hacettepe üniversitesi'nde çile dolduracak/hayatımın en güzel yıllarıydııa, çoğk özlediiğm diyecekler için bir kılavuz.
*
niçin /? çünkü bir kısmımız bu katkılarımızla modern ulusların refah düzeyine erişecek kılavuza rağmen sevmeyecek okulu, çünkü orada eğitim görmeleri gerekecek. bir kısmımız ise, şahsımın anlayamadığı için çamur attığı biçimde hem eğlenip hem öğrenecek o okulda. ama nasıl yani, şahsen mezun olunca okulu özleyebilme ihtimalim cidden var mı bilemiyorum. hani kreşten beri sevmem ortamı da, o bakımdan...
tekrar: (bkz:
nası yane)
hadi
biss...
sevgili üniversite adayı, canım benim, liselim, mezunum,
önce bil ki, ne kadar derece yaptığın için ismi lazım olmayan bir tarafların kalkma eğiliminde de olsa, ucu ucuna yerleşme planları da kursan o okul seni adamdan saymayacak. özellikle belirtmeliyim,
nokta.
sana memleketin dört bucağından tanıtım cd'leri gönderseler, odtü'den dekan yardımcıları arasa (gerçekten mümkünmüş), kucak kucak broşürleri de eşelesen hacettepe'den alacağın davet a4 kağıdın üçte biri kadar, okulun bilmemne fakültesinin eğitiminden yüzlerce uzun paragrafla bahseden kıçı kırık bir katalogdur. esasen o katalog sana parlak geleceğini gayet güzel özetlemekte, tercih süresi dolmasına 2 gün kala gelerek veya gelmeyerek okulu güzelce temsil etmektedir. 5 günlük tanıtım günlerinden de gelmeyen katalog sebebiyle haberin olmaması müessesiyi bağlamamaktadır. bütün bu çayıra salınma durumuna rağmen, cidden, tüm seçenekleri görünce tercihin hacettepe olabilir. mesela genetik ile sevgi bağı kuranlardansan zaten her şehri incelemiş gezmişsindir, sonra da ülke koşulları seni hacettepe tıp'a getirebilir. idealizmden anlamam, aklım almaz; bir bildiğin vardır.
eğer istediğin bölüm buradaysa, mesela
otomotiv istiyorsan gelirsin, tıp en iyi olduğu için gelirsin, odtü veya boğaziçi ile aynı kefeye koymasalar da iyi bir mühendislik eğitimi için gelirsin ya da envai çeşit fakülteden birine gelir ve bana kalırsa ortalamanın çok üstünde olan bu üniversitede okursun. ama bil ki asla beklediğin ilgi ve şefkati bu kollarda bulamayacaksın.
hacettepe'nin pişmaniyesi, pastırması olmasa da öğrenciler arasında
öğrenci işleri meşhurdur.
suya götürüp susuz getirme kursu alan nur yüzlü, tebessümü her daim gamzelerine yoldaşlık eden memurlar sana her kolaylığı sağlayacaktır. mesela
öğrenci belgesi alacaksın. bu ne demek? üstünde "bu kişi okulumuzda okuyor, gözümle gördüm vallahi" ibaresi bulunan kağıt. hani senin elinde bir kimlik var ya, onun bir onayı olmakta. ama onu her adam alamaz kuzucum. sorun para değil elbette ki, sadece o
mührü basmak için senin gerçekten o ruha sahip olduğuna inanmalı deneyimli personel. bunun için önce
2 ytl yatırmak için yapı kredi şubesine gideceksin. adam gibi bekleyip,
2 ytl yatırıp, dekontunu alacaksın. hayır yavrucuğum, hemen değil ama... bu dekontla öğrenci işlerine dönmeyeceksin, onu öz evladın gibi koruyacak 2, 3, hafta sonu araya girdiyse artık hiç belli olmaz, gün kadar sevip okşayacaksın. ondan sonra yine öğrenci işlerine gitmeyeceksin, gittiğinde sana alt katta bi yere git diyecek. oraya gidip belgeyi soracaksın, onlar da gelmedi diyecek. ertesi gün de gideceksin... neyse
gel zaman git zaman sevgili belge gelecek. defteri imzalayıp "xx y fakültesinde öğrencidir" belgesine sahip olacaksın. dilediğin gibi kullan, istersen
yırt,
ye!
