belki ilginizi çeker
  1. · tavsiye etmiyorum
  2. · tavsiye ediyorum
gündem
  1. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  2. · the twilight saga new moon
  3. · 8taş deyip f3n3rbahç3 lafına bozulan ezik fenerli
  4. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  5. · kurban kesmeye karşı olan dallama
  6. · sözlük yazarlarının itirafları
  7. · boylumlama
  8. · en sevilen tezahüratlar
  9. · yasaklamak yasaktır

yeni başlayanlar için itü makina mühendisliği  

  1. uktecinin notu : "evet arkadaşlar! şahsım için çok önemli bir mevzu bahistir bu. tüm okul hayatı boyunca izlenmesi gereken 3 altın kuralı verirseniz, hocaların indeksini çıkarırsanız, sosyal ilişkiler, gümüşsuyu kampüsü, dikkat edilecekler, kanka muhabbetleri, kampüs hayatı. ıvır zıvır,, yani aklınıza ne geliyorsa. ban yardımcı olanın 40 tane girisini artılayayım emi... espri yapmayın ayarı veririm elinize. ciddiyim bak! ciddi bi mesele çünkü bu"


    öncelikle uktecimize selam ederek başlayalım: şu saatte kadar itü makina mühendisliği'nin ne olduğunu anlamadığına göre şimdilerde hazırlık okuduğunu düşündüğüm bir gencimizdir bu. hocaların indeksi cartını curtunu istemiş ama zaten hocalar hakkındaki bilgileri sözlükte bulabileceğinden, burada tekrarlamaya gerek görmüyorum. diğer isteklerini ise, yavaş yavaş sırasıyla yanıtlamaya çalışalım. tüm okul hayatı boyunca izlenmesi gereken 3 altın kuralı öğrenmek istemiş sevgili miniğimiz ki en kolay öğrenilecek şeydir bu. lakin kural 3 değil 4'tür. çalışmak, çalışmak, çalışmak, çalışmak... evet, dört sene boyunca çalışmak zorundasınızdır. kantin sizin için sosyalleşme mekanından çok ödev hazırlamak için uğradığınız bir mekan olacaktır. zaten mehmet demirkol hocanızda, abet kriterleri ile ilgili mevzuları anlatırken; sürekli çalışmak zorunda olduğundan dem vuran arkadaşımıza da böyle demiştir. sizin sosyal hayatınız gezmek tozmak, kültürel faliyetlerde bulunmak değil; ders çalışmaktır.
    bu düşünce sistemi, üzülerek söylüyorum ki karşılaşacağınız çoğu hocada mevcuttur. hatta herkes kendi dersine önem vermenizi isteyeceğinden, istediğiniz kadar mızmızlanın alacağınız cevap şu olacaktır: yapamıyorsan dersi bırakırsın. hocayla dikleşmeyip dersi bırakmadığınızı düşünerek hareket edersek; derslere girmeseniz, sınavlarda tavan yapmasanız bile yerine getirmeniz gereken tek bir şey vardır: ağırlıkları düşük gözüken ödevlerinizi teslim etmek. gönül ister ki hepsini kendiniz yapasınız; fakat ne kadar çalışırsanız çalışın bunu da başaramayacaksınız. illa ki bir taraftan ödün vermek ve ödev geçirmek zorunda kalacaksınız.
    yukarıdaki söylenenlerin hepsi, genel olarak her bölüm için geçerli olduğundan, artık makina mühendisliği olarak özelleşmenin zamanı gelmiştir. öncelikle 4 sene boyunca derslerin geneli hakkında lakırdı edip, uktecimizin esas istediği konulara gireceğim. (lafı uzatmak gibi gözüken bu açıklamalar konusunda uktecimizin anlaması gereken diğer bir konuda budur: öyle her istenen bilgiye anında ulaşılamaz. öncelikle dinlemesini bilmeli, cin olmadan adam çarpmaya çalışmamalı; çok değil 6 ay öncesine kadar o sıralarda gülüp eğlenen ağbilerinin; ayar verme potansiyelini hafife almamalıdır.)
