabına yapar, bir de üstünü örter. bütün gün yalanarak kendini temizler, temizdir, titizdir. tüyleri dökülür; ama o kadar kusur kadı kızında bile olur.
mırlamasını duymak çok büyük bir mutluluktur. genelde yalnız uyumaktan hoşlanmaz. keyfi nereyi istiyorsa orda uyur. aşısı, mamasının suyunun temiz olması gibi şeyler dışında bakım isteyen çok fazla bir şeyi de yoktur. kızgınlık döneminde sıkıntı yaşasa da onun da çözümleri vardır.
eve neşe getirir, hareket getirir, mutluluk getirir. sevgi dolu bir hayvandır. nankör filan da değildir. benimki ben banyodayken kapımda bekliyor. neresi nankör bu hayvanın? evde sesler yükseldiğinde kavga ettiğimizi sanıp karşımıza geçip miyavlıyor "kavga etmeyin yaa"
tek düşünülmesi gereken şey, bu hayvanı eve getirmek sorumluluğu kabullenmek olacaktır. balık veya kuş gibi tatile çıktığınızda komşuya filan bırakamazsınız. komşular filan zaten genelde alerjisi vardır. evde kedi istemezler. hem bırakacak yeriniz olsa bile hayvan kırılır, üzülür bırakıp gittiniz diye. evinizin bir üyesi olacak eve alırsanız.
- kimi zaman kedi diye alırsınız kedi çıkmaz o...kendi içinde garip bir oluşumdur.evde hareket olsun diye kedi almıştır kanka.yalvardık yapma,kendine bakamıyorsun,öğrenci evinde kedinin işi ne diye,dinlemedi.bir arkadaşın iki kedisi vardı,birini tanıdığı ve güvendiği birine vermek istiyordu.bu şekilde başladı hikaye...arkadaşın anlattığına göre kedi hiçbir şey yemiyordu,çok zayıftı.çok üzülüyordu bu duruma.hakikaten de kediği getirip kankaya verdiği o ilk gün bir deri bir kemikti hayvan.
aradan günler geçti.evde kedi olması gerçeği yüzünden kankanın evine ayak basılamaz oldu.kankadan arada haberleri geliyordu.
"lahn sakıncalı bu boyuna yiyor yaa"
"yaa pizza falan söylüyoruz bizden çok yiyor bu"
"hareket olsun diye eve kedi aldık .mına koyum,salonda o çok sevdiğim minder var ya ona yatıp bütün gün hürremi(evdeki çıplak kadın tablosuna bizim verdiğimiz ad) izliyo,kalkmıyo da yaaa"
"sakıncalı bu kedi miyavlamıyor normal mi bu,zaten köşeleri de dönemiyo kıçını toplayamıyo ki hayvan"
o kediye o evde ne olduysa küçük bir kaplan boyutuna gelmiştir.kankanın en sevdiği minderi gasp etmiştir.camı açık da bıraksalar cama oturup dışarı bakınan ama kaçmayan,evde bir de balık besleniyor olmasına rağmen balıkla ilgilenmeye bile üşenen acayip bir hayvan olup çıkmıştır.hareket etmeyi ve hareket edeni hiç sevmez.ama hareket etmek evdeki en rahat armut koltuğu tırmalayarak mahvetmek anlamına geliyorsa hiç gocunmaz.miyavlanmamasından yakınılan kedi,o evde kediden korkan tek şahıs olan ben eve ayak bastığım andan itibaren içinde bulunduğum odanın kapısını tırmalayarak miyavlar.
kedi almak ciddi iştir.bence kimse almasın kedi.hatta o evden de gitsin o kedi.rahatımız huzurumuz kaçtı yavv!
- hassas bir bünyeye sahipseniz o kediye ısınmaya başladığınızda sokaktaki kedileri de sahiplenmeye başlarsınız. ölü bir kedi gördüğünüzde içiniz acır. şahsen sokakta kedi ölüsü görünce gece kabuslarıma girmeye başladı. bir de çok tırmalayabilir yavruyken aldıysanız onun terbiyesini verin
- sevimli, güzel ama kimsenin kokusundan bahsetmediği hayvan. kumuyla, yemiyle alıp geri götürdüğüm hayvandır aynı zamanda (illa isterim diyen kız arkadaşınız, alıp ilgi gösterdiğinizde bir anda kıskanabilir). chincilla mıydı neydi. ki ben elden satan birinden almıştım, pet shoplara girildiğinde kokudan 2 dakika duramazsınız bile. bu yüzden bahçeli evde beslenmesi gerektiği görüşündeyim. büyük şehrin beton mezarlarında değil.
- bir eve bir tane kedi yeter. ikincisini gidip almayın.
tekrar ediyorum, bir tane yeter. bir tane yeter! ikincisini eve getirirseniz ilkini hoşgörmüş anne-baba ikincisini kucağınızda eve getirdiğinizde ikinizi birlikte kapıya koymazlarsa da resti çekebilirler.
bir tane yeter. zaten ikincisini eve getirince evde kızılca kıyamet kopar. ilki ikinciyi kıskanır. kardeş kavgasına da benzemez öyle. eve yeni kardeş gelince kıskanan evin ilk çocuğu bazen yeni eve gelen bebeği kıskanıp nasıl kulağını çekiyor, bıngıldağına parmağımla bastırırsam beynine ulaşabilir miyim gibi deneyler yapıyorsa evin ilk kedisi de yeni kedi gelirse bunlardan çok daha vahşi tepkiler gösterebilir.
kesinlikle ikincisini almayın. yoksa kedili kadın veya çöp evde yaşayan ayyaş kedili herife benzeme yönünde bir adım atmış olursunuz. (aslında olmasanız da evde birden fazla kedi olunca kesinlikle bu önyargıya maruz kalırsınız.)
- eve geldiğinizde ilk işiniz onunla ilgilenmek ve oynamak olmalıdır yoksa psikolojileri bozuluyor ve daha çok tüy döküyorlar ya da daha da kötüsü size kızıp size ait olan bir yere- mesela yatağınız- işerler. etki tepki meselesi yanlış anlayamayın.
|