özgürsün! ama bak, bu aşamaya kadarki
testi geçtin. sen kesinlikle hacettepe üniversitesinde öğrencisin.
diyelim ki her gün sekiz saat dersin var. ingilizce. beyninin orada olmadığından şüphelenip
konuşma işlevini kullanmaya karar verdin. bu durumda gurun sana ne diyecek, bil bakalım. ipucu da lise. evet, konuşmak istiyorsanız dışarı çıkın. ama yok yazmıycam demez, çünkü derse girmezsen çakacağını bilirsin filan. bir diğer seçenek olarak ilk yılın ilk haftalarında bir kaç kez kaliteyi düşürmekle, şununla bununla suçlanacaksın bölüm arkadaşlarınla birlikte. haddini bil. belki her yer böyle, ama o ben büyüdüm hallerini nasıl da yok ederler, anlatamam.
gelelim
kampüs ortamına. sıhhiye'de isen bil ki,
yok öyle bişi. hastanenin karşısında, birtakım kocaman binalarda eğitim alacaksın. ama allah için, 3-5 metre enine ulaşabilen çimlik alanlar, ve hatta ağaçlar var. evet dört bir yanın beton, taş, hasta, hasta yakını. ama bana sıhhiye'de klorofil yok dedirtemezsiniz! beytepe ise sadece hazırlık atlama kursuna
bir miktar para ödemiş ve 2 hafta kadar gitmiş olsam da, ilk kurulduğu yıllarda tıp fakültesinin çiftliği olup sonradan ağaçlandırılsa da gerçekten kampüstür, vallahi de doğrudur. odtü'ye gidince biraz ezik hissediyosun o ormanların içinde, neden bilmiyorum, belki de ağaç hastası bir kişiyimdir. ama beytepe'de üniversite havasını alırsın, gezer tozarsın kampüs içinde.
hacettepe üniversitesi yemekhaneleri ise bana göre büyük bir gizemdir. an itibariyle tarifemiz 1.75 ytl olup, öğle ve akşam yemeği menümüz aynıdır. diğer üniversitelere kıyasla pahalı olduğu, yemeklerde bir takım kimyasallar bulunduğu, askeriyenin süresi geçmek üzere olan etlerinin de kullanıldığı (ki zannederim gerçek ve son kullanma tarihi geçmedikçe sonuçta bir sakınca yok) gibi envai çeşit rivayet vardır. efendim yemeklerin kalitesi benim için gizemli olan konudur. kimine göre süper olan yemekler, kimine göre yarım yarım verilen pişmemiş tavuk, kendin kes kesebilirsen tandanslı çeyrek karpuz, öğrencinin uzun süreli depolarını doldurmasını sağlayacak bol yağlı pilavdır. menü öyle gizemlidir ki, bir gün pudra şekeri ve çilek, bir gün mantı veren yemekhanede, öbür gün köfte patates, kimsenin adını duymadığı tatlılar, ya da
kabak öğreten (ki herkesin favorisi, okulumuzun spesiyalitesidir
öğreten. bir sorun mu vardı hocam?) verilir. çorba içilir, içirilir. çorba içine dünün yemeğinden seçmeler eklenince sebze corbası veya yine gizemli bir ada sahip yepyeni lezzetler oluşur. yemekhane inanılmayacak kadar önemli bir unsurmuş meğer, bunu da hacettepe de öğreneceksiniz.