    en rahat senenizin birinci sınıf olacağını unutmayın.(gerçi bu da her bölüm için geçerli bir bilgidir) her ne kadar havuz dersleri yüzünden kampüs kampüs dolaşmanın angarya olacağını düşünseniz de çok değil 2 sene sonra farklı yüzler görmek için çin’e bile gitmeye hazır hale geleceksiniz. makina öğrencisinin çokluğundan ötürü nereye giderseniz gidin, kurtalamayacağınız bir önyargı ile karşılaşacaksınız. önyargı derken öğrencilerden gelecek tepkileri değil de, hocaların size karşı takınacakları tavırdan bahsediyorum tabi. şöyle ki bizim dönemimizde; gerek calculus gerekse fizik derslerinde, öncelikli soru sınıfta kaç kişinin makinacı olduğuydu. hocalarınız her ne kadar sınıftaki makinacı sayısına bağlı olarak ders ağırlığını arttıracağını söylese de; hiç umutlanmayın. gelecekte sizi rahat ettirecek kadar iyi şekilde ders işlenmeyecektir. hatta siz yata yata ders geçtiğinizi düşünecek ve gelecek senelerinde böyle olacağını zannedeceksinizdir muhtemelen ama 2. sınıftan itibaren sizi maymun etmeye başlayacaklardır, meraklanmayın. önceleri size gayet olumlu gözüken bu yatarak ders geçme rahatlığı, sonradan acısı çıkacak bir eziyete döneşecektir. bu nedenle safsaklamadan dersinize çalışın derim ben. öyle ki, kim daha kolay, kim daha fazla aa veriyor bilgilerine aldanmadan, milletin kaçtığı hocalara kaymanızda fayda vardır bile diyebilirim. tabi bunu makina öğrencileri için söylüyorum. diğerlerinin gereksiz olarak kasılmalarına gerek yoktur. gerçi bu durumda şuna da hazırlıklı olmalısınız: millet gruplar halinde taksim’e akarken, siz çalışmak için yurdun yolunu tutuyor veya kütüphaneden çıkamıyor olacaksınız.
    ilk sene alacağınız calculus sizi hayatın yükünü sırtınızda taşıyormuş hissi yaratabilir fakat sonradan anlayacağınız üzere en dandik derslerden biridir. gerçi dandik derken, okuldaki işlenişine dair bir düşüncedir bu. yoksa hakikaten calculus’un mantığını kapabilseniz; gelecekteki tüm acayip formüller gizlerini seve seve açacaktır size ki bu da zor bir süreçten geçmenizi gerektirir. fakat meraklanmayın, geçeceğiniz süreç hiç de zor olmayacaktır lisede integral görmüş iseniz. kendimden örnek vermek gerekirse, final haftasında hastalanıp izmir yollarını tutmuş; tüm haftayı çalışmadan geçirip, sadece bir gecelik çalışma ile bb alarak geçmiştim. neyse aslında böyle gerekli bir dersi, bu kadar sorumsuzca harcadıkları için ilerde bölüm hocalarınızdan da fırça yiyecekseniz muhtemelen. size matematiği kim öğrettiden tutun da, bir cismin ağırlık merkezinin matematiksel ifadesini bile anlatmadan geçtikleri için calculus hocalarına kadar herkes payını alacaktır bu eleştiriden. sırf bu nedenle calculus için tavsiyem, kolay yoldan notun peşinden değil de, gerçekten öğreten bir hocanın peşinden gitmenizdir ki bu da dersleri kendi bölümünüzden alarak mümkün olur. yine de biliyorum ki, ilk sene kimse kendi bölümünde açılan derse atlamaz; ya feb’e ya da mimarlık’a akın eder tüm makinacılar. hatadır aslında ama haksız da değilsinizdir tabi.
    fizik dersi, aldığımız hocaya göre değişirdi bizim zamanımızda. nihat berker ekolünden gelen bir öğrenci olarak, her haftasonunu onun ödevlerini yaparak veya ödevlerini okuyarak geçirdiğimden, diğer öğrencilere öykünerek bakardım. gerçi sınavlarına çalışmak daha kolaydı allahtan yoksa kafayı yemek işten sayılmazdı hani. fakat şimdilerde fizik bölümünün başında o olduğundan, belki herkes farklı kafadan ders işleyemiyordur. tam olarak bilmediğimden fizik hakkında daha fazla konuşmayayım. fakat millet yatarak geçmeyi beklediğinden gençlerden fiziğin gereksiz kastığı yorumları yapılıyordu vakti zamanında. gülüp geçiyorum bu şikayetlere. bunda kasılan adam, ilerde makina derslerinde kafayı yer çünkü.