kütüphaneler gerçekten kapsamlıdır, beytepe'yi sadece internet katalogalarından bilmekteyim. lakin sıhhiye'deki tıp kütüphanesine toz kondurmamalı. aradığınız her şeyi kitaplarda ya da online kaynaklarda, cdlerde bulursunuz. uzun süren envanter çalışması sonunda kitapların yarısı artık dinazor olduklarından kaldırılmıştır, zaten 3 katı dolduran kitapların ne kadarı kullanılmaktaydı bilmiyorum. yeni ve popüler kitapları kimlik karşılığı alıp kütüphane içinde, diğer kitapları 3 haftalık süre için alarak orda burda kullanırsınız. çalışma salonları hep doludur, muhakkak birilerinin işi gücü olur, çoğunluk sınavlara çalışmaya gelmiştir. ama bilgisayarların başında bazen beleş internet kafe bulmuş liselilerle karşılaşabilirsiniz, denetimler kapıda kimlik kontrolü olduğu iddiasına rağmen sıkı değildir. sadece kitap çalınmasını önlemek için barkodlu koruma sıkıdır, lakin türk aklı, barkodu sökünce ne olacağını merak etmekteyim. gerçi tıp kitabını yürütüp de kütüphaneye süs yapmanın da ne lüzumu vardır?
sizin de araştırıp göreceğiniz üzere sağlam kadrolara sahip, türkiye için köklü bir üniversitedir hacettepe. yine de mezun olunca ne yapacağınızı düşünmeden gelmeyiniz, hiçbir tercihi bunu düşünmeden yapmamalı ya zaten... mesela yatay geçiş, dikey geçiş gibi şeyler yapma amacıyla tercih etmeyiniz, bunun ne kadar mümkün olduğunu öğreniniz ve geçişi nereye yapacağınızı iyi biliniz. aileniz istedi diye gelmeyiniz, rehberlik hocası herkes kazandı demek için yazdırmaktaysa ve şıp diye anladıysanız gelmeyiniz, uzun süre düşünmeden ve tüm seçenekleri elemeden zaten hiçbir yere gitmeyiniz. çünkü o herkesin hayran olduğu tıp fakültesinde daha ilk yıldan insanlar pişman olmaya, tercihlerini sorgulamaya başlıyor. her şeyi göze alıp ayrılan mı istersiniz, derslerden, okuldan, hayattan bunalıp sınıfta kalan mı istersiniz, zorla zorla devam edip kendini bitiren mi istersiniz, mevcut.
ayrıca hacettepe
ingilizce eğitime önem veren bir üniversite olduğu için dil sorunlarını da hemen herkes yaşamaktadır.
hazırlık sınıfını atlamak için seneden seneye şekli şemali değişen bir sınav vardır, bazeısı öylesine girip geçer, bazısı anlamadan kalıverir. benim önerebileceğim ise kişi yabancı diline güveniyorsa ve derslere yumulmaya hazırsa atlaması, değilse kendine hazırlıkta bir yıl dinlenme payı vermesidir. şahsen hazırlığı atladığıma dozajı değişmekle beraber dönem dönem fena halde pişman oluyorum. ama şöyle bir durum da vardır ki, hazırlık sınıfları arasında da düzeye göre fark vardır. bazıları haftada 20 saat ders yapıp ense ve göbek geliştirmek, kızılay ve bilimum eğlenebilecek mekanı tanımakla iştigal etmekte, bazıları ciddi ciddi bir şeyler için hazırlanmaktadır.
son olarak,
öğrenci kimliğiniz de smartcard gibi bir şeydir, ama yemekhane için para yüklersiniz, odur olay. geçerken görevlinin tipinizi bir de öss için çektirdiğiniz vesikalıktan görmesi şarttır, hele ki sıhhiye'de her bir binaya girişte.
öyle böyle değil, çok önemli not: öss için utanmayacağınız bir fotoğraf çektirmezseniz hemen her üniversitede öğrencilik hayatı boyunca sivilceli, gözleri kızarmış, yüzü tarif edilemez bir renkte ve ifadede bir insan tasviri ile temsil edilirsiniz.
achtung,
achtung!
şimdilik bu kadar, lakin çok doluyum be sözlük! beytepe ve hazırlık ile daha fazla bilgi sahibi olan arkadaşlar da benim kadar patlama seviyesinde ise bu başlık da çok doldurulur.