    birinci sınıfta keyifle gireceğiniz ders; statiktir muhtemelen. siz mühendisliğe alıştıracak olan şeker gibi bir derstir. asla ulan biz bunları liseden biliyoruz mallığını yapmayınız çünkü lisede sonuç olarak elinize verilen formüllerin nereden gelip nereye gittiğine dair ilk fikirleriniz burada oluşmaya başlayacaktır. dersi aydın ünverdi’den alan arkadaşlar uzun ders saatlerine alışmalıdırlar çünkü sınavları da uzun sürecektir. zira millet sadece iki çarpma ve bölme işlemi ile sonuca ulaşırken siz vektörel olarak çarpma bölme yapıyor olacaksınız. eşeklik etmeyip adam gibi öğrenildiğinde, mukavemet dersinin ilk vizesi için de ortalamanın üstünde bir yeri ayarlamış olursunuz kendinize.
    ilk sene size eziyet veren tek ders belki de teknik resim olacaktır. çünkü o sıraların kenarları asla düz değildir ve siz bir türlü düzgün çizgi çizemezsiniz. hatta rapido ile ödev teslim etmek zorunda kalan öğrencilerden bile olabilirsiniz. allahım neden ben diyerek çizdiğiniz onca parça resmi ve sonrasındaki montaj sizi nirvanaya ulaştırmadığı gibi, bir dönem sonra alacağınız cad dersi içinde bir yarar sağlamaz. sadece ulan eskiler ne zor şartlar altında çalışıyormuş ya rabbi anlayışı ile yola devam edersiniz. o ödevleri güzel bir müzik eşliğinde, arkadaşlarınızla geyik yaparak yapmanın keyfine varın ki eziyet değil, güzel bir gece yaşamış olun. asla çizimleri son geceye bırakmayın yoksa kesinlikle yetiştiremezsiniz. zaten ucunuz falan kırılıp, mürekkebiniz akacaktır. kasmaya gerek kalmadan yayarak çalışmayı dustur edinin. bakın mimar arkadaşlarınız o çizim veya proje günlerini nasıl geçiyorlar, siz de bir şekilde onları taklit edin. onlarınkinden daha az meşakatli bir ödeviniz olduğu için şükredin vs.
    ilk seneyi atlattıktan sonra kendinizi bir halt zannetmeye başlamış olabilirsiniz. fakat hala havuz dersleri ile haşır neşir olduğunuzdan pek bir şey görmüş sayılmazsınız. bu nedenle fazla havalanıp da fakülteler arası ağız dalaşına girmeyin. zira ikinci seneye hızlı bir giriş yapacaksınız, boşu boşuna enerjinizi harcamayın, sinirlerinizi yıpratmayın. dönem boyunca ihtiyacınız olacak. alacağınız dersleri gözden geçirelim: dinamik, mukavemet, termodinamik, malzeme bilimi, elektrik mühendisliğinin temeli vs. matematik tabanlı olanları geçiyorum çünkü onlar kafanızı boşaltmanızı sağlayacak, eğlenmenizi sağlayan dersler arasındadır artık.
    dinamik temeli oldukça kolay olsa da; ilk anda ortaya çıkan ve f=m.a’dan farklı gözüken yapısıyla gözünüzü korkutabilir. korkmayın, zira ilerde makina teorisi dersinde, dinamikte yaptıklarınızın kolay şeyler olduğunu anlayacaksınız. sadece dersi dinleyin ve biraz çalışın, oldukça zevkli konulara gireceksiniz. içinden çıkamacağınız ve ilk anda göremeceğiniz ödevler de artık karşınıza çıkmaya başlamalı şu aşamada. belki ilk defa ödev geçirme eylemine başvuracaksınız. yüzünüz kızaracak vs. alışırsınız. dinamikte ödevi sona bırakırsanız, 5 sorudan ancak bir veya ikisini çözebilirsiniz; sınavda da kıçınızda patlar o sorular. o nedenle aklınızı başınıza toplamanızın zamanıdır 2. ödev sonrası.
    mukavemetin ilk bölümleri statiktir, kolay atlatırsınız. sonrası yavaş yavaş dallanıp budaklanır. ikinci sınıfın başında ağbilerimizin bizi uyardığı derslerin başında gelirdi ama korkulacak bir ders olmadığını sonradan gördük. sadece çok fazla konu ve çok fazla formül vardır ama hepsi tekrar tekrar önünüze gelir. başını kapmışsanız, sonu da çok rahat gelir. zira en somut derslerden biri olduğu için anlaması da en kolay dersler arasındadır denilebilir.
    termodinamik, sizi maymun etmeye başlayacak ilk derstir belki de. çünkü artık lisedeki bilgilerin işe yaramadığı bir alandır termodinamik. dandik ortaokul düzeyindeki soruların ardındaki değişkenlerle, buharlaşma bile karmakarışık bir hale getirilebilir. yine de aksel öztürk ekolünden olmayacağınız için şanslısınız diyebiliriz. belki de kazasız belasız atlatabilirsiniz bu dersi kimbilir.
    elektrik dersi bölümde sizi en fazla sıkacak derstir. çünkü muhtemelen makinacı olarak elektrikten hiç haz etmemektesinizdir. ulan bunu da mı bileceğiz diyerek etrafa laf atıyorsunuzdur ama evet, bunu da bileceksiniz. daha doğrusu bilemeden geçeceksiniz, çünkü dersi adam gibi anlatmayacaklar. acısı sonradan bitirme projesinde veya iş yaşamında çıkacaktır.
    malzeme dersini eğer mantığını kaparak ilerlerseniz, tüm yaşamınız boyunca her tür bilgiye adapte edebilirsiniz. sihir gibi bir şeydir. bunu özellikle imal usulleri dersinde kullanmanız akıllıca olacaktır. gerisi zaten gelir.

    (devamı gelecek. şimdilik 3. sınıfın başında bırakalım zira yaz yaz canım sıkıldı. daha sevgili miniğimizin istediği konulara bile giremedik üstelik. fakat ben yokken, mezun veya şu an öğrenci olan itü sözlük yazarlarımız bilgileri çoğaltıp, başlığı renklendireceğine dair inancım sonsuzdur diyerek lafı diğer arılara bırakalım.)
    (jellicle, 25.12.2005 22:16)
  2. ukteci arkadaşa selam eder, keşke 3 altın kural ile itü makina mühendisliğinin şifresini çözebileceğini ona söylemeyi dilerdim. burada önemli olan asıl mevzu, itü makina'ya yeni başlayan öğrencimizin hayata bakışı, üniversite hayatını nasıl yaşamak istediği ve okul sonrası nasıl bir hayat düşündüğü. elbette üniversiteye yeni başlayan birisinin bunları düşünmesi abesle iştigal olur. şahsen ben o yaşlarda iken, bu kadar ileriyi düşünme yetisine pek sahip değildim. ancak mezuniyetinin üzerinden 2 sene geçmiş bir itü makina'lı olarak derim ki "düşünmek lazımmış". zira bu sizin itü makina çatısı altında geçireceğiniz "4+x, 0<x<4" seneyi en güzel şekliyle planlamanıza yol açacak, nelerden feragat edip neleri kazanacağınızın muhasebesini en iyi şekilde yapmanızı sağlayacaktır.
    öncelikle en çok emek ve zaman isteyen bir bölümü seçmişsiniz, tebrikler! yıllar geçtikçe itü makina'lı, öğrenmesi gereken bilgilerin azaldığını değil arttığını görecektir. uğraşması gereken bir yığın ödev, girmesi gereken bir yığın sınav, haftasonu vizeleri, özel durumlarda akşam 8 tatbikatları, hoca kompleksleri, anlaşılmadığını hissetmek size defalarca "neden geldim ben buralara" sorusunu sordurtabilir. olağan bir gelişmedir. panik yapmadan ileriki senelerin daha zor durumlara gebe olduğunu benimseyerek, vaktiniz varken de gümüşsuyu'nun tadını çıkarın. 3. ve 4. sınıf girdaplarına dikkat! eğer derslere azıcık önem veren "yaw nası bitecek bu okul" diyenlerdenseniz kolaylıkla o senelerin tuzaklarına düşebilirsiniz. zira çok fazla ders var ve hepsine yetişmek imkansız. sürklase olmamak için kendinize "hedef bir ders grubu" belirleyin. izin verin somutlaştırayım!
    örneğin birinci sınıf dersleri size bu konuda oldukça yardımcı olacaktır. bakmayın havuzdur, dersler dandiktir falan ama itü'yü en geniş açıdan görebildiğiniz yıllardır. sonraki seneler makina kütüphanesi, kantin ve arada sırada da istiklal caddesi'nde geçecektir. yetişmesi gereken işlerin yarattığı panikten ve yoğunluktan rahatlamak için çok uzaklara gidilmez. ders araları istiklal'e çıkılır, dostlarla kabataş'a inilir vs.vs. ama hep bir şekilde okul civarındasınızdır. bu da bana bu okulun öğrenciyi bırakmayan bir büyüsü olduğunu düşündürtmüştür hep. her neyse, hedef kitle konusunu açıyordum. dediğim gibi ilk sene sonunda hedefler kesinleştirilir. zat-ı muhtereminiz teknik resim'in 3. ya da 4. dersinin sonunda bu konulara karşı inanılmaz bir yeteneksizliği olduğunu anlamıştır. bu yüzden gereksiz yere strese girmeyip, o dersten güzelce kalıp önüne bakmıştır. bir dersten kalmak ayıp değildir, ama çizmeye yeteneğini olmadığını bilip de utanmazca ısrar etmeye çalışmak ayıptır, terbiyesizliktir. muhterem oda arkadaşımla teknik resme karşı olan kifayetsizliğimizi yazı ödevinin son demlerinde farkedip kendimizi başka alanlara vurmuştuk. geyik yapmak, bi taraflarından kan gelirken de anın tadını çıkarabilmek, hatta sinirlenmekten zevk almayı bile başarmıştık. teknik resmin bana yaptığı en büyük iyilik o grup derslere karşı minimum hedef olan geçmeyi seçtirtmesiydi. "olduğu kadar" mantığıyla grubun "konstrüksiyon özürlüsü" rolünde sahne aldım yıllar boyu. "1'in 2'si" 4 senelik ızdırabın en tatlı senesidir. "2'nin 1'i" hocaların yavaştan gerçek dünyaya hoşgeldiniz partisi düzenleyeceğinin sinyallerini verir. "gerçek makinacılar" ile tanışmaya başlarsınız. ata muğan, aydın ünverdi o sezonun gözdeleri, cengiz tahir bodur sezonun komiğidir. çok bahsi geçen efsane ders mukavemetten korkmayınız. finalde zaten konu fazlalığından nokta atış yapacaksınızdır. "2'nin 2'si" tek kelimeyle sıkıcıdır. sanırım artık fakültede değil ama yine de dikkatli ve tedbirli olmakta fayda var. aksel öztürk ve termodinamiğine bulaşmayın. hatta öztürk soyadlı kimseden ders almayın. olur ya görürsünüz sakın ola "tonton ihtiyar" görünümüne hiç kanmayın. elektrik dersine de sakın girmeyin. hala o "hocaanım saadet" modundaki bayan veriyorsa sizi o dönem sıkacağı gibi gelecek dönemlerinize de balta vuracaktır. "3'ün 1'i ve 2'si" tam anlamıyla 2 perdelik bir oyundur. ilk perde de kan,şiddet,gözyaşı hakimken, ikinci perde de boşvermişlik,rahatlamışlık,bahara kendini kaptırmışlık sahnelenir. "4 ün tamamı" duygusaldır. sonlara doğru gelindiğinin, aslında oraları ne kadar çok sevdiğinizin farkına varılır. ufak not. şimdi asker ocağında olan cengiz kardeşimin dediği gibi "bitirmeyi sakın ola kendinizi bitirme" olarak görmeyin. yapın ortaya ufak bişeyler, bitirin ve selamınızı verin. itü makina'ya da ızdıraplar içinde yaşattığı bu 4 seneye rağmen, böylesine dostlar kazandırdığı için de teşekkür edin.
    (untouchable, 27.12.2005 15:49 ~ 15:52)
  3. 3. sınıfa başlarken insanı haklı bir korku basar. hangi bölümde olursanız olun, en fazla zorlanacağınız yıla gelmişsinizdir çünkü. fakat bu zorluk aslında motive edici bir unsur olarak kullanılabilir. artık gerçekten bir mesleğe adapte olduğunuzu hissedebilirsiniz. seçmeli derslerinize karar vererek yürüyeceğiniz yolu çizebilirsiniz. makinacılar için konuşacak olursak; dumurdan dumura girecekleri kesindir. yeteneğiniz olduğunu düşündüğünüz alana girmeden önce, birkaç bölümün temelini oluşturan derslerle de uğraşmak zorunda kalacaksınızdır çünkü.
    lablarla geçen dönemlerde rapor hazırlamayı sona bırakmayın derim. çünkü bir şekilde lab defterindeki bilgilerin dışına çıkıp, kitaplarınıza gömülmek zorunda kalabilirsiniz bazen. kısa sürede halledilecek işlerden değildir. hatta 2 hafta sürem var diyerek safsaklarsanız, yıl sonunda imza peşinde koşan öğrencilerden olacağınız kesindir.
    bugüne kadar hocaları araştırıp dört ayak üstüne düşenlerdenseniz; imalat dersi için bu tür bir lüksünüz olmadığını bilmelisiniz. fakültenin en kaliteli profları, teker teker dersinize girecekler çünkü. hem eğlenceli, hem de zorlu bir dönem geçireceksiniz. finale çalışırken kafayı çizecek ve finali yetiştiremeyeceksiniz fakat mutlaka normalden fazla bilgi alarak çıkacaksınız bu dersten, meraklanmayın. fakat sakın kalmayın, alttan alınacak derslerin sonuncusudur imal usulleri.
    makina elemanları gibi başka bir akıllara zarar dersle uğraşacağınız yıldır 3. sınıf. üstelik hesaplamalarını yapmak, çizimi yetiştirmek düzenli çalışsanız bile mümkün değildir. son haftaya sarkar çünkü birkaç deneme yanılma ile başa dönmek zorunda kalırsınız ilk haftalarda. dolayısıyla revizyon üzerine revizyon yer, o hesap ve çizimler. üstelik hesaplar doğru olsa da, çizimlerin geliştirilmesi azaptır. çünkü boyutları bulup çizmekten farklı olarak, mekanizmayı çözmektir gerekli olan. bunu başarırsanız hiçbir hocanın karşısında boyun eğmez, onları kendinize hayran edersiniz. fakat önce göklere çıkartılıp, sonra yerlerde süründürülmeye de hazırlıklı olun derim ben. sonuçta düştüğünüz asistana göre değişecek davranışlara maruz kalacaksınız. projelerin esas amacı, belki de iş yaşamında karşılacağınız uyuzluklara hazırlamaktır sizi; kim bilir!
    akışkanlar mekaniği gibi zevkli bir dersle karşılacaksınız sonra. gerçi boru içinde akış vs. olduğundan ilk anda zevkli gelmeyebilir. fakat enerji bölümünü seçenler, kitabın son bölümlerindeki işlenmeyen konulara vakıf olarak mezun olacaktır okuldan ki esaslı kısımları bunlardır akışkanların. denklemlerinin içinden çıkmak zor olsa da; verdiği tatmin duygusunu bambaşkadır. bugüne kadar termodinamik, ısı vs gibi derslerdeki formüllerin karışık olduğunu düşünüyorsanız; artık onların hepsinin fiziksel anlamlarını çıkarmayı öğreneceğiniz ilk basamaktır. tabi ısı geçişi ile aynı anda alacağınız için; başlarda zor gelebilir fakat dönem sonuna doğru o formüller salkım saçak dökülecek gözünüzün önünde. zaten sistem dinamiği dersinde de, bir durumun matematiksel ifadesini yazmakla uğraşacağınızdan iyice oturacaktır bu mantık kafanıza. tabi ilk başlarda vazgeçip, kendinizi nevizade barlarına atmazsanız.
    3. sınıf sonrası, farklılıklarınız iyice belirginleşmeye başlayacak diğer öğrencilerle. bir kere nevizade’de demlenirken bile geyikle ortaya atılmış bir sorunun peşinde koşacaksınız. insanlar somut bir şeyler yaratırken, siz hala teoride kalacaksınız. belki bölümünüzden uzaklaşacaksınız sizi içine soktuğu durumlar yüzünden. insanların yüzü gülerken ve kendilerinden emin şekilde hareket ederken, siz hocalarınızın tavırları ve elinizdeki soyut bilgiler yüzünden kendinizi nimetten saymayacaksınız. fakültenizde örnek aldığınız ve gerçekten bilgili olduğunu düşündüğünüz arkadaşlarınız bile bu bunalıma girecektir bir dönem. normaldir. sıkıntılı dönemler bir şekilde geçer. en fazla alkol aldığınız veya hiçbir şey yapmadan sadece düşünerek geçirdiğiniz; yalnız kalmak için çıldırdığınız, agresifleştiğiniz, hata mı yaptım acaba dediğiniz anlar 3. sınıf yıllarında olacaktır.
    4. sınıf rahattır deseler bile, siz rahat etmeyeceksiniz. seçtiğiniz bölüme göre farklılaşsa da; genellikle tesisat, enerji ve otomatik kontrol öğrencileri sonu gelmeyen derslerin projeleri ile uğraşırlar. konstrüksiyon öğrencileri için durum seçmeli derslerine göre değişir. plastik şekillendirme dersi alacağım diye tutturursanız, saatlerce ders çalışmaya ve sonunda vardığınız noktadan emin olmamaya hazırlamalısınız kendizi. lakin bu belirsizlik ve çözüm için araştırma yapmalar vs. sizi mühendisliğe bir adım daha yaklaştıracaktır. tabi siz bitirme projesi için yaptığınız planların çok ama çok gerisinde olacaksınız bu derslerle uğraştığınız için. evet, evet bu yıl panik yapabilirsiniz çünkü finale bile çalışmadan gireceksiniz. zaten bitirme projesi denilen şey sizi bitirecek ve ders çalışma isteğinizi alıp götürecektir. tam bu noktada, okulu bitirip işe girme isteği ile yanıp tutaşacaksınız belki. fakat hayır, çektiğiniz tüm strese ve eziyete rağmen öğrencilik gibisi olmadığını mezun olduktan sonra zaten anlayacaksınız.
    itü makina fakültesi, her yıl sizi biraz daha şekillendirecektir.. her sene sonunda pekleştiğinizi sansanız da; maddenin yoktan var edilemeyeceğine ve varken yok edilemeyeceğine inansanız da mezun olduğunuzda tüm düşünceleriniz tersine dönecektir. siz de olduğundan haberiniz bile olmayan meziyetler edinecek; bazı sosyal kabiliyetlerinizi kaybetmiş olarak bambaşka bir varlığa döneşeceksiniz. dönüşeceğiniz varlık konusunda yorum yapmıyorum fakat kötü bir noktada olmayacaksınız, meraklanmayın. sadece kendinize has dengesizliklere sahip olacaksınız yaşamız boyunca. akıllı uslu dururken bu farklılıklar çıkacak ortaya ve yadırganacaksınız belki. normaldir bunlar ve yaş ilerledikçe durulmaz, artarlar.
    4 senelik akademik kariyerinizin basamaklarında hissedeceğiniz ve yaşayacağınız bazı şeyleri anlatmaya çalıştığıma göre okulla ilgili bilgi vermeyi bırakıp; sosyal yaşamla ilgili yazıya doğru yol almanın vaktidir. bir dahaki yazıya kadar, smuredfath ile birlikte günde birkaç kere söylediğimiz cümleyi aktarmak istiyorum: hayat, öğrenciye güzel. ne şekilde yaşıyor olursanız olun.
    (jellicle, 03.02.2006 23:54)
  4. yeni başladım.(bkz: tavsiye etmiyorum.)
    (capricorn, 27.04.2008 16:46)
  5. yeni başladım. (bkz: tavsiye ediyorum)
    (cumayagittimgelicem, 07.07.2009 17:07)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil